mahalle..

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve tamara197 tarafından 30 Mart 2007 başlatılmıştır.

    30 Mart 2007
    Konu Sahibi : tamara197
  1. tamara197

    tamara197 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    80
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede, mahalleler varmış.

    Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga da etseler kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste sevgi, paylaşma ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.

    O zamanlar, çocuklar evden okula servis ile değil, buluşarak giderlermiş.

    Onların yolunu gözlemezmiş; evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları.

    Bilmezlermiş; hamburgeri, MTV'yi, internet'i, cep telefonunu,Tetris'i.

    Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbeti, anket defterleri doldurup, sevgileri keşfetmeyi

    Horoz şekercisini, elleri leş gibi macuncunun, tornavida ile koyduğu rengarenk macunu

    Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra da bir ıslıkla tekrar aşağıya, kukalı saklambaça kaçmayı

    O hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı

    Küsmeyi, aynı kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuşu, kaybedince kapışı (o muhteşem "kapış"ı)

    Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakçı'nın dişlerini

    Paramparça Red Kid'leri

    İç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini

    Üç korner bir penaltıyı

    Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını

    Taşınanların kırmızı kamyonlarını

    İlk ergenliği, boyların ölçülmesini

    Hey dergisini

    Otobüsteki biletçinin lastik sarılı kalemini

    Yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı

    Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını

    Yakan topun yakışını

    Adam alırken, adım hesabını, iki çocuğu en iyi arkadaşla takası

    Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı

    Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkarttığı kahramanı – ödleği

    Kan kardeşliğini

    İp atlama, lastiğe basma, topaç virtüözlüğünü

    Çelik çomağı, kırılan camları - toplanan paraları

    Açık hava sinemalarını, frigo buzu

    Silik seksek çizgilerini...

    Sonra zamanla, bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik, kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok işler açmış.

    Daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış.

    Çocukları mı? Çocukları şimdi koca koca apartmaların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde yalnız yaşıyorlar.

    Anneleri-babaları onları çok seviyor. Beta kapmasın diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.

    Hafta sonları hep beraber "Karum" ya da "Akmerkez"deler.

    Okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.

    Çocuklar, trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.

    Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar.

    Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.

    Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.

    Hayata açılan pencereleri "Windows", onlar ekrana-ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.

    Ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.

    Paylaşmayan,yalnız, bencil, kafesler içerisinde, gürbüz, güvenlikteki çocukları.

    Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,

    dizlerinde bir metrekare kabuklar olmamış çocukların...