Kina Gecesi

Konusu 'Kına Gecesi' forumundadır ve 1BukeT tarafından 12 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    12 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Yeni Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    2
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Kına gecesi bize ninelerimizden kalma bir gelenektir. Özellikle Anadolu da genç kızların hepsine evlenmeden birkaç gün önce kına gecesi düzenlenir. Bu kına geceleri daha folklorik ve geleneksel geçer, ama sizin ki illa öyle olmak zorunda değil. İşte size kına geceniz için alternatif birkaç alternatif öneri...

    İsterseniz bizim seçeneklerimizden birini seçin, ya da birkaç seçeneği birleştirin; karar sizin…

    Eğer geleneksel bir kına gecesi düzenlemek isterseniz bu bölümümüzü de okumanızı tavsiye ederiz.

    Bakımlı Gelin

    Hem kızlarla çene çalalım hem de düğünden önce biraz güzelleşelim diyorsanız, kınanızı bir otelin sağlık klubünde düzenleyin. Hep birlikte o muhteşem jakuzi, sauna ve bitki banyolarının tadını çıkarın. Vücudunuz gevşeyip toksinlerini atarken, siz de kızlarla koyu bir sohbete dalabilirsiniz. Tabii dedikodu yapmak da serbest!

    Kıyafet Balosu

    Kına gecenizi evinizde düzenliyorsanız, kız arkadaşlarınızdan yıllardır bir köşeye atıp giymedikleri en rüküş kıyafetlerini giymelerini isteyin. Gece boyunca dans edip, eğlenin. Emin olun birbirinize gülmekten kırılacaksınız. Tabi bu eğlenceli görüntüleri kameraya alması için birini ayarlamayı da unutmayın. Ayrıca gecenin en rüküşü siz olmalısınız …

    Büyülü Kına Gecesi

    Ben daha ilginç bir şeyler yapmak isterim diyorsanız; meşhur bir falcıyı evinize davet edin. Eminiz kızlar bu fikre bayılacaktır. Bütün arkadaşlarınızın ve sizin sırayla falınıza baksın. Böylelikle hem eğlenip hem de geleceğinizi öğrenirsiniz ve bir taşla iki kuş vurursunuz. Eee ne demişler "fala inanma, falsızda kalma!" Bu arada, önceden falcıya geleceğiniz hakkında sadece pozitif şeyler söylemesini tembih etmeyi unutmayın…

    Uyuyan Güzeller

    Kızlar bir araya gelince en çok ne yapmayı sever? Evet pijama partisi!

    Neden kına gecenizde de pijama partisi vermeyesiniz? Herkes en çılgın pijamasını giysin, siz isterseniz şık bir gecelik de giyebilirsiniz.

    Bütün gece eski günleri anıp şarkılar söyleyebilirsiniz. Erkekleri çekiştirmek için bulunmaz bir fırsat!

    Duygusal Kına Gecesi

    Kızları evinize toplayıp eski okul yıllıklarınızı ve fotoğrafları ortaya çıkarın. Eski günleri anarken hem gülmekten kırılacak hem de zaman zaman hüzünleneceksiniz. Duygusal bir kına gecesi isteyen gelinler için ideal.

    Ne de olsa her gelin biraz ağlamalıdır!

    Açık Büfe

    Bir catering firmasından yardım alarak evinize açık bir büfe hazırlatın. Özellikle de tatlılara ağırlık verin ve yiyebildiğiniz kadar yiyin. Bir akşamlık rejimlere ara verin. Aman bir uyarı; güzel nedimelerinizin elbiselerine rahatça girmesini istiyorsanız bu partiyi düğüne en az bir hafta kala düzenleyin.

    Maceracı Gelin

    Geleneksel şeyler beni sıkar diyorsanız; yemyeşil kırlara pikniğe gidin. Önce etrafı keşfedip, yürüyüş yaparsınız sonra da mangal da ki o nefis etlerden bol bol yersiniz. Bu parti için en az 2 tane garson ayarlayın, böylece bütün zaman kızlarla size kalır. Bir de size müzik yapması için bir gitarist ayarlarsanız misafirleriniz uzun süre bu partiden bahsedeceklerdir.

