Kötü süpriz! Erken Doğum! Aman dikkat

Konusu 'Hamilelerden Haberler: Soru ve Sorunlar' forumundadır ve ilkyas tarafından 21 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    21 Şubat 2008
    Konu Sahibi : ilkyas
  1. ilkyas

    ilkyas Popüler Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2008
    Mesajlar:
    674
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Kötü sürpriz: Erken doğum!


    Bebeklerin yaklaşık %10’u prematür doğmaktadır. Prematür doğum 37 gebelik haftasından önce herhangi bir zamandaki doğumdur. Riskinizi artıracak bir durumun varlığı halinde bu ihtimal daha da artmaktadır.

    Erken doğum, yeni doğan ölümlerinin %75’inden sorumludur. Prematür bebeklerin büyüme ve gelişimi yavaş olmaktadır. Duyma, görme, solunum ve santral sinir sistemi gelişimlerinde problem yaşanabilmekte, okul çağında sıkıntılarla karşılaşılabilmektedir.

    Erken doğum açısından riski artırabilecek faktörler

    1. Bu veya bir önceki gebelikte erken doğum tehditi yaşamış olmak
    2. Önceki gebelikte erken doğurmuş olmak
    3. Çoğul gebelik ( iki veya daha fazla fetus)
    4. Rahim ağzına daha önceden yapılmış işlemler
    5. Döl yatağı içinde duvar (septum), miyom yer alması
    6. Gebeyken infeksiyon geçirmek, özellikle böbrek iltihaplanması yaşamak
    7. Gebelik sırasında karından cerrahi işlem geçirmek (apandisit, safra kesesi, yumurtalık ameliyatları)
    8. Sigara ve uyuşturucu madde kullanımı
    9. Gebeliğin ilk üç aylık ya da ikinci üç aylık döneminde kanamalar
    10. Takipsiz gebelik
    11. Rahim içi araç varken gebe kalmış olmak
    12. Fetusun ölmüş olması
    13. Gebelik yaşının yanlış hesaplanmış olması

    Erken doğum tehdidi bulguları

    1. Vajinal kanama veya vajinal akıntı miktarında artma
    2. Kasık veya karın ağrısı
    3. Belirgin bel ağrısı
    4. Adet sancısına benzeyip günden güne devam eden ağrılar olması
    5. Rahimde gerilme hissi
    6. Bir saat içinde 5-6’dan fazla kasılma hissi
    7. Vajinadan aniden bol miktarda sıvı boşalması

    Erken doğum tehdidi tanısı nasıl konulur

    Rahim ağzındaki değişikliklere bakılarak tanısı konulur. Eğer rahim ağzınız yumuşamışsa, öne dönmüş ve kısalmaya başlamışsa erken doğum tehditi yaşamaktasınız. Sadece kasılma hissiyle erken doğum tanısı konulmaz.

    Fetal fibronektin testi

    Fetal fibronektin; erken bir doğum tehditi söz konusuysa 2 haftalık bir zaman içinde doğumun olup olmayacağını gösteren 24 - 34. gebelik haftaları arasında vajinal akıntıda tespit edilebilen bir proteindir. Rahim ağzına yakın bölgelerden vajinal sürüntü örneği alınmasıyla elde edilir. Eğer fetal fibronektin saptandıysa doktorunuz erken doğumu önlemek amacıyla yatak istirahati verip, gerekli ilaçlarla tedaviye başlayabilir. Bebeğin akciğerlerinin olgunlaşması için de ilaç tedavisi verilir.

    Erken doğum tehditinin tedavisi

    Tedavide asıl amaç, aktiviteyi kısıtlayıp sıvı alımını artırmaktır. Erken doğum tehditinde hastaneye yatmanız ve gerekmedikçe yataktan çıkmamanız gerekir. Önce damar yolundan serum verilir. Gerekirse bu serumun içine tokolitik ilaçlar denilen rahim kasılmalarını dindirici ilaçlar da eklenir.

    Erken doğum ve bebek sağlığı

    Bu durum ne kadar erken doğum yapıldığıyla bağlantılıdır. Otuz beşinci haftadan sonra doğan bebeklerin çoğu genellikle birkaç gün içinde anneyle birlikte eve giderler. Bu haftadan evvel doğan bebeklerde beklenen doğum tarihine ne kadar zaman kaldıysa yaklaşık o kadar hastanede kalacaklardır.
    Zamanından önce doğan bebek küvöz dışında yaşayamaz. Bu bebeklerin yeni doğan yoğun bakımına ihtiyacı olacaktır.

    Prematür bebekler hem ufak oldukları için hem de organları tam olarak gelişmemiş olduğundan sıkıntı yaşanabilir. Prematür, akciğer hastalığı veya respiratuar distress sendromu (RDS) hava kanalcıklarını açık tutmayı sağlayan surfaktan maddesinin yetersiz olmasından kaynaklanır. Bazı prematür bebeklere bu maddenin endotrakeal yoldan verilmesi gerekebilir. Ventilatör denilen bir makina, akciğerleri kendi kendine fonksiyon görmeye başlayıncaya kadar solumalarına yardımcı olur.
    Prematür bebekler vücut ısılarını dengede tutmakta da sorun yaşarlar. Hipotermi gelişmesini önlemek amacıyla ısıtıcıların altında tutulurlar. Kan şekeri, kalsiyum ve magnezyum düzeylerini de ayarlamakta sorun yaşayabildiklerinden bunlar damar yolundan takviye edilir. Damar yolu olarak da genellikle kordon damarları tercih edilir. Bu bebeklerin emme, yutma ve öğütmeyle ilgili de problemleri olabileceğinden damar yoluyla veya burun veya ağızdan sokulan tüpler yardımıyla beslenmeleri sağlanabilir. Prematür bebekler çok erken beslenirse nekrotizan enterokolit denilen ölümcül seyredebilen bir barsak hastalığı gelişebilir.
    Prematür bebeklerin karaciğer fonksiyonları da tam olarak tamamlanmamış olduğundan sıklıkla sarılık gelişebilir. Cildin bu sarı görünümü zamanla kaybolacaktır. Bilirubin birikimini önlemek için ultraviyole ışıkla tedavi gerekebilir.

