Kılıçların sanatı:Eskrim

Konusu 'Spor Branşları' forumundadır ve Elif tarafından 7 Mart 2009 başlatılmıştır.

    7 Mart 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Savaşçı ama estetik iki ruhtan çıkan çekişmeli bir mücadele... Geçmişin kahraman şövalyelerinden günümüz kent eskrimcilerine kalmış bir miras, hüznün ve heyecanın, gücün ve onurun sporu, eskrim...

    Eskrim Nedir?

    Eskrim, epe, flöre ve kılıç olarak isimlendirilen, kesici ya da delici olmayan, birbirinden farklı üç silahla yapılan, belirlenmiş uluslararası kuralları olan, olimpik bir mücadele sporudur.

    Eskrim, [​IMG]

    • Fiziksel ve zihinsel özellikler önceliklerini en iyi şekilde kullanma imkanı veren,
    • Geniş tekniği ve inceliği olan,
    • Sinir sistemi üzerindeki düzenlemeyi sağlayan,
    • Görme ve elle dokunma hislerinin koordinasyonunu geliştiren,
    • Vücudun değişik yerlerine en geniş ölçüde uzanma ve gerilme imkânı veren,
    • Kasların çabuklukla harekete geçmesini, gerektiğinde tekrarlanmasını kolayca sağlamak bakımından çabukluğu geliştiren,
    • Fiziksel olduğu kadar zihinsel güçlerin ön planda olduğu, önemli ölçüde zekâ gerektiren bir spordur.

    Neden Eskrim?

    Eskrim, fiziksel ve zihinsel incelikleri en iyi ve en geniş şekilde geliştirmesi yönleri ile herkese tavsiye edilecek bir spor dalı olarak görülmelidir. Eskrim, yapısındaki geniş tekniği, inceliği ve adalelerin yerine göre düzeninin sağlanması bakımından da bir sanat olarak anılmaktadır. Eskrim, vücudun değişik bölgelerine en geniş ölçüde uzanma ve gerilme imkânı vermekte, kasların çok kısa zaman dilimi içinde harekete geçmesi ve gerektiğinde hareketlerin üst üste tekrarlanmasını çabuklukla sağlamaktadır. Ayrıca bayanlarda kas yapmayan bir spor olduğu söylenebilir. Eskrim sporunda diğer sporlarda olduğu gibi çok iyi bir kondisyona ihtiyaç vardır. Ancak, kondisyonun yanında eskrim sporuna has bazı özellikler gerekmektedir. Eskrim, her şeyden önce yumuşak adalenin oluşabileceği bir vücudu ve bu vücudun dengeli olmasının yanında, çok kısa bir zamanda sürate, patlama süratine ulaşabilme yeteneğini artırır.

    Zihinsel açıdan eskrim, strateji geliştirmeye ve taktik uygulamalara yönelik yararlar sağlar. Eskrimcinin, kısa maç süresi içinde rakibini çabucak değerlendirmesi ve stilini ona uyarlaması gerekecektir. Eskrim, zihinsel bir oyunun bütün koşullarını içerir. Çok süratli biçimde, birkaç hamle sonrası için zamanında karar verme gerektirdiğinden, eskrim maçı, çabuk oynanan bir satranç maçına benzetilir. Keskin, analitik bir zekâ gereksinimi yanında eskrim, karar mekanizmasının çabuk çalışmasını ve fırsatın ilk belirdiği anda, saldırıya geçme cesaretini gerektirir. Eskrimci bu anı değerlendirmekte gecikirse fırsat kaçmış olur. Her an hazırlıklı olma, hasmını sürekli kontrol altında tutma sonucunda, başarıyla uygulanan bir saldırı planı, kendine güven duygusunun artmasına yol açar.

    Psikolojik yönden eskrim ve eskrimcinin, gergin maç koşullarında, dikkatini toplayarak, müsabakaya yoğunlaşırken, ruhsal dengesi bakımından, kendini sakin tutması gerekir.

    Tarihçesi

    Kılıç ile yapılan ilk sporlara eski Hintliler “parma”, Yunanlılar “perme” derlerdi. Sözcük, Kuzey Germen dilindeki “skermen” ya da “scheirmen”den gelir. Başka bir Germen kavmi olan iskandinavyalılar, sözcüğe “skerme” derler. Sözcük Latin kökenli dillere de “escremie” biçiminde girmiş, terim Türkler tarafından da kılıç sporları anlamında kullanılmıştır.

