Kıl dönmesi nedir ve tedavisi nasıldır?

Konusu 'Dermatoloji - Deri ve Cilt Hastalıkları' forumundadır ve gxuxmxuxxsx tarafından 8 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    8 Nisan 2007
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  1. gxuxmxuxxsx

    gxuxmxuxxsx Aktif Üye Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2006
    Mesajlar:
    460
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    Arkadaşlar malesef bende de olan büyük bir sorun bu sizlerle paylaşmak istedim.


    Halk arasında kıl dönmesi olarak adlandırılan plonidal sinüs genellikle kuyruk sokumunda görülen bir veya birkaç adet deriye açılmış delik, enflamasyon, şişlik veya apse şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır. Op. Dr. Bülent Koç Mynet okurları için yazdı.

    Son yıllarda görülme sıklığı artan bu rahatsızlık kişilerin yaşam kalitesini bozması, tedaviye rağmen nüks etme ihtimali olması nedeni ile hastaların korkulu rüyası haline gelmektedir.

    Plonidal sinüs kuyruk sokumu bölgesi dışında kasık bölgesinde, koltuk altlarında ve göbekte de görülebilir. En sık olarak 16 – 40 yaşlar arasında görülür. Erkeklerde görülme sıklığı belirgin olarak daha fazladır.

    Genellikle genç yaşlarda görüldüğü için okul çağındaki öğrencilerin hem yaşam kalitesini bozar hem de çalışmayı ve okul devamlılığını da etkileyeceği için okul başarısını kötü yönde etkiler.

    Hastalığın nedeni iki kalça arasında kalan intergluteal sulkus denilen oluk şeklindeki bölgeye sırt ve baştan dökülen kılların, bu oluklu bölgede sürtünme sonucu oluğun en dibindeki terbezi deliklerinden sanki bir vida gibi dönerek deri altı bölgeye girmesi, bu bölgede ağaç kökü gibi labirentler oluşturmasıdır. Bu deliklerden içeriye giren bakteriler burada iltahap başlatır, cerahatlı veya kanlı, pis kokulu akıntılar oluşturur. Eğer üstteki delik tıkanır ise iltahap dışarı akamaz ve apse oluşur.

    Plonidal sinüste klinik bulgular nelerdir?

    Kuyruk sokumundaki kıl dönmesi genellikle enfeksiyon oluncaya kadar kendisini pek belli etmez. Bu hastalarda tipik bir öykü kuyruk sokumunda ağrılı şişlik, oturamama, yürüyememe gibi yakınmalarla doktora giden bir genç erişkinde, burada apse saptanması ve bu apsenin açılarak drene edilmesi ile başlar. Apsenin drene edilmesi acil durumun tedavisidir. Eğer hasta ameliyat olmaz ise bu bölgede zaman zaman akıntı olması dışında yakınması olmadan bir süre yaşantısını sürdürebilir.

    Ancak bir kaç hafta veya ay sonra yine aynı tablo tekrarlar. Her apse tekrarında ise ağaç kökü şeklindeki sinüsler daha ileriye gider ve olay daha büyümüş olur.
    Muayenede bu bölgede açıklığı iğne ucundan kibrit çöpü çapına kadar değişebilir bir veya bir kaç delik saptanır, bu deliklerden açık renk akıntı, iltahap, zaman zaman kıl geldiği görülebilir. Yine bu bölgede kızarıklık, şişlik, ağrı sık görülen yakınmalardır.

    Plonidal sinüs nasıl tedavi edilir?

    Plonidal apsenin tedavisi: Kıl dönmesi apsesi acil tedavi gerektiren bir durumdur. Çünkü hasta ağrılıdır, oturmakta ve yürümekte güçlük çekmektedir. Apse tedavisi genellikle eğer apse çok büyük değil ise lokal anestezi ile yapılır. Apse, anestezi uygulandıktan sonra yapılan bir insizyonla boşaltılır, içi temizlenip yıkanır, antibiotikli pomadlarla kapatılır.
    Sık tekrarlanan pansumanlarla enfeksiyon geçirilir. Bu esnada apse civarındaki kılların da traş edilmesi gereklidir.

