Kendinize gvenin ve hayat akna brakn

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Castefella tarafından 17 Eylül 2008 başlatılmıştır.

    17 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  1. Castefella

    Castefella Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.860
    Beğenildi:
    91
    Ödül Puanları:
    153
    BÖLÜM-1

    Eylül... Sonbahar mevsiminin başlangıcı... Her yeni mevsim bir önceki dönemi bırakma, yeniye hazırlanma ve yeni bir başlangıç dönemidir... Doğada akış mükemmeldir... Yaşamımızda sadece doğanın işleyişine baksak bile hayatımıza dair o kadar çok şey çözülür ki...

    Güneş hiçbir zaman yarın yeniden doğar mıyım diye korkmaz, sadece doğar... Ağaçlar çiçekler doğanın akışında zamanın gerektiğine uygun şekilde hareket eder, zamanı geldiğinde çiçeklerini açar, zamanı geldiğinde kışa hazırlanmak için yapraklarını döker, çıplak kaldım acaba bir sonraki dönem çiçek açar mıyım diye korkmaz... Çıplak kaldım hiç yaprağım yok insanlar benimle dalga geçerler mi diye düşünmez... Rüzgar estiğinde hiçbir ağaç direnç göstermez, rüzgarın estiği yönde eğilir, direnç gösterdiğinde, rüzgarın tersi yönünde hareket ettiğinde zarar göreceğini, dallarının kırılacağını bilir... Denizler yükseldiğinde geri çekileceğini de bilir... Geceleri gökyüzünü aydınlatan ay, ben hep dolunay kalmak istiyorum hiç yeni ay şeklini almayacağım demez... Gece gündüzü, gündüz geceyi, aylar mevsimleri, mevsimler birbirini takip eder... Yaz biter güz başlar... Yavaş yavaş yapraklar dökülmeye başlar... Artık yazın bittiğinin haberi gelir... Her bitiş yeni bir başlangıçtır... Yeni bir şeyin başlayabilmesi için eskiyi bırakmak gerekir... Değişimleri sevgiyle kabul etmek ve o anın tadını çıkarmak gerekir... Çünkü her yeni dönem en mükemmel haliyle gelir.
    Aslında insanların yaşamları da doğadaki akış gibi... Onu kontrol etmeye çalışan, tutunan, yapışan biziz... Bu yüzden yaşama dair isteklerimizin gerçekleşmesini engelleyen de biziz... Tek yapmamız gereken akışta olmak akışa uyum sağlamak...
    Hamile bir kadın bu çocuk burada iyi, doğum yapacak cesaretim yok dese de doğum gerçekleşiyor, kimse yaşamı boyunca işsiz kalmıyor tabii kendisi bunu istemediği müddetçe... En parasız olan bir kişi bile ailesinde gerçekleşen bir ölüm için cenaze parasını bulabiliyor, kimse bu dünyada aynı bedende sonsuza kadar yaşamıyor, doğumlar oluyor, çocuklar büyüyor, yaşlanıyor, ölümler gerçekleşiyor... Kimse ben hep çocuk kalacağım, ya da ben hiç ölmeyeceğim diyemiyor... Gidenler yerini yenilere bırakıyor... Aslında bu dünyada her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği zamanda, akışta, gerçekleşiyor...
    Akışta olmak için ne yapmak gerekiyor?