    Prematür bebeklerde uzun dönemde gelişebilecek sorunlar

    Yeni doğan yoğun bakım ünitelerinin çok gelişmesi sayesinde artık birçok ufak bebek yaşatılabilmektedir. Bebek ne kadar ufak doğduysa uzun dönemde yaşayacağı problem sayısı da o kadar fazla olmaktadır. Bu problemler arasında kronik solunum sıkıntıları, duyma güçlüğü, görmeyle ilgili problemler, nörolojik ve gelişimsel problemler, öğrenme güçlükleri yer almaktadır. Bunlar genellikle engellenemez problemlerdir. Yine de bugün uygulanan mükemmel tedavi yöntemleri sayesinde birçok prematüre bebekte bu sıkıntılar yaşanmadan iyileşme gözlenmektedir.
    Normal Doğum mu,sezaryen mi?


    Normal doğumu hakkında bilgi
    Normal doğum bebeğin annenin doğum kanalı yoluyla dünyaya gelmesidir. Üç evreye ayrılır: i) Sancıların başlamasından açıklığın tam olmasına kadar süren ilk evre ii) Bebeğin doğuşu iii) Plasenta’nın (eş) doğuşu.

    Anne adaylarının son yıllarda normal doğumu tercih etmemeleri
    Son yıllarda ülkemizde anne adaylarının normal doğumdan çekinmeleri kendilerinin yersiz olarak geliştirtirdikleri bir saplantı değildir(o zaman cevabımız basit olurdu!). Yetersiz şartları olan hastanelerimiz, doğum sanatının gerektiği şekilde icra edilememesi, ve bu şartların yol açtığı kötü tecrübeler dilden dile dolaşmış ve insanları neredeyse haklı olarak normal doğum’dan iyice korkutmuş ve uzaklaştırmıştır.

    Normal doğum “kendi haline bırakılmış doğum” değildir ! Aksine iyi bir doğumculuk bilgisi, yakın ilgi ve takip gerektirir. Modern doğum biliminin şartlarını oluşturmak ise bir çok hastanemizde mümkün olmamakta ve meslekdaşlarımız da daha “garanti” olan Sezaryen kararını kolayca vermektedirler. Gerçekte de genel olarak konuşursak hastanelerimizde ameliyathane şartları doğumhane şartlarından daha iyidir. Hasta açısından ise normal doğuma karar vermek konusunda en çok düşündüren şey “sancı” gibi görünmektedir. Buna genelde anlatılan vagina yırtıkları, rahim sarkması, çok uzun süren doğumlar vesaire eklenince normal doğum yapmak ancak kahramanların kalkışabileceği bir iş gibi görünmektedir ! Gerçekte ise hiç öyle olması gerekmiyor.

    Normal doğum düşünen bir anne adayı ne zaman hastaneye başvurmalıdır?
    Anne adaylarının öncelikle bilmeleri gereken doğumun başlama belirtileridir. Bunlar da başlıca üç tanedir : “Nişan”, Sancılar, ve “Su gelmesi”... Nişan genellikle sancilarin başlamasindan önce gelen az miktarda kanli, yapişkan veya jöle görünümünde az bir akintidir.

    Sancılar belin alt orta kısmında başlayıp her iki taraftan kasıklara iner. Doğum sancısının özelliği ritmik olması, yani belli aralıklarla tekrar etmesidir. Başlangıçta 15-20 dakika aralıklarla gelir ve en az 20 saniye kadar sürer.

    Bebeğin içinde bulunduğu su kesesi genellikle doğum sancıları başladıktan çok sonrasına kadar, hatta bazen doğum çok yaklaşıncaya kadar bütünlüğünü korur ve bu durumda genellikle hekim ya da ebe tarafından açılır. Bu durumun tam tersine doğum sancıları, nişan gibi belirtilerden önce kendiliğinden açıldığı da olur. Bu durumda hasta aniden bardaktan dökülmüş gibi bir ıslaklık hisseder. Önemli bir belirti olup muhakkak hastaneye başvurulmasını gerektirir.

    Normal doğumun avantajları nelerdir?

    -En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Doğum sonrası anne birkaç saat içinde normal aktivitesine dönebilmekte ve hemen bebeğini emzirmeye başlayabilmektedir.
    -Anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.
    -Doğum sonrası anne hastaneyi daha kısa sürede terk edebilir.
    -Normal doğumu takiben anne gebelik öncesi yaşantısına daha kısa sürede dönebilmektedir.
    -Normal doğumun bebek için avantajı ise doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas daha kısa sürede ve güçlü başlamaktadır.

    Normal doğum dezavantajları nelerdir?

    -Her şey yolunda giderken bebek strese girebilir, kalp atımları yavaşlayabilir, hatta kaybedilebilir. Bu nedenle normal doğum mutlaka hastane koşullarında ve en kısa sürede sezaryene geçilebilecek bir ortamda yapılmalıdır.
    -Normal doğumun en çok korkulan komplikasyonlarından biri de bebeğin omuzunun takılmasıdır. Burada bebeğin başı doğduktan sonra, omuzları annenin kemiklerine takılmakta ve büyük olasılıkla bebek kaybedilmektedir.
    -Eylemin fazla uzaması bebeğin oksijensiz kalmasına ve daha sonra gerek zeka gerekse motor fonksiyonlarında geriliğe neden olabilmektedir.
    -Anne açısından riskler ise doğum esnasında oluşabilen yırtıklardır. Bu yırtıklar ileride dışkı tutmada sorunlara yol açabilmektedir. Annenin barsakları ile vajinası arasında açılabilecek milimetrik pencereler bile vajinadan dışkı gelmesine neden olabilmektedir.
    -Normal doğuma bağlı olarak gelişebilecek mesane sarkması ileride idrar kaçırma şikayetlerine yol açabilir. Düzeltilmesi ameliyatı gerektirmektedir.

    Sezaryenin avantajları ve dezavantajları nelerdir?