    Geleneksel Kına Gecesi

    Geleneksel kına gecesine kız tarafının yakınları ve gelinin kız arkadaşları çağırılır. Erkek tarafından kuruyemiş ve kına gönderilir. Gelin yöreye göre ya tuvalet, ya da bindallı denilen kadifeden ve işlemeli, ayak bileklerine kadar uzanan kaftan türünde bir giysi giyer. Misafirlere kuruyemiş ve içecek ikram edilir. Kına yakılmadan önce şarkılar, türküler söylenir ve gelin oynatılır. Eğlence bitince gelin salonun ortasına oturtulur, başına kına tülü denen kırmızı bir tül örtülür ve herkes yerine oturur. Daha sonra kına güzel bir tepside karıştırılır; çiçek ve mumlarla süslenir. Genç kızlara birer mum verilir.

    Önden kına tepsisiyle iki orta yaşlı hanım, arkasından da genç kızlar ellerinde mumlarla içli türküler söyleyerek geline doğru yürürler. Kızlar gelinin etrafında halka oluştururlar, hanımlarsa gelinin önüne çömelir. Kına saati erkek tarafından bir veya iki bayan gelip iki tane altın getirirler. Kına gelinin iki avucunun ortasına sürülür ve altınlar üzerine koyulup bastırılır. Bu sırada içli türküler söylenmeye devam edilir; amaç gelini ağlatmaktır. Daha sonra gelinin elleri beyaz tülbentle sıkıca bağlanır ve üzerine kırmızı renkteki kına eldiveni giydirilir. Gelin ağladıktan sonra kırmızı örtü açılır ve misafirlere kına dağıtılır. Gelin yerinden kaldırılır ve neşeli türküler eşliğinde oynatılır, böylece kına sona erer ve misafirler dağılır. Eğer sizde Türk geleneklerine uygun bir kına gecesi yapmak isterseniz, bu adetlerin hepsini ya da dilediğiniz bölümlerini uygulayabilirsiniz.

    Umarız kına geceniz eğlenceli geçer.
     
  2. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  3. didosh

    didosh Yeni Üye Üye

    Katılım:
    7 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.524
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bilgiler icin tsk. nekadar cok ve guzel secenekler varmis ben hicbirini bilmiyodum valla tek bildigim Geleneksel Kına Gecesiydi

    buarada ben kina gecemi hamamda yapmayi dusunuyorum :))
     
  4. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  5. ilona

    ilona psikolocik deli Pro Üye

    Katılım:
    7 Eylül 2006
    Mesajlar:
    2.956
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    38
    hııımmm hamam fikride güzelmiş =))

    ben düğün istemem ama kına gecesi istirem banane =))
     
  6. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  7. character

    character Guest

    ne düğün ne de kına gecesi sevmiyorum.ama adetler işte..biz de yok kına gecesi diye bir şey yok:sm_confused:
    kına gecesi ve düğün yapacak arkadaşların diledikleri gibi kına geceleri ve düğünlerinin olmasını dilerim..
     
  8. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  9. emrecemre

    emrecemre Yeni Üye Üye

    Katılım:
    7 Mart 2007
    Mesajlar:
    178
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Geleneksel Kına Gecesi

    Geleneksel kına gecesine kız tarafının yakınları ve gelinin kız arkadaşları çağırılır. Erkek tarafından kuruyemiş ve kına gönderilir. Gelin yöreye göre ya tuvalet, ya da bindallı denilen kadifeden ve işlemeli, ayak bileklerine kadar uzanan kaftan türünde bir giysi giyer. Misafirlere kuruyemiş ve içecek ikram edilir. Kına yakılmadan önce şarkılar, türküler söylenir ve gelin oynatılır. Eğlence bitince gelin salonun ortasına oturtulur, başına kına tülü denen kırmızı bir tül örtülür ve herkes yerine oturur. Daha sonra kına güzel bir tepside karıştırılır; çiçek ve mumlarla süslenir. Genç kızlara birer mum verilir.

