Küçük davranışlar, büyük sonuçlar doğuruyor...

Konusu 'Bir derdim var : (' forumundadır ve DingiltereKralicesi tarafından 9 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  1. DingiltereKralicesi

    DingiltereKralicesi Makyaj Günlüğü... Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.735
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    146
    Öncelikle bu konuyu açarken biliyorum ki bahsedeceğim şeyler çok büyük dertler değil. İnsanlar benim sıkıntılarımdan çok büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Bu nedenle aman canımm sen de dert mi bu Allah aşkına şeklindeki yorumlara katılıyorum...

    İnsan yaşadığını dert bilir. Çok şükür ki büyük bir dert, üzüntü yaşamadım bugüne kadar. Ancak son zamanlarda gerçekten içime dert olan bir şeyi paylaşıp, rahatlamak ve fikirlerinizi almak istiyorum.

    Nasıl yazacağımı düşünürken bile cümleleri kuramadım kafamda. Bu nedenle anlatım bozuklukları, kopukluklar olursa şimdiden özür diliyorum.

    Ben 22 yaşındayım. Üniversiteden yeni mezun oldum. Bilenler tanıyanlar biliyor beni...

    Anne-baba-2 abi ve bir küçük kızdan oluşan bir ailede büyüdüm. Küçük kız 2 oğlandan yıllar sonra doğduğu için hem daha bilinçli, hem de daha özenli büyütüldü. Ama yanında babası yoktu... Çünkü benim babam yıllarca yurtdışında çalıştı. Doğumumda bile yanımda yoktu. Senede birkaç gün gelirdi eve birkaç ay ara ile. Babam olduğunu bile anlayamazdım, misafir gibiydi. Senelerce böyle devam etti bu durum. Ne annem, ne de abilerim babamın yanımda olmayışını hissettirdi bana.

    12 yaşına geldiğimde babam kısmen dönüş yaptı. O kadar büyük çatışmalar yaşadık ki... Ben babaya nasıl davranılır bilmiyordum, o kıza nasıl davranılır bilmiyordu. Bir şekilde dengeler kuruldu, mutlu mesut yaşamaya başladık. Ama bir yerde bir şeyler hep eksik oldu. Yıllarca babasız büyümenin eksik bıraktığı şeyler... Bunun için babamı hiç suçlamadım. Aslında kimseyi suçlamadım. Bize daha iyi bir yaşam sunmak için yapmıştı bunu biliyorum. Sadece hep şunu düşündüm. Neden parayı uzaklarda aradın baba ? Değer miydi sensiz geçen onca yıla ? Hangi miktarda para, birlikte geçiremediğimiz günleri satın alabilir ?

    Bu duygularımı ne anneme, ne babama, ne abilerime, ne de başka birine anlattım. Biraz büyüdüğümde yavaş yavaş bu duygularımı dile getirdiğimde annem ağlayarak, üzülerek dinledi beni. Babam ise sözlerimi duymamış olmayı istediğini söyledi, beni haksız buldu.

    Peki bu durum hayatımda nelere yol açtı derseniz... Asıl problem burada oluşuyor zaten. Dediğim gibi 22 yaşındayım. Bana hep dürüst olmak, içi dışı bir olmak, insanlara karşı numara yapmamak, kalp kırmamak, doğrunun yanında olmak öğretildi. İyi ki de öğretildi.

    İlköğretimde okulun en bilinen, en sevilen, en başarılı öğrencisiydim. Bütün aileler beni tanır, tüm öğretmenler beni parmakla gösterirdi. Bu durum benim hep başarılı olmam gerektiği gibi bir imaj bıraktı herkesin gözünde. Liseye geldiğimde yavaş yavaş notlarım düşmeye başladığında, bu durum beni çok etkiledi. Çünkü benden hep başarı beklenirdi. 98 aldığımda neden 100 almadın diye karşılanırdım ben. Hala da öyle...

    Bu durum benim derslere yoğunlaşmama, insan ilişkilerimin zayıflamasına neden oldu. Zaten o kadar korunmacı, o kadar sıkı yetiştirildim ki, insan ilişkilerim, insanlara güvenim çok ama çok zayıftı. Bu durumu size daha iyi nasıl anlatırım diye düşünüyorum ama doğru kelimeleri bulamıyorum. Evden çıkmayan, arkadaşları olmayan, etkinliklere katılmayan bir kız olarak büyüdüm. Bu durum doğal olarak arkadaşlarımın da benden uzaklaşmasına neden oldu. Dostum dediğim 2-3 insan vardı. Yalnızca onlar ile bir şeyler yapmama izin verilir, yalnız onlar sorgulanmazdı. Ancak zaman geçtikçe, bizler büyüdükçe, aramıza başka şeyler girdikçe dostluklar da bozuldu. Çünkü artık dürüst değildi onlar bana karşı. Ben hep adım attım insanlara karşı, ama onlar beni değil, diğer tarafı seçti. Dolayısı ile bu durum bende kendime karşı bir güvensizliğe neden oldu.