    Sezaryenin en önemli avantajı bebek için riskleri en aza indirmesidir. Sezaryenle normal doğumda bahsedilen dezavantajların çoğu bertaraf edilmektedir. Ancak sezaryen ile doğan bebeklerde ilk birkaç günde solunum sıkıntısı gelişme olasılığı biraz daha fazladır. Sezaryen ile doğum anne açısından normal doğuma kıyasla daha problemlidir. Genel anestezi riski çok düşük de olsa bulunmaktadır. Bu risk epidural anestezi ile ortadan kaldırılabilir. Ameliyat sonrası hastanın kendine gelmesi ve bebeğini emzirmeye başlaması 2-3 saati almakta, annenin ağızdan beslenmeye başlaması ise ortalama 6-8 saat sonra olmaktadır. Genelde ameliyat sonrası 2 gün hastanede yatması gerekmektedir. Hastanın normal hayatına dönmesi genelde 3-4 gün kadar sürmektedir. Ameliyat sonrası ilk birkaç saat oldukça ağrılı geçmektedir. Annenin ameliyattan sonra en az 6 hafta ağır işlerden kaçınması gereklidir. Uzun dönemde ise dikiş yerlerinde ağrılar olması ve karın içinde ameliyat bağlı yapışıklıklar diğer komplikasyonlardır. Her iki doğum şeklinde ortak olan komplikasyon ise enfeksiyon riskidir. Normal doğum ya da sezaryen olsun dikiş bulunan yerlerde enfeksiyon riski her zaman mevcuttur.


    Hangi şartlarda sezeryan uygulanması gerekmektedir? nelerdir?
    Normal doğum adı üstünde bir bebeğin dünyaya gelişinin en doğal şeklidir. Ancak yüzyıllar önce insanlar doğum yapmakta zorluk çekilen durumlarda bebeği karından çıkarma yolunu da bulmuşlar ve Sezaryen böylece “dünyaya gelmiştir”. Sezaryen’ e başvurma sıklığı yıllar boyu değişme göstermiş sosyal yapı, imkânlar ve bir çok diğer faktöre bağlı olduğu için halâ tartışma konusu olarak kalmıştır. Biz önce Sezaryen gerektirdiği yaygın olarak kabul edilen durumlardan söz edelim: bunlar başlıca plasenta(eş)’in bebeğin önünde gelmesi veya rahim kanalının iç açıklığını kapatması, bebeğin annenin doğum kanalına göre fazla iri olması, bebeğin rahimde yan pozisyonda durması ve acil durumlardan örnek olarak kordon sarkmasıdır. Doğum biliminde relatif(göreceli) dediğimiz bazı gereklilik halleri de vardır. Mesela makadî geliş özellikle ilk doğumda Sezaryen endikasyonu(gerekliliği) sayılır, ancak bebeğin ağırlığına bağlı olarak bazı doğumcular vaginal doğuma gidebilir.Herşeyin normal görüldügü durumlarda normal dogum beklenebilir, ancak bu dogal kabul ettigimiz olayin seyri sirasinda ortaya çikabilecek bazi durumlardsa yine Sezaryen’e müracaat edilir. Bunlardan en sik görüleni sancilara ragmen bebegin ilerlememesidir. Günümüzde modern hastanelerin hepsinde elektronik monitörlerle bebeğin kalp atışları doğum sancıları evresinde takip edilir. Bu şekilde bebekte bir sıkıntı ortaya çıktığında eğer vaginal doğum için uzun süre geçecekse Sezaryen yapılmalıdır.Ayrica;

    Bebeğin kanal başı ile gelmemesi: Normalde tüm gebeliklerin %95’inde bebek başla ilerlerken, diğer durumlar; yan, makat veya çapraz gelmesi %5 oranında görülür. Bu durumda hekim bebeği riske atmamak için sezaryen kararı almaktadır.

    Eşin rahim ağzını tamamen kapatması: Bu durumda bebeğin doğum kanalında ilerlemesi kanamaya neden olup anne ve bebeğin hayatını riske atacaktır.

    Eşin erken ayrılması: Plasentanın bebeğin doğumundan önce rahim duvarından ayrılması durumunda bebeğe oksijen ve besin akışını bozmaktadır. Kanamaya bağlı anne ve bebek hayatı riske girdiği için acil olarak bebek sezaryenle doğurtulmalıdır.

    İri bebek: Bebeğin doğum ağırlığının 4000 gramdan fazla olarak saptanması durumunda ki bu ultrason ile saptanabilir bebek sezaryenle doğurtulmalıdır. Normal doğum anne ve bebekte ciddi travmalara neden olabilir.

    Bebeğin kafası ile anne adayının kemik yapıları arasında uyumsuzluk(CPD): Bu durum halk arasında ‘çatı darlığı’ olarak bilinmektedir. Böyle durumlarda da sezaryen önerilir.

    Çoğul gebelikler: Özellikle üç ya da daha fazla sayıda bebek varsa sezaryen tercih edilir. Vajinal doğumdan kaçınılır. İkiz gebeliklerde ise şartlar uygunsa vajinal doğum mümkün olabilir..

    Bebekte bazı anomalilerin olması: Bebeğin karın duvarının kapanmadığı ve iç organlarının dışarıda olduğu gastroşizis ve omfalosel , bebekte nöral tüp defekti gibi olması durumunda sezaryen tercih edilmelidir.

    Miyomlar: Doğum kanalını daraltarak vajinal doğumu olanaksız kılan yerleşimde miyom varsa doğum sezaryenle gerçekleştirilir.

    Annenin ıkınmaması gereken durumlar: İleri derecede kalp hastalıkları ve beyin anevrizması gibi problemlerde de ıkınma sakınca yaratacağından sezaryen tercih edilir.

    Herpes enfeksiyonu: Annenin aktif genital herpes enfeksiyonu varsa bebek doğum kanalından geçerken enfeksiyonu kapabileceği için sezaryenle doğurtulmalıdır.

    Annenin geçirdiği bazı ameliyatlar: Daha önceden geçirilen sezaryen, miyomektomi , bel fıtığı veya vajinal estetik operasyonlar nedeni ile sezaryen gerekebilir.

    Vajinismus : Vaginismus cinsel ilişki sırasında vajenin istemsiz kasılmaları durumudur ve sezaryen gerektirir.

    Bebeğin sıkıntıya girmesi: Doğum eylemi sırasında veya daha öncesinde yapılan NST incelemelerinde bebeğin sıkıntıda olduğu yolunda veriler varsa acil sezaryen gerekli olabilir. İntrauterin gelişme geriliği durumunda sıkı gebelik izlemine gerek vardır. Bebeğin sıkıntısının daha da artması durumunda acil sezaryen gerektirebilir.

    Doğum eyleminin ilerlememesi: Rahim kasılmaları düzenli ve güçlü olmasına rağmen rahim ağzının açılmaması veya bebeğin kafasının aşağıya inmemesi durumlarında sezaryen gereği doğabilir.

