Kilomuzu Nasıl Koruruz

Konusu 'Güncel Diyet Haberleri' forumundadır ve fullya tarafından 4 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

    4 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : fullya
  1. fullya

    fullya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2007
    Mesajlar:
    161
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    kilomuzu korumak ve tekrar kilo almamak için atmamız gereken birkaç önemli adım:

    ılk ve en önemli konu, kilo verirken uyguladığınız rejimdir. Eğer uyguladığınız rejim yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri çerçevesinde hazırlandıysa ve sizin yanlış olan beslenme alışkanlıklarınızı iyileştirme yönündeyse hiç endişe etmeyin. Çünkü, artık yanlış beslenmeden ötürü almış olduğunuz kiloları geri almayacaksınız.
    Rejimde olduğu gibi 3 ana, 3 ara öğün yemeye devam edin. Ara öğünlerde mümkün olduğunca Eti Form ürünleri, meyve, yoğurt gibi yiyecekler tüketerek metabolizmanızın yavaşlamasını engelleyin.
    Rejim sonrası, almanız gereken günlük enerjiye birden bire değil, yavaş yavaş ulaşın. Size önerim haftada 200-300 kalori ilave ederek, günlük almanız gereken enerjiye ulaşmanızdır.
    Günaşırı tartılın. Böylelikle baskülünüzün ibresi sağa doğru kaymaya başladığında, hemen tedbirinizi almaya başlayabilirsiniz. Önerim, 1-2 akşam yemeklerinizi sadece çorba ve salatayla kısıtlamanız. Bu şekilde kontrollü bir sistemle hep aynı kiloda kalabilirsiniz.
    Bazı kişiler rejim sonrası kısa bir dönem (1-1,5 ay kadar) yediklerini abartmalarına rağmen kilo almamaktalar. Ancak bu durumun rehavetine kapılıp “artık benim kilom oturdu, yesem de kilo almıyorum” deyip, normal beslenmesinin de üzerine çıkmaları yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Çünkü daha sonra hiç fark etmeden birdenbire, 3-4 kilo alınmaktadır. Size önerim, rejim sonrası hemen normal yeme düzeninize geçmemeniz. Az önce de belirttiğim gibi kalorinizi yavaş yavaş artırmanızda yarar var.
    Bir akşam yemeğindesiniz ve masadaki mezeler, ara sıcaklar, tatlılar enfes görünmekte. Bu durumda yapmanız gereken:
    Sevdiğiniz çeşitlerden tabağınıza azar azar alın. Büyük porsiyonlardan uzak durun.
    Ekmeği mümkün olduğunca az tüketmeye gayret edin. Özellikle kızarmış ekmek, tüketimi gereği miktar olarak daha fazla yenmektedir.
    Bol bol su için, sizi tok tutacaktır.
    Yemeğe çorba ile başlayın, salata ile devam edin.
    Cacık, yoğurt gibi kalorisi düşük ama sizi tok tutacak yiyecekleri tercih edin.
    Uygulanması gereken bir başka önemli nokta, normal öğününüzde almanız gerekenden daha çok kalori aldıysanız bunu dengeleyebilmektir. Bu sebeple, ucunu kaçırdığınız günü telafi etmek adına o günün akşamı ve ertesi günün öğlenini çorba, salata, zeytinyağlı, yoğurt, meyve gibi hafif yiyecekler yiyerek geçirip, fazlalıkları dengelemeye çalışabilirsiniz.
    Tatlı tüketiminiz haftada en fazla 2-3 porsiyon olmalı ve dondurma veya sütlü tatlılar gibi düşük kalorili, hafif çeşitleri içermelidir. Eğer tercihinizi şerbetli, ağır tatlılardan yana kullanacaksanız bu durumda haftada bir porsiyonu aşmamaya gayret ediniz.
    Her zaman olduğu gibi yürüyüş çok önemli. Günde 30-40 dakika tempolu yürüyüşü hayat tarzınız olarak benimsemeye çalışın.
    Hepinize sağlıklı ve formda günler diliyorum.
    acur muhabirinis ben:smiley-cool:
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Mayıs 2009
  2. 16 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fullya
  3. tulipbs

