Küçük İskender Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve violet sky tarafından 30 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    30 Haziran 2008
    Konu Sahibi : violet sky
  1. violet sky

    violet sky Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    İstediğin Gibi Yaptım;Artık Kalbim Yok!

    artık kalbim yok ağladığımda sana
    düşündüğümde seni artık kalbim yok
    seni anlatırken birilerine,atmıyor kalbim
    atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
    İstediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
    Küçük bir velede verdim onu,oyuncak niyetine
    fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak köpeğine
    suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
    ve bekledim batmasını
    bekledim batmasını yanan bir gemi
    nasıl ağlayarak denize dökülürse

    İstediğin gibi yaptım;artık kalbim yok!
    Artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
    özlediğimde seni
    arta kalmış bir kalbim yok!
    YOK!






    Bir Martıyı Ağlattın Sen

    bir martıyı ağlattın iste
    bir çocuk garanti intihar eder artık
    kütür kütür küfrediyor gece imanıma
    bir yaprak kırılıp suya düşüyor
    su yaralanıyor su kanıyor şelale!

    ah nasıl titredim tensiz
    bir piyanist büküldü sanki
    kesişen ayrışık doğrular gibi
    çarpışıverdim yüzünle. Yüzün
    öyle düzgün suna bir el yazısı
    yüzün yüzüme aksedince
    yüzün ayna alnımda
    yüzün uzun hüzünlü bir alınyazısı!

    bitmemiş bir ömrün yalanısın
    sen: kabuslarımın tabiri
    çocukluğumun arta kalanısın!
    öldüreceğim kendimi dudaklarınla
    dudakların etle, şehvetle seferber
    sen! bana inen son kutsal kitap
    son fakir yatır
    son aciz peygamber!

    bir martıyı ağlattın iste
    bir çocuk garanti intihar eder artık







    Ben Seni Seviyorum Bunda Bir Kasıt Yok

    acınası tesadüflerle ayrılıyorsun molekülden,
    hüzün hastası bir hayvansın
    şiddetli baş ağrılarıyla çalkalanan
    çok kurak iklimlerde, büyük sinir krizlerinde
    ağır işkence görmüş şehirlerde
    saadetin zarif, adaletin ince.

    bir miktar alkol ve ürperti alıyorsun
    kelimelerin karardığı peşin hükümlerde.
    şahsi sevişiyorsun şiddetin bütün bitki örtüsüyle.
    gözlerin ucuz, tutkun ucuz, direncin ucuz
    tehlikeli bir yalan gibi duruyorsun
    ruh yoksulluğunun harikulade iskeleti üzerinde.

    tutulamayacak yeminsin, yemin ederim,
    her insana gerçek aşkı öğretecek bir külfetin var
    ve
    alelacele asılmış bir çocuk militan
    gibi şaşkın ama onurlu bakıyorsun
    yükseldiğin gökyüzüne.

    ben seni ayakta alkışlıyorum
    hep ayakta alkışlıyorum seni ben
    yollarda yürürken alkışlıyorum
    sinemalarda, üçüncü sınıf oyuncularda alkışlıyorum
    afrika'nın içlerine doğru alkışlıyorum
    vuruşurken alkışlıyorum seni ben
    evet, hüzün hastası bir hayvansın
    acınası tesadüflerle ayrılıyorsun
    kainata gösterdiğin sahte hüviyetinden.

    o nasıl bir hale
    bana cimri, başkalarına bonkör bedeninde;
    bir acı votka tadı yakalıyorum dilenen bakışlarında
    'suçsuzum' diyorsun, 'tarzım bu' diyorsun
    aç bir kurt gibi iniyor yüzüne hüzün
    kirpiklerin alnına deyiyor
    bende deyiyorum alnına cevapsız sorularımla
    uykum geldi diyorum
    seni sevmekten uykum geldi
    jilete abanıyorum
    korkuya abanıyorum
    tek arkadaşım yok öbür tarafta çünkü!

    çek perdeleri, kapat ışıkları
    bu telaşlı yokoluşun fosforu aydınlatır bizi
    uykum geldi diyorum
    tutulamayacak yeminsin, yemin ederim
    heryeri keserim, herkesi, herşeyi keserim
    bıçağımı taşıyan elde kader çizgim de gizli!
    bitiyor
    sancıda safları sıklaştıran o garip haz bitiyor
    bir kez olsun samimi bak
    bak! gecenin eteklerine eşkiya ayrılıklar siniyor!

    acınası tesadüflerle ayrılıyorsun molekülden
    ateşler içinde bırakıyorsun sana biriktirdiğim suyu
    oysa hiç sansım kalmadı
    yeniden doğmak için, bana ait olduğu belirtilen külden.

    al bu külü de götür
    al bu külü de götür, diğer taraflara üfle
    muzaffer bir hain gibi ayrıl
    tertemiz hayal hikayemden.

