Kordon Kanı Neden Saklanır?

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve NILBERA tarafından 17 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Kordon Kanı Neden Saklanır?



    KORDON KANININ SAKLANMASI GERÇEKTEN GEREKLİ Mİ?



    İleride, bebekleri kanser olur endişesiyle bebeklerinin kordon kanını saklatmak isteyen çiftlere verilen cevap genellikle oldukça uzun ve teknik bilgilerle doludur. Bununla birlikte, bu sorunun en kısa cevabı; herşey tam açıklığa kavuşturulmuş olmasa da halen ve gelecekte hayat kurtarıcı yararları olabilecek potansiyelde bir yatırımdır.



    Bu gün için, allojenik ( kişinin kendisinden alınmamış, üçüncü şahıslardan alınan) hemopoetik kök hücre naklinin kullanılabileceği hastalıkların listesi aşağıdadır;



    Allojenik kök hücre tedavisini gerektiren kanser dışı hastalıklar

    Konjenital veya idiyopatik aplastik anemi
    Orak hücreli anemi
    Majör talasemi
    Fancomi anemisi
    Blackfan- diamond sendromu
    Metabolik depo hastalıkları


    Allojenik kök hücre tedavisini gerektiren habis hastalıklar

    Akut miyeloid lösemiler
    Akut lenfoblastik lösemiler
    Kronik myeloid lösemiler
    Miyelodisplastik lösemiler
    Nöroblastoma
    Göbek kordonu kanının hemopoetik sisteme ait kök hücreleri barındırdığının keşfedilmesinin üstünden yaklaşık 30 sene geçti. Ve bu zaman zarfında anlaşılmıştır ki, kök hücrelerin donorden alınan kemik iliğine kıyasla avantajları artık çok nettir. Kemik iliğine kıyasla çok kolay ulaşılabilmesi ve doku uyumu sağlama oranının da çok yüksek olması büyük önem taşımaktadır. Kordon kanındaki hücrelerin immunolojik immatüritesi ve kemik iliğine kıyasla kordon kanında çok daha yüksek oranda kök hücre bulunması da bu önemi arttırmaktadır.



    Bu kadar belirgin avantajlar dikkate alındığında kordon kanı ya da asıl olarak kök hücre saklanması olayı haklı olarak önem kazanmaktadır. Ülkemizde de bir çok ülkede olduğu gibi saklama programları özel teşebbüsler tarafından başlatılmış ve devam etmektedir. Ancak gönül ister ki; bu işlemler, hükümetlerin sağlık politikaları içinde ulusal kordon kanı bankaları oluşturulurak yürütülsün ve bu kan bankalarında saklanacak kök hücreler, nakil için gerek donor gerekse ekonomik koşullar yüzünden çaresizce bekleyen tüm hastalar için kullanılsın.



    Kişisel olarak da olsa kordon kanı ya da kök hücre saklatmanın mutlaka ki yararları olabilecektir. Bu yararlar gerek şu an mevcut bilinen hastalıklar ve gerekse de çok hızlı ilerleyen genetik bilimi sayesinde, gelecekte tedavi potansiyeli taşıyan diğer bir çok hastalık için geçerli olacaktır. Bu nedenle bir çok hekim bu konuya pozitif yaklaşmaktadır.



    Tüm bu yararlarla birlikte, kordon kanı ya da kök hücre saklamanın beraberinde getirdiği bir kısım sorular da vardır. Örneğin, hayatın akışı içinde habis değişiklikler göstermiş olan aynı kök hücrelerin, tedavi amaçlı naklinin, şu anki bilgiler ışığında ne gibi sonuçlar doğuracağı bilinmemektedir. Ayrıca, henüz ülkemizde çok fazla gündeme getirilmeyen başka bir konu da etik sorunlardır. Saklanan hücrelerin sahibi, harcamayı yapan aile mi yoksa kanın sahibi bebek midir ? İlerde aile fertlerinden birden fazlası için kullanım gerekliliği duyulduğunda hukuken kimin önceliği olacaktır? Üçüncü şahıslara nakil için kimin izin vereceği konusu da etik konulara önem veren ülkeler için çok büyük tartışma konusudur. Kadın doğum uzmanlığı ahlaki kararlar verecek veya finansal danışmanlıklar yapacak bir konumda değildir. Ancak, kordon kanının saklanması konusunda sorularla karşı karşıya kalan her doktor, hasta ailelerine, sağlıklı karar verebilmelerine yardımcı olacak teknik bilgiyi verecek dağarcığa sahip bulunmalı ve bu konuda istekli olmalıdır.
     
