Lilith efsanesi .

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve XOXzgxuxrCe tarafından 2 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    2 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  1. XOXzgxuxrCe

    XOXzgxuxrCe Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.875
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Lilith Efsanesi
    LİLİTH
    İnsanlığın öyküsü Adem ve Havva ile başlıyor, öyle mi? Eski bir yahudi efsanesine göre, bu öykü Adem'le Havaa'dan öncesine uzanıyor. Yani Adem'in ilk eşi Havva değil, Lilith adında bir kadındır. Ama, tarih boyuncagizlice aramızda dolaşıp, her kadın-erkek tartışmasında kendini gösterse de onu çok az tanıyoruz.
    Sözü edilen efsane şöyle başlıyor: Tanrı topraktan Adem ile Lilith'i yaratır. Mutlu mutlu yaşasınlar diye onları cennete yerleştirir. Ama bu iki insan çifti bir türlü huzur bulamaz. Sorunları mı? Günümüz çiftlerinin sorunlarından farklı değildir. Adem ilişkide her alanda söz sahibi olmak ister. Ancak Lilith buna karşı çıkar. Özellikle cinsel ilişki sırasında Adem'in hep üstte yer almasını aşağılayıcı bularak itiraz eder. Kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını, yani eşit olduklarını savunur. Adem ise kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzü; Lilith'i de ürün veren toprağa benzeterek bu şekilde birleşmek konusunda diretir. Adem tavırlarında ısrar edince, Lilith, birlikte yaşamalrının zor olacağına karar verip Tanrı'nın söylenmemesi gereken adını anarak göğe doğru yükselir. Sahip olduğu olanakları terk eden Lilith'in yeri artık dışlanmışların arasındadır. Çevresindeki cinlerle ve cinlerin kralı Şamael (Şeytan) ile ilişkiye girer ve onlardan çocuklar doğurur.
    Bu arada cennette yalnız kalan Adem, Tanrı'ya dua ederek Lilith'i geri ister. Tanrı, Sanvai, Sansanvai ve Semangelof isimli üç meleği geri çağırmak üzere Lilith'e gönderir. Meleklere, dönmediği takdirde her gün yüz çocuğunun öldürüleceğini emreder. Ama, o kesinlikle dönmeyeceğini bildirir. Ve tehdit yerine getirilir...

    Lilith, duyduğu acıyla bundan sonra, bütün hamile ve doğum yapmış kadınların, bebeklerin başdüşmanı olmaya yemin eder. Erkek çocukların doğduktan sonra ilk sekiz gün, kız çocukların ise ilk yirmi gün içinde canını alacaktır. Sadece yakınlarında bu üç meleğin ismi ya da şekli bulunanlara dokunulmayacaktır. Lilith artık kötüler tarafına geçmiştir.
    Bunun üzerine Tanrı Adem'in kaburga kemiğinden Havva'yı yaratır. Bu yeni kadın, Adem'den bir parça olduğu için, ona karşı çıkmayacaktır.
    [/B]]
     
    Son düzenleme: 2 Mayıs 2008
  2. 2 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  3. XOXzgxuxrCe