    tulipbs Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    378
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Fazla kilolarımızı vermek için onların nasıl oluştuğunu bilmeliyiz!Neredeyse her kadının bir dönem fazla kiloları sorun olmuştur. Dünya'nın obezite tehdidi altında olduğu düşünülebilir, besine ulaşmanın kolaylaşması ve gelişen teknoloji ile hareket imkânımızın kısıtlanması da göz önünde bulundurulduğunda artık kilo problemlerinin gündeme daha çok oturduğu ve kilo korumanın ve kilo yönetiminin daha önemli hale geldiği yadsınamaz bir gerçek halini aldı. Peki, kalın bir belin, istenmeyen fazla kiloların, 38–44 beden arası kıyafetlerle dolu bir dolabın gerçekten bir çözümü yok mudur? Tabi ki var.

    Dünya Sağlık Örgütü'nün de neredeyse her toplantı da bir kez daha gündeme getirdiği sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite kilo kontrolünün ve bu kontrolde yüksek başarı sağlamanın en kalıcı ve gerçekçi yolları. Siz de kadınlara özgü sağlıklı zayıflama, sağlıklı beslenme ve düzenli hareket ile ilgili önerilerimize kulak verebilir ve daha formda bir yaşamın kapılarını aralayabilirsiniz.


    Neden durmadan kilo alıyoruz?

    Kilo almanın birçok nedeni olabilir. Genetik bozukluklara ve hormonel değişikliklere bağlı bazı hastalıklar kilo almaya neden olabiliyor. Fakat toplumun büyük bir kısmının durmadan kilo alma nedenleri çok daha farklı. Besinler arasında sağlıklı tercihler yapamamak, klasik beslenme hataları, porsiyon kontrolünde başarısızlık ve hareketsiz bir hayat yağ bağlayan bedenlerin en temel nedenlerini oluşturuyor.

    Kilo alıp verme olgusunu çok kefeli bir teraziye benzetmemiz mümkün. Terazinin kollarını günlük enerji alımımız, düzenli beslenmemiz, su tüketimimiz, stres seviyesi, uyku düzeni ve günlük enerji harcamamız gibi birçok faaliyet oluşturuyor. Terazinin, kilo alma açısından, pozitif kefesini gün boyunca tükettiğimiz besinler ve içecekler ile aldığımız enerji doldururken, diğer negatif kefesinde ise metabolik hızımız, besinleri sindirirken harcadığımız toplam enerji ve günlük hareketliliğimiz dolayısıyla harcadığımız enerji yer alıyor. Eğer terazinin ağır basan kefesi, enerji harcaması yönünde ise kilo veriyor, enerji alımı ağır geliyor ise kilo alıyoruz. Yani her şey hayatın her alanında olduğu gibi, tamamen bir denge meselesi…


    Fazla yediğimiz her lokma nasıl depolanıyor

    Besinlerde bulunan karbonhidrat, yağ ve proteinler vücudumuza enerji sağlarlar. Bir gram karbonhidrat ve protein yaklaşık 4 kalori enerji sağlarken, bir gram yağ 9 kalori enerji verir. Besin kalitesi düşük ve boş enerji kaynağı olan alkol de vücudumuzda enerjiye dönüşür ve her bir gramı 7 kalori enerji verir.

    Besinler ile ihtiyacımızdan fazla aldığımız her enerji birimi, alınan fazla enerji karbonhidrattan da, yağdan da, proteinden de hatta alkolden de alınmış olursa olsun yağ olarak depolanmaya mahkûmdur. Ve günlük olarak fazladan almış olduğumuz her 7 kalori vücudumuzda 1 gram yağ olarak depolanır. Kısa bir hesap ile günde 200 kalori fazla aldığımızı düşünürsek, 1 ay içinde yaklaşık 850 gram yağ, üç ay içinde 2,5 kg yağ ve bir sene içinde 10 kg yağ almış oluruz. Genetik yatkınlığımıza göre bu fazla yağ kitlesi karnımızda veya basenlerimizde toplanabilir. Her iki durumda da göz ardı edilmeyecek bir gerçek yatar. Artık daha düşük kaliteli ve daha sağlıksız bir yaşama 1 adım daha yaklaşmış oluruz.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 11 Ocak 2010
  4. 16 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fullya
  5. tulipbs

    tulipbs Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    378
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Yalanları ve Gerçekleri ile "metabolizma"