    Plonidal sinüs tedavisi ise acil durum tedavisinden sonra sinüs traktuslarına yeni cilt altında yer alan ağaç kökü şeklinde yerleşmiş kıl yuvalarına yönelik olarak yapılır. Bu amaçla fenol enjeksiyonu, sinus traktusunun kesilip açık bırakılması, kısmi çıkarma, total çıkarma ve primer kapama veya açık bırakma (marsupializasyon), değişik flep çevirme denilen doku kaydırma yöntemleri uygulanmaktadır.

    Vücudun diğer bölgelerinde görülen kıl dönmeleri kuyruk sokumu kadar olmasa da hastaları rahatsız eder. Özellikle kadınlarda kasık ve perine bölgesinde görülen ufak apseler şeklinde kendini gösteren ve bir türlü iyileşmeyen odaklar meydana gelebilir. Bu odakların çok büyümeden tedavi edilmesi ilerideki daha büyük sorun ve ameliyatları önleyebilecektir.

    Göbek bölgesinde oluşan kıl dönmeleri kendini genellikle akıntı ve pis koku ile belli eder. Bu bölgedeki iltahabın ve sinüslerin de çok ilerlemeden tedavi edilmesi gerekmektedir.

    Kıl dönmesi en iyi yapılmış bir operasyondan sonra bile tekrarlama ihtimali olan bir hastalıktır. O nedenle hastaların ameliyat öncesi iyi değerlendirilmesi, uygun ameliyatın seçilerek, titizlikle yapılması kadar, ameliyat sonrası hastanın doktorunun önerilerine uyması da önemlidir.

    Ameliyat sonrası erken devrede yaranın iyi korunup bakılması, uzun dönemde ise o bölgenin hijyenine dikkat edilmesi gereklidir. Ameliyat sonrası dönemde en az iki yıl süre ile o bölgedeki kıllar traş edilmeli veya tüy dökücü ilaçlarla temizlenmelidir
     
  2. 24 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  3. sedef

    sedef Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2006
    Mesajlar:
    156
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    :1no2::1no2:kızlar kıl donmesi hakkında bı bılgısı olan varmı varsa yazarmısınız önemli şimdiden teşekkürler
     
  4. 24 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  5. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
    Pilonidal Sinüs nedir?



    Pilonidal Sinüs [PS] hastalığı, halk arasında �kıl dönmesi� olarak bilinen sıkıntılı bir durumdur. Bu hastalık çok büyük oranda kuyruk sokumunda ortaya çıkar.
    Hastalık ilk kez 1833 yılında Dr.Herbert Mayo tarafından bilimsel olarak tanımlanmıştır.

    Fransız ekolünden etkilenen eski Türk tıp dilinde �kist dermoid sacral� olarak da adlandırılmıştır.

    Aslında, hastalık bir kist olmaktan ziyade bir apse formasyonudur. Bu apseleşmenin cilde açılmasına ise �sinus� adı verilmektedir.

    Pilonidal kelimesinin anlamı �kıl yuvası�dır. Ancak bazı olgularda apse veya kist içinde kıl bulunmamaktadır. Bu nedenle, kıl dönmesi şeklinde bir adlandırma her zaman doğru tanımlama olmamaktadır.

    Nerede görülür?

    PS büyük çoğunlukla, tıbbi dilde �sacral bölge� veya �natal cleft� olarak adlandırılan kuyruk sokumunda yerleşir (Resme bakınız.)

    Bu bölge, kabaet olarak tabir edilen iki taraflı, simetrik kalınca kas ve ciltaltı yağ dokusu arasında kalan çukur bir orta hattır. Bu çukur özellikle yürüme, koşma, merdiven çıkma gibi fiziksel aktiviteler sırasında negatif basınca yani vakum etkisine maruz kalır. Kabaetlerin birbirine sürtünmesinin de hastalığa zemin hazırladığı düşünülmektedir.
    Hastalığa ait akıntılı veya akıntısız cilt deliklerinin çoğu orta hattadır. Bazı vakada tek sayıda, bazılarında ise çok sayıda delik görülür.