    XOXzgxuxrCe Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.875
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Aslında Lilith ahkkında pek çok efsane ve öykü var. Örneğin Talmud'da (Tevrat'ın başta yazılı olmayıp, sonradan yazılı hale getirilen ikinci bölümü) ondan dişi bir şeytan olarak söz edilir. Bu rolüyle bir hayalet gibi yüzyıllarca tarih sayfalarında dolaşır. Kadın ve çocukları hedef alır, erkekleri baştan çıkararak onlara zarar verir. Yaptıkları bunlarla sınırlı değildir. Bir hayalet gibi kadınların beynine girip, erkeklerle eşit haklara sahip olma savaşını günümüze kadar sürdürür. Bazı efsanelerde de cadı suretinde çıkar karşımıza. Lilith'e hepsi birbirinden farklı, ancak hepsi de kötü yakıştırmalarınniye yapıldığını anlayabilmek için geriye dönüp, dinler tarihine ve efsanelere bir göz atmak gerekiyor.
    Lilith'in geçmişi tektanrılı dinlerden çok daha önceye, eski Mezopotamya uygarlıklarına kadar uzanıyor. Genellikle Sümer ve Bebil mitolojisindeki rüzgar tanrıçası Lilitu ile ilişkilendiriliyor. Lil, fırtına ya da rüzgar anlamına geliyor.
    Bir babil metninde ise, büyük tanrıça İştar'ın tapınak fahişesidir. İştar, eski doğu dinlerinde şevhetli aşkın, tutkunun ve baştan çıkarıcılığın tanrıçası kabul ediliyordu. Bu özellikleri nedeniyle, fahişelerin, özellikle de kült olan tağınak fahişelerinin koruyucu tanrıçasıydı.
    Tapınak fahişeliği meşru bir işti. Herodot'un bize ulaşan yazılarında, Babil'de her genç kızın bir kez yabancı bir erkekle cinsel ilişkiye girmek zorunda olduğu biliniyor. Ancak, bu tapınak fahişeliği kesinlikle küçük düşürücü bir iş değildi. Babillilerin yabancı erkekleri tanrı olarak gördüğü sanılıyor. Kendilerini onlara teslim eden genç kızlar, simgesel olarak tanrılarıneşi haline geliyor ve kutsallaşıyorlardı.
    Lilith'e bazı özellikler Babil'in kötü tanrıçası (belki de dişi şeytanı demek gerek) Lamatsu'da da görülüyor. Lamatsu halk arasında albastı ya da lağusa hastalığı olarak bilinen rahatsızlığın ortaya çıkmasını sağlıyor, hamilelere zarar verip yeni doğan bebekleri öldürmeye çalışıyordu. Lilith'in özellikleri Lamatsu'ya aktarılmış olabilir miydi? Yoksa tersi mi yapılmıştı?
    Lilith'in Yahudi efsanelerinde ne zaman boy gösterdiği bilinmiyor. Çünkü tanrılar ve efsaneler, doğu kültürlerinin birçoğunda ortaktı ya da büyük benzerlikler taşıyordu. Yine de her koşulda, Yahudilerin şeytanla ilgili inanışlarında önemli bir yere sahipti. Erkeklerin aklını başından alan bir şeytan olarak görülüyor ve ondan çok korkuluyordu.
    Bu konuda en eski kaynak olan Tevrat'a bir göz atıyoruz. Ancak Tevrat'ta bir tutarsızlık göze çarpıyor. Kutsal kitabın bir yerinde "Ve Allah insanı kendi suretiyle yarattı ve onları erkek ve dişi olarak yarattı." deniliyor. Ancak ilerleyen baplarda daha farklı anlatılıyor: Tanrı doğuda Aden'de bir bahçe yapıyor. Adem'i oraya koyuyorve yalnız kalmasın diye kaburgasından kadını yaratıyor. Talmud'a göre Adem'le aynı anda yaratılan kadının adı Lilith'tir. Çünkü başka türlükutsal kitaptaki bu tutarsızlığı açıklamak mümkün değildir.
    Adem'il ilk eşi Lilith'e daha sonra 9. ya da 10. yüzyıllara ait "Ben Sira Alfabesi"nde rastlıyoruz. Metnin ana kahramanı, M.Ö. 600'lü yıllarda yaşadığı sanılan Ben Sira. Yazarın kim olduğu bilinmiyor. Bu el yazmasına göre Tantı topraktan Adem ve Lilith'i yaratmıştı. İlgili bölüm şöyle devam ediyor: "Kısa bir süre sonra birbiriyle kavga etmeye başlarlar. Adem'e şöyle der: Ben altta yatmak istemiyorum. Ama Adem: Ben altta değil, üstte yatmak istiyorum, çünkü sen altta yatacak kişi olarakbelirlendin. Lilith ona: İkimiz de aynı haklara sahibiz, çünkü ikimiz de topraktan yaratıldık. Ama ikisi de birbirini dinlemez." Bunun üzerine Lilith gökyüzüne yükselerek kaybolur. Üç meleğin Lilith'i geriye dönmeye ikna çabaları işe yaramayınca, Tanrı, Adem için bu kez Havva'yı yaratır.