  2. 23 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  3. koalayim

    koalayim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    813
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Rahim içindeki yaşamda bebek göbek kordonu ile plasentaya bağlıdır. Plasenta bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alış verişini sağlayan organdır. Bu organ doğumdan hemen sonra görevini tamamlayarak rahim dışına atılır.

    Doğumdan sonra bebeğin kordonu ile plasentası arasında kalan kana “kordon kanı” denir. Bu kanın özelliği bebeğin damarlarında dolaşan kandan farklı olması ve kan üretimde görev alan “kök hücreleri (stem cell)” içermesidir. Kök hücreler nakli (transplantasyonu) için kullanılan kök hücre kaynakları arasında plasenta dışında, kemik iliği ve kollarımızdaki kan (periferik kan) bulunmaktadır.

    Kök hücrelerin en önemli özelliği, belirli uygun ortamlar sağlandığında herhangi bir doku veya organa dönüşebilme yeteneğine sahip olmalarıdır.

    Kordon kanının alınarak saklanmasındaki amaç, çocuklarda yaş ilerledikçe ortaya çıkabilecek ve çoğu ağır seyirli hastalığın tedavisi için önemli bir seçenek oluşturmasıdır. Diğer belki de daha önemli bir amaç da ileride "kordon kanı bankaları"nın oluturularak ihtiyacı olan kişilerin doku tiplerine göre -kök hücre sahiplerinin rızası alınarak -bu kanlardan yaralandırılmasıdır.

    Kordon kanının ne önemi vardır?
    İnsan kanı içinde temel olarak “plazma” adı verilen sıvı içerisinde üç ana tip hücre vardır. Bunlar; kırmızı kan hücreleri (eritrositler), beyaz kan hücreleri (lökositler) ve pıhtılaşma elemanları (trombositler, plateletler) dir.

    Esas olarak; eritrositler hücreler arasında oksijen ve karbondioksit taşımasında, lökositler organizmanın bağışıklık sisteminin çalışmasında, trombositler (plateletler) ise diğer pıhtılaşma faktörleri ile birlikte kanın pıhtılaşmasında görev alırlar.

    Bu üç hücre grubunun hepsi de kemik iliğinde bulunan ve kök hücre adı verilen bir tür hücrenin farklılaşması ile ortaya çıkar. Yani, kemik iliğindeki kök hücreler her türlü kan hücresini oluşturabilme yeteneğindedirler ve bu üretim sürekli devam eder.
    Çocukluk çağı lösemileri (kan kanseri) ile bazı kan ve bağışıklık sistemi hastalıklarının varlığında kemik iliği görevini sağlıklı olarak yerine getiremez.

    Öte yandan bu hastalıkların tedavisinde başvurulan kemoterapi ya da radyoterapi gibi uygulamalar kemik iliğindeki kök hücrelere zarar verir. Hastalığın ve tedavinin türüne göre bazı hastalarda kemik iliği nakli kaçınılmaz olur. Bu durumda hastanın kemik iliği ile uyumlu olan sağlıklı bir vericiden alınan sağlıklı kemik iliği ve kök hücreleri hasta kişiye verilerek sağlıklı kan hücrelerinin yeniden üretilmesi amaçlanır. Böyle bir durumda hastanın kendi akrabaları hatta kardeşleri arasında dahi uygun bir verici bulma olasılığı %25'ler civarındadır.