    Kordon sarkması : Amniyon kesesi açıldığında bebeğin göbek kordonu rahim ağzından dışarıya sarkabilir. Son derece acil olan bu durumda kordon sıkışarak bebeğin ölümüne neden olabilir. Bu durumda acil sezaryen gerekir.

    İleri anne yaşı ve tedavi sonrası gebelikler : Gebeliğin çok zor elde edildiği ya da ikinci bir gebelik şansının düşük olduğu ileri anne yaşı, gebeliğin tüp bebek sonrası oluşması gibi durumlarda direkt sezaryen tercih edilir.




    LDRP sistemi nedir?
    LDRP İngilizce doğum sancılarının,doğumun ve doğum sonrsının aynı mekânda gerçekleşmesini sağlayan bir sistemin kısa adıdır. Bu her ne kadar Amerika’dan ithal edilmiş bir yaklaşım gibi görünmekte ise de İngiltere’de Millî Sağlık Servisi Hastanelerinin 50 yıllık(veya daha fazla) standard uygulamasıdır…Ülkemizde ve - dünyanın heryerinde - evde doğum yapan kadınların da aynı sistemi uygulamış olduğunu düşünürsek bunun ana hatları ile çok yeni bir icad olmadığını kabul etmemiz gerekir !..Ancak detaya inersek yeni ve güzel bir çok özellik bulabiliriz.

    Bu özelliklerin belki de en önemlisi ev rahatlığında bir odada doğum sürecinin baştan sona tamamlanması ve doğum olgusunun anne adayını şok eden yeni ve -en azından görünüm olarak- soğuk bir başka mekâna taşınmamasıdır. Bu yönden evde doğumun avantajları hastane doğumunun imkânları ile birleştirilmiş olmaktadır. Bu şekilde “sancı”(bizim size en az çektirmeyi istediğimiz şey&#8230:KK66: odası ve ameliyathane’yi çağrıştıran “Doğum Salonu” gibi ürkütücü kavramlarla muhatap olmadan mutlu sona ulaşmak mümkün olmaktadır.

    LDRP suitinde bir çoğunu siz görmeseniz de bütün tıbbî imkânlar mevcuttur. Genel anestezi, gerekli cerrahi müdahele setleri, bütün acil durumlar için gerekebilecek herşey…Üzerinde normal yatabildiğiniz ve diğer odalarımızdaki yataklardan farklı görünmeyen özel yatak ise bugün dünyada kullanılan en modern doğum yatağı olup zamanı geldiğinde hemen ayarlanmaktadır. Yanınızdaki rahat koltuk isterseniz eşiniz veya bir yakınınızın size refakat etmesi içindir. Bebeğinizi ise aynı suitte anında ilk bakımı (her doğumda hazır bulunan Yenidoğan Uzmanı Dr. tarafından) yapıldıktan sonra kollarınıza alabilirsiniz. Doğumdan sonra ilk bir kaç saatlik takibin LDRP suitinde yapılması tercih edilir. Daha sonra ise arzu ettiğiniz gibi bir odaya geçebilirsiniz.

    Epidural analjezi ile doğumu tercih edenlerin sayısı arttı. Bu yöntem nedir? Bilinmesi gereken noktalar nelerdir?
    Epidural Analjezi günümüzde doğum ağrılarını gidermede kullanılan en etkili yöntem olarak yerini korumaktadır. Bel bölgesine önce bir lokal anestezik yapılır. Arkasından “epidural” terimi ile ifade edilen omuriliğe birkaç kat uzakta bir aralığa uzman ve bu konuda tecrübeli bir anestezist tarafından özel bir iğne yapılır (bunu hissetmezsiniz). Kullanılan iğnenin içinden geçirilen ince bir plastik tüpün ucu bu aralıkta bırakılır ve iğne çekilir. Bu tüpten birkaç saatte bir gereğine göre yeni dozlar verilir ve bütün travay (sancıların başlamasından doğuma kadar geçen ilerleme süresi) boyunca, doğum sırasında ve doğum sonrasında ağrı duyusu engellenmiş olur.

    Burada halk arasında yanlış anlaşılan birkaç noktaya dikkat çekmek isteriz. “Analjezi” sadece ağrı hissinin ortadan kaldırılması, “Anestezi” ise ağrı, dokunma, pozisyon ve diğer duyuların ortadan kaldırılması demektir. Epidural tekniği ile doz ayarlanarak her ikisi de sağlanabilir.

    1: Bu yöntem doğumda analjezi (ağrı kesme) için kullanılır, rahim kasılmalarını engellemez. Dolayısı ile doğumu geciktirmez. Tam tersine ağrıdan dolayı yorgun düşmeyi önlediğinden bu konuda yardımcıdır. Aynı yöntemde doz daha yüksek kullanılarak karından aşağı tam bir anestezi (bütün duyuların ve hareket kabiliyetinin engellenmesi) sağlanabilir ve bu şekilde sezaryen yapılabilir. Doğum yaklaştığında yenilenen dozlar ayarlanarak ıkınma sağlanabilir. Bu durumda doğum sancılarını hissetmemenize rağmen ıkınma mümkün olur ve forceps veya vakum kullanmadan doğum gerçekleştirilebilir. Doğumdan sonra dikiş için gerekirse yeniden ilaç yapılarak rahatlık sağlanabilir.

    2: Epidural Anestezi uzman tecrübesine sahip bir elde tamamen emniyetlidir. Felç yapması gibi bir durum söz konusu değildir.

    3: Özellikle sezaryen doğumlarda operasyon sonrası ağrıları tamamiyle engelleyebildiğinden avantajlıdır. Epidural kateter yerinde 2 gün bırakılabilir ve bu süre içinde etkili analjezi (kalkıp yürümenize engel olmadan) devam eder.

    4: Sezaryenlerden sonra bir annelerin bir çoğu doğum anına şahit olamamaktan, bebeklerine hemen dokunamamaktan dolayı bir eksiklik veya üzüntü duyabilir. Epidural anestezi bu açıdan da tercih edilir. Ameliyathanede doğan bebek uyanık olan ama operasyonu hissetmeyen anneye hemen gösterilir ve bu mutlu anı eşi ile hemen orada paylaşması sağlanabilir.

