Kişsel Gelişim Kitapları Hakkında

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Madamiks tarafından 13 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    13 Ekim 2010
    Konu Sahibi : Madamiks
  1. Madamiks

    Madamiks Popüler Üye Üye

    Katılım:
    25 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    7.397
    Beğenildi:
    48
    Ödül Puanları:
    153
    Kavramın birçok kaynakta farklı tanımları olsa da tümünün buluştuğu ortak nokta; bireyin gelişimi için gerekli olan pratik bilgiyi sunma ve çeşitli yaşam deneyimlerinden yola çıkarak gelişime katkı sunma, kişide saklı olan potansiyeli harekete geçirme sanatı… vb

    Bir kaynağın ya da içeriğin kişisel gelişimle ilgili olup olmadığını anlamanın en basit yolu kullanılan başlıktır. Eğer bir kitapçıda dolaşırken “MUTLU OLMANIN 23 ALTIN KURALI” başlıklı bir kitap görüyorsanız bilin ki o bir kişisel gelişim kitabıdır. Kişisel gelişim kitaplarının çoğunda benzer formlar vardır. Bu benzerliklerden birkaç tanesi şöyle sıralanabilir:

    :: Başlık çok şatafatlı olur. ( İş bulmanın etkili yolları)

    :: Başlıkta sayısal pratikler kullanılır. (Zengin olmanın 14 yolu)

    :: İçeriklerde ki yaşam deneyimleri masa başı tezgâhlarda budanıp süslenerek kişinin beklentilerine uygun hale getirilir.

    :: Kullanılan formların büyük kısmı kurgusaldır. Yaşamsal pratikte bir karşılığı ya da değeri yok. Örneğin zengin olmanın bilmem kaç bin yolu başlıklı bir kitabın yazarı o kitabı satarak zengin olabilir. Onu okuyarak zengin olanı duyan olmamıştır.

    :: Milyonda bir gerçekleşen bir olay yada başarı öyküsü herkese takdim edilir yada genellenir.

    Şimdi internette çeşitli sitelerde bu kitaplarla ilgili yayımlanmış değerlendirmeleri paylaşarak konumuza devam edelim:

    “Kişisel gelişimden çok "gaz verme" etkisi yapan kitaplardır. "içindeki gücü hisset, mükemmelsin, güçlüsün, harikasın, yapabilirsin, hayat senin!" misali ifadelerle kişilerin egolarını tatmin etmekten başka bir işe yaradıkları nadir görülür. ”

    “Kişiseli asla geliştirmeyen aksine yazan kişiyi geliştiren kitaptır. Alınır okunur aslında herif doğru söylüyor denilir sonrasında da bir kenara bırakılır. İçinde yazanları yazmak için ne üniversite ne de lise bitirmek gerekir zira kahvedeki Mahmut abi de aynı deneyime sahiptir.”

    “Kişisel gelişim kitaplarının tek faydası yazaradır, kendi kendini geliştiremeyen insanlar, bu yazarın kitabından binlerce milyonlarca alır, besteseller yapar, yazarda zengin olur.”

    “Çoğu ucuz olduğu için, kitaplıkta güzel yer kaplarlar. ayrıca eve kız atınca "düşünce gücü", "bilmem ne etkisi", "başarının sırrı" gibi kitaplar göstermek kızı etkileyebilir, etkilemeyebilir de, o da sevişmeye gelmiştir, gelişmeye değil ya”

    “Süper ısıtıyorlar, yeminle söylüyorum hayatımda onlar gibi soba tutuşturucu görmedim.”

    “İnsanı sinir eden kitaplar bütünü. Yok, yüz adımda kız tavlama sanatı, neymiş işyerinde yükselmenin 1001 yolu. Bunlara göre hayatlarını idame ettiren insanlar oldukça var olacaklar sanırım.”

    “Okumaya başladıktan sonra kişisel gerilim kitaplarına dönüşen kitaplardır. İnsan evladı kendine akıl öğretilmesindense akıl öğretmeyi sever çünkü.”

    “Birilerinin yaptığı enkaz üzerinde çalışmayı pek bir seven insanların kıt akıllarını kullanarak karaladıkları çöp yığınları”

    “Beyni sanki çok gelişmiş, aynaya baktığı zaman göbeğiyle barışık bir insan portresi sergilediği düşünülen kişiler tarafından yazıldığı zannedilen para tuzakları.

    Kitapların işe yaramaması da ayrı bir bunalım sebebidir.”

    Aslında on binlerce olumsuz görüş var. 10-15 sene önce başlayan kişisel gelişim furyası bir çok kişiye ve yayıncıya hatırı sayılır paralar kazandırdı. Ben Türkiye’de Oğuz Saygın’ın “Negatif Limanlardan Pozitif Sulara” kitabını okuyup boğulmaktan kurtulan kişi duymadım. Seminerlerde inanılmaz paralar kazanan Kişisel Gelişim yazarlarıyla ilgili katılımcıların genel değerlendirmeleri şöyle: “Adam süperdi, gerçekten çok etkilendim.” 2 gün sonra bu süper vizyonluk yerini 2 gün önceki adama tekrar bırakır.