    Tek sinüs ağzı olan olgu

    İki sinüs ağızlı olgu - Çok delikli bir vaka

    Genelde anüsten uzak yerleşim söz konusu ise de bazı vakalarda sinüs açıklıklarının anüse çok yakın olduğu görülür. Olguların %90�ında sinüs açıklığı yüksekte ve anüse 5-8 cm uzaklıktadır. Orta hattaki sinüs ağızlarına primer açıklık denir. Orta hattan uzakta sağdan veya soldan olan ağızlarsa sekonder açıklıklardır. Primer açıklıklar deri gibi epitelle döşeliyken, sekonder yolların içini granülasyon dokusu adı verilen olgunlaşmamış bir doku kaplar.

    * PS hastalığı nadir olarak göbekte ve kuaförlük ya da köpek bakıcılığı ile uğraşan bireylerin parmak aralarında da görülebilmektedir.

    Kimlerde görülür?

    YAŞ:

    PS ergenlik çağı ve genç erişkin hastalığıdır. Olguların büyük çoğunluğu 15-25 yaş grubu içerisinde yer alır. 30 yaşından sonra sıklık belirgin şekilde azalır. 40 yaşından sonra artık nadirdir. Bununla birlikte 50�li yaşlarda PS nedeniyle başvuran hastalar da olmaktadır.

    Hastalığın yaş ile bu ilgisi, pilosebaceous gland denilen kıl kökündeki yağ bezlerinin puberte (ergenlik) döneminde aktifleşmeye başlayan seks hormonlarından etkilenmesinden kaynaklanmaktadır.
    Yenidoğanda ve bebeklerde de aynı bölgede ciltte delikler görülebilir. Ancak bu pilonidal sinüs hastalığı olduğu anlamına gelmez. Bunların çoğu kör tüneller halinde herhangi bir sorun çıkarmaksızın kalır veya tamamen düzelirken, çok az bir kısmında pilonidal apse gelişebilir.

    CİNS:

    Erkeklerde çok daha sık görülür. Erkek:Kadın oranı çeşitli kaynaklarda 2,2-4 olarak verilmiştir. Üniversite öğrencileri arasında yapılan bir çalışmada ise erkelerde %1,1, kızlarda ise %0,1 sıklık olduğu bildirilmiştir. Toplumdaki genel görülme sıklığının her 1.000 kişi içinde 7 kişidir (%0,7).

    Kız çocuklarının ergenliğe erken girmesi nedeniyle hastalığın kızlarda ortaya çıktığı yaşın daha küçük olması söz konusudur.

    Ülkemizde PS erkeklerde tipik bir askerlik çağı hastalığı olarak kendini göstermektedir. Yapılan çalışmalarda bu grupta %10�a yaklaşan oranlar kaydedilmiştir.

    PS kendiliğinden iyileşir mi?

    Bu durum çok az vakada söz konusudur. Bir kısım olguda hastalık apseleşme ve komplikasyon olmadan uzun süre sessiz kalabilir. Ancak hastaların büyük çoğunluğunda cerrahi tedavi gerekir. Asemptomatik yani şişlik, kızarıklık, ağrı ve/veya akıntı olmayan olguların ne zaman semptomatik hale dönüşeceğini kestirmek mümkün değildir. Bu, bir hafta sonra olabileceği gibi yıllar sonra da gerçekleşebilir.
    Semptomatik hale gelen olgularda antibiyotik tedavisi ile iyileşme sonrasında hastalık yaşamın bir döneminde büyük olasılıkla nüks edecektir. Ancak bu nüks için de belli bir süre biçebilmek mümkün değildir.

    Nasıl oluşur?

    Hastalığın oluşumu hakkında %100 kesinlikte bulgular mevcut değildir.

