loplarımıza eğlenceli bir bakış:))

Konusu 'Bunları biliyor muydunuz ?' forumundadır ve talin tarafından 1 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    1 Kasım 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Aklıma takılmıştı, acaba biz insanların beyni ne biçim bir şeydir, nasıl işler ve özellikleri nelerdir diye. Bir tane var da, bilerek kullanmak lazım. Bu konuda okuduklarımın çoğunu anlamadım. Tıpkı fotoğraf makinesi gibi, onu da kullanıyordum da, prospektüsünü okuyunca hiç anlamadım. Ama anladıklarımdan kendimce bir özet çıkardım. Beynimiz kabaca bir bilmediniz, bir buçuk kilo. Yani aslında küçük bir uzvumuz. Ama bütün kanımızın beşte birini kullanıyor. Dahası onun canı hiç yanmıyor. Çünkü acı hissi yok.Rengi pembe ile gri arasında. En dışında kafatası var, etrafı korteks dedikleri bir kabukla kaplı. O kabuğu soyarsanız içinde pelte gibi, sıvı desem sıvı değil, katı desem katı değil, öyle bir madde var. Bütün sinir sistemi buraya bağlı.

    Beynin iki de yarımküresi var. Birisi sağda, diğeri solda. Sol yarımküre konuşabilmek, el becerisi, düzenli yaşamak için gerekli. Ayrıca sosyalleşme, iletişim ve siyaset gibi sahalar da yine sol yarımkürede imiş. Sağ yarımküre ise yön bulma, müzik kabiliyeti ve matematik gibi işlere bakıyor.

    Allah bizi yaratırken, ya yanlış bağlamış ya da sistemi böyle tasarlamış olmalı ki; beynimizin sağ yarımküresi sol elimizi, sol yarımküresi de sağ elimizi kontrol ediyor. Solaklar daha mı iyi yön bulur, sağlaklar daha iyi mi konuşur, onu bilmiyorum.
    Ama özetle, sağ yarımküre de sezgiler ve duygusal algılama gizli. Ayrıca yaratıcılık da burada. Sol yarımküre ise analitik yaklaşımın ve ayrıntılı düşünmenin merkezi. Sol yarımküre bize analiz, sentez ve sonuç bazlı bakış açısı imkânı veriyor.
    Bir iddiaya göre kadınlar beynin daha çok sol yarımküresini, erkekler ise sağ yarımküresini kullanıyorlar. Kız çocukları da bu yüzden erken konuşurmuş. Kadınlar bu yüzden hep konuşurmuş.

    Erkeklerin kullandığı sağ yarımküre gelişmeleri ve olguları “tümevarım”, kadınların kullandığı sol yarımküre ise “tümdengelim” ile inceliyor. Örnek verelim;Tümevarım; Bir kızı çok sevdiniz, ama o sizi mutsuz etti. Bir başka kızı çok sevdiniz, ama o da sizi mutsuz etti. Daha başka bir kızı çok sevdiniz, ama o da sizi mutsuz etti. Demek ki bir kızı çok severseniz, sizi mutsuz eder. Veya: AB için bir reform yaptık, olmadı. İki reform yaptık, olmadı. Üç reform yaptık olmadı. Bu iş olmaz. Tümdengelim; Bütün erkekler kadınları üzer. Siz bir adamı seviyorsunuz. Demek ki, o adam sizi üzecek.
    Veya;
    AB için ne yapsak olmaz. AB bizi alacağınız söylüyor. Almaz.
    Gerçi tümdengelim de, tümevarım da aynı sonuca varıyor. Ama tümdengelimde hareket noktası sağlıklı değil ise, sonuç değişebiliyor. Değişince de sol yarımküre ile akşamları NTVMSNBC seyredilip, arada bir “ah benim sol yarımkürem; Hep senin yüzünden” deniliyor.Kabahat hep başkasınındır ya, o bakımdan.
    Sol yarımküre ile daha somut ve mantıklı, sağ yarımküre ile daha soyut ve yaratıcı düşünmek mümkün. İşadamları, bilim adamları ve kol gücü ile çalışanlar da sol yarımküreyi daha çok kullanıyor. Sağ yarımküre sayesinde ise duygular, sezgiler, estetik ve soyut yaklaşım, edebiyat, resim, felsefe,müzik gibi güzel sanatlar gelişiyor.
    Pratik bir biçimde bakacak olursak, bütün bu özellikleri birer mahalle olarak kabul edelim. Bu mahalleler beynin sağında ve solunda bulunuyor. Hangi yarısını kullanıyorsak, o mahalleleri o derecede çok denetleyebiliyoruz. Bence o mahallelerin bir kısmına da yalnız gitmemek lazım.

    Bir de beynin kıvrımları var. Beyin ne kadar çok kullanılıyorsa, kıvrımlar daha çok ve uzun oluyormuş. Onlara da beynimizin dehlizleri diyebiliriz. Yine bana bakarsınız, o dehlizlerin bir kısmına da hiç girmemek lazım.
    Esasında dünyada- her şeyin ötesinde- iki uygarlıktan söz etmek mümkün. Sol yarımküre ve sağ yarımküre uygarlıkları. Beynimizde iki yarımküre arasında bir tabaka var. Bu tabaka iki yarımküre arasında iletişim sağlıyor. Yani bu tabaka sayesinde her iki yarımküredeki özellikleri bir arada kullanabiliyoruz.

    Örneğin;
    Aklımıza bir kuş geldiğinde, onu zihnimizde canlandırabiliyoruz. Veya anahtarımızı yanımıza almamız gerektiğini düşünüp, onu bulabiliyoruz. Ama bu tabaka işini yapmazsa, bizde “akıl şaşılığı” başlıyor. Çünkü iki yarımküre birbiri ile iletişim kurmadan, ayrı ayrı hareket ediyor. Bazı iddialara göre, suç da böyle meydana geliyor. Beynin sol yarımküresi sağ yarımküresini denetleyemiyor. Bu yüzden denge oluşmuyor ve suç başlıyor. Ben beynimin sağ yarımküresini daha çok seviyorum. Çünkü sol yarımküreyi denedim, olmadı. Bir daha denedim, yine olmadı. Yine denedim, yine olmadı.
    Demek ki, olmuyor!

    Kıvanç Galip Över

    a.s.