    Küçük İskender
     
  2. 7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : violet sky
  3. tinkerbell_tinkerbell

    tinkerbell_tinkerbell Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    73
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    severim tsk ederim.

    ''sevgilim! sana eşim diyemem! eşim demek, benzerim demektir. ben, bana benzeyen birini sevemem''
     
  4. 7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : violet sky
  5. tinkerbell_tinkerbell

    tinkerbell_tinkerbell Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    73
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Okul Arkadaşı

    Aynı ranzada uyumuştuk seninle
    yatılı okula benzeyen bir sevdada,
    üstte kim yatabilirdi ki: Elbette yeryüzü!
    altta kim yatabilirdi ki: Elbette gözlerimizdeki intihar süsü!
    birbirimizi düşündüğümüz gizli saklı rüyalarla
    kim mutlu olabilirdi ki: Elbette günah dürtüsü!

    Nasıl tabir edilir ki artık veda kabusları..
    şimdi çift kişilik yataklardayız başka
    başka insanlarla! Başka başka hayatlarda!

    ama hiçbir iyi geceler! ağlatmıyor beni
    ağlatmıyor senin karanlığın içinden duyulan
    küçük hıçkırıkların kadar hala!
     
  6. 7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : violet sky
  7. tinkerbell_tinkerbell

    tinkerbell_tinkerbell Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    73
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Ölümü De Kusacağım

    çınar ağaçları olum orucunda
    haşarat ayaklarımla geldim geceye
    bu şehir şimdilik surda unutulsun
    uzun bir bıçak vardı ya avlucumda
    kendi kendini kanatırdı sessizce

    sevdiğim adamın adi: sokak adları
    sokak atları ve sokaksız yalnızlığım
    içimde tuzlu bir magma taşırmışçasına
    yüzüme geldim yüzümde kuru cam yaprakları
    camlar dediysem inanmanız da gerekmez
    pencerelerden sarkıtılan
    kaçık erkek çorapları.. aaah!olum!
    zulmettikçe hicvedeceğim seni
    içeceğim anasını satayım
    kusacağım da! her yere bakan gözlerimle...
    tut elimden İstanbul!
    tut elimden pis orospu!
    tut ki elim sana bir mektup gibi kanasın
    tut ki elim bir an olsun sıcak
    bir an olsun bir sübyan ağlayışı gibi
    imzasız kalsın!
     
  8. 7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : violet sky
  9. tinkerbell_tinkerbell

    tinkerbell_tinkerbell Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    73
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    onu herkes anlayamaz ...........bunu seviyorum cok :)


    Vardı Büzüşüp Utanan

    bu ne tehlikeli mürebbiye: bakınca ezberle
    yeceğim bir hadis gibi yaz
    geçecekti sonbahara doğru süratli bir otomobil;

    ah tabii o şimdi ölmüş
    görünen çocuğun bir rehbere anlattığı son
    aşk nedir biliyor musun seni üçüncü tekil şahıs
    sayan seferde askerin sol üst cebindeki resim
    de arkalarda durup başını öne eğen ilk adam;

    büyük bir gülümsemeyle geçecekti yaz
    dığım bir hikayenin bütün kahramaları
    kutsal bir viyolonselden porteye doğru
    geçecekti sonbahara süratli bir otomobil
    içersinde sarı saçlı iblis ve herhangi bir tanrı
    ya inanmak mıydı çıplak modelin apışına yağan
    kar, teni tutan boran, ağzı kitleyen zemheri;

    istikrarlı bir çekiliş yaşıyorduk sevişme
    lerimizde memelerimiz vardı büzüşüp utanan
    ların önünde hatim indirdim dudaklarımı
    dudaklarınıza matem tülü üstünden
    yazdı
     
  10. 5 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : violet sky
  11. 1ey

    1ey "Türkçe'ye özen göster.." Üye

    Katılım:
    18 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.033
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106

    Bizim senle hukukumuz var...
    Avukatımız var, suçumuz var...
    Bizim senle bir ömrü paylaşmaya andımız;
    Bu andı çiğneyip iç yüzümüzü ifşa eden ihanetlerimiz,
    Birbirimizi kolayca harcamanın lüksü,
    Bu lükse sığan baş önde boş boş oturuşlarımız var.
    Konuşamayışlarımız, hiçbir şeyi açıklayamayışlarımız,
    Kaçıp gitmeyi erdem sayışlarımız var.

    ..

    K.ı.
     