    Bugün için en çok kabul gören teori, hastalığın, kıl köklerinin ağzının tıkanması ve iltihaplanması sonucunda oluştuğudur. Hastalığın konjenital yani doğuştan gelen bir rahatsızlık olduğu fikrinin artık çok nadir olgularda geçerli olabileceği düşünülmektedir.



    Bireyi PS hastalığına yatkın hale getiren, risk grubunda olduğunu işaret eden bazı etkenler aşağıda sıralanmıştır.



    * Ailenin diğer bireylerinde PS varlığı
    * Doğumsal anomaliler (Occult Spina Bifida: doğumsal omurga açıklığı)
    * Aşırı kıllı yapı (Bununla birlikte, seyrek kıl yapılı, beyaz tenli, sarışın kadınlarda da görülebilmektedir)
    * Kuyruk sokumunda, kabaetlerde aşırı kıllanma olması
    * Kabaetler arası oyuğun çok derin olması
    * Kıl köklerinin ağzının yapısal olarak fazla açık olması
    * Bölgeye aşırı yük bindirecek hareketler ve yaşam tarzı (sürtünmeyi artıracak yürüme ve koşma, binicilik,sürekli sandalye veya koltuk üzerinde yapılan işler)
    * Aşırı terleme
    * Kötü hijyen (özbakım eksikliği)
    * Akne ve ekzema gibi cilt rahatsızlıklarına yatkın cilt





    Doğumsal Hastalık Teorisi:

    Fetal gelişim yani ceninin anne karnındaki gelişimi sırasında başladığı düşünülen bazı olgular mevcuttur. Ancak bunlar tüm vakalar içinde azınlıkta kalmaktadır. İkiz çocukların her ikisinde PS görülmesi hastalığın doğumsal da olabileceği teorisine destek olarak sunulmaktadır.





    Kazanılmış Hastalık Teorisi:

    Hastalığın, kıl köklerinin tıkanması neticesinde ortaya çıktığını ileri süren teoridir. Bunun şu yollarla olabileceği düşünülmektedir.

    1. Kuyruksokumundaki kıl kökleri oturur pozisyondan kalkarken yerçekimi etkisiyle gerilirler.

    2. Ergenlik döneminde seks hormonlarının etkisiyle kıl follükülleri keratin adı verilen bir madde ile dolarak şişerler.

    3. Kuyruksokumundaki kıl kökleri düşme ya da bir takım travmalar sonucunda hasar görür ve sonrasında iltihaplanırlar. Şişen kıl kökleri zamanla patlar ve derin dokular içinde apse oluşur.

    Kıl Dönmesi teriminin bilimsel karşılığı
    Pilonidal sinüs hastalığının nedenleri ve tedavisi konusunda çok büyük katkılar sağlamış bir Yunanlı askeri cerrah olan Georgis Karydakis 1992 yılında yayınladığı bilimsel makalesinde zayıf kılların kendi kendilerine kıl köklerine doğru batarak bir yabancı cisim reaksiyonuna neden olduğunu bildirmiştir. Kabaetlerin birbirine sürtünmesi sırasında oluşan vakum etkisi nedeniyle de PS hastalığının büyük çoğunlukla bu bölgede ortaya çıkması doğaldır. Ancak olguların önemli bir oranında çıkarılan doku içinde kıla rastlanmaması bu teorinin tüm olgular için geçerli olamayacağını düşündürtmüştür.

    PS ne şekillerde seyredebilir?



    Akut Form: Hastalığın alevli halidir. Kızarıklık, şişlik ve ağrı belirtileri ile apseleşme veya derialtı dokulardaki enfekte materyalin ya da apsenin kendiliğinden boşalması ile kötü kokulu akıntı şeklinde kendini gösterebilir. Hasta bu yakınmalarla en kısa zamanda hastaneye başvurmak ister. Hatta acil servise müracaat edebilir.