    Yıllar yılı düşman olarak görülen ve neredeyse herkes tarafından suçlanan metabolizmalar genellikle sadece birer günah keçisi olmaktan öteye gidemiyorlar. Herkes fazla kilolarından metabolizmasını sorumlu tutsa da, aslında toplumun büyük bir çoğunluğunun metabolizması normal çalışıyor.

    Metabolizma nedir diye düşünenler için en basit tanım, yaşamımızı sürdürmek için bedenimizin ve beynimin bize yardımcı olmak için kurduğu sistem olacaktır. Metabolizmaya genellikle ne verirseniz o, verdiğinizi kullanır. Gereğinden fazla yönlendirdiğiniz her şeyi depolamak ile yükümlü olduğu kadar, gereğinden eksik yönlendirdiklerinizi tamamlamak adına kendinden yani bedeninizden harcar ve mevcut harcamaları kısarak ekonomik davranır.

    Metabolizmayı tehdit etmek yapabileceğiniz en büyük yanlıştır. Ona karşı savurabileceğiniz en büyük tehdit ise onu aç bırakmaktır. Çünkü o üretmek ve depolamak üzerine kurulu bir sistemdir. Siz ona üreteceği bir şeyler vermezseniz, onu tembelliğe alıştırırsınız ve yavaş çalışmaya itersiniz.

    Sizin mutlu ve sağlıklı olabilmeniz için sizin ona tattırdığınız deneyimlerin hepsine adapte olur, fakat yeni elde ettiği alışkanlıklarından kolayca vazgeçemez. Bu nedenle açlık diyetlerinden sonra normal beslenme sistemine geçtiğinizde ona verdiğiniz her şeyi depolamaya başlar. Özünde ise kötü bir niyeti yoktur, sadece bir dahaki açlık sürecinde hayatta kalabilmeniz için depo etmektedir gönderdiklerinizi. Yemek yeme konusundaki istikrarsızlığınız metabolizmanızın size duyduğu güveni azaltır.

    Hiç metabolizması yüzünden kilo alan birileri yok mu yani her şey bizim suçumuz mu diye düşünüyorsanız haklısınız, kimi kişiler metabolizmalarından ötürü bir takım sağlık problemleri sonucu kilo alabiliyor.

    Hipotroidi, hormon problemleri, demir yetersizliği anemisi hormon tedavisi ve bunun gibi hastalıklarda yavaşlayan metabolizma ve vücudunun dengesinin bozulabilmesi sonucu hızlı kilo alınabiliyor. Fakat bu durum kilo yönetiminde başarısız olan çok az kişi için geçerli.

    Ayrıca bu hastalıklarda uygun tedavi başladığında sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile kilo kontrolünde başarı yakalanabiliyor.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 11 Ocak 2010
  6. 16 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fullya
  7. tulipbs

    tulipbs Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    378
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Fazla kiloların kalıcı çözümü süper üçlüden geçiyor!
    Fazla kilolarınızdan
    sonsuza kadar kurtulmak, belinizi inceltmek, karın bölgenizde toplanan yağlardan kurtulmak, yüksek kaliteli bir yaşama merhaba demek istiyorsanız, bu süper üçlü ile isteklerinizi elde edebilirsiniz:

    Sağlıklı Beslenme:

    Kilo kontrolünde başarının yanı sıra, kalp - damar, şeker ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riskinizi azaltmak, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, düşük/yüksek kan şekeri gibi sağlık alarmlarını susturmak, zinde, formda ve keyifli bir yaşama başlamak için yapmanız gereken sağlıklı beslenme ilkelerini öğrenmek ve öğrendiklerinizi yaşamınıza aktarmak.

    Uzun ve uzun olduğu kadar sağlıklı bir yaşamın anahtarlarından ilkinin sağlıklı beslenme olduğunun her geçen gün yeni bilimsel çalışmalar ile kanıtlandığı günümüzde artık daha fazla beklemeyin ve sağlıklı beslenmeye başlayın.

    Düzenli Fiziksel Aktivite:
    Asansörler, üzerinde durmanızın yeterli olduğu yürüyen platformlar, internetten yemek ısmarlama ve arkadaşlarınız ile görüşme imkânı gibi teknoloji ürünleri kolay yaşamanıza yardımcı olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Fakat bedeninizin böyle sürüp gidecek bir yaşam için uygun olmadığını ve harekete ihtiyaç duyduğunu unutmayın. Bırakın hareket etmeyi kimi zaman kımıldamanın bile gereksiz olabildiği bu toplumda atalarımızın "Nerde hareket, orda bereket" sözünü akıllarınızdan çıkarmadan, olabildiğince hareketli enerji harcayabileceğiniz bir yaşama alışmanız gerekiyor.

    Davranış Değişikliği:
    Oluşan bir alışkanlığı değiştirmek oldukça zordur fakat imkânsız değildir. Sofraya oturmadan yemek yeme alışkanlıkları, öğün atlamalarınız, sebze ve salataya yer vermeme, kahvaltı etmemeniz, su yerine asitli, şekerli içecekleri tercih etmeniz gibi sağlığınız açısından olumsuz alışkanlıklarınızı sağlıklı olan davranışlar ile değiştirmelisiniz.

    Bu konuda bir uzmandan yardım almak işleri kolaylaştıracak bir yöntemdir. Yapamam dememelisiniz. Eğer gerçekten isterseniz, en yerleşmiş alışkanlıkları bile aşmanın mümkün olduğunu göreceksiniz.

    Nil Şahin Gürhan
    Beslenme ve Diyet Uzmanı
     
  8. 22 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fullya
  9. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Kilonuzu nasıl koruyacağınızı biliyormusunuz ?

    Taylan Kümeli kilosunu sağlıklı biçimde koruma konusunda en çok sorulan sorulara tek tek cevap veriyor..İşte Kiloyu korumakla ilgili en çok sorulan sorular...


    1) Kilomun hangi aralıkta olduğunu nasıl anlarım?

    Bu soruya verilecek en doğru cevap; sınırlarına göre gruplamada yani vücut kitle indeksinde nerede olduğumuzdur. Eğer kilo/boy2 yüzde 20'nin altındaysa az kilolu, yüzde 20-25 ise normal, yüzde 25-30 ise kilolu, yüzde 30-40 ise obez, yüzde 40'ın üzerindeyse morbid obeziteden söz edilir.

    Diğer normal veya yüksek kilolu olma ölçüsü bel ve basen ölçüleri oranıdır. Erkeklerde 94, kadınlarda 80 cm. bel ölçüsü normal olduğunu; erkeklerde 94-101, kadınlarda 80-87 cm. bel ölçüsü kilo almaya meyilli olduğunu; erkeklerde 101, kadınlarda 87 cm. bel ölçüsü kilo vermek gerektiğini gösterir.

    Yine kilo kontrolü için üçüncü değerlendirme bel-kalça oranıdır. Bel çevresi (cm.)/kalça çevresi erkeklerde 1'in, kadınlarda 0,8'in üstüne çıkmamalıdır. Örneğin, beliniz 75 cm., kalçanız 102 cm. ise 75/105=0,73'tür yani ölçüleriniz idealdir.


    2) Çok yemediğim halde neden kilo alıyorum?

    Çok yaygın bir inanış, az yediği halde kişilerin kilo aldığıdır. Aslında günlük hayatında normal bir aktiviteye sahip kişiler olağan yeme biçimine +100 kalorilik yiyecek ekleyip, aktivitelerini bir miktar daha azaltırlarsa yılda 4,7 gram alırlar. Ayrıca yaşlandıkça metabolizmamız kilo almamızı hızlandıracak şekilde yavaşlamaktadır.


    3) Kalıtsal nedenlerle kilo almam mümkün mü ve genlerime rağmen zayıflayabilir miyim?

    Çoğu araştırma kilo alma eğiliminin genetik yatkınlıkla ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle ikizler üzerinde yapılan araştırmalar vücut yağ miktarı ve dağılımının genetik olduğunu gösteriyor. Tabii ki bu sonuçlar genetik yatkınlığı olan bireylerin ideal vücut aralığında olmasının imkansızlığı anlamına gelmiyor. Daha az kalori tüketip daha fazla fiziksel aktivite ile bunu başarabilmeniz mümkün.


    4) Vücut yağ oranı ne olmalı?

    Yetişkin kadınlarda yağ oranı yüzde 20-27, yetişkin erkeklerde yüzde 12-15 olmalı.


    5) Yaşlandıkça kilo almak doğal bir süreç mi?

    Vücudumuzun dinlenme durumunda harcadığı enerji anlamına gelen bazal metabolizma hızı ilerleyen yaşla birlikte azalır. Bu azalmanın özellikle 30 yaş ve sonrasında belirgin olduğu tahmin ediliyor.

    Metabolizmada yaşa bağımlı olarak meydana gelen yavaşlamanın minimuma indirilebilmesi fiziksel aktivitenin artırılarak yağsız doku kaybının azaltılmasıyla sağlanabilir.


    6) Şişmanım ve gayet mutluyum. Öyleyse neden değişmeliyim?

    30'un üzerindeki beden kitle indeksi değerlerinin birçok hastalık, hastalık kaynaklı ölüm ve yaşam süresinin kısalması riskiyle ilişkili olduğuna dair kuvvetli bilimsel kanıtlar mevcut. Tabii ki kilolu bireyler için erken yaşlarda tüm riskler daha düşük orandadır. Mutlaka bir yerlerde az oranda da olsa sağlıklı, mutlu ve uzun yaşayan bireyler olacaktır. Önemli olan sizin onlardan biri olup olmadığınız.


    7) Kilo kaybı için takip edilmesi gereken en iyi diyet programı hangisidir?

    En iyi diyet programı; en fazla çeşitte besinin tüketilebildiği, en az üç ana ve ara öğünü içeren, en önemlisi diyet yaptığınızı hissetmediğiniz programdır. Bir diyet programının sağlıklı olabilmesi için tüm ana besin gruplarını ve yeterli miktarda posayı içeriyor olması gerekir.


    8) Nasıl hızlı kilo verebilirim?

    Tüm bilimsel araştırmalar kalıcı kilo kaybı için kestirme bir yol olmadığında hemfikir. Bu sonucun üç önemli nedeni var:
    Bir diyet programının devamlılığı için bireye kendisini aç, bitkin, fazla kısıtlanmış hissetmemesi ve programdan sıkılıp terk etmemesi için gerekli olan enerji verilmeli. Verilmesi gerekli olan bu enerji düzeylerinde ise bireylerde hızlı bir kilo kaybı görülmüyor ancak kalori konusunda daha cömert davranılarak bireylerin daha rahat bir kilo verme süreci geçirmeleri yavaş ancak kalıcı kilo kayıpları sağlıyor.
    Tüm besin ve besin öğelerinden yeterli miktarda barındıran sağlıklı bir beslenme programında verilen yiyecek ölçüleri ile kısa sürede kilo vermek mümkün olmuyor. Araştırmalar kısa sürede hızlı kilo vermenin bireyleri çok daha hızlı bir geri kilo kazanımına götürdüğünü ortaya çıkardı.


    9) Kilo vermek için kalori hesabı mı yapmalı, yoksa yağ kısıtlaması mı?

    Her ikisi de aynı noktada kesişiyor. Bireyler kilo vermek için besinlerle aldıkları enerjiyi azaltarak vücudun yaktığı enerjinin daha fazla olmasını sağlamaya çalışmaktadır. Kalori hesabının sağlıklı bir şekilde yapıldığı bir beslenme programında bireylerin tatlılar, hamur işleri, cipsler, şarküteri ürünleri gibi besin değeri olmayan ancak kalori bombası çöp besinleri; sebze, meyve, tam tahıl ürünleri gibi sağlıklı alternatiflerle değiştirmeleri gerekiyor.
    Uygun besin seçimi ve porsiyon miktarının ayarlanması kalori alımının düşmesine ve yağ tüketiminin azalmasına neden olup zayıflamayı destekler.


    10) Yüksek protein diyeti veya besin birleştirme diyeti gibi daha özel bir beslenme programıyla kilo vermede daha mı başarılı olunur?

    Değişik ilkelere dayandığını iddia eden bu tür diyetlerin bireylerde kilo vermeye sebep olmasının temelinde oluşturduğu kalori kısıtlaması yatıyor. Tüm bu dengesiz diyetler analiz edildiğinde total kalorinin oldukça düşük, hatta bazılarında hayati tehlikeye yol açacak boyutlarda olduğu görülüyor.

    Bireylerde çok fazla kalori kısıtlaması gerektiren bu programların, özellikle de besin birleştirme yönteminin dayandırıldığı teorilerle ilgili hiçbir bilimsel kanıt bulunmuyor ve birçok birey için kesinlikle önerilmiyor.





    (alıntıdır)
     
  10. 22 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fullya
  11. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    11) Diyet sırasında açlık krizlerimle baş edebilmek için ne yapmalıyım?

    Günlük tüketilecek kaloride az miktarda kısıtlamaya gitmek ve besin tercihlerini düşük glisemik indeksli alternatifler arasından yapmak açlık hissinin bastırılmasına epey yardımcı olacaktır. Ancak temel olarak makarna, kurubaklagiller, tahıllar, turunçgiller ve doğal yoğurt gibi düşük glisemik indeksli besinlerin içeriğindeki karbonhidratın yüksek glisemik indeksli besinlerdeki karbonhidratlara göre daha yavaş biçimde basit şekerlere parçalanması, bu besinlerin daha uzun süre tokluk hissi oluşturmasına neden olur.

    Glisemik indeksi düşük besinler gibi besin emilimini yavaşlatıcı etkileri olan yağ ve proteinin de her öğünde uygun miktarlarda bulunması tokluk hissinin oluşumu ve uzun sürmesi açısından önemlidir. Doğal posadan yana zengin bir beslenme programı da açlık krizleriyle mücadelede oldukça faydalıdır.


    12) Çikolata gibi bazı besinlere olan aşırı ilgimi nasıl kontrol altına alabilirim?

    Sağlıklı bir beslenme programında bize çok fazla zevk veren ama zararları da olan tüm besinleri hayatımızdan çıkarmak zorunda değiliz. Bu besinler sağlıklı beslenme programlarına bile çok küçük miktarlarda da olsa katılabilir. Zayıflama diyetlerinde bile az yağlı bir öğün sonrasında küçük bir parça çikolata yenilebilir.
    Zayıflama diyetlerinde önemli olan öğün kaçırmamak ve uzun süreli açlıklardan kaçınmaktır. Uzun süreli açlıklar kan şekerini düşürerek çikolata, bisküvi gibi kan şekerini çok hızlı yükselten basit karbonhidratlı yiyeceklere duyulan arzuyu tetikler. Bundan kaçınmak için glisemik indeksi düşük besinlerden oluşan küçük ve sık öğünler tüketerek kan şekeri dengesinin sağlanması gerekir.


    13) Yağ yakımına yardımcı besinler var mı?

    Yağ yakıcı veya yağ yakıcı enzimleri tetikleme özelliği olan besinlerle ilgili tüm iddialar hiçbir bilimsel temele dayandırılamamıştır.


    14) Diyet yapmadan kilo vermenin kısa bir yolu yok mu?

    Liposuction (eritilen yağ kütlesinin vücuttan çekilmesi) konusunda şu an için cevap: Maalesef yok. İştahı kapatan reçeteli ilaçlar kilo vermenize yardımcı olabilir ancak bu ilaçlar da doktorlar tarafından en son çare olarak, yine de diyetle birlikte ve çok katı prosedürlere tabi olarak öneriliyor.


    15) Hem dışarıda yemek hem de kilo verebilmek mümkün mü?

    Dışarıda yediğimiz öğünler genelde diyet ruhuna çok da hitap etmeyen besin kalıplarından oluşuyor. Dışarıda yemek iş veya sosyal yaşantınızın vazgeçilmez bir parçası ise yemekte tercihlerinizi sağlıklı olanlardan yana kullanarak ya da takip eden diğer öğünlerde daha az besin tüketerek diyet programınız dışına çıkmamanız elbette mümkün.