    1980'li yılların başlarında bilim adamlarının yenidoğan bebeklerin kordon kanında da kemik iliğindekine benzer kök hücrelerin bulunduğunu fark etmeleri ile birlikte kordon kanından elde edilen bu hücrelerin belirli hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri ortaya çıkmıştır.

    Elde edilen kordon kanının belirli koşullar altında toplanıp dondurularak saklanabileceği ve daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek kullanılabileceğini fark eden “Dr.David Harris" 1992 yılında oğlunun kordon kanını kendi laboratuarında dondurarak sakladı.

    Daha sonra bu uygulamayı halka açması ile 1994 yılında Dünyadaki ilk kordon kanı bankası ABD’ nde kurulmuş oldu.
    Takip eden yıllar içinde dünya üzerinde pek çok kordon kanı bankası kuruldu ve binlerce bebeğin kanı bu bankalarda koruma altına alındı.

    Kök hücre naklinin kaç tipi vardır?
    Eskiden kök hücre nakli yerine "kemik iliği nakli" terimi kullanılırdı. Günümüzde işlemin ana ismi "kök hücre nakli" olup, kemik iliği yalnızca kök hücrelerin elde edildiği kaynaklardan birisidir.

    Üç tipte kök hücre nakli vardır:
    1. Allojenik nakil: Toplanan kök hücreler bir başka kişi tarafından kullanılabilir.
    2. Otolog nakil: Hastanın sağlıklı döneminde toplanan kök hücreler ileride kendisi için kullanılabilir.
    3. Sinjeneik nakil: Bir hastaya kendi ikiz kardeşi (tek yumurta ikizi) kök hücre verebilir.

    Kordon kanı saklamanın ne yararı vardır ?
    Kordon kanı bankalarında kanların saklanmasındaki amaç bebeğin ileride kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa yakalanması durumunda kendine ait sağlıklı kök hücreleri kullanılarak tedavi edilebilmesi ve bu sayede uygun kemik iliği vericisi aranması gerekliliğinin ortadan kalkmasıdır. Bu sayede kemik iliği nakline gerek kalmayacaktır. Ayrıca bu şekilde doku uyum sorunu da yaşanmayacaktır.

    1994 yılından bu yana tüm dünyadaki kordon kanı bankalarında saklanmakta olan ve toplam sayısı 160.000 olduğu tahmin edilen otolog kordon kanlarının yalnızca iki tanesi otolog nakil amaçlı kullanılmıştır. Gerçekleştirilmiş olan bu iki nakilden birisi kök hücre naklinin bir komplikasyonu olan "kök hücrelerinin hastada çalışmaya başlamasındaki gecikme" nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmış ve hasta enfeksiyondan kaybedilmiştir. Diğer hastada ise başarı sağlanmıştır.

    Otolog transplantasyonun bu kadar nadir olarak uygulanmasının nedeni ise bebeğin ileride kordon kanı kullanılarak tedavi edilebilecek genetik bir hastalığa yakalanması olasılığının yaklaşık binde bir gibi bir oranında olmasıdır.

    Kök hücre saklamdaki diğer belki de en önemli amaç ise saklanan kordon kanları sayesinde çeşitli yerlerde “kordon kanı bankaları” oluşturularak, başkaları için de uygun görüldüğünde ve kan sahiplerinin rızası alınarak tedavi amaçlı kullanılabilecek olmasıdır. (Allojenik nakil)

    Belli bir süre sonunda, belki de kemik iliği transplantasyon merkezleri yerlerini, kordon kanı bankalarına bırakacaktır.

    Kordon kanı ne kadar süreyle saklanabilir?
    Vucud ağırlığı büyüdükçe vücut hacmi de arttığından kordon kanındaki kök hücre sayısı tedavide yetersiz olmaktadır. Bu yüzden kordon kanı saklama süresi, bu günkü bilimsel veriler doğrultusunda en fazla 15 yılla sınırlı kalmakta ve bu nedenle yalnızca çocukluk ile erken ergenlik çağındaki hastaların tedavisinde kullanılabilmektedir. Kişiler 30-40 kg’ın üzerine çıkınca bu kanlar yine yetersiz hale gelmektedir.


