kibirsiz dogdum fikirsiz olmekteyim

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve seyran tarafından 21 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Taşlı yol hiç bilmedim, ayaklarım temiz. Hiç sakız yapışmadı saçlarıma, çıplak elle bir araba tekerine hiç dokunmadım. Baştan aşağı zift olmadım hiç, sıcak asfaltta yalın ayak dolaşmadım. Parıl parıllıklar vardı hep benim payımda. Su misaliydim her yaşımda; saf, temiz ve renksiz. Akışkan, kaçak, korkak. Buharlaşarak kaçsam yağmur olarak dönerdim bildiğim adreslere. İçim derinden bir sızlamadı hiç, hani şöyle kalbim delinircesine. Ya da bağırmadım şöyle ciğerlerim sökülürcesine, öyle yoğun bir hezeyan bilmedim. Kendi sütlimanlığımda boğuldum gittim.

    Teslimiyetim bana kertilmiş, beşikteymişim ben. Yüzümdeki bu ortalama tebessüm, anılarımdaki bu daire çizermişçesine haller, nefes alışımdaki bu azamiyet asgariyetten kaçınış; hep küçüklükten. Ben serpildikçe daha bir orta noktaya kaymış hayallerim, ben derlenemedikçe sebeplerim hep toplanmış. Bir eksik ya da bir fazlanın hesabını yapmışım hep, standart sapmam birden yukarı hiç çıkmamış. Sonra bu olmuşum işte, varım yoğum azım çoğum bir bu olmuşum. Şeffaflığımdan görünmez olmuşum, saydamlığımdan kör olmuşum. Düz çizgi olmuşum anla işte; el titrekliğinden yoksun, yaşanmışlıklardan bihaber, dümdüz korkak bir çizgi olmuşum.

    Şimdi fikirsizliğimin ince tellerinde seke seke dolaşırken, aklımda küstah bir kızgınlık büyüyor, alışılagelmiş benin aksine. Sızı misali sesler duyuyorum beynimde; mantığın terk ettiği, bilinmezliğin kol gezdiği diyarlardan göç etmiş yabancı sesler. Çıkar ellerini diyorlar bu ılık sudan, kaynamakla donmak arası mesafelere vur tenini. Bırak tel tel dökülsün saçların, kuru soğuklar görsün. Yabancı aşklar sımsıkı tutsun ellerini; vefasız tırnakları acıtır belki canını, ama bırak parmakların kan görsün. Bırak kalbin kasılmak görsün, bırak burun direğin sızlamak görsün... Dikenler batsın dışına içine, pamuklara alışık sokulgan tenin nasırlara bürünsün.

    Hafiften gülümsüyorum beynimde tepinen bu çığlıklara, çünkü ben çoktan ermişim ortanın verdiği katıksız huzura. Azın fazlanın çekici sancısı paklar mı beni bu saatten sonra? Benim bankete yakın yol almaya alışmış bedenim, bu vakitten sonra şerit değiştirir mi? Ah benim sıradan senelerim, ah benim olağan sevgilerim… Korkaklıktan oyma griden bozma hayallerim… Nakış misali işlenmiş bana elimdekiyle yetinme becerilerim. İnkar etmek faydasız, ben bu garantili sevdalar kuyusunda pek müsterihim.

    İnsanlık denizinin en diplerine inmişim, utançtan mı üşengeçlikten mi bilinmez. Hüküm sürmeye başlamışım derinlerde; altın yalanlardan kendime büyük saraylar inşa etmişim. Ben bilirim ki bu avuntular krallığımdan sonsuz olasılıklar alemine öyle birkaç adımda varılmaz. Herkes anlamaz belki beni ama, bu yorgun bedenden bu vakitten sonra bir hayal savaşçısı doğmaz. Benim karanlık derinlerimden, aşkın güneş yüzü gören ellerine, vurgun yemeden çıkılmaz.




    alıntı
    __________________
     
  2. 21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. elhamra

    elhamra Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    35
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    harika bir yazi canim ya.tesekkurler seyran.