Kurtuluş savaşında kadınlarımız

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve EU1 tarafından 26 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    26 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    1. 1916 Bitlis Cephesi komutanı Mustafa Kemal çökmekte olan bir cepheyi kurtarıyor ve çadırına geliyor. Yaveri İzzettin Çalışlar’ı çağırıyor ve eline bir not veriyor. Notta “Savaştan sonra ilk işimiz Türk kadınına serbestisini vermek, onu erkeğinin yanında eşit haklara sahip kılmak.”
      Yıl 1916, Türk kadının değil adı, değil kimliği hiçbir şeyi yok. Sokağa çıkma hakkı olmayan bir Türk kadını. Tam savaşın en hararetli zamanında nerden Türk kadını geldi Mustafa Kemal’in aklına. Kurtuluş Savaşında gördüğü kadın manzarası, Atatürk’ü ve dünyayı şaşırtan bir manzaradır. Ülkelerin savaşları olmuştur ama topyekün savaş örneği ilk defa Kurtuluş Savaşı’nda erkekleri ile omuz omuza savaşan kadınlarımızda görülmektedir.
      İşte size bu vatana karşılıksız her şeyini adayan kadınlarımızdan birkaçı;
      Kurtuluş Savaşında Kütahya sırtları, eksi 30-40 ve 75-80 yaşlarında bir nine.
      Kafile komutanı Mustafa Necati Bey’dir. Mustafa Necati neyi görür? Bütün yorgan
      Battaniye ne varsa cephanenin üstüne örtmüş kendisi pazen elbiseyle. Aynen şunları söyler; “nine kar sepeliyor hava çok soğuk bari şu yorganı alsan sırtına” dediğinde aldığı cevap; “dokunma ona, millet malıdır, nem kapmasın. Ben bir ölürüm ama onunla binler doğacak binler. Hayır oğlum hayır hiç üşümüyorum, soğuğu hiç duymuyorum ki. Düşman bu topraklara girdi gireli benim içim yanıyor içim a oğul” diyen bir nine.
      Albay Hulusi Atak’ın kafilesinde olan genç bir kadınımız hastadır ve cephane taşırken yere düşmüştür, ölmek üzeredir. Hulusi Atak sorar; “bacım bana adını söyle seni tarihe yazdıracağım” dediğinde aldığı cevap “adımı ne yapacaksın a oğul yaz benim adım ANADOLU.”

      BİZ HORON KADAR KARADENİZ, ZEYBEK KADAR EGEYİZ, KARŞILAMA KADAR TRAKYALI,HALAY KADAR SEMAH KADAR, BAR KADAR DOĞUYUZ,GÜNEYDOĞUYUZ, ANADOLUYUZ!

      Zekiye Hanım ne yaptı biliyormusunuz? Dünyaya ilk ve tek geçen kadınımızdır.
      10 Aralık 1919 öğretmen okulu bahçesinde 3000 kadını toplamış. Evet 3000 kadın, yapımcısı, dinleyicisi, konuşmacısı. Kadın olan dünyada ilk mitingdir bu, onun için dünyaya ilk geçmiştir. Kadının sokağa çıkma hakkı yokken 3000 kadın nasıl organize oldu dersiniz?
      Daha nice isimsiz kadınlarımız var. İşte bunlardan birkaçı. Nakiye Hanım, Melek Reşit, Şuküfe Nihal ve ekmek pişirerek askere götüren ama bu düşmanlar tarafından tespit edilip askerimizin yerini öğrenmek için çok işkence gören ama söylemediği için ekmek pişirdiği fırına atılarak yakılan Nazife Kadın, Taccülcalala Hanım, üsteğmen
      Binbaşı rütbeli daha nice kadınlarımız.
      Savaşta Tuğgeneral rütbesi verilmesi öngörülen 8 yaşındaki Nezahat kızımız. Nezahat kızımızın yanında şehit olan bir erimizin cebinden çıkan bir mektubta annesine şöyle yazmış “anne Nezahat ile babasının arasındaki konuşmayı duyaydın benim burada
      Niye olduğumu anlardın” demiş ve şöyle yazmış.”Biz Mehmetçik Nezahat’e Türklerin Jan Dark’ı diyoruz” demiş.
      Bu arada dünyada üniformalı ve rütbeli kadın asker ilk defa bizim ordumuzda, bizden dünya orduları örnek alıyor. Tamim gazetesi Kara Fatma ile röportaj yapmış, inanılmaz. Gazeteci soruyor diyor ki; “Çok fakirsin çok ihtiyacın var paraya, neden üsteğmenlikten sana bağlanan maaşı Kızılay a bağışladın” Verdiği cevap aynen şöyle:
      “ben Kurtuluş Savaşında yaptıklarımı bir menfaat ve çıkar karşılığında yapmadığıma inandığım için en son vatani vazifem olarak maaşımı Kızılay’a bağışlıyorum” diyecektir.

      Ne mutlu ki böylesi tapılacak kadar kutsal, elleri öpülecek kadar yüce kadınlara sahip olmuşuz. Tüm zorluklara ve olumsuzluklara rağmen bugünde çıkmasını her zaman beklediğimiz ve “Cennet anaların ayağı altındadır” sözü ile peygamberimizce dahi en yüce varlık olarak gösterilen tüm kadınlarımıza sewgılerle


      :nazar:ALINTI:nazar: