Korkulariniza yenik düsmeyin

Konusu 'Psikoloji - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve mondschein2 tarafından 3 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    3 Şubat 2008
    Konu Sahibi : mondschein2
  1. mondschein2

    mondschein2 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    957
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Korkularınıza yenik düşmeyin!

    Korkunun ecele faydası yok demişler, ama yanlış demişler. Korkunun ecele faydası vardır, çünkü korktuğumuz zaman, bizi ecelden kurtaracak iki hareket yaparız. Ya kaçarız ya savaşırız, eğer hiçbir şey yapmazsak, işte o zaman ecele teslim oluruz.
    Tüm insanlar korku ve endişe duyar. Korku, tanınan bir dış tehdide -örneğin bir saldırgana- karşı geliştirilen duygusal, psikolojik ve davranışsal tepkidir ve kaynağı kişi tarafından bilinir. Korktuğumuz bedensel ve duygusal tepkilerimizden kolaylıkla fark edilebilir; çarpıntı, nefesin sıklaşması, kasların kasılması, cildin soluklaşması gibi. Ama burada bahsetmek istediğim korku değil, korkuya benzer, ama daha değişik bir durum, ''anksiyete''.




    Kaynağı belirsiz korku



    Anksiyete, kaynağı daha belirsiz, hoş olmayan bir duygudur. Anksiyete ile anksiyete bozukluğunun ayırt edilmesi önemli, çünkü anksiyete günlük hayatımızda sık karşılaşabileceğimiz ve çoğunlukla da baş edebileceğimiz bir durum. Anksiyete bozukluğu ise normalden fazla bir reaksiyon ve yerine göre insana hayatı zehir edebilen bir durum. Psikiyatrist Rukiye Hayran’a sordum, son zamanlarda çok duyduğumuz bu ''anksiyete bozukluğu''nu ve bu konuda neler yapılması gerektiğini. İşte Dr. Rukiye’nin anlatımı ile ''anksiyete bozukluğu'':



    Aşırı kaygı yani anksiyete bozukluğu, korkuya nazaran, kaynağı daha belirsiz, hoş olmayan bir duygudur. Korkuya benzer bir duygu olmakla birlikte kaygı ve endişenin, aşırı korkunun ön planda olduğu, sebebini çoğunlukla bilemediğimiz bir duygudur.




    Psikiyatristin görmesi şart



    Anksiyete bozukluğu en yaygın psikiyatrik hastalıktır. Teşhisi büyük ölçüde belirtilerin şiddetine bağlıdır. Ancak belirtiler aşırı aktif tiroid bezi gibi tıbbi bozukluklar nedeniyle ya da bazı ilaçların kullanımı sonucunda oluşan bir anksiyete bozukluğundaki ile aynıdır. Kişinin ve ailesinin öyküsünün bilinmesi, tanıda doktora yardımcı olabilir.



    Doğru tanı önemlidir çünkü tedavi hastalığa göre farklılıklar gösterir. Hastalığa bağlı davranış terapisinin, ilaçların ya da psikoterapinin her birinin tek başına veya birlikte uygulanması, çoğu kişide önemli ölçüde yarar sağlayabilir.
    Anksiyete bozukluğu olan hastalar öncelikle bir psikiyatriste başvurmalıdır. Bu kişiler çoğu zaman bir psikiyatriste gitmezler, bir çok uzun, yorucu ve pahalı tıbbi tetkikler yaptırırlar. Çoğunlukla herhangi bir organik hastalık tespit edilemez. Bazen de ''Senin bir şeyin yok, takma kafaya'' gibi laflarla geçiştirilirler. Hastanın kaygısı ve çatışması daha da artabilir. Bu nedenle hastaların teşhisleri ve tedavileri oldukça gecikmekte, bazen yıllarca anksiyeteyle baş etmek zorunda kalabilmektedirler. Yine hastalar yaşam kalitesinde ve işgücünde belirgin düşüklük yaşamaktadırlar.



    Anksiyeteyi nasıl tanırız?



    Ruhsal belirtiler: Gerginlikten korkuya kadar uzanan, en uçta paniğin olduğu, duygusal tepkilerden oluşur. İçinde bulunulan durumla başa çıkamama korkusu, kendisine veya yakınlarına kötü bir şey olacağı duygusu, kötü bir haber gelecekmiş gibi kaygılanma, ölüm korkusu, belli durum veya yerlerden korkma, kaçınma, yalnız kalmaktan veya insanlarla birlikte olmaktan sıkılma veya utanma korkusu, tahammülsüzlük ve sabırsızlık sık görülür. Çoğunlukla depresyona yol açar.



    Bedensel belirtiler: Kaslarda gerginlik ve bir türlü gevşeyememe, ellerde titreme ve terleme, kaslarda kasılma veya kas güçsüzlüğü görülebilir. Kaygı durumunda baş, boyun ve omuz kaslarında kasılma, spazm ve ağrılar sık görülür. Terleme, kalp atışlarında hızlanma, kalp atımlarını belirgin hissetme, sıcaklık hissi, hızlı nefes alıp verme, aldığı nefes yetmiyormuş duygusu, göğüste sıkışma hissi, hızlı nefes alıp verme, bulantı, midenin altüst olması, karında midede gaz ve şişkinlik, yutma güçlüğü, sık idrara çıkma isteği veya büyük abdest ihtiyacı görülebilir. Sesten gürültüden rahatsız olma, çabuk irkilme, sinirlenme gibi aşırı uyarılma hali görülür.



    Davranışsal belirtiler: Titreme, yerinde duramama, gergin bir yüz ifadesi ve ses tonu, bazen aşırı halsizlik, kıpırdayamama, 'fenalık hissi’, gülme veya ağlama artışı, çok konuşma, bireyin kişiliğine bağlı olarak kaçınma veya başkalarına bağımlılık, hayal kurmaya yönelme, güven arama, ısrarla başkalarından onay bekleme, öneri isteme olabilir. Kaygılar kuşkuculuğu artırır ve öfkeli saldırgan tutuma neden olabilir.



    Sebepleri ve yapılması gerekenler: Anksiyetenin altında çocukluk çağında yaşanan olumsuz olaylar, anne - baba çatışması ve anne-babayla çatışma, anne-babanın ilgisizliği ve yaşam stresörleri yatabilir. alinti (Dr. Hasan İnsel/Milliyet)
     
  2. 27 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : mondschein2
  3. EU3

    EU3 Guest