    5: Nadiren Sezaryen için gereken seviyede anestezi gerçekleşmeyebilir. Bu durumda rahatlatici bir ilaç ile yardim edilir veya tam olarak genel anesteziye geçilebilir . Bu, anestezi uzmani için birkaç saniyelik iştir ve operasyonun seyrini veya bebegi olumsuz yönde etkilemez. Sezaryenin acilen yapilmasi gereken durumlarda da yine genel anestezi sürat açisindan tercih edilir.
    DOGUM

    Doğuma Hazırlanma


    “Doğum beni çok endişelendiriyor. Ya başaramazsam?”.Bu soru doğum yaklaştıkça çoğu kadının kafasını daha çok meşguleder. Tabii bu zamanla değişmektedir.Son yıllarda, tıptaki mucizevi gelişmelerin yanısıra doğuma hazırlık eğitimindeki gelişmelerde kadınların doğum ile ilgili korkularını azaltmaktadır. Ne varki bu eğitim ve hazırlıklar da kusursuz doğum şeklinde bir efsane yaratarak anababaların bu idealeulaşma konusunda baskı altında hissetmelerine yol açmadı değil.Çiftler doğum sanki bitirme sınavıymış gibi kendilerini hazırlamayaçalıştılar. Neyse ki doğum eğitimcilerinin çoğu bu konuda bilinçli davranarak herşeyin mükemmel olması diye bir şey olmadığını,tek amacın sağlıklı bir anne ve sağlıklı bir bebek olduğunu kavramışdurumdalar. Ve anababalara hangi şartlarda olursa olsun bunun bir sınav olmadığını ve her durumda, heyecandan yapacağınız herşeyi unutsanızbile, doğumun sonucunun değişmeyeceğini ve başarılı olacaklarınıanlatıyorlar. Unutmayın ki kadınlar bu işi yüzyıllardır başarı ile yapıyorlar.Bazı kadınlar doğum sırasında olayları önceden kafalarında tasarlayıp erkenden endişeye kapılabilirler.Şu an yani doğumdan önce size bağırmak, istemeden idrar kesenizi yada bağırsaklarınızı boşaltmak utanç verici görünüyorolabilir. Ne var ki doğum sırasında utanmak aklınızagelmeyecektir. Ayrıca doğum sırasında yapabileceğiniz yada söyliyebileceğiniz hiçbir şey doğumu yaptıran kişileri iğrendirmeyecekyada şaşırtmayacaktır, çünkü zaten bunları defalarca görmüş yada duymuş olacaklardır.Önemli olan kendiniz olmanız ve nasıl rahat ediyorsanız öyle davranmanızdır.

    DOĞUM SANCILARI


    SANCILARDAN KORKUYOR MUSUNUZ?

    Hemen her kadın çocuğunun doğumunu dört gözlebekler, ama pek azı doğum sancısı çekmeye heveslidir. Özellikle yaşamında önemli biracı çekmemiş olanlar için bilinmeyen bu durumdan duyulan korku çok gerçek ve çok danormaldir. Ne yazık ki bu korku sıklıklaanneler, teyzeler ve arkadaşların anlattıkları dehşet öyküleriyle iyice beslenir.Sancıdan korkmak anlamsızdır, yaşayacağınız sancı beklediğinizden çok daha kötü veya çok daha hafifolabilir. Ancak sancıya hazırlıklı olma konusunda çok şey söylenebilir.Doğumun coşku veren eşsiz bir deneyim olacağı beklentisinde ki kadınlar sonuçta sancı ile karşılaştıklarında düş kırıklığı yaşarlar. Sancı onlar içinbeklenmedik bir şey olduğu için de bununla başa çıkmakta zorlanırlar.Genelde, hem sancıdan en çok korkan kadınlar, hemde sancılanmayacağını sananlar daha güç bir doğum yaşarlar.Hem zihninizi hemde bedeninizi doğum olayına hazırlarsanız,bu gerginliğinizi azaltabilir ve doğum zamanı geldiğinde de sancıya daha rahat bir biçimdekatlanabilirsiniz.

    Bu konuda size bazı önerilerimiz var:

    Eğitim alın: Eski kuşak kadınların doğumu katlanılmaz bulmalarının bir nedenide bedenlerinde neler olup bittiğinden habersizolmalarıydı. Mümkünse eşinizle birlikte doğuma hazırlık kurslarına gidin yada mümkün olduğunca çok şey okuyun.

    Harakete geçin: Uygun bedensel antremanları yapmadan bir maratona girmeyi aklınızdan geçirmezsiniz.Doğumada antremansız girmemelisiniz. Doktorunuzun yada eğitimcinizin önerdiği soluk alıp verme ve rahatlama egzersizlerini dikkatle uygulamalısınız, bunlar doğumsırasında çok işinize yarayacaklar.

    Sancıya doğru açıdan bakın: Doğum sancısı ne kadar şiddetli olursaolsun, bu konuda en az iki şey söylenebilir. İlki bir zaman sınırıvardır. O sırada buna inanmasanız bile sonsuza kadar doğum odasında kalmayacaksınız.İlk çocukta doğum süresi ortalama 12-14 saattir ve bu saatlerin yalnızca birkaçı çok rahatsız geçecektir.İkincisi,kesin olarak olumlu bir amaca hizmet eden bir sancıdır.Kasılmalar ve sancılar giderek rahim ağzını inceltir ve açar,her kasılma bebeğinizin doğumunu yakınlaştırır. Olaya bu açıdan bakmaya kendinizi alıştırın.Tek başınıza olmayın: Doğum sırasında eşinizin elini tutmak istemiyorsanızbile, onun yada bir arkadaşınızın terinizisilmesi, kasılmalar sırasında antrenörlük yapması ve yakınlarınızda olması sizi rahatlatacaktır.

    SANCI ÜZERİNE BİR GERÇEK

    Doğuma başlamak için rahim kasıldığında, sancılarda başlar.Hatta düzenlilikleriyle birlikte kasılmaların sancılı özelliği doğumun başladığınınişaretidir. Sancılar üzerine bilinmesi gereken iki önemli nokta vardır.
    Birinci nokta: Doğum sancısı vardır ancak bu son derece değişken bir ağrıdır.Bazı kadınlar çok acı çekerken, bazıları hiç acı çekmeden veağrıkesiciye gereksinim duymadan çocuklarını dünyayagetirirler. Bu iki uç arasında dayanılır düzeyde acı çeken kadınlar vardır.Dolayısıyla sancı değişkendir. Daha az yada daha çoksinirli, yorgun ve hassas olmasına göre kadınlar kasılmaların neden olduğu sancıyı daha az yadadaha çok hissedebilirler. Sancının kadınlar için bu değişkenliği bazı unsurlar ile açıklanabilir.Bazı ailelerde hava dingindir, doğumdan doğallıkla geçecek bir olay gibi sözedilir. Sonuçta bu ailelerde kadınlar doğuma daha gevşekgirerler. Bu birçok kadın doğumcunun ve ebenin yaptığı birtespittir. Bazı aileler ise olayı o kadar olağan dışı bir şeymiş gibi algılar ve büyütürler ki kadın doğuma son derecegergin ve stresli girer. Doğal olarak da en çok acıyı bu kadınlar çekerler.Bu sancı ister çok şiddetli ister dayanılır olsun, bunu nasıl azaltmalı hatta ortadan kaldırmalı?Bu soruya iki yanıt verilebilir.Birincisi ilaçlar yolu ile olan ağrı kesici tedavidir.İkinci yol ise doğuma acı çekmemek için hazırlanmaktan ibarettir.

