Kölelik

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve UzmaN tarafından 19 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    19 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  1. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    KÖLELİK

    Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması. Başka bir kişinin malı ve mülkü olan kişiye köle, memlûk veya kul; köle sahibine ise efendi veya mevla denir. Bazı durumlarda uşak ve hizmetçi de köle anlamına gelir. Kadın kölelere cariye denir.


    [​IMG]

    KÖLE OLMA ŞARTLARI

    Çok eski tarihlerden beri savaşta esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödeyemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle kabul edilir, köle pazarlarında satılırdı.

    Erkek kölelerin çocukları da köle olur. Cariyelerin efendilerinden oğulları Yahudi ve Arap toplumları gibi bazı toplumlarda köle kabul edilmemişlerdir. Ziraat ve ticaretle uğraşan bütün toplumlarda köleliğin çeşitli şekillerine rastlanmaktadır. Mezopotamya’da, eski Mısır’da Yunan’da, Roma’da, İslam öncesi İran, Orta Asya ve Anadolu’da yaşayan kavimlerde kölelik son derece doğal sosyal bir olgu olarak kabul edilirdi.

    KÖLELİĞİN YASAKLANMASI

    Köleliğin insani ve ahlaki olmadığı ilk olarak Aydınlanma Çağında anlaşılmaya başlanmıştır. İlk kanunlar İngiltere’de ve ABD’de 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, 1807 yılında çıkarılmış, daha sonra diğer Avrupa devletleri onları izlemişti. Avrupa'da İngiltere'den sonra köleliği ilk kaldıran Osmanlı İmparatorluğu'dur. Osmanlı'da kölelik, Sultan Abdülmecid döneminde 1847’de bir fermanla yasaklanmıştır.

    İstanbul'daki Fransız büyükelçisi "Vergeuennes"in damadı olan Baron de Tott şöyle demiştir: "İtiraf etmeliyiz ki, kölelerine ve cariyelerine kötü davranan Avrupalılardır. Bunun sebebi de : doğuluların köle satın almak için para biriktirmeleri, Avrupalıların ise para biriktirmek için köle satın almalarıdır."

    1926’da Milletler Cemiyeti bütün dünyada köleliği yasaklamış, daha sonra Birleşmiş Milletler de bu hükmü teyid etmiştir.

    BATI TOPLUMLARINDA KÖLELİK

    Kölelik, Orta Çağ’ın bitimine değin, Batı toplumunun iktisadî ve sosyal açıdan ayrılmaz bir parçası olmuştur.

    Batı dünyasında; feodalizmin tarih sahnesinden çekilerek yerini burjuva ekonomik sistemine bırakmaya başladığı ana kadar kölelik kurumu, emek veriminin düşük ve teknik imkânların son derece kısıtlı olması sebebiyle en önemli üretim aracı olagelmiştir. Son derece ağır şartları haiz olan köle hayatında ancak 19. yüzyıl sonlarından itibaren bir miktar düzelme meydana gelmiştir.

    İSLAMDA KÖLELİK

    İslamiyet'ten önce de Arap Yarımadası'nda yüzyıllardır mevcut olan kölelik sisteminin şekli İslamiyet'in kurulması ile daha çok askeri ve dini bir boyut kazanmıştır. Kur'an kölelerin hak ve hukuku ile ilgili birçok hususu açıklığa kavuşturup kesin hükümlere bağlamıştır.

    İslamiyet köleliği yasaklamamıştır. Bununla beraber köle edinmeyi zorlaştırmış ve kölelerin azad edilmesini teşvik etmiştir. Örneğin kazara bir müslümanı öldüren kimsenin müslüman bir köle azad etmesi emredilmiştir . Yalan yere yemin edenlere on yoksulu yedirip giydirmek veya bir köle azad etmek emredilmiştir. Buna gücü yetmeyenin ise 3 gün oruç tutması gereklidir . İslam dininin peygamberi Muhammed şöyle demiştir: "Kim kölesini döverse, onun cezası kölesini âzad etmekle yerine getirilir". Ayrıca Sahibinden çocuğu olan bir köle, sahibinin ölümü ile özgür duruma gelir.

    İslam'la birlikte borç veya zaruret nedeniyle birini köleleştirmek ortadan kalkmış, kölelik edinme yöntemleri sadece savaşa indirgenmiştir.




     
  2. 19 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  3. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    [​IMG]

    İngiltere tarihinin en hassas ve tartışmalı konularından biri olan kölelik, bu ülkedeki ortaöğretimde zorunlu ders konularından biri olacak.


    Eylül ayından itibaren İngiltere'deki 11 ve 14 yaşları arasındaki çocuklar, derslerinde köle ticaretini ve bu ticaretin İngilterenin sömürgeci geçmişine yansımalarını, bunun yanında ırkçılık, çeşitlilik ve kaynaşma gibi modern kavramlara olan etkisini görecekler.

    Tarih öğretmenleri esasen Yahudi soykırımı gibi tartışmalara açık konularla ilgilenmeye alışkın.

    Ancak İngiltere'de iki yüz yıl geride kalmış olmasına rağmen köle ticaretine ilişkin tartışmalar hala rahatsızlık konusu olabiliyor.

    Öğretmenler halihazırda bu konuları daha açık ve detaylı bir biçimde ele almaları ve ırkçılık ile konunun günümüzdeki yansımaları gibi daha da zorlu konulardan kaçınMAmaları konusunda teşvik ediliyor.

    Öğretmenlerin konuyu basitleştirilmiş bir çerçevede ele almaları da istenmiyor.

    Örneğin köle ticareti ile bağlantısı bulunan Afrikalı liderler konusu.

    "Köleliği Anlama Girişimi" adlı kuruluştan Ruth Fisher, müfredatın geliştirilmesine katkıda bulunan isimlerden biri.

    Fisher, yapmış olduklarıı araştırmanın, öğretmenlerin bu konuyu "kolay öğretilebilecek cinsten" bulmadıklarını ortaya koyduğunu söylüyor.

    Ruth Fisher, "Öğretmenlerin çok rahatsız oldukları bulgusuna ulaştık. Bu kısmen kendi kişisel hissiyatlarıyla ilgili. Ama aynı zamanda bir nedeni de, bu konulara girdiklerinde öğrencilerinin içine girecekleri hassas ruh hali karşısında ne yapacaklarından tam olarak emin olmamaları" diyor.

    Öğrencilerin ele alınacak olan konuları, Nijerya doğumlu eski bir köle olan ve İngilizleri köleliğin korkunç yönleri hakkında bilgilendirmek için çok mücadele eden Olaudah Equiano gibi siyahi figürlerin perspektifinden düşünmeleri istenecek.

    Köleliğin kalkması için mücadele eden William Wilberforce da öğrencilerin özdeşleşmesi istenen liderler arasında.

    Konunun İngiltere'deki gelişiminin yanında, yurttaşlık haklarının Amerika'daki gelişimi ve Hindistan'ın İngiliz sömürgesi olduğu dönem de konuya küresel bir boyut katacak.

    Öğrencilerin, köleliğin günümüzde de varlığını sürdürdüğünü anlamaları, dersin hedefleri arasında.


    Andrew Bomford
    BBC eğitim muhabiri

    (İçerik-Alıntıdır)