  12. 5 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : violet sky
  13. 1ey

    1ey "Türkçe'ye özen göster.." Üye

    Katılım:
    18 Kasım 2009
    Mesajlar:
    1.033
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Boş bir sinema salonunda oynuyor tek başına çektiğim siyah beyaz sessiz son film

    Ne kuşları seyreden kedi kadar heyecanlıyım artık
    ...ne de o kuşlar kadar salak ve kendine hakim

    kamera stop! yalnızlığıma kapalı gişeyim
    ..

    K.ı.
     
  14. 6 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : violet sky
  15. kaderim_48

    kaderim_48 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Ben Ölürsem

    ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
    ne bir ask zerafeti
    ne bir hayal tabiri.. küçücük ömrüm
    hep rüzgar gülleri kokacak !

    bir sinek cenazesinden dönmüsüm de sanki
    agzim burnum kanyak
    denizden yeni çikartmislar yagmurun ölüsünü
    mevsimlerden napalm günlerden ilkbahar

    hummali sabrimin glayöllü dag köyleri
    sana hasret sakimak mi yakisacak
    çok arayacak çocuklugum esas sirrini
    benim yüzüm bir kedi amipidir
    ben ölürsem o kendiliginden çogalacak !

    ben ölürsem karakutumu bulamayacaklar
    ne bir buz yorgunlugu
    ne bir sinema perdesi yirtik.. küçücük kabrim

    bir çocuk kalbi gibi haylaz olacak !

    Küçük ıskender
     
  16. 6 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : violet sky
  17. kaderim_48

    kaderim_48 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Bodrum

    Kim nereye kadar yabancıdır ki
    elinde
    tek sıkımlık tabancasıyla

    Ve bir kent hayvanı edasıyla
    kim nereye kadar yaşar ki
    kendi ipliklerine inmişken mutant çocuklar

    iki bahar arasında tutulmuş bir dilektir yaz

    Küçük ıskender
     
  18. 6 Temmuz 2010
    Konu Sahibi : violet sky
  19. kaderim_48

    kaderim_48 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Anneler Oğullarını Affetmez

    Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
    Annemin cenazesinde kılmadığım namaz kadar masum
    Annemin mezartaşındaki imla hataları kadar sarhoş
    Annemin vasiyetindeki,
    'Oğlumu benim yanıma gömmeyin sakın' maddesi kadar sevecendin.

    Bazı eski romanlar
    'Yıl bin dokuz yüz bilmem kaç' diye başlardı,
    ben çocukluğuma, çocukluğumun çocuk romanına,
    senin oyuncaklarını kırarak başladım.
    Ben her sonbahara hep yaz'ı kırarak başladım.
    Yazları kırarak sonbaharlara başlamak...
    Bunlar benim sevişirken kaybettiğim savaşlardı!

    Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
    Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
    Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
    uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
    bir kalp bulmak
    bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
    okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

    Ah, nasıl unuturum,
    Ah ben nasıl unuturum ki
    annem lohusayken karnına bir gül koymuştu!
    Gül bu
    durur mu hiç yerinde
    annemin karnına yepyeni bir rahim oymuştu!
    Benim çıktığım rahim, cehennem
    gülün oyduğu rahim, cennet!
    Bütün bu mağaraların demir zemberek kapılarında
    babamın spermlerinin yazdığı metinler
    kutsal ihanet metinleri, kutsal cehalet yeminleri,
    ölü kardeşlerim
    doğmamış kardeşlerim
    doğmamış melek kardeşlerim, peygamber kardeşlerim, cin kardeşlerim
    hepsi,
    ama hepsi, karanlığın serseriliğinde pervasızca donmuştu!
    Annemin öldüğü gece kazıdım kafamı!
    Kazıdım kafamı kafatasıma kadar! ,
    Siyah bir tişört giydim, siyah bir pantolon
    siyah çoraplar ve siyah botlar
    simsiyah bir palto giydim! Simsiyah bir gece giydim yüzüme!
    Sana geldim yas tutar gibi
    Sana geldim yağmur altında, bütün atları yaralı bir posta arabası gibi
    Annemin elini öper gibi öptüm seni dudaklarından
    'Beni annemin yanına gömme sakın' dedim sana
    'Beni hiç gömme, ben hep burda kalayım'
    'Bu evde çürüyeyim seni ıhlamur kokan yatağında'
    'bu evde dökülsün etlerim
    yaz'ı kırarak sonbahara başlayan bir ağacın döktüğü yapraklar misali'
    Annemin elini öper gibi öptüm yine seni dudaklarından
    sonra alnıma götürdüm dudaklarını ince ince, kibarca
    'Affet beni anne' dedim
    'Affet, tüm bunlar bir ölünün hayatta kalma heyecanından! '

    Küçük ıskender