    Neden bazı kadınlar hiç acı çekmeden doğum olayını gerçekleştirirler?En az acı çeken kadınlar en gevşek olan kadınlardır.Eğer kadıngevşekse bu da korkmamasındandır.Kadın acı çeker çünkükorkuyordur, korkar çünkü doğumun acı veren bir sınav olduğunu hepduymuştur,yine cahil olduğu için korkar; dokuz ay boyunca bebeğin içinde nasıl yaşadığını hiç bilmez,nihayet ne kadar çok korkarsa okadar sinirli olur. Korku kaslarda bir gerilim yaratır. Çocuğun doğması için gevşek olması gereken kaslar gerilmiştir.Bu da sancıya neden olur, çünkü rahim çocuğu dışarı itmekte zorlanıyordur.Sancıyı yenmek için, korkuyu yenmek gerek. Bu nasıl olacak?Kadına içinde olup bitenleri anlatarak, bebek nasıl yaşıyor, nasıl doğacak açıklayarak.Kadına kaslarını, sinirlerini ve ruhunu gevşetmeyi öğreterek.Kadını doğuma hazırlayacak nefes ve vücut alıştırmalarınıöğreterek.

    Birçok doktorun katıldığı bir düşüncede şudur:Kadın acı çekiyor çünkü öncelikle konuşma diliyle sancıya koşullandırılıyor.Genelde “ilk kasılmaları hissettiğinizde” denmiyor, ”ilk sancıları hissettiğinizde”deniyor. Böylece şu iki sözcük arasında bir ortaklık oluşturuluyor:Kasılma ve sancı. Sancısız doğum tüm bu gerçeklerden yola çıkarakbulunan, kadınlara doğuma hazırlanabileceklerini anlatan, doğumun havasınıdeğiştiren, doğumu yönetmenin öğrenilebileceğini gösteren,vücuda yararlı refleksler kazandırarak, oyuna katılacak kas ve sinirleri eğiten birdevrimdir. Bu başlangıçta sancısız doğum diye adlandırılırken, bugün adı doğuma hazırlanmadır.Ve artık birçok doktor bunu önermektedir.


    Doğum İçin Egzersizler


    a) NEFES EGZERSİZLERİ: Özel bir çaba harcamadan nefes alındığında, yani kendiliğinden nefes alındığında, havanın vücudunuza giriş şekline dikkatedilmez. Göğüs ve karın yavaşça ve hafif kalkarlar. Nefes alış şeklinizi gözlemleyin, bir elinizi göğsünüze koyun, diğerini karnınıza. Hangisi daha çok kalkıyor?
    Şimdi biraz göğüs nefesi egzersizleri yapalım:
    Egzersize başlamadan önce derin bir nefes verin. Sonra nefes alarak göğsünüzü şişirin. Bu sırada akciğerler hava ile dolacak ve diaframı aşağıya itecektir. Daha sonra nefesinizi yavaşça üfleyin.

    Şimdide bir karın nefesi egzersizi yapalım: Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınıza koyun ve derin bir nefes alın, ama bu nefesi alırken göğsünüz hiç kalkmadan yalnızca karnınızı şişirin. Daha sonra karnınızı olabildiğince içeri çekerek üfleyin. Bu iki nefesi, yani karın ve göğüs nefesini ayırmak önemlidir, çünkü doğumda özellikle göğüs nefesinize hakimiyetiniz size çok yararlı olacaktır.
    Doğum için gerekli bazı nefes egzersizlerini birlikte inceleyelim:
    Tutulmuş nefes: Derin bir nefes alın ve sonuna geldiğinizde nefesinizitutun, içinizden ona kadar sayın,sonra havayı ağızdan bırakın. Bu tutulmuş nefes doğum sırasında özellikle bebeğinizi dışarı iterken faydalı olacaktır.
    Yüzeysel küçük nefes: Hafifçe ve çabucak,ses çıkarmadan nefes alıp verin. Yalnızca göğsünüzün üst kısmı kıpırdamalı,karın hemen hemen hareketsiz kalmalıdır.Bu nefes ritmik olmalı. Dolayısıyla nefes alma zamanının verme zamanına eşit olmasına dikkatedin. Bu nefesi ağzınızı açık veya kapalı iken yapabilirsiniz.Bu yüzüyel nefes rahim ağzının doğum için genişlemesini sağlayan güçlü kasılmalar geldiğinde işe yarayacaktır.
    Büyük sık nefes: Bu kez nefes ritmi hızlanmalı,saniyede tam bir nefes alıp vermek gerek. Ağız yarı açık nefes alın,nefes verin. Bu nefes rahim ağzıgenişlemesinin sonunda bebeği iterken ve bebek dışarı çıktıktan sonra kendinizi engellemeniz gerektiğinde çok işe yarayacaktır.
    Bu farklı nefeslere hakim olmayı öğrendikten sonra bir doğum provası yapalım.Bebeği dışarı atma sırasında duracağınız pozisyonageçin, yani sırt yastıklarla kalkmış, bacaklar bükülü,uyluklar ayrılmış.
    Bu pozisyonda kendinizi şu egzersize alıştırın:Önce bebeği dışarı itmeyi kolaylaştıran nefes tutmayı yapın,hemen ardından bebeği daha fazla itmeyi engelleyen sık sık yüzeysel küçük nefesleri yapın.Doğumsırasında önce bebeği itmek için kendinizi kastıktansonra, birden çocuğun başı göründüğünde ebe artık “itmeyin itmeyin” diyecektir.
    Pratikte şöyle anlaşılacaktır: Tutulmuşnefes, ”nefes alın,tutun,itin itin,itin”. Sonra hemen ardından”artıkitmeyin, ağzınızı açın, nefesalın, verin, alın, verin…”. Tutulmuş nefesten hemen sık nefese geçmek kolay değildir.Bu yüzden çalışmak gerekir. Ancak bu nefes egzersizlerini yaparken aradanormal solumanıza dönüp, kendinizi dinlendirmeyi unutmayın.