    Zaman zaman Cağaloğlu’nda değişik kitapevlerinde yayıncılarla konuşma imkânımız oluyor. Bu yayınevlerinin çoğu hatırı sayılır ve ciddi araştırmaları kitaplaştıran yayınevleri. Kitaplarının az satılmasından kaynaklanan sorunları var. Bu ciddi bir mali külfet. Bunu aşmak için hemen hepsinin ortak çözümü birkaç tane kişisel gelişim kitabı basmak. Ama bunu yaparken çokta mutlu değiller. Yayıncılığın ilkeleri var. Sattığın kitabı yayıncı olarak önce kendin özümsemelisin. İçeriğini özümsemeden zorunlu olarak bu işe girenler var. Var diyorum ama bu süreçten sonra vardı demek belki daha doğru olur. Ya da “bu yayıncılar eskidendi artık kimse bu kitaplara itibar etmiyor” demek gerçekleşebilirliği yüksek bir temenni.

    Psikoloji ile kişisel gelişimi yakın alan gösterme eğiliminde olan çevreler de var. Ama bu iki alan birbirine benzer değil. Psikolojinin bilimsel bir metodolojisi var. Kitapların içeriğinde abartı yok. Olumlu ile olumsuzun değerlendirmesi var. Pohpohlama yok. Dinleme anlama değerlendirme var. Çözüm yüzde yüz değil. Çözüm olasıdır. Bunda en büyük katkıda danışanındır. Kişisel gelişim ise abartılar yumağı bir alandır. Pohpohlama, gaza getirme, kurgusal öyküler, yaşamda karşılığı olmayan sadece milyonda bir olasılıkların genellenmesi… vs… vs…

    Burada bir düzeltme yapmakta yarar vardır. Bu eleştiriler Kişisel Gelişim alanından ziyade şu ana kadar bu formu sahiplenen, bu alanda içerik üreten dergi, yayın ve yazarların tavırlarının genel değerlendirmesidir. Mutlaka kişisel gelişimde de insana katkı sunacak bir şeyler vardır. Ancak bu iş bir enformasyon sömürüsüne dönüştü. İş arayan biri cebinde ki 20 lirasını götürüp “İŞ BULMADA ALTIN YÖNTEMLER” adında bir kitaba verip yine iş bulamıyorsa bu işte bir sömürü var demektir. İş bulmada yöntem möntemin hikaye olduğunu hepimiz biliriz. İş bulmanın en etkili yolu gelişim sürecinde ki sağlıklı mesleki rehberlik ve danışmanlık hizmetidir. Bu desteği alan herkes kolaylıkla iş bulabilir. Vasfı olmayana kravat taktırıp, koku sürdürüp, cebine çiçek taktırarak iş mülakatı için taktik vermek tamamen bir kurgudur.

    Geçtiğimiz hafta yine Cağoloğlu’nda bir yayın evi sahibiyle görüşme imkanımız oldu. Kitap satışlarından muzdaripler biraz. Çok güzel kitaplar çevirmişler. Ancak satılma oranı çokta tatmin edici değil. Yayın evi sahibine dedim ki; Kişisel Gelişim setlerini basın. Oda bana cevaben: O eskidendi artık kimse o tür kitapları da almıyor. İçinin boş olduğunu insanlar fark etti. Biraz geç oldu bu fark ediş ama sonunda fark edilmesi güzel. Her yayın evi bu kitapları basma girişiminde bulundu. Bir çoğu ellerinde şişmiş durumda.

    Sadece kitaplar mı? Hayır… Birde seminerler… Kişisel gelişim eğitimleri… Dergiler… Programlar…

    Kişisel Gelişim uzmanlarının kendi içinde farklı mesleki unvanları oluştu. Yaşam Koçu… Marka Uzmanı… Hidroterapist… Hipnoterapist… Gelişim Uzmanı… Motivatör…

    alıntı
     
  2. 27 Aralık 2011
    Konu Sahibi : Madamiks
  3. tinimini_hnm

    tinimini_hnm Popüler Üye Üye

    Katılım:
    8 Ekim 2011
    Mesajlar:
    1.884
    Beğenildi:
    1.951
    Ödül Puanları:
    193
    hepsine bayılıyorum kişisel gelişim kitaplarının
    hakkatten insanı geliştiriyorlar
     
  4. 8 Ocak 2012
    Konu Sahibi : Madamiks
  5. cemre25

    cemre25 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    15 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.681
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    108
    bunlar kitapları okuyup hatta okumayıp anlamayanlar yada beyinlerini az yorup düşünemeyenler

    evet zengin olma kitabı alınca zengin olmuyorsun.adamda sana bu kitabı al gökten para yağcak demiyo heralde

    biraz düşünenler orda yazanları anlar

    şahsen ülkemizde kişisel gelişim kitabının %80 ni ni bile doğru dürüst anlayamayanlar var neden çünkü çok kapalı dar düşünüyolar

    demiş ki bu kitabı kahvedeki mahmut abide okur bilmem ne de okur ikiside bilmem ne...arkadaşım mahmut okur anlamaz diğeri anlar...yok kırk yılda olan başarı hikayesini geneller..birazcık okursanız 40 yılda bir olan şeyler değildir onlar zaten...sen yapamıyosan yapılcana inanmıyosan çevreninde bunları okuyanlarında yapmalarını istemiyosan bunları yazarsın tabi

    beyni olan düşünüe neyi alırsa alır hafızasına yaşamına ...ama yapamayanlarında biz yapamadık dur karalayalım demesi saçma bence gerçi bu türkiyemin bir özelliği