Kristallerle Gelen Şifa Çalışmaları...

Konusu 'Taşlarla Alternatif Tıp' forumundadır ve redflame tarafından 14 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    14 Ekim 2010
    Konu Sahibi : redflame
  1. redflame

    redflame Aktif Üye Üye

    Katılım:
    10 Ekim 2009
    Mesajlar:
    9
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Kristallerle Gelen Şifa Çalışmaları...


    RENKLERLE ŞİFA VE ÇAKRALAR

    Renklerle şifa, çok eski dönemlerden beri kullanılan şifa yöntemlerinden birisidir. Renk tedavisi, aslında tıbbi bir yöntemdir, çünkü renkler belirli bir titreşim frekansı taşırlar. Sağlığımız ve organlarımızın dengede olması, organlarımızın kendilerine özgü bir titreşim frekansı içinde bulunmalarını gerektirir. Hastalık sırasında bu “özgün titreşim”hali sapmalar gösterir. Nasıl bio manyetik etkiler dengeler kurarak, sonunda şifa bulan tedaviler yapıyorsa, renklerde taşıdıkları ya da yayınladıkları titreşim frekansıyla organizmada tedaviler yapabilmektedir. Renk tedavisi, hastalığı meydana getiren titreşimleri değiştirerek organizmanın normal işlevine kavuşmasını sağlar. Titreşimlerin düzensizleşmesinin temelinde ise negatif düşünce ve heyecanlar yatar.

    Negatif düşünceleri pozitifleştirmekte pek çok etken vardır ve bunlardan biri de renklerdir. Renklerin bedenimiz üzerindeki etkilerine geçmeden önce, Çakralardan söz etmek yerinde olacaktır. Bedenimiz üzerinde çakralar olarak bilinen yedi temel enerji merkezi vardır ve bu yedi temel enerji merkezine karşılık gelen özel bir renk de mevcuttur. Bu enerji merkezleri, hormonsal salgı bezlerinin ve büyük sinir ağlarının üzerinde ya da çok yakınında olup belirli noktalarda omurgayla kesişirler. Chakra sözcüğü Hint kökenli bir kelime olup, tam olarak “ateş çarkı” anlamına gelmektedir.





    BİRİNCİ ÇAKRA: Kök merkez anlamına gelir, kuyruk sokumuyla ve üreme organlarıyla bağlantılıdır. Beşeri potansiyelimiz, temel yaşamsal ihtiyaçlarımız, ilkel ya da içgüdüsel yönlerimizle ilgilidir. Kök çakranın rengi kırmızı’dır.


    İKİNCİ ÇAKRA:Omurga bölgesinde lumbar bölgesinde kesişir, dalak, böbrek ve pankreas meridyenleri ile bağlantılıdır. Bu şakraya karın çakrası da denir. Bedendeki şuursuz faaliyetler, cinsel dürtüler ve otomatik güdüsel ilişkilerle ilgilidir. Bu çakranın rengi turuncu’dur. Bu iki çakrada da en güçlü ve en sorunlu cinsel bağımlılıktan üreyen, karmanın tohumları saklanmaktadır.


    ÜÇÜNCÜ ÇAKRA: Solar pleksus, güneş sinir ağı adıyla da bilinir. Bu şakra böbreküstü bezler, adrenaller, mide ile ilişkili meridyenlerle bağlantılıdır. Başkalarına hükmetme, ben merkezci duygular, kendi kendine eşkoşmayla ilgili olan bu çakrada duygulara ve imajinasyona bağımlılıktan üreyen karmanın tohumları saklanmaktadır. Bu çakranın rengi ise sarı’dır.


    DÖRDÜNCÜ ÇAKRA:Kalp çakrası olarak da bilinir. Burada sevgi ve şefkatle ilgili tohumlar saklıdır. Bedenimizdeki timüs bezi, dolaşım sistemi, kalp adalelerinin meridyenleri bağlantılıdır. Bu çakranın rengi de yeşil’dir.


    BEŞİNCİ ÇAKRA:Boğaz çakrası olarak bilinir. Bedenimizde tiroit beziyle bağlantılıdır. İletişim, ifade ve yüksek düşünsel süreçlerle ilgilidir. Burada arınmayla ilgili karma tohumları saklanır. Bu şakra solunum sistemi ve deriyi kontrol eder. Bedenimizdeki bağlantılı meridyenleri, akciğerler ve kalbe giden adalelerdir. Rengi ise acık mavi’dir.


    ALTINCI ÇAKRA: Üçüncü göz ya da alın çakrası olarak da bilinir. Bu şakra hipofiz beziyle, salgılarla bağlantılıdır. Yüksek düzeyde kendi kendinin farkında olma, içsel vizyon, mutluluk, neşe, zihin gücüyle ilgilidir .Bilimsel araştırma, ruhsal uygulamalar ve bilgelik tohumları bu şakra da saklanmaktadır.Beyin ve tüm vücut sisteminin yönetici kanalıdır. Aynı zamanda idrar kesesi ve ince bağırsak meridyenleriyle bağlantıdır.Bu çakranın rengi çivit mavi’sidir.


    YEDİNCİ ŞAKRA: Başın tepesindedir ve tepe çakrası olarak da bilinir. Epifiz beziyle bağlantılı olan bu şakra, kendini bilme, en yüksek şuurluluk ya da aydınlanma ile ilgilidir. Mor, bu çakranın rengidir.

    Her çakra, varlığımızın büyüme ve sağlığını da kapsayan çeşitli fonksiyonlarını kontrol eden hormonsal sistemdeki bir salgı beziyle yakından bağlantılıdır. Bu salgı bezlerinin fonksiyonlarındaki ağırlaşma ya da tıkanmalar, hayata bakışımız, ruh halleri ve davranışlar üzerinde etkiler meydana getirmektedir. Salgı bezleri beyine ve buradan da varlığımızın duygusal, zihinsel ve spiritüel yönlerine bağlıdır. Bu durumda çakralar, fizik bedenimizde bulundukları yerlerdeki meridyenleri, kendileriyle ilişkili olan duygusal ya da zihinsel hallere bağlayan iletkenler gibidirler. Bu, zihin ve beden arasındaki direkt ilişkinin bir örneğidir.



    Alıntı[/quote]
     
    Son düzenleme: 27 Ekim 2010