    b) RAHATLAMA YADA GEVŞEME EGZERSİZLERİ:Rahatlamayı yani sinirleri ve kasları tümüyle gevşetmeyi başarmak kolay bir egzersiz değildir.Başarmak için en uygun koşullarda uygulamak gerekir. Dolayısıyla başlangıçta gürültüden uzak olmak için odanızın kapılarını ve pencerelerini kapamakla işe başlayın.Güçlü bir ışık rahatlamayı engeller, perdeleride çekin.Eğer yatağınız çok yumuşak değilse yatağınıza, yoksa yere uzanın.Bir yastık başınızın altına,bir yastık ayaklarınızın altına, bir yastıkta hafif bükülü dizlerinizin altına yerleştirin.Yapacağınız egzersizin amacı aynı anda vücudunuzun bütün kaslarının gevşemesini sağlamaktır.Bunu başarmak için önce kasılma ile gevşeme arasındaki farkı anlamanızgerekir. Bunun için,vücudunuzun farklı kaslarından önce birini sonra diğerini kasıpgevşeteceksiniz. Yapmanız gerekene konsantre olun ve her hareketi yavaşça yapın.Sağ elden başlayın:yumruğunuzu sıkın,gerilmeyi birkaç saniye koruyun, sonra düzenli olarak bırakın.Aynı şeyi sol el ve kollarlada yapın. Ardı ardına ayak parmaklarını,ayak bileğikeslarını, uylukları kasıp bırakın. Kas kasılmasıyla gevşemeyi ayırt etmeye kendinizi alıştırana kadar kasılmayı her keresinde birkaç saniyetutun.
    İlk rahatlama seansınızı bu kaslarınızın bilincine varma işlemineadayabilirsiniz. Sonra gevşemenin ileriki seanslarında vücudun her birbölümü ayrı ayrı ele alınır. Bir gün kollar, ertesi gün bacaklar,üçüncü gün yüzgibi. Başlangıçta yüzünüzü gevşetmeniz zor olacaktır,çünkü
    yüzde altmışa yakın kas vardır. Önce hepsini aynı anda kasmayıdeneyin: Ağzı ve gözleri iyice kapatın, çeneleri kasın, alnıda unutmayın.

    Gevşemeyi başarıp başaramadığınızı şu test gösterecektir.Kolunuzu kastıktan sonra tümüyle gevşetin, sonra birinden kolunuzu kaldırmasınıisteyin. Eğer bu kişi hiç bir dirençle karşılaşmadan kaldırabiliyor ve bıraktığında kol cansız bir şekilde düşüyorsa gevşemeyi başardınızdemektir. Şimdi vücudunuzun bütün kaslarının gevşemesini aynı anda elde etmeyideneyin. Derince üç yada dört kez nefes alın. Sonra nefes alırkenbütün kaslarınızı, kolunkileri, bacağınkileri, karın kaslarını,yüz kaslarını kasın.Böylece üç yada dört saniye kalın. Sonra tümüyle nefes vererek gevşeyin. Birkaç saniye sonra vücudunuzun tümüyle pörsümüş olduğunu ve yatağagömüldüğünüzü hissedeceksiniz. Yavaş yavaş büyük bir iyilik sizi saracaktır.Nefesiniz düzenli ve sakin olacaktır. Gevşeme seansından sonra birden kalkmayın,başınız dönebilir.Önce oturun sonra yavaşça kalkın.
    Mükemmel bir şekilde gevşemeyi öğrenmek için birkaç günyeter. Tam bir gevşeme gerçek bir konsantrasyon olmadan elde edilemeyeceğinden, başlangıçta beş dakikadan fazla ayırmayın.Yoksa gevşemek yerine yorulursunuz. Bir süre sonra, günlük gevşemeseanslarından vazgeçemeyeceksiniz. Özellikle hamileleliğiniz yüzünden biraz sinirliyseniz sizi dinlendirecektir.Bu egzersizler size sıkıcı gelirseyerini uyku ile doldurabileceğinizi düşünmeyin.Uyku vücudun ve ruhun tam gevşemesi anl*****gelmez. Uyurken endişeleriniz ve gördüğünüz düşler kasılmalara neden olur.Bu rahatlama seanslarını özellikle rahat bir gece geçirmeniz için uyumadan önce akşam yapmanızı öneririz.Rahatlama uykuya en iyi hazırlıktır. Altıncı,yedinci aydan sonra büyüyen karnınız sırtüstü yatarken sizi rahatsızedebilir, bu nedenle egzersizinizi sol tarafınıza yatarakyapabilirsiniz.

    Doğum Yaklaşıyor


    Televizyonda herşey öyle basit görünür ki! Sabah saatlerinde hamile kadın uyanır,elini karnının üzerine koyar, uyuyan kocasını sakince uyandırır ve “vakit geldi tatlım”der. Merak ederiz, bu kadın vaktin geldiğini nereden bilmiştir? Daha önce hiç doğurmadığı halde doğumun başladığını nasıl böyle sukunet ve güvenle anlayabilir? Aslında gerçek hayatta tam bir belirsizlikle uyanırız. Bunlar gerçek doğum sancıları mıdır, yoksa yine yalancı Braxton Hicks kasılmaları mı? Kocamı uyandırmalı mıyım? Gecenin yarısında doktoru arayıp yalancı doğum olabilecek bu durumu bildirmeli miyim? Ya hastaneye gitmekte geç kalırsam? Kafanızdaki sorular ağrı ve kasılmalardan daha hızlı çoğalır. Gerçek şu ki doğumun başladığını anlamamaktan endişelenen kadınların çoğu sonuçta bunu anlarlar. İçgüdü, şans yada kuşkuya yer bırakmayacak kadar şiddetli kasılmalar sayesinde büyük çoğunluk hastaneye ne erken nede geç tam zamanında gider. Yinede bu işi şansa bırakmanıza gerek yok. Önceden doğum öncesi belirtileri, yalancı ve gerçek doğum belirtilerini öğrenmeniz şaşkınlığınızı ve endişelerinizi giderecektir. Doğumu tam olarak neyin tetiklediğini kimse bilmiyor. Vücudun ürettiği bir grup doğal maddenin (prostaglandinler) bu süreçte çok önemli olduğuna inanılıyor. Hamilelik sırasında rahim tarafından üretilen prostaglandinlerin normal doğum sırasında iyice arttığı biliniyor. Bu maddeler rahimde ki kasları harekete geçiriyorlar ve hipofiz bezinden Oksitosin salınmasını tetikliyorlar.Her ikisi de doğumun başlamasında önemli etmenler. Aspirin gibi prostaglandin etkisini engelleyen ilaçlar doğumu geciktirebilirler. Büyük olasılıkla doğumu başlatan bebek, plasenta ve annenin bir ortaklığıdır.