    Apsenin cerrahi yöntemle boşaltılması





    Durağan Form: Sinüs ağızları yerinde durmakla birlikte hastayı rahatsız edecek önemli bir sıkıntı yoktur. Hafif ve ağrısız bir şişlik olabilir. PS olgularının ilk tanı aldığı zamanda veya akut safhanın tedavisini takiben durağan form izlenebilir. Şeffaf ve kokusuz bir akıntı olabilir. Bu akıntı tamamen masum kalabileceği gibi kaşıntıya da yol açabilir. Durağan safhadan ne zaman akut forma geçiş olacağını kestirmek kolay değildir. Bazı yazarlar bu değişimi �uyuyan devin uyanması� olarak da nitelerler.





    İyi Haber!!!

    Durağan ve sakin seyreden bir PS olgusunda akut atakların olmamasını en azından seyrek ve hafif ortaya çıkışını sağlamak bazı basit önlemlerle mümkün olabilir. Lütfen aşağıdaki önerileri dikkate alarak uygulamaya çalışınız:

    * Uzun süre oturmaktan kaçınınız.
    * Binicilik, bisiklet, halter, kros gibi ağır sportif aktivitelerden kaçınınız.
    * Kalın, ağır ve dar pantolonları tercih etmeyiniz (Bluejean dahil)
    * Sentetik iç çamaşırı kullanmayınız.
    * Sık iç çamaşırı değiştiriniz.
    * Bölgesel hijyene (temizliğe) azami dikkat gösteriniz.
    * Sık duş yapınız.
    * Banyo ve temizlik sırasında kuyruksokumu derisini örselemeyiniz.
    * Sinüs ağızlarının olduğu bölgeyi günde 2 kez antiseptik solüsyonla siliniz.

    Pilonidal Sinüs ile yaşamak

    Doktorunuz tarafından pilonidal sinüs tanısı almanız halinde önünüzde iki seçenek olacaktır.

    1. Tedavi olmak (büyük olasılıkla ameliyat)
    2. PS ile yaşamayı tercih etmek

    Bu seçimi doktorunuzla birlikte yapmak elbette size kolaylık sağlayacak ve rahatlatıcı olacaktır. Hastalık ilk tanı sırasında alevli değil, apse ve akıntı yoksa hastanın ameliyata uzak durması olağandır. Ayrıca, ameliyat dışındaki tedavi seçeneklerinin de hekim tarafından hastaya sunulması gerekir. Her bir yöntemin avantajları, dezavantajları ve riskleri açıklanmalıdır. Cerrahi tedaviyi tercih eden hastalara da farklı ameliyat yöntemleri sunulmalı, genel anesteziden çekinenler için de alternatif anestezi teknikleri sunulmalıdır. Birçok hastada lokal anestezi ile ameliyat mümkündür.

    Hastaya anlatılması gereken önemli bir nokta ise cerrahi tedavinin sonuçlarının kısa geçmişi olan, komplikasyon gelişmemiş, birkaç kez enfeksiyon ve apse tablosu geçirmemiş olgularda daha iyi olacağıdır. Her akut atağın mevcut hastalığı daha yaygın ve karışık hale getirmesi riski hastaya anlatılmalıdır.



    Ameliyatı tercih etmeyen hastalar öncelikle kişisel temizliklerine son derece özen göstermelidir. Temizlik kişiden kişiye farklılık gösterebilecek bir kavram olduğu için bazı kuralların ve alışkanlık haline getirilmesi gereken tedbirlerin açıklanmasında büyük fayda vardır.

    * Çok temiz, temizden daha iyidir.
    * İnsan vücudunda kirli olarak bilinen ve nitelenen bölgeler hijyene dikkat edilerek temiz bölge haline getirilebilir.
    * Her gün mutlaka duş alınması, sıcak ve nemli yaz günlerinde sabah akşam duş yapılması alışkanlık haline getirilmelidir.
    * Bölgenin antibakteriyel sabunlarla veya antiseptik solüsyonlarla nazikçe temizlenmesi uygundur. Bu sırada bölgedeki kıllar ve biriken pislik de uzaklaştırılacaktır.
    * Bu kimyasal temizlikten sonra bölge mutlaka bol ılık su ile yıkanmalıdır.
    * Kurulamadan sonra tüy dökücü kremler kullanılmalıdır.