    Bir başka bölümde de Lilith üç meleğe şöyle der: "Ben çocuklara zarar vermek üzere yaratıldım, doğumdan sonraki ilk sekiz gün içinde erkek çocuklarına, yirmi gün içinde de kız çocuklarına. (Ama) Yemin ederim: Sizi ya da görüntünüzü bir muska ya da tılsım üstünde görürüsem, o çocuğa hiçbir zarar vermeyeceğim." O günden bu yana çeşitli kültürlerde, yeni doğan çocukların kötü kalpli Lilith'e karşı korunması için özel tılsımlar kullanılmaya başladı. Lilith'in halk inanışlarında varlığınu yıllarca korumasının ve bir gün gelip de bir şekilde cadılarla ilişkilendirilmesinin nedeni de budur.
    Lilith efsanesi Ortaçağ'ın başlangıcında, Yahudilerin ezoterik yazması Kabala'da da (Yahudi ruhbanlarının, asırlardır birbirlerine aktardıkları ve Kutsal Kitap'ın "gizli anlamları" ile ilgilenen bir tür okültizm -gizlicilik- ve mistisizm) yer almaş. Burada erkekleri baştan çıkaran ve uğursuzluk getiren dişi şeytan olarak tarif ediliyor: "Her türlü süs malzemesiyle süslenip cilveli bir kadına dönüşüyor. Onun süsü, gül gibi kırmızı saçları. Sözleri yağ gibi yumuşak, dudakları dünyadaki her şeyden daha tatlı. Ona yönelen ve (afrodizyak olarak yılan zehriyle karıştırılmış) şaraptan içen aptallar onunla zina yaparlar." Ama sonra uyandıklarında onları öldürürü ve cehennemin tam ortasına atar. Aslında onun niyeti sadece erkekleri baştan çıkarıp çok sayıda çocuk doğurmaktır.
    Kabalacılar için Lilith temiz olmayan, fahişe bi kadını simgeliyor. Kabala'daki bir paragrafta, ayrıldıktan sonra Adem'i yeniden baştan çıkardığı yazıyor. İşlediği bu günahtan sonra Adem, 130 yıl cinsel pehrizli yaşar. Adem, böyle bir şeyin tekrar başına gelmemesi için, kendini dikenlerle korumaya çalışır. Ancak uyurken Lilith Adem'in üstüne çıkar ve onu uyararak boşalmasını sağlar. Lilith, bunun ardından "insanlığa ceza" olarak adlandırılan yaratıkları dünyaya getirir. Kabala'nın bir başka yerinde de şöyle yazıyor: "Lilith en sonunda oarda burada dolaşarak insanoğullarına sarkıntılık eder ve kendi kendilerini kirletmelerini sağlar." Bunun ardından adı "tohum hırsızı"na çıkar.
    Kuşkusuz Havva'nın işlediği "günah"tan da o sorumludur. Kabalacıların ana eserinden Zohar'da (İhtişam Kitabı ya da Işık Kitabı) yer alan efsaneye göre adet döneminde olduğu halde, Adem'le birlikte olma konusunda Havva'yı kandıran o yılan ve fahişe Lilith'ti.
    Lilith'le daha sonra Flistinliler aracılığıyla Yunanlılar da tanıştı. Onu, hayaletler ve diğer hayali görüntüleri yöneten tanrıça Hekate'nin kişiliğiylr birleştirdiler. Bu konu Geç Antikçağ'da Yahudi olmayan gnostik akım yandaşlarının da ilgisini çekti. Onlar tarafından yazıya aktarılan bir efsanede, Lilith'in İsrailli peygamber İlyas'ı nasıl baştan çıkardığı anlatılıyor. Lilith ona şöyle der: "Senden çocuklarım var." Ve o yanıt verir: "Benden nasıl çocukların olabilir, ben bir aziz gibi yaşıyorum." Lilith der ki: "Evet, ama uykunda, rüyalarında sık sık boşaltıldın. Tohumlarını alarak hamile kaldım." Bu metin M.S. 4. yüzyıla ait. Lilith, özellikle bu tarihten sonra hep aynı motifle işlenir. O bir "tohum hırsızı"dır.
    Lilith efsaneleri, Hıristiyanlık dünyasıyla tanıştıktan sonra, batılıların hayal gücünü harekete geçirdi. Özellikle Kabalacı yazılarının araştırılmasıyla, Lilith bütün dünyada tanınır hale geldi. "Kötü kalpli Lilith" her yerde ilgi gördü. Çünkü o, normalde açıklanması ya da kavranması mümkün olmayan şeyleri rahatlıkla üstlenebilecek bir kişilikti. Bu özelliği, onun "cadılar"la özdeşleştirilmesi için gereken köprüyü oluşturuyordu.