    Önden kına tepsisiyle iki orta yaşlı hanım, arkasından da genç kızlar ellerinde mumlarla içli türküler söyleyerek geline doğru yürürler. Kızlar gelinin etrafında halka oluştururlar, hanımlarsa gelinin önüne çömelir. Kına saati erkek tarafından bir veya iki bayan gelip iki tane altın getirirler. Kına gelinin iki avucunun ortasına sürülür ve altınlar üzerine koyulup bastırılır. Bu sırada içli türküler söylenmeye devam edilir; amaç gelini ağlatmaktır. Daha sonra gelinin elleri beyaz tülbentle sıkıca bağlanır ve üzerine kırmızı renkteki kına eldiveni giydirilir. Gelin ağladıktan sonra kırmızı örtü açılır ve misafirlere kına dağıtılır. Gelin yerinden kaldırılır ve neşeli türküler eşliğinde oynatılır, böylece kına sona erer ve misafirler dağılır. Eğer sizde Türk geleneklerine uygun bir kına gecesi yapmak isterseniz, bu adetlerin hepsini ya da dilediğiniz bölümlerini uygulayabilirsiniz.

    benimi aynen böyle olmuştu:))))klasik kına gecesi...düğünümden daha çok eğlenmiştikk...süperdi....
     
  10. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  11. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    evet çerkezlerde yok kına gecesi...
    ama ben bütün arkadaşlarımı toplamıştım:))))
    asıl komik olan düğünümde çerkez düğünü yapılmasıydı:Roflol: :Roflol: :Roflol:
     
  12. 14 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  13. character

    character Guest

    çerkeslerde kına gecesi var mı yok mu bilemem.ben çerkes geleneklerine göre yetişmedim.
     
  14. 28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  15. denizyxixldxixzxix

    denizyxixldxixzxix Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2006
    Mesajlar:
    3.805
    Beğenildi:
    8
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    38
    Başına kırmızı örtü örtüldükten sonra, bir tepsi içinde kız arkadaşları tarafından getirilen kına gelinin eline yakılırken söylenen bu türkülerle gelin adayı ağlatılmaya çalışılıyor. Bu çabaya direnip birkaç damla gözyaşı akıtmayan gelin adayına ise pek rastlanılmıyor. Kına, genellikle kız evinde düzenleniyor. Ama son zamanlarda popüler kulüpler, oteller de bu özel gün için tercih ediliyor. Evinizde istemezseniz kız arkadaşlarınızla bir araya gelerek bir güzellik salonunda bakım veya hamam sefası da düzenleyebilirsiniz.


    Kına Gecesi Kıyafeti: Söz konusu kına gecesi olunca akla ilk olarak Kapalıçarşı geliyor. Çünkü bu özel gecede giyilecek kostümlerin (kaftan ya da bindallı)en güzeli, en farklısı ve genellikle en hesaplısı Kapalıçarşı'da bulunuyor. El işlemesi özel modeller 3-50 bin USD arasında fiyatlara satılıyor fakat gelinlik fiyatına bir kaftan almak istemezseniz makine işi kırmızı kadife bir kaftan setini 50-500 YTL arasında değişen fiyatlara bulabilirsiniz. Kaftanlar tek olarak ya da içlik denilen gömlek, şalvar, kırmızı başörtüsü, kemer ve kına eldiveninden oluşan bir takım halinde de satılıyor. İsteyen gelin adayları yine özel işlemeli başlıkla ve altın yaldızlı kumaştan yapılmış çarıklarla kostümlerini zenginleştiriyor.


    Ayrıca geceye renk katmak için satılan zil, bele takılan dansöz kemerleri ve parlak renkli mendiller alıp dans ederken bu aksesuarları arkadaşlarınıza dağıtabilirsiniz.


    Kına Gecesi Gelenekler: Kına gecesi kızların gecesidir, kız ve erkek tarafının bayan yakınları ve gelinin kız arkadaşları davet edilir. Davetlilere kuru yemiş ve içecek ikram edilir. Gelin adayı kaftanını giyinmeden once eğlenceler düzenlenir, dans edilir. Vakit geldiğinde gelin adayı ortadan kaybolur ve kaftanını giyer, başına da duvak gibi kırmızı bir tül örter. Bu esnada kına hazırlanır, ışıklar söndürülür ve gelin adayı ve kına tepsisini taşıyan aile büyüğü önde, genç kızlar ellerinde mumlarla hemen arkasında türküler eşliğinde salona girerler ve gelin adayı salonun ve misafirlerin ortasında kendisi için hazırlanan yere oturtulur. Kızlar mumlarla birlikte gelinin etrafında dönmeye devam ederken aile büyükleri önünde çömelirler. İşte bu sırada gelinin eli açılmamacasına kapanır. Ta ki damat adayının annesi avucuna 1 adet tam altın sıkıştırana kadar. O zaman gelin elini açar ve kına ellerine sürülerek avuçları tekrar kapanır ve mendile sarılarak üzerine kırmızı renkli parmaksız gelin eldiveni giydirilir. İşte bu esnada ‘Yüksek yüksek tepeler’ adlı mani tüm davetliler tarafından söylenir (aynı zamanda müzik setinizde de bu maniyi çalabilirsiniz). Gelin ağlamaya başlayınca başındaki kırmızı örtü açılır ve misafirlere kına dağıtılır. Herkes eline biraz kına sürdükten sonra ellerini bir tülbent veya mendil yardımıyla bağlayabilirler. Bu andan itibaren gelin evinin hazırladığı börek, tatlı vb yemekler yenir, dans ve eğlence yeniden başlar…