    Oturuşunuza dikkat ediniz!!!

    Kişinin oturma şekli de PS seyrinde önem arz etmektedir. Ağırlığın tümüyle kuyruksokumuna verildiği oturma şekillerinden (araba koltuğunda oturmak tipik bir örnek olabilir) kaçınılmalıdır.

    PS hastalığı ile yaşamayı düşünen bireylerin yapması gereken bir başka şey ise uygun bir oturma yastığı edinmektir. Ancak bunu hemoroid hastalarına önerilen simit şeklinde yastıklarla karıştırmamak gerekir. Kuyruksokumunu yani omurganın sonlandığı bölgeyi koruyan ürünler tercih edilmelidir.

    Evde Muayene:

    PS şüphesi olan bireylerin evde kendi kendilerini muayene etmeleri veya hastalık bölgesinin bir yakını tarafından gözlenmesi için bazı basit ve yararlı ipuçları vermek mümkündür:

    * Oturur pozisyonda kuyruksokumunda daha önce olmayan bir ağrı veya rahatsızlık hissi
    * Anüse uzak, kuyruk sokumunun bele yakın kısmında, orta hatta veya yakınında şişlik olması (şişlik, bir misket büyüklüğünden bir ceviz büyüklüğüne kadar olabilir.)
    * Kabaetlerin iki yana ayrılması ile orta hattın gözlenmesi
    * Orta hatta yerleşik ağızların görülmesi
    * Delik veya deliklerden sarımsı veya renksiz kokusuz bir sıvı gelmesi (komplike olmayan PS)
    * Delik veya deliklerden kötü kokulu, kirli renkli bir sıvı veya aşikâr cerahat (irin) akması (pilonidal apse / enfekte pilonidal sinüs-kist)

    Şişlik ve hafif kızarıklık olan bir pilonidal kist olgusu

    Cerrahi Yöntemler



    Akut formda veya apse durumunda uygulanan drenaj, yani içeride biriken enfekte iltihap sıvısının boşaltılması PS�te temel bir cerrahi yaklaşımdır. Ancak cerrahi yöntemler dediğimizde asıl sıralanması gereken metotlar kesin çözüm amacı ile yapılan ameliyatlardır.

    Bu ameliyatlar, hastalıklı dokunun ya da kistin çıkarılarak geride kalan dokunun öylece bırakılmasından karmaşık flep tekniklerine kadar uzanan geniş bir spektrumdur:



    * Eksizyon+Açık Bırakma
    * Eksizyon+Primer Kapama
    * Flap Teknikleri
    o Karydakis operasyonu
    o Limberg flebi
    o Z-plasti
    o Rotasyon flebi
    o V-Yplasti



    Anestezi: Cerrahi yöntemlerin çoğunun lokal anestezi ile uygulanabilmesi mümkündür. Sadece geniş rotasyon flepleri ile V-Yplasti tekniğinde genel anestezi ya da rejiyonel anestezi (spinal veya epidural: belden uyuşturma olarak da bilinir.) uygulaması hem hasta hem de cerrah için kolaylık sağlar.

    Eksizyon+Açık Bırakma

    Pilonidal kist veya hastalıklı doku sinüs ağızları ile birlikte çıkarılır. Kalan dokular kendiliğinden iyileşmeye bırakılır. İşlem yaklaşık 30-45 dakika sürer. Aynı gün eve dönmek veya hastanede sadece 1 gece kalmak mümkündür. Hasta için rahatsızlık verici ve sürekli günlük pansuman gerektiren bir yöntemdir.