    16) Bu kadar çok sevdiğim yiyecekleri özlerken diyetime nasıl devam edebilirim?

    Yüksek yağlı ve baharatlı besinler (örneğin peynir, kraker, cips) aynı zamanda tuz açısından da çok zengindir. Tat tomurcuklarınızı yüksek tuzlu besinleri beğenmeyecek şekilde eğitmeniz en fazla iki, yüksek oranda şeker içeren besinleri beğenmeyecek şekilde eğitmeniz ise sadece iki-üç hafta sürecektir. Bu süre sonunda besinleri tuzlu ve tatlı olarak algılamanız mümkündür.

    Eğer bu eğitim süreci size uygun bir yöntem değilse diyetinizde küçük bir miktar enerjiyi joker kaloriniz gibi düşünüp diğer besinlerden biraz kısıtlı tüketip, favori besinlerinizden her gün o kaloriye uygun miktarda tüketerek aşırı yeme krizlerine karşı önlem almış olursunuz..


    17) Yağ yerine geçen maddelerin diyette yeri nedir?

    Olestra gibi yağ yerine geçen maddeler formülasyonları nedeniyle vücut tarafından absorbe edilmez ve vücuda kalori vermezler. Farklı ülkelerde yağ yerine geçen farklı maddeler kullanılmakla birlikte kanıtlar yağı azaltılarak üretilmiş besinlerin insanları daha az yemeğe teşvik etmediği ve elzem yağ asitlerini çok az miktarda içermesi dolayısıyla da kilo kaybı ve korunmasına bir katkısı olmadığına işaret ediyor.


    18) Zayıflama diyeti sırasında bir süre sonra kilo kaybının yavaşlamasının nedeni nedir?


    Kısa süreli zayıflama programlarında başladığımızda ilk bir, hatta iki haftada çoğunun yağ değil su olduğu hızlı bir kilo kaybı görülüyor, asıl yağ kaybı bu haftalardan sonra gerçekleşiyor. Uzun süreli zayıflama programlarında ise metabolizma hızı kademeli olarak yavaşladığından kilo kaybı da zorlaşıyor.
    Zayıflama programlarında istikrarlı bir kilo kaybı tablosu görebilmek için kalori tüketimini de kademeli olarak azaltmak gerekiyor. Hedef kilonuza yaklaştığınızda artık tükettiğiniz kalori iyice azalmış olacağından (bazal metabolizma hızının altına düşmemeli) bu dönemde fiziksek aktivitenin artırılması kilo kaybını destekleyecektir. Ayrıca kilo kaybı günden güne, haftadan haftaya hormonlar, ödem vb. sebeplerden dolayı yavaşlayabilmektedir.


    19) Hangi sıklıkta tartılmalıyım?

    Kilo günlük ve haftalık olarak değişimler gösterebiliyor. Sık sık yapılan tartımlar kilomuzla ilgili sağlıklı bilgi sahibi olmamıza engel olur. Bu nedenle erkeklerde haftada bir, kadınlarda ise periyod dönemi bitimi olacak şekilde ayda bir yapılacak tartımlar kilo kontrolü için yeterli olacaktır.


    20) Yeni ince vücudumuzu koruyabilmek neden bu kadar zor?

    Bu çok doğru bir tespit. Kilonun korunması, verilmesine oranla her zaman çok daha zor olur. Araştırmalar başarılı diyetlerin sonunda genellikle verilen kiloların geri alındığını ortaya koyuyor. Zayıf kimselerin metabolizma hızları kilolulara göre daha düşük olma eğilimindedir. Bir başka deyişle zayıfladığınızda kilolu halinizdeki miktarlarda yemek yiyemezsiniz.

    Diyet sonrası çok katı bir koruma program uygulamak tabii ki gerçekçi bir yaklaşım değil ancak tüm yaşama entegre edilmesi gereken sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemek ve uygulamak kilonun korunmasında en önemli noktadır.




    (alıntıdır)