    Çin'de M.Ö. 2000 yıllarında bu sporun yapıldığı bilinir. Eskrim, daha sonraları Antik Yunan'da hoplomakhos denilen gladyatör öğretmenleri tarafından gymnasium denilen okullarda ders olarak verilirdi. Roma döneminde de eskrim çok tutulan bir spor ve savaş dalı oldu.

    Çağdaş eskrimin İspanya'da doğduğu ileri sürülür. Toledo kentinde sağlam ve zarif kılıçlar yapılmaya başlanmış, kesici kılıçların yerini ince, uzun, batıcı kılıçlar almıştı. Buna koşut olarak eskrimde de kaba güçten çok beceri, çeviklik ve bilgi önem kazandı. Spor, 16. yüzyılda her ülkeden eskrim meraklılarının ustalıklarını artırmak amacıyla geldikleri İtalya'da gelişti. Eskrimle ilgili ilk kuralları İtalyanlar koydular. Bu dönemde eskrim, spordan çok düello için başvurulan bir dövüşme aracıydı. 1588-1608 yılları arasında yalnız Paris'te düellodan 8 bin kişinin ölmesi tepkilere yol açtı. İtalyanlar'ın meçinden (epe) vazgeçilerek daha hafif ve kısa, içi çiçek biçiminde bir düğmeyle örtülü bir kılıç kullanılmaya başlandı. Bu yeni kılıca çiçek (fleur) sözcüğünden türetilen flöre adı Besnard tarafından verildi. Taraflar korumasız olduğundan hamleler son derece dikkatli yapılıyordu. Maske koruma yeleği ve eldiven 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıktı. Bu dönemin bir başka önemi de La Boessiere, La Faugere, Gomard gibi büyük ustalar tarafından karşılaşma kurallarının yeniden belirlenmesi oldu. Bazı süvari birliklerinde kullanılan kılıçta önemli bir gelişme görülmezken , epe, düello silahı olarak geçerliliğini korudu.

    20. yüzyılın başlarında eskrim sporunun kuralları kesinleşti. Eskrim, 1896'dan başlayarak olimpiyat oyunlarında yer aldı. Bu alanda dünya şampiyonlukları düzenlendi. Rakibin karşısındaki sporcuya yaptığı vuruş ya da dürtüş, önceleri hakemler tarafından saptanırken, 1934'te epe, 1954'te flörede tuşlar elektrikli aygıtlarla saptanmaya başlandı. Kılıç dalında ise bu silahın elektrikli göstergelerle donatılması tüm çabalara rağmen 1980’lere kadar gerçekleştirilemedi.

    Eskrim, günümüzde bütün dünyada yapılan bir spor durumuna gelmekle birlikte, bu dalda Avrupalılar’ın üstünlükleri sürmekte, genelde epede İtalyanlar, flörede Fransızlar ve kılıçta ise Macarlar başarı sağlamaktadırlar. 1913'te kurulan 100'e yakın ülkenin üye olduğu uluslararası eskrim federasyonu, çeşitli yaş sınıflarında dünya şampiyonlukları düzenlemektedir.

    Türkiye‘de Eskrim

    Kılıç kullanma, ata binme ve ok atma Türkler’de küçük yaşlardan itibaren öğrenilen geleneklerdir. Orta Asya’da Türkler’in kullandıkları kılıçların uç kısmı tersine hafif dönük ve eğridir.

    Selçuklular ise kendilerine has özellikteki kılıçların yanı sıra batının kullandığı geniş, iki yüzlü keskin kılıçlarla da savaşmışlardır. Osmanlı, daha çok tersine dönük olup, çok büyük değişiklik ve gelişme gösterir.
    populerbilim.com.tr
     
    Son düzenleme: 7 Mart 2009
  2. 28 Nisan 2010
    Konu Sahibi : Elif
  3. clochette

    clochette Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Ocak 2009
    Mesajlar:
    866
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    tuba buyukustunde ilgileniyomus bu sporla demekki ondan oyle dal gibi hatun gerile gerile tahta gibi olmus:)
     
  4. 9 Ekim 2010
    Konu Sahibi : Elif
  5. samantha

    samantha bkz: kara mizah Pro Üye

    Katılım:
    3 Şubat 2009
    Mesajlar:
    4.086
    Beğenildi:
    2.555
    Ödül Puanları:
    163
    ilginç bir bakış açısı :-)