    Ben kendime güvenmezken, ailem hep bana güvendi, beni cesaretlendirdi, yüreklendirdi. İçimde bir ikilem yaşamaya başladım. Bazen kendime çok güvenir, bazense 0 güvenli biri oluverdim. Ama hiçbir zaman dürüstlükten şaşmamaya özen gösterdim. Belki kendimi kandırdım, belki gerçekten öyleydim...

    İlköğretim bitti, lise bitti, üniversite bitti... Benim durumumda bir insanın bir çok arkadaşı, dostu, çevresi olmalı değil mi ? Etrafında güveneceği bir çok insan olmalı... Ama yok işte... Nedenlerini kendimce sıralamaya çalıştım. Elbette görüştüğüm insanlar var, arkadaşlarım var, ama gerçekten arkadaşım diyebileceğim, güvenle sırtımı yaslayabileceğim kimse yok. Erkek arkadaşımdan başka... Ailemden sonra hayatımdaki en büyük yer ona ait. Ama onun şimdilik bu hikayede yeri yok.

    Sevmediğim insanlar oldu, birbirimizden haz etmediğimiz insanlar... Her zaman onlara karşı saygılı olmaya çalıştım. Nefret ettiğim insanlara karşı bile içinde bir nebze sempati tutmaya çalıştım, kimsenin kötülüğünü istemedim. Ha bunları yazarken ben meleğim, safım, temizim demek istemiyorum. Elbette benim de eksilerim, kötülüklerim var. Bunun da farkındayım.

    Dürüstlüğe, iyiliğe hep inandım. Hep güvendim. Ama büyüdükçe gördüm ki, kötüler, kötü niyetliler, çevresi olanlar, taraf tutanlar, haksızlık yapanlar, kısaca kötüler kazanıyor her zaman. Bir yere gelmek için düzenden şaşmak gerekiyor. Diğer türlü, iyilikler ile bir yere geliniyor evet, ama çok geç ve çok zor oluyor. Bu durum beni kahrediyor. İyiliğe olan inancımı sarsıyor. Ben kötü olmak, maskeler takmak, çıkar için ilişkiler kurmak istemiyorum. Maskesiz, mümkün olduğunca iyi olmak, kazanacaklarımı böyle kazanmak istiyorum.

    Şu anda tatil dolayısı ile sürekli evdeyim ve zamanımın büyük kısmını evde internette geçiriyorum. Bu zamanın çoğu da KK'da geçiyor. Az önce bahsettiklerim burası için de geçerli. Beni sevmeyenler olacak, ki var da. Benim de sevmediğim insanlar var. Ama ben hep saygı duymaya, hep bir adım atmaya çalıştım herkese karşı. Burası sanal bir ortam biliyorum, ama karşımdaki kişilerin kanlı canlı insan olduğunu da biliyorum. İyiler olduğu gibi, kötüler olduğunu da biliyorum. Beni sevmeyenlerin, bana saygı duymasını istiyorum. En azından insan yerine koyup, dürüstçe eteğindeki taşları dökmesini, düşmanlıktan ziyade bir adım atmasını istiyorum. Bu cümlelerimden ne anlarsınız bilemiyorum. Çok ütopik düşündüğümü de söyleyebilirsiniz.

    Ama ben karşımdaki herkese gerçek hayatımda böyle davranıyorum. Buna ister inanın, ister inanmayın. Konuşmak istemediğim biri bile olsa, ufak bir not ile anlatıyorum ona içimdekileri.

    Ee konu nereden nereye geldi diyeceksiniz. Ben de karıştığının, uzadığının farkındayım. Ama içimdekileri, beni üzenleri, kıranları, içimde kalmasını istemediklerimi yazmak istedim.

    Sizden 2 ricam olacak.
    1) Lütfen çocuklarınızın manevi ihtiyaçlarının, maddi ihtiyaçlarından daha önemli olduğunu unutmayın. Hiçbir mebla bir kucağı, öpücüğü satın alamaz. Maddi kazanç peşinde çocuklarınıza ayırmadığınız zamanın, gelecekte onları nasıl etkileyeceğinin bir örneğini sunmak istedim sizlere.

    2)Lütfen, karşınızdakinin de bir insan olduğunu, onun sizin gördüğünüzden farklı düşünebileceğini, onun da en az sizin kadar saygıyı hakettiğini unutmayın. Bu sizin düşmanınız olsa bile... Ve lütfen geri adım atmak yerine, bir kere de ileri adım atmayı deneyin. Ne kaybedersiniz ?