    Şu an yaşamınızda her şey çok kötü olabilir... Belki işsizsiniz, belki hiç paranız yok, belki çok kötü giden bir ilişkiniz var ya da yapayalnızsınız... Belki bu sorunların hepsini ya da birini yaşıyorsunuz... Ne yaşıyorsanız yaşayın şunu unutmayın: Akışa güvenin, yaşanan bu durum düzelecek. Hiçbir zaman böyle kalmayacaksınız... Sadece bu bir dönem... Sizin için yaşanan bir dönem... Dibe vurdunuz evet ama kendinize dönüp bakmak için, ne istediğinizi, yaşamda nasıl var olmak istediğinizi bilmek adına bunu yaşamanız gerekiyordu... Bu durumda olduğunuz için kızmayın kendinize ya da başkalarına... Suçlamayın kimseyi... Yaşadığınız sorunlara tutundukça, endişeli oldukça çözüm uzaklaşıyor... Endişe dolu duygulardır çözüm bulmamıza engel olan... İlk başta şunu fark edin... Yaşadığınız olumsuz olaylar yaşamınızı yönetmeye başladıysa siz akışta değilsiniz... Yaşamın içindeyken insanlar korkularının, olumsuz duygularının farkına varamazlar... İyi bir ilişkiye sahip olduğunu sanır ama mutsuzdur, işinde iyi para kazanıyorsa yaptığı işin onu mutlu ettiğini sanır, ama yaratıcılığını kullanamadığı sinir ve stres içinde yaşadığı bir işi vardır... Yaşam koşturması içinde dönüp bakmaz kendine... Ben neredeyim, ne yapıyorum, yaptığım bu şey bana mutluluk veriyor mu diye... Parasızlık korkum mu var? Yalnızlık korkum mu var? Yaşama güveniyor muyum? diye düşünmeyiz hiç... Hayatın kıyısından köşesinden tutmuş yaşıyoruzdur... Olumsuz duygular, inançlar insanı aşağıya çeken bir enerjiye sahiptir... İlerleyemez insan... Olduğu yerde duruyordur... Bu yüzden bazen sıkıntılı durumlar fiziksel hayatımızda kendini gösterir... Aslında evren bize bağırıyordur... Akışta değilsin... Korkuların seni yönetiyor... Yoldan çıktın... Direnç gösteriyorsun... Dön duygularına bak iyileştir... Bırak olumsuzluğu, bırak korkuları... Sen güvendesin... Sevgiyle dimdik dur hayatta...
    İşte ancak işsiz kalınca durduk ve baktık... İlişkimiz bitince durduk ve baktık... Hasta olunca durduk ve baktık kendimize... Evren sonunda size sesini duyurdu... Evren size akışta olmadığınızı ancak böyle gösterebilirdi... Sorduk kendimize ben nerde hata yaptım diye?
    Her zaman olduğu gibi yine yaşamımızın sorumluluğunu almaktan kaçtık, başkalarını suçladık... Hata hep başkasında... Patronda, eşinizde vs... dedik çıktık işin içinden...
    Peki biz ne yapıyoruz da yoldan çıkıyor akıştan kopuyoruz? Hangi düşünce ve davranışlar buna neden oluyor?
    Korkularla hareket ediyoruz, inancımızı ve güvenimizi kaybediyoruz, yaşamı kontrol etmeye çalışıyoruz... Bırakmaktan ve yeniye geçmekten korkuyoruz, tutunuyoruz, direnç gösteriyoruz ve yapışıyoruz hayata, sorunlara, insanlara... Yeninin belirsizliğinden, değişimlerden korkuyoruz.
    Halbuki doğa ne güzel anlatıyor kendisini... Kışa hazırlanırken yapraklarını dökmekten korkmuyor hatta yaprakları bırakırken ayrı bir güzellik veriyor... Rengarenk oluyor o yapraklar... Bedeni çıplak kalıyor ağaçların ama kış için bunu yaşamaları gerekiyor, çünkü daha güçlü duruyor ayakta... Soğukla, yağmurla, karla daha iyi baş edebiliyor... Biliyor yapraklarını bırakmamış olsaydı daha büyük bir zarar göreceğini... Ağaçlar biliyor ki yeni döneme girdiklerinde daha da büyüyecek genişleyecek yaprakları daha da çoğalacak... Aslında doğa kendini yenilemekten her yeni gelene sevgiyle merhaba demekten, bir önceki dönemi bırakmaktan hiç korkmuyor... Her yeni dönemin hem tadını çıkarıyor hem de bizlere öğretiyor, yaşadıklarıyla huzur veriyor... Doğa çok şey öğretiyor bizlere...
     