    [/B]
     
  4. 2 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  5. XOXzgxuxrCe

    XOXzgxuxrCe Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.875
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Ortaçağ'ın sonlarına doğru başlayan ve inanılmaz bir toplumsal histeriye neden olan cadı ve büyücü furyasıyla birlikte, Lilith'in adı da sık sık anılmaya başladı. Ayrıca o, kadınları baştan çıkarma konusunda Şeytan'ın en büyük yardımcısıydı. Artık, kötü amaçlı kullandığı güzelliği ve baştan çıkarıcılığı ön plana çıkıyordu. İnsanlar bir yandan büyü ve tılsımlarla ondan korunmaya çalışırken, diğer yandan kendilerini onun büyüsünden kurtaramıyorlardı. Böylece 19. yüzyıla gelindiğinde Lilith ressamlar ve edebiyatçılar için sevilen bir motif oldu. Artık dini kimliğinden yavaş yavaş kurtuluyordu. İngiliz ressam Dante Gabriel Rossetti'nin yaptığı "Lady Lilith" tablosunda bu cadı, Victoria Dönemi'nin güzellik anlayışına uygun olarak tasarlanmış ve gösterişli dekoltesiyle uzun kızıl saçlı, biraz dolgun, etli dudaklarla resmedilmiş.
    Edebiyat dünyasına da girince, şeytan kadın kimliği tamamen kayboldu. Artık ona korku ve nefretle bakılmıyor, hatta sempatik bile bulunuyordu. Her ne kadar şurada ya da burada, nahif ruhlu insanlar dikkatli olmak adına tılsımlarına güvenmeye devam etseler de, aydın fikirliler kötü kalpli şeytan kadın tiplemesini raflardaki tozlu dosyalara kaldırmışlardı. Hoşa giden ve benimsenen, onun baştan çıkarıcı özelliği değildi. Lilith'in Adem'in ilk eşi olduğunu anlatan efsaneye odaklanılmıştı. Çünkü bu öykü, insanlık tarihinin başlangıcından bugüne uzanan bir tartışmayı başlatmıştı. Özellikle son yüzyıldır iyice kesinleşen bir tartışmaydı bı: eşitlik, daha doğrusu kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik sorunu.
    Psikanaliz uzmanı ve araştırmacı Siemund Hurwitz, "Adem ile Lilirh arasındaki güç savaşı"nı, asırlarca süren ve babaerkil sistemdeki erkeğin konumu ile kadınların eşit haklara sahip olma talebini temel alan cinsiyetlerarasi savaşın aynadaki görüntüsü olaran değerlendiriliyor.
    Aslında ne Antikçağ, ne Ortaçağ ne de onu izleyen yüzyıllarda bu sorun çok önemsenmedi. Cinsiyetler arasındaki ilişkiyi karşılaştırmaya gerek yoktu: Kadın erkeğin egemenliği altında olmakzorundaydı. Havari Aziz Paulus, "Erkek kadından değil, kadın erkekten yaratılmıştır. Erkek kadının isteklerini değil, kadın erkeğin isteklerini yerine getirmek üzere yaratıldı." demişti. Ne de olsa kadın Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştı. Bu bakış açısı, kadının yüzlerce yıllık toplmsal konumunu belirleyen ana etkendi.