    Tüm tedavi seçenekleri içinde en uzun süre gerektiren olup ortalama iyileşme süresi 8 haftadır. Özellikle ilk hafta oldukça sıkıntılı geçebilir. İyileşme sonrası oluşan skar, yani iyileşme dokusu ise kozmetik açıdan ciddi şekilde sorunludur. Bazı cerrahlar tarafından, enfeksiyon ve nüks oranının düşük olduğu düşünülerek tercih edilmektedir. Buna karşılık nüks oranı %5-15 olarak bilinmektedir.
    Emirsiyon+Marsupiyalizasyon

    Açık bırakma tekniğinin bir ileri adımıdır. Yarı-açık teknik de denebilir. İlk kez 1937 yılında tanımlanmıştır. Geride kalan doku kenarları kuyruksokumu kemiğinin üzerindeki fasiaya yani kılıfa dikilerek geride kalan boşluk küçültülmeye çalışılır. Burada amaç iyileşme süresinin bir miktar kısaltılmasıdır. Günlük pansuman gereksinimi vardır. Açık bırakmaya göre daha konforlu bir yöntem değildir. Nüks oranı genelde %10�un altında olarak bildirilmiştir.









    Marsupiyalizasyon yapılmış bir olgu 6. ayda görünüm 1 yıl sonraki görünüm

    6.haftasında







    Eksizyon+Primer Kapama

    Hastalıklı dokuların çıkarılmasını takiben geride kalan dokuların, cilt de dahil olmak üzere eşzamanlı dikilmesidir. Yaklaşık 45-60 dakika süren bir ameliyattır. Lokal anesteziye uygundur.

    Açık ve yarı-açık tekniğe göre daha kısa bir iyileşme süreci gerekir. İlk 1 hafta boyunca hareket kısıtlaması ister. Buna rağmen dikiş hattındaki gerginlik nedeniyle dikişlerin açılması çok nadir bir gelişme değildir. Ayrıca, dikişlerin orta hatta kalması da nükse veya açılmaya yol açan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Asimetrik, çapraz kesiler yapılarak bu sorunlar giderilmeye çalışılmıştır.

    Primer kapama yöntemi, daha ziyade orta hatta az sayıda sinüs ağzı olan ve küçük kistli olgularda tercih edilebilir. %25�e varan nüks oranları bildirilmiştir.





    Flep teknikleri

    Primer kapama sırasında, eksizyon sonrasında geride bırakılan geniş boşluğu kapatmak için dokuların birbirine gerilimli şekilde dikilmesinin nükse yol açtığı düşüncesiyle geliştirilen daha gelişmiş cerrahi yöntemlerdir. Daha fazla cerrahi deneyim ve titiz cerrahi teknik gerektirirler.



    Karydakis operasyonu

    Asimetrik eliptik bir kesi ile tüm sinüs ağızları ve hastalıklı dokular (kist) çıkarılır. Kesinin orta hatta yakın tarafındaki deri ve derialtı dokular alttaki kastan ayrılarak flep hazırlanır. Yeterince serbest hale gelen flep, gerginlik oluşmaksızın, kesinin orta hattan uzak kenarına yaklaştırılarak dikilir. Eksizyon sonrası oluşan boşluk geniş bir flep ile doldurulmaktadır.

    Bu operasyon yöntemi, Dr.Georgis Karydakis tarafından ortaya konmuş hastalığın oluşma nedenlerinin ortadan kaldırılması amacını taşımaktadır. Kabaetler arasındaki oluğun düzleştirilmesi ve dikiş hattının orta hattan yana doğru kaydırılması ile nüksün daha düşük olacağı düşünülmüştür.

    Operasyon ortalama 1 saat sürer. Lokal anesteziye uygun bir teknik olup hastanede sadece 1 gece kalınması yeterlidir. Birçok olguda ameliyatı takip eden 2 saat içinde hastanın eve gönderilmesi de mümkün olmaktadır. Hastanın 10 gün sonra işine dönmesi mümkündür. Tam iyileşme için ise 3-4 hafta gerekir.

    Farklı merkezlerden yayınlanan klinik çalışmalarda nüks oranı %5 veya daha düşüktür.