    Son düzenleme: 17 Eylül 2008
  2. 17 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  3. Castefella

    Castefella Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.860
    Beğenildi:
    91
    Ödül Puanları:
    153
    Yaşamın bize vermiş olduğu mesajları duymamazlıktan geliyor, görmüyor ve ret ediyoruz...
    Gibi yaparak yaşıyoruz... Mutlu gibi, zengin gibi, sorun yok gibi, her şey yolunda gibi, inançlı gibi, güçlü gibi... Sorun olarak görülen hiçbir şeyi çözmüyor üstünü örtüyoruz... Ama zaman geliyor üstü örtülen her şey tek tek ortaya çıkıyor... Yaşamı, insanları, olayları kontrol etmek her şeyi kendi istediğimiz şekle sokmak için o kadar çok mesai harcıyoruz ki yaşamın neresinde olduğumuzu ne istediğimizi yaşamımızda hangi noktayı iyileştirmemiz gerektiğini göremiyoruz... Gerçeklerle yüzleşmek, kim olduğumuzu bilmek ağır ve zor geliyor... Şikayet edilen hayata devam etmek daha kolay geliyor...
    Hangisi zor sizce? Kendinizle yüzleştiğinizde gördüğünüz sıkıntılarınızı, korkularınızı, yaşadıklarınızı, geçmişinizi bırakmak mı? Ne istediğinizin farkındalığıyla yaşamak mı?
    Yoksa sıkıntılarla dolu hayata mutsuz yaşamınıza ömür boyu aynı şekilde devam etmek mi?
    Geçmişte yaşamış olduğunuz olayları değiştiremezsiniz... Ama yaşanan olaylarda izler bırakırız, duygularımız o olayla birlikte orada kalır ve o duygular geleceğe taşınır... Şöyle düşünün çocukken trafik kazası geçirdiniz... Bu kaza olmuştur bunu değiştiremezsiniz... Ama sizin orada bırakmış olduğunuz korku dolu duygularınız siz her arabaya bindiğinizde sizinle gelir... Yaşam kaliteniz düşer... Her an stres ve korkuyla bir yaşam başlar hayatınızda... Kötü yapılmış bir evlilik, terkedilmeler, ayrılıklar, ölümler, cinsel taciz, yaşanan bir iflas, cinayet vs... olaylar değildir aslında geleceğe taşıdığınız, o olaydaki duygulardır... Nlp'de time line diye bir teknik kullanırız... Olumsuz duyguları kabullenmenin getirdiği güçlü enerjiyle değiştiririz geçmişin izlerini, olaylara yapıştırdığımız duyguları bırakırız ve geleceğe güzel düşünceler, niyetler ve hedeflerle başlamanıza yardımcı olur bu teknik...
    Bu çalışmanın sonunda yaşanan olay orada geçmişte durur ama duygular iyileştiği için, bakış açısı değiştiği için olay aynı kalsa bile artık size bir şey ifade etmez...
    Her bu çalışmayı yaptığımda şunu çok daha iyi anlarım... Geçmişimizde yaşanılan tüm olumsuzlukları, kırgınlıkları, öfkeyi bırakmazsanız, geleceğe ne kadar güzel bakarsanız bakın, ne kadar olumlu düşünürseniz düşünün tam olarak huzurlu olamıyorsunuz... Bu yüzden geçmişi bırakmanız gerekiyor... Geçmişiniz şu anki sizi oluşturdu... Orada yaşamış olduğunuz deneyimler sizi büyüttü... Geliştirdi... Çok şey öğretti... Ama geçmiş yaşandı ve bitti...
