kendini bulmak

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 7 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    7 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Tanrı dedi ki:

    Beni tanıdıkça, bilinçli olarak varlığımın farkına varmaya
    başladıkça, yaşamında yer alan insanların gözlerinde benim
    ışığımı daha fazla görüyorsun. Bunu farkettiğini biliyorum.
    Bunun bilincindesin.

    Yüreğinin benimle dolu olduğu, dünya ile dolu
    olduğu anlar yaşamıştın, hatırlıyor musun? Bazı anlar, günler,
    haftalar, hatta aylar boyunca her şeyin bir ve bütün olduğunu
    hissettiğin olmuştu, hatırlıyor musun? Ne kadar çok mesafe
    katettiğine bir bak...

    Sonra bir gün, belki aniden belki de yavaş yavaş, yaşamın
    bütünlüğünden uzaklaştığını hissetmeye başlamış
    olabilirsin.

    Bu nasıl olabilir?...

    Benim varlığımla uyum ve
    bütünlük içinde yaşarken, içinde bulunduğun ortamlardan,
    yaşamındaki insanlardan kendini nasıl bu kadar uzakta
    hissedebilirsin?

    Öyle bir an gelir ki, beni bilirsin, beni paylaşırsın, kalbinde
    benim belirli bir yerim vardır ve işte o an anlarsın ki başka
    hiçbir şey, o yaşadığın bütünlük hissiyle kıyas bile kabul
    edemez.

    Sanki bana kıyasla her şey biraz daha solgun, biraz daha
    siliktir. Artık odağın yaşadığın dünya üzerinde değil,
    tamamen benim üzerimdedir. Aniden veya adım adım, yaşadığın
    dünyadan aldığın tatminin benim verdiğimin yanında azıcık
    kaldığını hissedersin.

    Yaşam ve etrafındaki insanlar seni artık
    eskisi kadar etkilemiyordur. Dünyevi hayat tekdüze görünür,
    heyecansızdır. Yaşamasına yaşıyorsundur, hayattasındır, fakat
    her şey sanki yarım yamalak görünür, öyle hissettirir hayatı
    sana.

    Bir şeyleri kaybettiğini ve ilerlemek yerine geri geri
    gittiğini hissedersin. Dünya ve onu dolduran insanlar artık sana
    boş ve amaçsız geliyordur. Bu durumun kesinlikle bir gelişim
    olmadığının farkındasındır ve bu seni üzüyordur.

    Aslında olan şudur: Senin yaşamdaki katılımcılığın
    azalmıştır. Sahiplenmen azalmıştır. Hatta ve hatta, artık burada
    varolduğundan bile şüphelenirsin, kendini yokmuş gibi hissedersin.
    Artık varlığının boyutlarının farkında değilsindir...

    Bu inişler ve çıkışlar nasıl oluyor..?

    Gerçtekten doğrudur ki, kendini buldukça, aslında kendini
    kaybediyorsun. Bu sana bir ayrılıkmış gibi görünebilir. Aslında
    ayrıldığın şey kişiselliğindir. Bu kişisellik artık yavaş
    yavaş solmaktadır. Bu da sana bir kayıp ve geriye atılmış bir
    adım gibi görünebilir. Sevgini ve yüreğini başkaları ile
    paylaşayım derken, onları kaybetmiş gibi hissedebilirsin kendini.
    Onlara tekrar hiç bir zaman kavuşamayacağını düşünebilirsin.

    Biracık dayan...

    Yaşam artık senin için eskisi gibi olmayacak. Dünya da eskisi gibi
    olmayacak artık. İçinde bulunduğun bu tünelden çıktığında,
    sen ve yaşamın parlaklığı çok daha kuvvetli olacak. Bu parlaklık
    ve mutluluk, daha önceden alışık olduğun ve şimdi özlediğin,
    'benimle bir bütün olma' hissinden çok daha güçlü olacak. Yeni
    bütünlüğün, artık sadece benimle değil, tüm dünya
    varlıklarıyla bir olacak.

    Yaşamın ani iniş çıkışları artık seni eskisi gibi
    etkilemeyecek. Duygusal bağımlılık daha az olacak. Şimdilik, bu
    durum bir kopma ve uzaklaşma gibi görünebilir. Ancak bağlantını
    kopardıklarının sadece senin geçmişin ve yaşama dair hissettiğin
    geçmiş algıların olduğunu anlayacaksın.

    Artık yepyeni bir zirveye tırmandın. Bu zirvede her şeyi eskisinden
    çok daha farklı ve yeni bir bakış açısıyla görebiliyorsun.
    Eskiden üzerinde durduğun zirveni ve eski bakış açını özlüyor
    olabilirsin. Bu yeni ve geniş bakış açısı belki şimdilik
    beklentilerine cevap vermemiş olsa da, göreceksin ki eriştiğin bu
    yeni yükseklikle çok kısa süre içinde bir bütün içinde
    olacaksın.

    Eninde sonunda olmak istediğin yere ulaşacaksın. Şu
    anda kendini yaz kampına gider gitmez evini özleyen küçük bir
    çocuk gibi hissediyor olabilirsin. Tıpkı aynı çocuğun kamp
    sonunda orayı bırakmak istememesi gibi, sen de bu yeni yüksekliğe
    alışacaksın ve onu bırakmak istemeyeceksin.

    İşte bu yeni yükseklikten, evrene müthiş katkılarda bulunacaksın.


    Alper Rozanes
    a.s.
     
  2. 8 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : talin
  3. derin55

    derin55 şükürrrr yarabbiimm!!! Üye

    Katılım:
    9 Ekim 2008
    Mesajlar:
    8.247
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    teşekkürlerrrr.....a.s.