    Limberg flep (Romboid eksizyon tekniği)

    Bu teknikte, sinüs traktları ve kist, geniş bir deri ile birlikte eşkenar dörtgen (baklava) şeklinde eksize edilir. Geride kalan boşluk özel bir flep kaydırılarak (şekle bakınız) gerilimsiz olarak doldurulur. Nüks oranı oldukça düşük olan bir yöntemdir. Yabancı ve Türk cerrahlar tarafından çok çeşitli modifikasyonları da geliştirilmiş ve başarıyla uygulanmaktadır.

    Bu teknikte orta hat çukuru büyük ölçüde düzelir. Dikişler büyük oranda orta hattın ötesinde kalır. Karmaşık bir teknik olması tekniğin dezavantajıdır. Ameliyat süresi Karydakis ameliyatına göre daha uzundur.

    Z-Plasti

    Daha basit bir flep tekniğidir. Orta hat çukur bu yöntemde de düzleştirilmektedir. Flep uçlarının ince ve keskin sonlanmasının beslenme bozukluğuna yol açabilmesi tekniğin belirgin sorunudur. Nüks oranı düşüktür.
    Eliptik Rotasyon Flebi

    Orta hat çevresinden eliptik bir doku çıkarıldıktan sonra boşluğun yan taraftan çevrilen eş bir eliptik flep ile kapatılması tekniğidir. Orta hattın düzleştirilmesi ve burada dikiş olmaması nedeniyle uygun bir teknik olarak görülür. Nüks oranı çok düşüktür.
     
  6. 24 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  7. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
  8. 24 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  9. cacxixk

    cacxixk cadıloz Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    141
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    çok acı bişeydirr.:KK43::KK43:
     
  10. 23 Nisan 2008
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  11. KIZILCIKLI

    KIZILCIKLI Kıskandığım Denizlerdesin Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2007
    Mesajlar:
    3.652
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    gecmis olsun evet çok çok acı hemde... bende kıl donmesınden kurtulmanın tek yolunu yıkanırken kese yapmakta buldum ve bakım tabi kontrol vsişte.,artık kıl donmelerim olmuyor ne mutlu bana :KK70:
     
  12. 23 Nisan 2008
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  13. sasa88

    sasa88 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Şubat 2008
    Mesajlar:
    30
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    merhaba...
    ben de tecrübelerimi paylaşmak isterim,işe yarar belki :)

    benim göbeğimde oldu kıl dönmesi...tüylerim ince ve seyrek olmasına rağmen oluştu...
    bir haftaya yakın karnımda ağrı ve batma hissiyle dolaştım...pantolon bile canımı yakıyordu...oturup kalkmak işkence gibiydi...bir gün boyunca göbekten iltihabın akmasıyla hepsi geçti çok şükür...
     
  14. 19 Mart 2009
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  15. syh_inci

    syh_inci Aktif Üye Üye

    Katılım:
    20 Şubat 2009
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    76
    bende geçirdim kıl dönmesi ve ameliyat oldumm şimdi rahatım çok şükür tekrarlama olmadı
     
  16. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  17. pokahontas

    pokahontas RabbimEYLÜL'ÜMsanaEmanet. Üye

    Katılım:
    13 Ocak 2009
    Mesajlar:
    4.819
    Beğenildi:
    294
    Ödül Puanları:
    163
    canım kıl dönmesi senin kuyruk sokumundamı oldu ?
    teşşekkür ederim.

    ARKADAŞLAR ARANIZDA BAŞKA BU HASTALIĞI YAŞAYAN VE TEDAVı OLAN VARMI :KK43:
     
  18. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : gxuxmxuxxsx
  19. Sileli

    Sileli Hadi Hayırlısı...... Üye

    Katılım:
    27 Mart 2009
    Mesajlar:
    853
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Gecen mart ayında maelıyat oldum.İstedıgın soruyu sorabılırsın.

    Belımden 5 iğne vurarak uyuşturdular,gerısını hıssetmedım.Tabı bunun oncesınde ıkı hafta antıbıyotıkler kullandım,benım dışarda akıntım fılan yoktu,misket buluklugundeydı ztn.