    Her yeni güne geçmişinizden getirmiş olduğunuz izlerle, duygularla korkularla başlarsanız geçmişinizi yaşamaya devam edersiniz... Geleceğiniz geçmişiniz olur... Yeni güne, yeniye, geleceğe tam olarak geçemezsiniz... Çünkü tutunduğunuz bırakmak istemediğiniz geçmişinizdeki duygular ayağınızda pranga olarak sizinle geliyordur...
    Siz de şöyle bir çalışma yapın, 21 gün boyunca bırakma çalışması... Her gün bir duygunuzu bırakın... Geçmişle ilgili kırgınlıklarınızı, öfkenizi, affetmediğiniz kişileri bırakın affedin ve özgürleşin... Kendinizi özgür bırakın... Geçmişe tutunmayı bırakın... Kendinizi öfke ile beslemeyi bırakın... Hırslarınızı, intikam alma ihtiyacınızı bırakın... Kendinizi ispat etmeyi bırakın... Şu anki yaşamınızda sizi huzursuz eden enerjinizi düşüren ne varsa her şeyi bırakın... Güvensiz bir ilişki içindeyseniz güvensizliği bırakın... Bırakmaktan korkmayın... Siz güvensizliği bıraktığınızda karşınızdaki kişinin yaşamınızdan gitmesi gerekiyorsa gider... Ama sizin için hayırlı bir ilişki ise mutlu olacağınız kişi buysa yaşamınızda olur ve değişen tek şey ilişkinizin huzurlu olmasıdır... İşinizde mutlu değilseniz bırakın... Belki başka bir iş yapmanız gerekiyordur... Cesaretle adım atın.. Kendi değerinize sahip çıkın... Siz mutsuz ve huzursuz olduğunuz şeyleri kendi isteğinizle sevgiyle bırakmazsanız, bırakmak zorunda kalacaksınız... Evinizde sizi rahatsız eden eşyalarınızı bırakın... Gardırobunuzdaki kullanmadığınız eşyaları bırakın... Olumsuz inançlarınızı bırakın... Yaşamınızda dram yaratma ihtiyacınızı bırakın... Sevgi ispatını bırakın... Beni sevseydi demeyi bırakın... Beklentilerinizi bırakın... Korkularınızı, tüm inançlarınızı, kalıplarınızı, kurallarınızı, sınırlamalarınızı bırakın... Yargılamayı, suçlamayı bırakın... Kendinize kızmayı bırakın... Bıraktıkça özgürleşeceksiniz... Sevgiyle ve saygıyla teşekkür ederek bırakın... Fiziksel olarak bıraktığınız her şeyi duygusal olarak da bırakın... Tutunmayı bırakın... Kontrol etmeyi, direnç göstermeyi bırakın... Esnek olun... Hatta olumlu tüm düşüncelerinizi, duygularınızı bile bırakın... Şaşırdınız değil mi? Sevgi, zenginlik, sağlık, mutluluk, dostluk, aile vs... Bütün kavramlarınızı, duygularınızı bırakın... Neden biliyor musunuz? Çünkü sizin sevgi dediğiniz duygunuz aslında sizin sınırlı düşünce ve kalıplarınızla aileniz, çevreniz tarafından size verilmiş deneyimlemiş olduğunuz bir duygunuz... Siz bu kalıplaşmış sevgi anlayışını bıraktığınızda esas içinizde varolan tahmin bile edemeyeceğiniz güzellikte yeni hisleriniz ve duygularınız sevgi kavramıyla birleşecek... İçinizde öyle güzel bir sevgi var ki sınırsız ve sonsuz olan müthiş bir şekilde huzur veren bir duygu... İşte o zaman gerçek sevgi dışarı çıkacak... Aynı şekilde mutluluk da öyle, zenginlik