    Bu uzun ve saçma yazıyı okumaya vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Ben içimde olanları, belki çok büyük dert olmasa da anlatmak istedim. Anlattığım için de çok rahatladım.

    Tekrar teşekkürler a.s.
     
  2. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  3. nalansu09

    nalansu09 çatlak patlak yusyuvarlak Pro Üye

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    3.015
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    146
    canım benim ne güzel dökmüşşün içindekileri...
     
    Son düzenleme: 9 Temmuz 2009
  4. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  5. butterflys73

    butterflys73 Tek Bayrak Tek Millet Üye

    Katılım:
    28 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    654
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    sevgili kraliçem çok önemli noktalara temas etmişsin çok da güzel ifade etmişsin .......... kendi adıma bazen çok büyük tepkiler verebiliyorum karşımdaki insanlara ama benim tahammülsüzlüğüm insanlardan ziyade değişen toplum anlayışına .........
    hani nesil çatışması derler ya bunu yaşamak için ille de ihtiyarlamak gerekmiyormuş onu öğrendim .... beni ailem yetiştirirken aman kızım hanım ol ağır ol oturaklı ol , saygılı ol diye tembihlerdi hep.... şimdi aileler aman sessiz kalma, hakkını ara, kendini ezdirme sakın gibi tembihlerle bana göre son derece fevri bir nesil yetiştiriyorlar ........
    eğer çok karamsar bir gözle bakmıyorsam toplumda bir takım ahlak kuralları çok değişti , aileye bağları çok zayıfladı , bu forumda bir arkadaşımız geçenlerde eşinin dayısı için dıdısının dıdısı gibi bir tabir kullandı çok canım acıdı okuyunca , acaba bu düşünceye sahip insanlar kendi dayıları için de mi böyle düşünürler,değilse neden eşlerinin ailelerine hiç değilse saygı duymayı deneyemezler ki.......
    nedense aile ve inanç kavramlarının ne yazık ki toplumumuzda zayıfladığı kanısındayım dolayısıyla da egoist insanlardan bir toplum olup çıkma yolunda ilerliyoruz ( hatta toplum bile diyemiyorum çünkü toplum olabilmek için paylaşım gerek ; insan kalabalığı olma yolunda ilerliyoruz sanki daha doğru olacak )
    kusura bakma ben de çok dolmuşum da yazını okuyunca dayanamayıp içimi döküverdim
     
  6. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  7. DingiltereKralicesi

    DingiltereKralicesi Makyaj Günlüğü... Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.735
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    146
    haklısın butterflys, benim de anlatmak istediğim böyle bir şey işte
    insan kendine ait bir şey söz konusu olduğunda korumacı, saygılı oluyor
    ama karşısındakine ait bir şey olunca aynı özeni göstermiyor
    kimseye kendisine yakın bir değe vermiyor, hep değersiz görüyor
    bu durum beni çok ama çok üzüyor
     
  8. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  9. kuzum

    kuzum Bu konida hassasum Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    8.591
    Beğenildi:
    252
    Ödül Puanları:
    163
    Hiç sıkılmadım okurken öncelikle bunu belirteyim Hacercim.Uzun ama güzel yazmışsın. Nadirdir bu kadar uzun yazıyı okuduğum.

    Ailelerin çocuklarına parayla veremeyecekleri, alamayacakları şeyler vardır. Sevgi gibi, emek gibi.Bunun sende fazlasıyla farkındasın. Benim kaynımda senelerdir yurtdışında. senede 3-5 gelir en fazla 1 hafta kalır gider. 2 çocuk anneleriyle burada tek başlarına. Anne büyütüyor onları. Hep bir stres, bir asabilik çocuklarda. Anneleri aldıkça alıyor, aldıkça alıyor, ama hiç bitmiyor eksikleri.

    Eltimde keza öyle. Bu ay bir halı aldı diyelim, ertesi ay onu değiştiriyor(sıkılıyormuş) başka halı alıyor diğerini kaldırıyor. Bu hep böyle. Sürekli hayatında bir yenileme çabası(eskimemiş bile olsa) Sakinleştirici alıyor birde. Kaç defa üstüme vazife olmasa da konuştum, yapmayın böyle bu çocukların babaya ihtiyacı var, 3 kuruş az kazansın ama çocuklarının yanında olsun. Alışmışlar tabi bol bol harcamaya, Türkiyedeki şartlar onları kasıyor.

    Ha sorsan herşey çocuklar için deniyor ama gel görki o çocuklar kaç senedir babasız büyüyorlar ve daha da devam edecek böyle.

    Hiçbir güç bir annenin yada babanın çocuğuna duyduğu sevgiyi satın alamaz, bunu unutuyorlar işte. Geçen zamanda geri gelmiyor maalesef.
     