    Kadın, dört büyük dinde de "günah kazanı" olarak görüldü. Bunun nedeni Havva'ya kadar uzanıyor. Yasak meyveyi her ikisi de yemesine rağmen, işlenen günahtaki suçluluk payı eşit değildi: Kandırılan Adem değil, Havva'ydı. Çünkü, yılanın sözüne inanmıştı. Adem kuşkusuz inanmamıştı, ancak biricik eşi ile ilişkilerini tehlikeye atmak istememişti sadece. Söz konusu bir günah olsa dahi, günahkar ve suçlu olan kadındı. Şeytanla işbirliği yapması ve cadılıkla suçlanabilmesi için önemli nedenlerdi bunlar.
    Bu dayanaklardan güç alan erkekler, kadınların kişiliğini adeta baskı altına aldılar ve onları kendilerine ait bir mal gibi gördüler. Geçen yüzyıl içinde yoğunlaşan kadın direnişi buna karşı çıktı. Eşit haklar ve özgürlük için savaşan Lilith'i de kendilerine simgesel figür olarak seçtiler. Lilith'in savaşını başarıyla sona erdirememesi onaları yıldırmıyor. Lilith efsanesi, arzuladıkları toplumsal konuma ulaşmak için onları biraz daha kamçılıyor...
    Lilith İbranice'de "geceye ait olan" anlamına geliyor. Adından da anlşılacağı üzere, çağlar boyu kadınalara yakıştırılabilecek bütün olumsuz özelliklerin taşıyıcısı olmuş: Baştan çıkarıcı, fahişe, cadı, vampir, cinlerin başı, gece canavarı onun ünvanlarından bazıları. Saf, edilgen cinselliği ancak yasak meyveyi tadınca öğrenen Havva'nın tersine, başından itibaren gücünün ve cinselliğinin bilincindedir ve yeri gelince kullanmaktan da çekinmez.
    Kendi başına buyruk, zapt edilemez, denetlenemez olduğundan, özellikle tektanrılı din adamlarının sürekli abskı altına almaya çalıştıkları bir kadın örneği, erkeğin kadına ve cinselliğe dutduğu korkunun bir simgesi aslında. Dolayısıyla ölümlü insanların arasında yeri yoktur. Yeri bilinmeyen, açıklanmayan kötülüklerin geldiği karanlık güçlerin dünyasıdır.
    İyi ile kötüyü ayırt etmeyi sağlayan ağacın yasak meyvesinden yemediği için ölümsüz kalmış, cennetin yakınlarındaki bir dağ geçidinde şeytanlarla birleşerek Şeytan'dan "Lilim" adı verilen çocuklar doğurmuştur. Tevrat'ta şöylr yazıyor: "Ve çölün vahşi hayvanları ile kurtlar buluşacak; evet, gece canavarı orada yerleşecek ve kendisi için istirahat yeri bulacak..."
    Sembolik hayvanı baykuştur. Tablo ve heykellerinde, genellikle ay şeklinde taçla tasarlanmıştır.
    Yahudi kadınlar, eşlerinin bu şeytan kadına kapılmamaları için yatak odalarının duvarlarına bir daire içinde "Adem ile Havva buyursunlar içeri, girmesin kapıdan 11 (LILITH-Lilith)" yazıyorlardı. Nümerolojiyle uğraşanlar 11'i kötülükle yüklü olduğu için korkunç bir sayı olarak kabul ediyorlar. Kabalacılara göre bu sayı, iyi ve güzel olan ne varsa tam tersini temsil ediyor. Günah yüklü, zarar verici ve mükemmel olmayı reddetmiş bir sayıdır bu.
    Modern çağlarda Lilith feminizmin simgesi haline geldi. Bu isimde dergiler çıktı, kafeler açıldı, sadece kadın müzisyenlerin katıldığı "Lilith Fair" adlı gezici müzik festivalleri düzenlendi, "ideal kadın" olarak tanımlanan Havva gibi olmak istemeyen kadınlar, tepkilerini dile getirmek için kız çocuklarına Lilith adını verdiler.
     
