Kısır olup olmadığınızı nasıl anlarsınız?

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve tebesir tarafından 5 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    5 Eylül 2007
    Konu Sahibi : tebesir
  1. tebesir

    tebesir Yeni Üye Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    90
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    YAVRUSUNU kucağına alamayan evli çiftler, sürekli kendilerini suçlar. Bazen bu problemlerin kadından ya da erkekten kaynaklanacağı gibi bazen de hem kadın hem de erkekte sorun olabiliyor. Bunu anlamak için çeşitli testler geliştirilmiştir. Çocuk sahibi olamayan çiftlerin yüzde 30-40'ında sorun kadına ait olduğundan araştırmaya kadından başlanıyor. Kadın kısırlığının tanısına yönelik testler şöyledir:
    A) Ovulasyon bozuklukları ve teşhisine yönelik testler: Normal ve düzenli adet gören kadınlarda ovulasyon olmaktadır. Ancak her kadında zaman zaman yumurtlama problemi yaşanmaktadır.
    Bazal vücud sıcaklığı tablosu: Basit olmasına rağmen güvenilir bir yöntem değildir. Amaç ovulasyondan önce vücut sıcaklığının düştüğünü, ovulasyondan sonra 0.5-1 derece arttığını ve siklus boyunca sebat ettiğini, menstruasyondan önce ısının düştüğünü ispatlamaktır. Bazal vücut ısısı ölçümü, hastanın geçmişe dayalı olarak o ay yumurtlamasının olup olmadığını gösterir.
    Ovulasyon tespit eden kitler: Piyasada rahatlıkla bulunabilen ve kolaylıkla uygulanabilen bir test olup, vücuttaki Luteinizan Hormon (LH) artışını tespit eder. LH artışından 36 saat sonra ovulasyon (yumurtlama) gerçekleşmektedir.
    Kan Progesteron seviyesi ölçümü: Basit bir testtir. Kan progesteron seviyeleri ovulasyondan birkaç saat önce artar ve ovulasyondan 7 gün sonra en yüksek seviyelerine ulaşır.

    Kan Prolaktin seviyesi ölçümü: Kanda PRL Hormonu'nun yükselmesi ovulasyon olmasını engeller.
    Kan FSH ve LH seviyeleri ölçümü: Menstruasyonun 2-4. günlerinde yapılmalıdır. FSH konsantrasyonunun yükselmesi, over rezervinin azaldığına işaret eder. FSH seviyelerinde düşüklük tespit edildiğinde hasta hipotalamik veya hipofizer hastalıklar açısından değerlendirilmelidir.
    Ultrasound: Seri ultrasonografi uygulamaları ile bir follükülün gelişimi ve ovulasyon (yumurtlama) sonrası aynı follükülün bozulması rahatlıkla tespit edilebilir. Follükül 18-22 mm olduğunda yumurtlamaya hazır hale gelmiştir.

    B) Fallop tüplerine ait nedenler ve teşhişine yönelik testler: Fallop tüpleri, döllenmiş yumurtayı rahime doğru taşıyan organlardır. Geçirilen enfeksiyonlar, operasyonlar ya da karın içinde ve tüplerin etrafında yapışıklıklara neden olacak bozukluklar (endometriosis v.s) tüplerin fonksiyonunun azalmasına ve infertiliteye yol açar. HSG, Laparoskopi ve falloskopi tanı ve tedavide kullanılan yöntemlerdir.

    Histerosalpingografi: HSG, uterus ve tüplerin X ışınları yoluyla görüntülenmesini sağlayan bir tanı hatta bazen tedavi yöntemidir. HSG sırasında rahim ağzından verilen bir kontrast madde ile uterin, kavitenin konturları ve tüpler görüntülenebilir. 15-20 dakika süren bir işlemdir. HSG menstruasyondan sonra siklusun ilk yarısında uygulanmalıdır. HSG sonrası antibiyotik ve ağrı kesici verilmesi uygundur. HSG ile rahim ağzında yetmezlik, rahimi tutan tüberküloz, gelişmemiş rahim, rahim içi miyomlar, polipler ve rahim anormallikleri tanınırken bazen kontrast maddenin itici etkisiyle tüplerdeki tıkanıklık açılıp, tedavi sağlanmış olur.

    Rahimde de sorun olabilir

    RAHİM içini doldurarak , muhtemel gebeliğin yerleşeceği yeri işgal eden miyomlar, polipler, kuretaj gibi rahim içine yapılan müdahalelere veya tüberküloz ya da endometrit gibi enfeksiyonlara bağlı yapışıklıklar ve rahmin doğumsal yapısal bozuklukları kadın infertilitesine neden olur. Bu lezyonların tanısında HSG uygulanabilecek ucuz bir yöntemdir. Ancak kesin tanı ve tedaviye yönelik uygulanabilecek altın standart olan yöntem histeroskopidir.

    Histeroskopi: Hastaya uygulanan histeroskopinin 2 farklı şekli vardır:

    Diagnostik ve operatif. Diagnostik histeroskopi basit bir yöntem olup, hastanın hastanede yatışını gerektirmez. Soğuk ışık kaynağıyla uterin kaviteye girilir, kaviteye co2 veya sıvı verilerek kavite genişletilir ve rahim içi miyom, yapışıklık, polip açısından değerlendirilir.Genellikle anestezi gerektirmez. Operatif histeroskopide, tespit edilen anormallikler genel anesteziye geçilerek cerrahi olarak tedavi edilir. Genellikle hiçbir problem olmadan hastalar aynı gün taburcu edilir, ancak her cerrahi girişimde olduğu gibi histeroskopide de enfeksiyon, uterin kavitede delik açılması, çevre organları zedelemek, kanama gibi komplikasyonlar olabilir. Histeroskopi sonrası hastada rahatsızlık hissi, adet sancısına benzer kramplar ve lekelenme tarzında kanamalar olabilir.

    Histerosalpingo-kontrast sonografi: Bu yöntem yeni kullanılmaya başlanan bir yöntem olmakla beraber hastada rahatsızlık yaratmayan, ucuz ve tanıya yardımcı bir metottur. Rahim içerisine yerleştirilen sonda ile ultrasonografi altında, kaviteye kontrast madde ya da serum fizyolojik verilerek, rahim içi ile ilişkili olduğundan şüphenilen miyom veya poliplerin yerleri tespit edilir.

    Serviks problemleri ve teşhisine yönelik testler: Serviksin durumu infertilite açısından nadiren tek başına problem oluşturur. Servikal mukusun mikroskopla incelemesinde, sperm varlığı, hareketi ve antisperm antikor araştırılabilir.

    Saklambaç
     
  2. 5 Eylül 2007
    Konu Sahibi : tebesir
  3. AZRAAA

    AZRAAA Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    24
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Tebeşiiiiiir Sllmm
     
  4. 17 Eylül 2007
    Konu Sahibi : tebesir
  5. tebesir

    tebesir Yeni Üye Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    90
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Merhaba
    slm için teşekkür ederim