  10. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  11. DingiltereKralicesi

    DingiltereKralicesi Makyaj Günlüğü... Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.735
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    146
    Sağol kuzum, haklısın
    Bu durumda olan nice aileler var
    Keşke musibetler başımıza gelmeden nasihatlardan ders alabilsek
    Ama sanırım hayat da böyle bir şey
     
  12. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  13. Gxuxlsxuxm Sultan

    Gxuxlsxuxm Sultan Popüler Üye Üye

    Katılım:
    22 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.226
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    146
    Elticim sen baya dolmussun!! Hic SIKILmadan okudum yazini....cok dogru tespitler!

    Bende baba varken babasiz büyüdüm sayilir, sabah 7 gece 10 da falan gelirdi eve...yüzünü görmezdik dogru düzgün, maddi yönden hicbirseyimizi eksik etmeyen fakat maneviyat vermeyen bir babaydi iste...ama yinede diyorumki basimda babam vardi en önemliside budur.:nazar:
     
  14. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  15. deniz_gunes

    deniz_gunes Hayat devam ediyor... Pro Üye

    Katılım:
    9 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    10.204
    Beğenildi:
    27
    Ödül Puanları:
    198
    Kuzu güveçe katılıyorum..

    Kitap okumasını çok sevsem de, sitedekii uzun yazılar beni hep sıkmıştır ama bu yazı sıkmadı..

    Çocuk gelişiminde söylediklerinde çok haklısın.
    Para kazanma derdine düşerken, çocuklarımızdan ne kadar uzaklaştığımızın farkında değiliz..
    Onların ilk adımını yakalayan, ilk anne deme anını kaçıran biz oluyoruz ve dediğin gibi manevi ihtiyaçları maddi ihiyaçlarından daha önemli evet ama bunun farkına varamıyoruz çoğu zaman.

    Sana gelince, gerçek hayatta olduğu gibi sitede de farkın hissediliyor sen merak etme..

    Karşımızdakinin de, bize göre ne kadar kötü olursa olsun, sadece insan olması sebebi ile saygıyı hakettiği konusunda tamamen hemfikirim senle..

    Aynen devam canım, gerek burda gerek gerçek hayatta..
     
  16. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  17. Arora

    Arora Pretty woman :) Üye

    Katılım:
    11 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    2.549
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Ben de senin gibi büyüdüm.. Babamla hep uzaktık.. Yani aynı çatı altında olsak da uzaktık.. Neredeyse üniversite hayatıma kadar hiçbir şey paylaşamadık babamla.. Seni bu yüzden çok iyi anlıyorum.. Bir keresinde, babamla girdiğimiz bir tartışmada babam;"her şeyin var, her istediğini almaya çalışıyoruz, daha ne bu nazın" demişti.. Onun gözünde çocuk yetiştirmek, eksiklerini almak ve para vermek demekmiş.. Ben ileride çocuğum olduğu zaman ona böyle yaklaşmayacağımı biliyorum artık.. O yüzden çok güzel bir yazı olmuş bu.. Burada pek çok anne adayı var.. Bunları görmesi, bilmesi gereken anne adayları..

    Bir de dostluk konusuna değinmişsin.. Herkese güvenilmiyor ne yazık ki.. Benim de çevremde arkadaşlarım var elbette.. Bir şeyler paylaştığım insanlar var.. Ama dostluk bu değildir.. Dostluk kavramı çok özeldir.. Bu yaşıma kadar sadece 1 tane dost olduğuna inandığım biri oldu.. Onun dışında benim de erkek arkadaşım en büyük dostumdur.. Ama daha fazlası yok.. Yani güvenle sırtımı dayayabileceğim, omzunda ağlayabileceğim kimse yok.. Bunn eksikliğini zaman zaman ben de duyumsuyorum.. Ama hayat bana şunu öğretti, her türlü zorluğun üstesinden tek başına gelebilmeyi.. O yüzden açıkçası insanlarla çok da içli dışlı olmamaya özen gösteriyorum.. En azından yara almamak için..
     
  18. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : DingiltereKralicesi
  19. DingiltereKralicesi

    DingiltereKralicesi Makyaj Günlüğü... Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.735
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    146
    Elticim haklısın... Eskiden hep düşünürdüm acaba babasız olmak mı daha kötü, yoksa babanın olup da yanında olamaması mı diye. Şimdi diyorum ki babam sağ olsun da, varsın yanımda olmasın.

    deniz_güneş, yorumun beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Çok teşekkür ederim a.s.

    Arora, haklısın. Her şeyimiz o kadar maddiyat olmuş ki, çocuk yetiştirmenin maddiyat ile olacağını düşünür hale gelmişiz. Anne adayları, anneler, babalar, kolay değil ebeveyn olmak...

    Allah yardımcımız olsun