  6. 3 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  7. Aksi

    Aksi mebbus garisi yekdane Pro Üye

    Katılım:
    12 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.207
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    oldum olasi ilgimi hep cekmistir efsaneler,
    ama lilith efsanesini ilk defa duydum.
    demekki onlarin yarim kalan kavgalari bugün hala devam ediyo.
    hala kadin ve erkek arasinda bir esitlik saglanmis degil.
     
  8. 3 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  9. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.397
    Ödül Puanları:
    563
    özgürce ben de yunan mitolojisinden bir mit aktarayım..pandora nınyaradılışı ...sanat tarihi mezunu olduğum için ,1 sene boyunca yunan mitolojisi gördüm. en sevdiğim dersti...Titan İAPETOSUN, OKEANOS kızı KLYMENE den 4 erkek çocuğu oldu. bunlar ATLAS,PROMETHEUS,EPİMETHEUS,MENOİTHİOS dur.insanın PROMETHEUS tarfından,maddeden,yaratıldığı,daha dogru bir deyimle yapıldığı efsanesi, geç dönemdei İ.Ö4 yy da ortaya çıktı.belki de yalnızca Tufandan sonraki insanlık için geçerlidir.PROMETHEUS,suya ya da gözyaşlarına kil karıştırarak ,ölümlü ilk varlığın bedenine biçim verir. sonra ,çamurdan yapılmış bu bedene yaşam soluğunu üfler.bir başka söylentiye göre PROMETHEUS ilk insanın yalnızca yapıcısıdır.onu yalnızca biçimleyen kişidir. ona hayatı, ruhu ATHENA vermiştir. oysa,PROMETHEUS a, insanların dostu olara ta başlangıçtan beri rastlıyoruz.HESİODOS şöyle bir olay anlatır.tanrılarla ölümlü insanlar MEKONE de toplanmışlar.kesilen her kurban da tanrılara ait olan pay dağıtılıyormuş. . kurnaz PROMETHEUS,koca öküzü keserek ikiye bölmüş.bir yana etini koymuş,üstünü işkembeyle örtmüş,bir yanakemiklerini koymuş,üstünü parlak yağla örtmüş.ZEUS,kötü tarafı seçerse, aslan payı insanların olacaktır.,tersi olursa,üstünlükyine tanrılarda kalacaktır..PROMETHEUS,ZEUSa,2 parçadan birini seçmesini söylemiş.ZEUS,yağla kaplı olan iyi görünüşlü parçayı seçmiş.aldatılıp, kemik yığınını seçtiğinin farkına varınca da öfkelenmiş,insanları cezalandırmak için ellerinden ateşi almış.PROMETHEUS bunun da bir çaresini bulmuş hemen.OLYMPOSA çıkmış,bir kamışın içine bir kıvılcım saklayarak yeryüzüne, insanlara getirmiş.insanları, yeniden,ateşe kavuşmuş görünce ZEUS un öfkesi daha bir artmış. hem insanları hem de hem de tanrılar babasına karşı gelen PROMETHEUSU CEZALANDIRMAK, ONU KENDİ İSTEĞİNE BOYUN EĞDİRMEK İÇİN YENİ ÇARELER DÜŞÜNMEYE BAŞLAMIŞ.önce insanlara bela olsun diye ilk kadını PANDORAYI göndermiş.HESİODOS a göreZEUSun buyruğu üzerine ,HEPHAİSTOS bir parça toprak alıp suyla karıştırır. yüzü ölümsüz tanrıçalara , bedeni ise çok güzel bir kız biçimine sokar toprağı...ATHENA,el işlerini,renk renk kumaşlar dokumasını öğretir ona ve süslü kuşağını sarar beline.KHARİTler altın gerdanlıklar takarlar boynuna. HORA lar bahar çiçekleriyle donatırlar saçlarını. HERMAİS bir köpek yüreği , bir tilki huyu koyar içine ve doldurur göğsüne yalan dolanı. işte bu güzel ve belalı yaratığa TANRILAR ARMAĞANI anlamında PANDORA DENİLDİ. ZEUS PANDORAyı PROMETHEUS un KARDEŞİ EPİMETHEUSa gönderdi.PROMETHEUS un bilge ve kurnaz olmasına karşın, kardeşi EPİMETHEUS aptal ve ihtiyatsızdı... PROMETHEUS ,zeus TAN ARMAĞAN ALMA SAKIN, demişti ona.Alırsan, ölümlüleri derde sokarsın.,.dinlemedi EPİMETHEUS, DAYANAMADI pandora nın güzelliğine,evlendi onunla.Ama ne var ki açınca yanında getirdiği kutunun kapağını meraklı PANDORA dağıldı insanlara acılar ,dertler. tam UMUT ta çıkmak üzereydi ki kapattı PANDORA KUTUYU.kapağı açılan dert kutusundan bir tek umut kalmıştı dışarı çıkmadık. PROMETHEUS a gelince ,tanrılar kralının onu cezalandırışı müthiş oldu. onu zincirlerle kayalara bağlayarak, karaciğerini bir kartala yedirtti.kartal yedikçe, karaciğer büyüyordu. bu konuda HESİODOSTA olmayan ayrıntıları AİSKHYLOS tan öğreniyoruz. ZEUSun geleceğiyle ilgili bir gizi PROMETHEUS biliyordu. bir kadınla beraber olacaktı ZEUS. Bu birliktelikten bir çocuk doğacaktı.Kadere göre bu çocuk babasının krallığına son verecekti. ZEUS bu kadının kim olduğunu öğrenip, basında dolaşan tehlikeyi savuşturmak için PROMETHEUSU salıvermek zorunda kaldı.zincirlerini çözdü. kahramanın ciğerini kemiren kartalı öldürsün diye HERAKLES i yolladı.yaniden tanrılar katına kabul edilen PROMETHEUS GİZİ AÇIKLADI .ZEUS NEREUS kızı THETİSE gönül vermişti. Ne var ki THETİS İN DOĞURACAĞI ÇOCUK BABASINDAN GÜÇLÜ OLACAKTI. ZEUS thetis i BİR ÖLÜMLÜYLE EVLENDİRMEYE KARAR VERDİ.THETİS ise kendisine koca olarak seçilen PELEUSA varmamak için deniz kızlarına özgü niteliğini kullanarak kılıktan kılığa girdi, ama sonunda PELEUSa varmaya boyun eğdi. bu evlilikten AKHİLLEUS doğdu.....
     