de... Bizler sadece gördüklerimizle yaşadıklarımızla sınırladık bu duyguları ve adına sevgi dedik, zenginlik dedik, mutluluk dedik... Aslında yazarken ben yoruldum bırakacak ne çok şey var... Bıraktığınız her şey sizi özgürleştirecek... İçinizde var olan gerçek kimliğiniz ortaya çıkacak... Gerçek potansiyelinizi göreceksiniz... Bırakın ki yeniye yer açın... Bırakın ki kim olduğunuzu ne olduğunuzu ne istediğinizi görün... İşte her şeyden özgürleştiğimizde yeniye, yeni gelene yer açıyor olacağız... Yeni bir iş, yeni bir eş, yeni bir ev, yeni daha çok kazanılan paralar vs... geriye sadece sevgiyle yeniyi kabul etmek ve teşekkür etmek, inanç ve güvenle adım atmak kalıyor...
    Bütün bunları yapmak size çok mu zor geldi? O zaman şunu yapın...
    Her yeni güne başlarken;
    Yaşamımda ilerlememe engel olan, yaşam amacıma hizmet etmeyen, tüm duygularımı düşüncelerimi, inançlarımı, kalıplarımı, korkularımı, endişelerimi, tutunmalarımı, dirençlerimi, beklentilerimi, sınırlamalarımı ve kurallarımı, geçmişimi şimdi sevgi ve saygıyla bırakmaya niyet ediyorum, bırakmak için kendime izin veriyorum... Şimdi bırakıyorum....
    Ben sevgide kalmayı seçiyorum, sevgi dolu insanlarla sevgi dolu deneyimler yaşamayı seçiyorum... Yeniyi hayatıma sevgiyle kabule ediyorum deyin ve yeni güne böyle başlayın...
    Seçim yapın... Her gününüzü yeni baştan sevgiyle yaratırken sorun kendinize:
    Bugün neyi bırakmalıyım?
    Bıraktığınız her duygunuzla tekrar yüzleşirseniz, karşınıza tekrar gelirse sadece sevgiyle bakın o duyguya... Ben seni bıraktım... Sen geçmişte kaldın... deyin..
    Gerçek potansiyelinizle kim olduğunuzun farkındalığıyla yaşamınızı keyifle mutlulukla yaşamak istiyorsanız inancınızı koruyun... Kendinize, yaşama, akışa güvenin... Değişimlere güvenin... Cesaretle adım atın... Bırakın, her şeyi bırakın... Siz sadece bir adım atacaksınız evren sizi on adımla destekleyecek...
    Gerçek şu ki... Sizden başka kimse sizin hayatınızı iyileştiremez...
    Sevgi olun, güven olun,huzur olun, mutluluk olun... Bıraktıkça, özgürleştikçe özünüzde var olan bütün bu güzel duygular gerçek anlamlarıyla yaşamınızda var olacak... Akışta olmanın keyfine bir kere vardınız mı bir daha asla vazgeçemeyeceksiniz... Her şey tüm mükemmelliğiyle size akmaya başlayacak... Özgürleşecek... Mutluluğu bulacaksınız...
    Bugüne kadar hep dışarıda aramış olduğunuz mutluluk içinizde ve sizinle akmak için sizden izin bekliyor... İzin verin yeniye... Yeni, sevgiyle girsin hayatınıza... Direnç göstererek yaşamanız gereken mutluluğu geciktirmeyin... Uzatmayın zamanı...
    Hayatımız kıyısından köşesinden tutularak yaşanacak bir hayat değil... Korkmayın dolu dolu hayatın tam içinde var olarak mutlulukla yaşayın... Neşeyle bu yaşamın keyfini çıkarın...

    Füsun Paşa
    Yaşam Koçu
    Livcon International Certified Coach
     
    Son düzenleme: 17 Eylül 2008
  4. 17 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  5. EU1

    EU1 Guest

    Başka var mı canım bu tarz yazılar
    Eklersen sevinirim.
    Teşekkürler....
     
  6. 17 Eylül 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  7. Castefella

    Castefella Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.860
    Beğenildi:
    91
    Ödül Puanları:
    153
    Bilmem;
    belki bir Günaydın'la aydınlanır günün
    Belki bir kelimeyle çoğalır gülüşün
    bir parça mutluluk takılır belki gözlerine
    Belki bir başka açarsın defterini bugün
    Başka türlü bakarsın yaşamın tadına
    Bir başka gülücük yansır dudaklarına
    Umuda hoşgeldin derken
    Umutsuzluğa yasak koyarsın belki
    Belki;
    belki bir barış şarkısı takılır aklına
    Belki bir bebeğin ellerine tutunup
    Pembe bir bulutla oynarsın bugün
    Belki de;
    Hiç bilmediğin o duyguyu yaşarken
    Yaşamın reset düğmesine basıp
    yeniden başladığın,
    O gün olur bugün a.s.
     
  8. 10 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  9. Castefella

    Castefella Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.860
    Beğenildi:
    91
    Ödül Puanları:
    153
    Psikolog Dr. Işın Akı'ya ait güzel bir makaleyi sizin için alıntıladım arkadaşlara.s.

    Başarıyı, en son tadına bakılacak yiyecek, saklanacak bir obje olarak görmemeliyiz. O, her an elimizi uzatıp, alacağımız kadar yakınımızda… Ancak, hedef hakkında daha gerçekçi bir beklentiyi nasıl oluşturacağınıza bakmakta fayda var. Bunu planlamamız gerekir.

    Takvimimizi işaretlemeden önce plan yapın: Oturun, hedefe nasıl ulaşacağınızı tam olarak belirleyin. Bütün adımları tespit edin, hali hazırda hangi kaynaklara sahip olduğunuzu ve hangilerine ihtiyaç duyduğunuzu yazın. Sonra, her bir adımı tamamlamak için yapılacak tek tahminden daha doğru olacaktır. Çünkü daha küçük eylem öğelerini değerlendiriyor olacaksınız.

    Çevrenizde hedefe ulaşmış örnek insanları seçin, gözlemleyin. Onlara başarı hakkında sorular sorun, başarıya ulaşmanın ne kadar sürdüğünü ve kendi tahminlerinin ne olduğunu sorun. Hangi engellerle karşılaştılar, süreç içinde ne kadar sürpriz olaylar yaşadılar, sonuçta neler hissettiler, yaşamlarına ne katmışlar?

    Elinizdeki sıkı ama esnek planla birlikte küçük ya da büyük, önünüze çıkabilecek potansiyel engellerin listesini düşünerek birkaç gün ayırın, düşünün ve yazın. Sezgilere aykırı mı? Çok mu olumsuz? Sanmıyorum, bu planlamanın uzantısıdır, size zaman kazandırabilir. Sizi neyin yavaşlatabileceğini düşünmek bu engelleri aşmak için hazırlanmanıza yardım eder ve böylece hızlı destek almanızı sağlar. Bir engelin sebep olduğu ortalama gecikme süresini bulun ve bunu zaman tahminlerinizin içine dahil edin.

    Bu adımları izleyerek hayalleriniz gerçeğe dönüştürmek için gerekli esas işe odaklanmanıza katkı sağlar. Neleri başarabileceğinize dair gerçekçi anlayışa sahip olduğunuzda başarıyı oluşturma sürecinin her adımından daha çok zevk alacaksınız. Hedeflerinize ulaştığınızda, kazandığınız başarının beklemekten daha fazlasına değdiğini göreceksiniz. Bu sizin hakkınız zaten…
     
  10. 15 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  11. EU1

    EU1 Guest

    Yazı cok cok guzelmiş tam ıhtıyacım olan seylerdı tesekkur ederız.
     
  12. 15 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Castefella
  13. hadibakem

    hadibakem oğlum bırakma anneni Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    5.625
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    paylaşım için teşekürler
    çok öğretici bir yazı canım
    insan bazen doluyor
    böyle yazıları okuyunca
    geçeçek geçeçek diyebiliyoruz
    .