    Kordon kanı nasıl alınır?



    Öncelikle kordon kanı saklanmasına karar verildiğinde beklenen doğumdan en az bir kaç hafta önce ilgili laboratuar ve doğumu yaptıracak olan hekime durum bildirilmeli ve gerekli hazırlıkların yapılması sağlanmalıdır. Bu sayede gerekli ekipman ve belgeler doğum anında hazır bulundurulabilir.
    İşlemde bebek doğduktan sonra göbek kordonu bağlanır ve ilk 10 dakika içinde içindeki kan özel bir sistem yardımı ile torba içine toplanır.

    Toplanan 40-100 ml hacmindeki kan, 36 saat içinde laboratuara gönderilir ve burada içindeki kök hücreler özel yöntemler ile ayrıştırılarak, azot tanklarında -193 derecede dondurularak saklanır.

    Bu işlem, normal veya sezaryen ile olan doğumlarda uygulanabilir. Uygulama; fazla zaman almayan, yapılması kolay, anne ve bebek açısından risksizdir.

    Dondurulan hücreler daha sonra gereksinim halinde çözülerek kullanılabilir.

    Kordon kanı saklanması kimler için uygundur?
    Bu yeni uygulama ile ilgili olarak iki farklı görüş bulunmaktadır.
    Amerikan Pediatri Derneği’nin de yanında olduğu bazı araştırmacılar sadece ailelerinde kemik iliği nakli gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan çiftlerin bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunmaktadırlar.

    Bazı araştırmacılar ise kök hücre çalışmalarındaki hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu alternatifi kullanmalarını önermektedirler. İleride elde var olan kök hücrelerden yararlanılarak laboratuar ortamında bunların farklı şekillerde kullanılabileceği olasılığı bu tür bir yaklaşımı desteklemektedir.

    Günümüzde kordon kanı ile tedavi edilebilen hastalıkların bazıları şunlardır:

    • Çocukluk çağı lösemi ve lenfomaları
    • Thalessemi (Akdeniz anemisi)***
    • Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin olmaması)
    • Orak hücreli anemi (Sickle cell anemi)
    • Amegakaryositik trombositopeni
    • Nöroblastom
    (*** Thalessemi doğuştan kazanılan bir hastalık olduğundan, talesemili doğan bebeklerin kordon kanları ileride kendilerine nakledilerek kullanılamaz. Yalnızca allojenik nakillerde yani sağlıklı birisinden alınan kök hücrelerin talesemi hastası bir bebeğe nakli ile tedavi sağlanabilir. Sağlıklı bir kişiden olan kök hücreler de doğumdaki kordon kanından veya kemik iliğinden temin edilebilir.)

    Bazı ticari bankaların reklam broşürlerinde belitildiği gibi kordon kanının kalıtsal hastalıkların tedavisinde (thalessemi= akdeniz anemisi gibi), kalıtsal bağışıklık yetmezlikleri (immün yetmezlik sendromları) tedavisinde veya kalıtsal bir takım metabolik hastalıkların tedavisinde kullanım alanı yoktur. Çünkü kalıtsal bir hastalığa sahip bir bebeğin kordon kanından elde edilmiş kök hücrelerinin bu hastalığı tedavi amaçlı kullanılması mümkün değildir.

    Saklanan kordon kanlarının çoçukluk çağında kullanılabilecek en yaygın alanı çocukluk çağı lösemileri (kan kanserleri) ve aplastik anemileridir. Yıllık görülme sıklığı 100.000 de 5 olan lösemilerin büyük çoğunluğu sadece kemoterapi ile tedavi edilebilmektedir. Ayrıca eğer kordon kanı saklanmış bir çocuğa lösemi nedeni ile kök hücre nakli gerekecek olsa, başarı açısından ilk alternatif olarak doku tipi uygun kardeşi veya başka bir vericinin kök hücreleri ile allojenik nakil düşünülmektedir. (Kaynak: Türk Hematoloji Derneği)
    [​IMG]
    Tüm bu nedenler doğrultusunda saklanacak olan kordon kanlarının "bebeğin bir yaşam sigortası" olmadığı, herkesin maddi durumunu zorlayıp "olmazsa olmaz" olarak görmemesi gerektiği, yalnızca özel durumlarda bir alternatif olarak düşünülebileceği görüşü ağır basmaktadır.