    Son zamanlarda genç kızlar işe eğlence katmak için en rüküş kıyafetlerini giyip kına gecelerine katılıyorlar, eve falcı davet edip herkese fal baktırmak da moda. Biraz yaratıcılığınızı kullanarak kına gecenize renk katmak sizin elinizde.
    alıntıdır

    Daha detaylı bilgi almak için burayı inceleye bilirsiniz
     
  16. 30 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  17. maze

    maze Yeni Üye Üye

    Katılım:
    30 Nisan 2007
    Mesajlar:
    122
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    bende çerkezim adetlerde kına gecesi var ama erkek tarafı gelmiyor kız taafı kendi arasında yakıyor bende bütün kızları toplayacağım biz aramızda çok güzel eğlenir şeşen oynarız:sm_cool: erkek tarafına gerek yok
     
  18. 22 Haziran 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  19. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.232
    Beğenildi:
    33
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    48
    KINA AĞITLARI

    Dr. Ömer Faruk YALDIZKAYA


    Kültür değerlerimizin en önemli kısımlarından birini teşkil eden ve halk kültürünün pek çok unsurunun biraraya getirildiği düğün törenleri, insan hayatında dönüm noktası olan sosyal olaylarının başında gelir. Bu törenler içindeki kimi uygulamalar, yani gelenek-görenek ve adetler, yörelere göre değişiklik göstermektedir. Düğün törenleri içinde yer alan ve gelinin baba evinde kalacağı son gece yapılan geleneksel uygulamalardan en önemlisi ise hiç şüphesiz “Kına Gecesi”dir. Kına gecesi çeşitli halk kültürü unsurlarından oluşmakla birlikte, bu gecede en çarpıcı uygulama ağıtlarla birlikte yakılan kınadır. Bu nedenle; hüzünlü, yanık bir ezgi ile söylenen, lirik özellikteki “Kına Ağıtları” ayrı bir önem arzetmektedir. Çünkü, düğünlerimizin tüm ağırlığı ve duygu yoğunluğu bu gecedeki kına yakma ve bu sırada gelini ağlatmak için söylenen ağıtlarla yaşanmaktadır.

    Bildiri konumuz “Kına Ağıtları”na geçmeden önce, kına ve kına gecesi geleneği hakkında kısa bilgi vermenin yararlı olacağını düşüncesiyle, ilk olarak bu konuyu açıklamak istiyorum. Tarihi gelişimi antik devirlere kadar uzanan kına; eski Mısır, eski Yunan, Roma ve Ortaçağ’da boya ve ilaç olarak kullanılmıştır. Gerek Avrupa’da, gerekse İslam dünyasında çok bilinen bu madde, Hindistan’daki Müslümanlar arasında da kullanılmıştır. Türk tıp tarihinde de kınanın çok önemli bir yeri vardır. Eski Türkler kınayı, veba hastalığına karşı ve boya maddesi olarak kullanmıştır. 15.-19. yüzyıllar arasında; balgam, baş ağrısı, nezle, göz ağrısı, çocuklarda çiçeğe karşı ve de ateşli hastalıklarda kullanılan kına, bazı saray ve attariye defterlerinde baş köşeyi işgal etmiştir. Kuzey Afrika, Hindistan, Pakistan ve Seylan’da yetişen kınaya; Latince’de “Lawsonia İnermis”[1] , Arapça’da “Hınna”, Divan Edebiyatı’nda “Hana” veya “Hınna”, Batı dillerine de Arapça’dan geçerek, Fransızca’da “Henné”, Almanca’da “Henna”, İtalyanca’da “Henné”[2] , İngilizce’de ise “Henna”[3] denilmektedir. Kınanın Azerbaycan Türkçesindeki karşılığı “H>ına” , Başkurt Türkçesinde “Kına (buyavı)”, Kazak Türkçesinde “Kına”, Kırgız Türkçesinde “H>ına”, Özbek Türkçesinde “H>ınä”, Tatar Türkçesinde “Kına (buyavı)", Türkmen Türkçesinde “H>ina”, Rusça’da “H>ına”[4] dır.