  10. 3 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  11. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.397
    Ödül Puanları:
    563
    bu nu bedrettin cömerttin mitoloji ve ikonografi adlı ders kitabımdan aktarmaya çalıştım. yunan mitolojisinde de yaratılan ilk kadın pandoradır....
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 3 Mayıs 2008
  12. 3 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  13. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.397
    Ödül Puanları:
    563
    ,aphrodite HOMEROSA göre ZEUS la DİONE NIN KIZIDIR.hesiodosa göre ise URANUS un KRONOS tarafından kesilen erkeklik organlarından doğmuştur.aresle beraberliği bilinir. .Hermesle de ilişkisi olmuştur..ateş tanrısı hephaistosla evlenmiştir. benim bildiğim kadarıyla zeusla bir birlikteliği yok. MAALESEF ZEYNA DA TAMAMEN YANLIŞ BİLGİLER VAR.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 3 Mayıs 2008
  14. 1 Temmuz 2014
    Konu Sahibi : XOXzgxuxrCe
  15. zehrakaraca

    zehrakaraca Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2014
    Mesajlar:
    12
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    8
    Merhaba arkadaşlar

    Mitolojilere meraklı biriyim. Geçenlerde yunan mitolojisi ile ilgili internette sörf yaparken tesadüfen lilith hakkında ilginç bir iddiada bulunan bir siteye rastladım ve bunu sizinle paylaşmak istedim. Lilith efsanesine de özel bir ilgim var. Acaba bu kitabın doğruluk payı nedir? Yorumlarınızı bekliyorum. İlgili kitap şu adreste: http://www.lilith.yolasite.com/

    Yorumlarınız için şimdiden teşekkür ediyorum.