    Gelecekte neler olabilir?
    Gelecekte kök hücreler sanki bir otomobile yedek parça üretimi gibi; karaciğer, kalp, pankreas, beyin gibi pek çok organ yanında el, kol, ayak gibi uzuvların oluşturulmasında kullanılabilecek ve bu şekilde kazalar sonrası uzuv kayıpları, şeker hastalığı, karaciğer, böbrek, kalp yetmezlikleri, nörolojik kayıplar (felç), Parkinson, Alzheimer hastalığı, bir çok genetik hastalıklar ve kanser tedavilerindeki tüm tedavi yöntemleri belki de bu yönde değişecektir.

    İleri zaman içinde biz hekimler “hastalığı tedavi etmek” yerine “hastayı tedavi etmek” için uğraşacağız. Süreç alacak olan bu gelişmelerin henüz çok çok çok başında bulunmaktayız.

    Bu uygulama ile faaliyet gösteren merkezler nelerdir?
    Kordon kanı bankacılığı son birkaç yıl içinde ülkemizde de verilen bir hizmet haline gelmiş ve konuyla ilgili şirketler faaliyete başlamıştır. Bu şekilde bankalarda saklanılan kanların "otolog amaçlı kullanıma uygun olduğu" yani ihtiyacı olan başka bir hastaya kullanımının olamaması sakıncalı yönleridir.

    Bu şirketlerin bir kısmı toplanan kanı ABD başta olmak üzere temsilcisi oldukları şirketlerin merkezlerinin bulunduğu ülkelerde saklarken bir kısmı kendi bankalarını kurmuşlardır.

    Maalesef ülkemizde hala daha konu ile ilgili yasal düzenlemeler yapılmamış ve dolayısıyla kanları Türkiye'de saklayan şirketler açısından ruhsatlandırma başta olmak üzere yasal bir zemin oluşturulamamıştır.

    Ülkemizde otolog kordon kanı bankacılığı ile ilgili faaliyet gösteren yerli ve yabancı bazı şirket bankaları şunlardır:

    Cryobank (California Cryobank, ABD)
    BabyCord (New England Cord Blood Bank, ABD)
    Genkord (İstanbul)
    Acıbadem Kordon Kanı Bankası (İstanbul)
    Yaşam Bankası (Ankara).

    Ülkemizde allojenik kök hücre bankaları ise ticari bir amaç gütmeksizin ihtiyacı olan ve doku tiplemesi uygun kişilere hizmet amacı ile kurulmuştur. Bu bankalar;

    Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
    Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde bulunmaktadır.


    Otolog kordon kanı saklamanın maliyeti nedir?
    Kordon kanı saklanması, nispeten yüksek maliyetli bir uygulamadır. Tercih edilen laboratuara göre dondurma işleminin ücreti 1000-2500$ arasıda değişmektedir. Saklama ücretleri ise yıllık 90-100 $ civarındadır.
     
  4. 23 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  5. Mev*Can

    Mev*Can Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    7.380
    Beğenildi:
    72
    Ödül Puanları:
    0
    koalacım bu yöntemi bende araştırmıştım gerçekten çok faydalı ama maalesef yeterince zemin oluşmadığı için şu an özel yerler saklıyo bunu vede çok pahalı yöntem
     
  6. 23 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  7. koalayim

    koalayim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    813
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86

    ewet cnm gerçekten çok yararlı bir yöntem ama
    Türkiye de çok yeni
    ve bu yüzden de çok maliyetli