    Türk-İslam geleneğinde; hem sağlık, hem güzellik, hem de törensel açıdan özel bir yeri olan ve Dede Korkut Hikayelerinde de sözü edilen kına, Türk inanç sisteminde adanmış olmanın da işaretidir. Bunun içindir ki; “vatana kurban olsun” diye asker adayına, “Allâh’a kurban olsun” diye kurbanlık koçlara, “eşine kurban olsun” diye geline kına yakılır. Anadolu’nun her tarafında yaygın olan kına yakma geleneği, Anadolu dışındaki Türklerden;başta Kıbrıs Türkleri[5] olmak üzere, Bulgaristan Türkleri, Gagauz Türkleri ve Karay Türkleri ile Azerbaycan Türklerinde de vardır[6].

    Türkiye’nin çeşitli yörelerinde birbirine yakın adlar verilen bu geceye, Bursa’da “el kınası”, “has kınası”, Malatya’da “gelini kınaya çekme”, Muğla’da “kına düğünü”, Uluborlu’da “kına basma”, Ünye’de “baş bağlama”[7], Taşeli’de “gelin okşama”[8], Emirdağ’da “kızbaşı”[9], yaygın olarak da “kına gecesi” gibi adlar verilmekte; Türkiye dışındaki Türklerden Azerbaycan Türklerinde “kına yaktı gecesi”[10], Romanya’nın Dobruca bölgesinde yaşayan Tatar Türklerinde ise “kına toyu”[11] denilmektedir.

    Bu noktada, geline yakılacak kınanın hazırlanışı hakkında kısaca bilgi verelim. Anadolu’da, oğlan evi tarafından alınmış kuru kına, oğlan evinde toplanan kadınlar tarafından kız evine götürülür. Kına, gümüş veya bakır bir tas içinde “başı bütün” yani “başından ayrılık geçmemiş” bir kadın tarafından yakılır. Hem bereket dileği hem de kına yakılan kişiye baht açıklığı sağlamak amacıyla, gelinin sağ avucuna bozuk para veya altın konulur. Yakılan kınanın; sıvama, yüksük, burmalı, kedi pençesi, dilber dudağı, kuş gözü ve iplik kınası olmak üzere çeşitleri vardır. Kına, genellikle gelinin eline yakılmakla beraber; Erzincan’da gelinin eline ve ayak parmaklarına[12], Güney Anadolu (Çukurova, Kenzin) yayla düğünlerinde ise, gelinin boynunun kütüğüne, yani ensesine de bir sıkım kına yakılır[13].

    Kına yakma geleneğinin tarihi gelişimi ve bu geleneğe Türkiye’nin çeşitli yörelerinde ve bazı Türk boyları arasında verilen adlar hakkındaki açıklamalardan sonra, kına yakma sırasında söylenen ağıtlara bakalım. Kına gecesinde söylenen kına ağıtları,tıpkı ölüm ağıtları gibi belli bir tören unsuru taşıyan ağıtlardır. Bu ağıtlarda ölüm ağıtlarında olduğu gibi ferdi ağıtlara rastlanmaz. Kına ağıtlarının hepsi anonimdir. Yalnızca kadınlar tarafından, gelin kıza kına yakılırken ve genellikle sazsız, çalgısız söylenir. Kına ağıtları hiçbir zaman para karşılığı söylenmez[14]. Kına gecesinde gelin kız mutlaka ağlar. Eğer ağlamazsa “kocada gönlü var” şeklinde yorumlanır ve ayıplanır. Kına ağıtları farklı temalara yer vermekle birlikte, bu ağıtlarda ağırlıklı tema ayrılık ve gurbettir. Yine bu ağıtların oluşumunda yöre coğrafi özelliklerinin ağıtı yakanlar tarafından kullanılması söz konusudur. Kına ağıtlarını oluştururken yöre bitki örtüsü ile yöredeki evcil ve yabani hayvanlardan çok sık bahsedilmesi oldukça dikkat çekicidir. Bolu’da söylenen bir kına ağıdında yöredeki ağaçlardan şöyle söz edilir:

    Dağdan keserler meşeyi,
    Hani bu kızın döşeği,
    Gelinim kınan gutlu olsun,
    Orda dirliğin bol olsun.

    Dağdan keserler gürgeni,
    Hani bu kızın yorganı,
    Gelinim kınan al olsun,
    Burda dirliğin bol olsun[15].

    Çam ağaçları ve bal üretiminin yoğun olduğu Muğla yöresine ait bir kına ağıtında ise, benzer ifadelere rastlıyoruz.

    Ben balı pekmez sanırdım,
    Çanaktan almaz sanırdım,
    Anadan babadan ayrılan kızı,
    El yüzüne bakmaz sanırdım.

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun,

    Çam budağı eğilip gelir,
    Kız oğlana dönüp gelir,
    Al duvağı sürükledikçe,
    Güvey atla koşup gelir,

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun[16].

    Gelin olacak kız için baba evinden ayrıldıktan sonra gidilen her yer, mesafe ne olursa olsun, artık “gurbet”tir. Bu nedenle, kına ağıtlarında çok yoğun olarak “ayrılık” ve “gurbet” teması işlenir. Ordu’dan derlenen bir kına ağıdında bu durum şöyle dile getirilmektedir :

    Sazaklara ev yapma anam o batar gider,
    Uzaklara kız verme anam o yiter gider,
    El kadarcık ekmeğin anam o bana yeter.

    Burada uzaklara kız vermek, sazaklara, yani bataklığa ev yapmaya benzetilmekte, ikisi arasında fark olmadığı, kısa sürede ikisinin de yok olacağı belirtilmektedir[17]. Benzer sözlere Erzincan’da söylenen bir kına ağıtında da rastlıyoruz.

    Çamura taş atma batar da gider,
    Irağa kız verme yiter de gider[18].

    Kazak Türkleri’nde ise; gelinin çok sevdiği yakınları ve akrabalarıyla vedalaşırken, tam evden ayrılacakken söylediği şarkılara “Sınsu” adı verilir. Söyleniş zamanı bakımından Anadolu’dan farklı olsa da, "gurbet" temasını işleyen ve Kazak kadınının acı kaderini dile getiren, aşağıdaki çok tesirli ve gerçekçi ifadeleri, Anadolu’da söylenilen “Kına Ağıtları”ndan ayırmak hemen hemen imkansızdır.

    Kara suya kaz varır,
    Anasından ayrılıp kız varır,
    Kara suya kan döksen akıp gider,
    Yabancıya kız versen,alır gider[19].

    Veya:

    Ak attan boz ata indim baba,
    Her şeyin ben olsam da gittim baba,
    Dokuz katlı saray gibi evimizden,
    Bir başımla sığamadım gittim baba[20].

    Trabzon’dan derlenen bir kına ağıtında ise;

    Gelin ağlar yaşlı yaşlı,
    Gitmem diye sallar başı,
    Ağlama gelin ağlama,
    Sen gider gene gelirsin,
    Bir iken iki olursun,
    Dertlerini unutursun,
    Ağlama gelin ağlama[21].

    sözlerindeki “Bir iken iki olursun, dertlerini unutursun” dizeleriyle, gelin olan kızın çocuk sahibi olduğunda artık onunla meşgul olacağı ve gurbeti düşünmeye fırsatının dahi olmayacağı vurgulanarak, teselli edilmektedir.

    Kimi kına ağıtlarında gelin kızın ağzından anne ve babasına sitem vardır. Kayseri Sarıoğlan’dan derlenen bir kına ağıtında, bu sitem;

    Kapınızda kulp muyudum?
    Pecenizde ot muyudum?
    Bu yıllıkta dursayıdım,
    Üstünüze yük müyüdüm? [22]

    şeklinde söylenirken, Boyabat yöresinde önce babaya,

    Beni uzaklara attın babam,
    Artık evinde rahat yaşa babam,
    Bir köşene ay doğsun babam,
    Bir köşene gün doğsun babam,
    Kolum kapıdan mı çıktıydı babam,
    Başım bacadan mı çıktıydı babam.

    hemen ardından da anneye sitem edilirken ve ayrıca gelin olan kızın karşılaşabileceği güçlükler, duyabileceği kötü sözler ve de yeni bir yaşama alışmanın getireceği zorluklar dile getirilmektedir:

    Ah anam anam; beni düşünmeyen anam,
    Tekneden ekmeğin tükenmesin anam,
    Oluğundan suyun eksilmesin anam,
    Ağır yürürsem tembel derler anam,
    Hızlı yürürsem deli derler anam,
    El evine ben nasıl uyayım anam.[23]

    Adana’nın Kadirli ilçesinden derlenen bir kına ağıtında; baba evinden ayrılmanın zorluğu karşısında hem anaya serzeniş, hem emmilerine (amcalarına) beddua, hem de babaya yakarış vardır:

    Ana gızın çok muyudu,
    Bir kız sana yük müyüdü,
    Gırılası emmilerim,
    Heç oğlunuz yok muyudu?

    Baba gadanı alayım,
    Sakalına tel olayım,
    Gapında köle olayım,
    Verme beni gurbet ele.[24]

    Avşarlardan derlenen bir kına ağıtında ise, toplumumuzdaki gelin, görümce ilişkisi karşımıza çıkar. Evdeki kızın gelin olmasına, en çok, daha önce evlenmiş olan ağabeylerin eşlerinin sevineceği bir Avşar ağıtında şöyle dile getirilmiştir:

    Baba ekinin bitti mi?
    Kardeş ekmeğin arttı mı?
    İşte koyup gidiyorum,
    El kızı keyfin yetti mi?

    Baba evinde kalan, geride bıraktığı ve özleyeceği her şeyi birer birer sayar:

    Elimi yuduğum arklar,
    Belimi verdiğim dutlar,
    Onu da göresim gelir,
    Yalladığım koca itler.

    Yunak yuduğum taşlar,
    Gölgelendi koc’ağaçlar,
    Şu anama selam söylen,
    Gökyüzünde uçan kuşlar.[25]

    Antalya’nın Akseki ilçesinde söylenen bir kına ağıtında, geline anasının ağzından şu öğütlemeye yer verilmektedir.

    Gittiğin yollar hep yokuş,
    Seni göreyim kızım kaynanana yakış,
    Eline yakışsın beklenen her iş,
    Meleğim meleğim allı meleğim,
    Düşmanımız çoktur seni göreyim.[26]

    Kastamonu’nun Daday ilçesinde ise benzer öğütlere rastlanılmaktadır.

    A gızım, pazardan aldım kına ile tarak,
    Hanım da yavrum her huyunu ana evinde bırak,
    Bırakmazsan yersin maşayla dayak.
    A gızım, merdivenden aşağı inme,
    Gayınnan, gayıntan da gücünü üzme,
    Yadların karşısında salınıp gezme,
    A gızım, hürmet ararsan (edersen) hürmet bulursun,
    Hürmet iki baştadır, yavrum kadın olursan. [27]

    Yörüklerden derlenen bir kına ağıtında, Yörük yaşamının temelini oluşturan konar, göçer yaşam tarzı gözler önüne serilir:

    Kırat gelmiş gemin gever,
    Boz lök çökmüş, çanın döğer,
    Kız oturmuş duvak eğer,
    Kız anam kınan kutlu olsun,
    Söyle dillerin tatlı olsun.

    Bu ağıtta bahsedilen “Kırat” gelinin binip gideceği attır; “boz lök (erkek deve)” de gelinin beraberinde götüreceği çeyiz eşyalarını taşır. Yörük ağıtının devamında ise, gelin gidince, Yörük obası ıssız kalacakmış gibi düşünülür.

    Kız ananı kızsız kodun,
    Ak halkeyi susuz kodun,
    Bir obayı ıssız kodun,
    Kız anam kınan kutlu olsun.
    Söyle dillerin tatlı olsun.[28]

    Sonuç olarak; kültür değerlerimizin önemli parçalarından birini teşkil eden ve yapılan bazı türkü tasniflerinde “Tören Türküleri” içinde yer alarak, “Düğün Türküleri” içinde değerlendirilen ve “Kına Türküleri” olarak adlandırılan “Kına Ağıtları”nın, temel yakılış sebebi ayrılık olan “Ağıt” kavramı çerçevesinde değerlendirilerek, bu konuda Türk Dünyası coğrafyasını da kapsayacak şekilde, mukayeseli ve daha geniş bir çalışma yapılmalıdır.