    DOĞUM HABERCİLERİ
    Doğum öncesi bedensel değişiklikler bir saat öncesinde ortaya çıkabildiği gibi bir ay öncedende çıkabilir. Doğum öncesinin özelliği olan rahim ağzında incelme ve genişleme olmasıdır ancak bunu yalnız doktorunuz farkedebilir. Sizin farkedebileceğiniz çeşitli değişikliklerde vardır.

    İnme ve yerleşme: İlk kez anne olacak kadınlarda genellikle doğum başlamadan önceki iki ila dört hafta içinde bebek leğen kemiğine inmeye başlar. Ama sonraki doğumlarda bu belirti farkedilmeyebilir. Leğen kemiği bölgesi ve makatta artan basınç hissi: Bebeğin aşağı inmesi ile binen yük bu etkyi oluşturur.
    Kilo kaybı veya kilo alımının durması: Dokuzuncu ayda kilo alımı genelde yavaşlar, hatta doğum yaklaştıkça bazı kadınlar bir iki kilo zayıflarlar.
    Enerji düzeyinde değişiklik: Dokuzuncu aydaki kadınlar kendilerini gitgide daha yorgun hissederler. Bazıları ise tam tersi enerji fazlalığı yaşarlar.
    Sümüksü tıkacın kaybolması: Rahim ağzı incelmeye ve açılmaya başladıkça rahim çıkışını tıkayan sümüksü tıkaç yerinden oynar. Bu madde ilk gerçek kasılmalardan bir veya iki hafta önce yada doğum başlar başlamaz vajinadan atılır.
    Pembe veya kanlı nişan: Rahim ağzı genişleyip inceldikçe sıklıkla burdaki kılcal damarlar çatlar ve akıntıyı pembe hale getirirler. Bu nişan genellikle doğumun 24 saat içinde başlayacağı anl***** gelir. Ama nişan gelmesi doğumdan iki üç gün öncede görülebilir. Bu nedenle hastaneye gitmeden önce düzenli ağrıların başlamasını yada suların gelmesini beklemelisiniz.

    Braxton Hicks kasılmalarının şiddetlenmesi: Hamileliğinizin 20.haftasından sonra başlayan ve doğum provası niteliğindeki bu kasılmalar bebeği itecek olan gerçek kasılmalar için rahmin kaslarını gererek hazırlanmasıdır. Bu kasılmalar genellikle sancısız kasılmalar şeklindedir ve 30 saniye ile 2 dakika arasında değişir süreleri. Dokuzuncu ayda hamileliğinizin sonlarına doğru Braxton Hicks kasılmaları sıklaşır ve şiddetlenir. Bazen sancılı da olabilir ve bunları gerçek doğum kasılmalarından ayırmak güçleşir.

    İshal: Bazı kadınlar doğum başalamadan hemen önce ishal olabilirler.

    YALANCI DOĞUM BELİRTİLERİ

    Eğer aşağıdakiler varsa olasılıkla gerçek doğum henüz başlamamıştır.
    • Kasılmalar düzenli değilse ve sıklığı ile şiddeti artmıyorsa
    • Ağrı sırt yerine karnın aşağısında hissediliyorsa
    • Yürümekle ve duruşunuzu değiştirmekle kasılmalar geçiyorsa
    • Eğer nişan geldiyse; rengi kahverengi ise (parlak kırmızı kan geliyorsa hemen doktorunuzu arayabilirsiniz). Kahverengi nişan genellikle cinsel ilişki veya vajinal muayene sonrası 48 saat içinde görülen bir şeydir.
    • Kasılmalarla bebeğin hareketleri kısa süreli olarak artıyorsa

    GERÇEK DOĞUM BELİRTİLERİ

    Doğum öncesi kasılmalar daha güçlü ve daha sık hale gelmişse bunun gerçek doğum olup olmadığı akla gelir. Şunlar varsa büyük ihtimalle gerçek doğumdur:
    • Kasılmalar hareket ettiğinizde artıyorsa ve duruş değiştirmenize rağmen azalmıyorsa
    • Sancı sırtta başlayıp karna yayılıyorsa (ayrıca bacaklarada yayılabilir). Ayrıca düzenli aralarla geliyor ve dinlenmekle geçmiyorsa. Sancılarınızın kaç dakikada bir geldiğine bakın, çok sık gelmedikçe (beş dakikada bir yada daha sık)telaşlanmanıza gerek yoktur.
    • Kasılmalar giderek daha sık ve sancılı hale gelir ve genellikle (herzaman değil) düzenlidirler. Doğum ilerledikçe şiddetleride artar.
    • Pembe veya kanlı nişan gelmesi
    • Su kesesinin yırtılması. Bebeğin çevresini saran ve amniyon sıvısını içeren kese doğumdan önce birdenbire yırtılıp içerdeki suyun bir kısmı boşalabilir. Bebeğin başı doğum yoluna girmişse, yol kapandığı için gelen su miktarı çok olmaz. Su geldiğinde sancılar başlamamış bile olsa hastaneye gitmelisiniz çünkü bebeğe hastalık etkenlerinin bulaşma olasılığı vardır.
     
  2. 23 Şubat 2008
    Konu Sahibi : ilkyas
  3. Mune

    Mune Administrator Yönetici

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    27.664
    Beğenildi:
    58.924
    Ödül Puanları:
    663
    Lütfen aynı konuyu 2 kere açmayalım.
    Bu konuyu bu bölümde 2 kere yazmışsınız.
    Biraz daha özen ve dikkat etmenizi rica ediyorum.

    Saygılarımla...