Max Jakob(1876-1944)

Konusu 'Şiir' forumundadır ve canavar tarafından 24 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    24 Nisan 2007
    Konu Sahibi : canavar
  1. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
    Bilir misiniz Eckart Üstadı?

    Bilir misiniz Büyük Albert’i?

    Joachim’i?Amaury de Bene’i?

    Ya insan kılığına girip İsa’nın

    Thöss’te gebe bıraktığı Margareta Ebner’i?





    Bilirmisisnsiz Henri Suso’yu?

    Nam-ı diğer Saygıdeğer Ruysbrock’u?

    Ya balonluğa özenip de

    Kanatlanmak isteyen Cupertino’yu?



    Bilirmisisnsiz bütütn bunları?

    Ya törenlerini Jean Tauler’in?

    Gökten inmiş bir Amazon sanılan

    Delikanlısısnı Yedi Rahibeler’in?

    Bilirmisiniz Jacob Boehm’i?

    Ya Signatura Rerum’u?

    X-ışınlarının öncüsü olan

    Arşidük Paracelsus’u?



    Sevdiklerini pek bilmez insan,

    Beni bir yana koyun,ben bilirim,

    Bütütn bunların hepsi de benim,

    Yine de şebeğin tekiyim.



    (Çev.: Ülkü Tamer)





    Şapka Satıcısı



    Bir elma ağacının üstünde uçtu güvercinler

    Avcılar koştu,güvercinler uçtu

    Hırsızlara gün doğdu,derman için bir tek elma yok,

    Yalnız bir sarhoşun şapkası kaldı

    En alçak dala asılı.

    İyi sanat doğrusu şu şapka satıcılığı,

    İlla ki sarhoş şapkası satıcılığı.

    Hendeklerde mi dersin

    Çayırlar üzerinde mi,ağaçlar üzerinde mi

    Bul bulabildiğin kadar şapka.

    Yenileri ise daima Kermarec’de bulunur,

    Kermarec Lannion’da şapka satıcısı.

    Rüzgardır onun için çalışan.

    Bense küçük bir terzi,

    Ben de şapka satıcısı olacağım,

    Elma şarabı çalışacak benim için.

    Ve kermarec kadar zengin olduğum zaman

    Elma şarabı için elmalar veren bir elma bahçesi alacağım

    Ve evcil güvercinler;

    Bordeaux’daysam şarap içeceğim

    Ve güneşin altında yürüyeceğim alnım açık.



    (Çev.:Sezai Karakoç)







    Poetika



    Yavuz kişiydi şair, çekildi havuza.

    Bir ateşbalığıydı şiir, basıldı tuza.

    Hey gidi ateşçinin gözünde yanan ateşbalığı!



    (Çev.:Can Yücel)