Medeni Kanun Ve Boşanma Soruları

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve lawyerclases tarafından 23 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  1. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    Tüm Sorularınızı Yanıtlamaya Çalışacağız.. Kızlar Buraya Hukuk Soruları
     
  2. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  3. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    Eşlerden biri boşanma davası açar, kadın mahkemeye kocasının kendisine ayrı ev açmadığını, müşterek evlerinin olmadığını şahitlerle ispatlarsa, koca açısından karar iyi olmayabilir. Koca aleyhine bir durumdur yani. Hakim her iddiayı,şahitleri değerlendirecektir. Ama ayrı ev açmama koca aleyhinedir.

    Sorulara gelince.

    1-) Boşanma davarının normal boşanma davası ya da anormal boşanma davası diye bir kavram yok. İster kadın ister koca, ister her iki eş beraber boşanma davası açmış olsun, davanın süreci davanın hangi il/ilçede görüldüğüne, davaları yoğunluğuna, tarafların sundukları şahit ve delillerin miktarına göre değişir. Bu sebeple tam bir süre vermek mümkün değil.

    2-) Boşanma davasını açan ve iddiaları olan taraf, iddialarını ispat etmek zorundadır. Tabi iddiaları karşı taraf da şahitlerle aksini isat edebilir. Boşanma davasının reddine sebep olabilir. Ancak boşanmanın reddinin kesinleren 3 yıl ayrı kalınırsa, 3 yıllık fiili ayrılık sebebi ile boşanma davası tekrar açılabilir. Bu sefer red olmaz.

    3-) İddilar ispat edilmezse ve hakim boşanmaya kanaat etmezse dava red olabilir. Yukarıda bahsettim.

    4-) Evet kazanma şansı olabilir. Kadın boşanma davası açmadan da hem kendisi hemde kızı için kocasına tedbir nafakası davası açabilir. Boşanma davası red edilse bile hakim hem kadına hem de çocuğa tedbiren nafaka bağlar.
    Boşanma davasının ne kadar süreceğini kimse bilemez. Standart bir süre yok.
     
  4. 23 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  5. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    1. Boşanma davası hangi mahkemede açılır?

    Boşanma davası, eşlerden herhangi birinin ikametgahının bulunduğu yer Aile Mahkemesinde, müstakil aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır.


    2. Boşanma davasını hangi tarafın açtığı önemli midir?

    Hayır önemli değildir, davanın seyrine olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi olmaz. Önemli olan iddiaların ispatıdır.


    3. Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmanın farkı nedir? Anlaşmalı boşanma hangi hallerde mümkündür?

    Anlaşmalı boşanma, adından da anlaşılacağı üzere eşlerin boşanma ve boşanmanın mali sonuçları hakkında (Tazminat, nafaka, velayet, eşya paylaşımı vs.) anlaşmaya varmaları, bu doğrultuda bir protokol hazırlamaları ve yine bu doğrultudaki iradelerini hakim huzurunda bizzat beyan etmeleri ile mümkündür. 1 yılını doldurmamış evliliklerde anlaşmalı boşanma mümkün değildir.

    Çekişmeli boşanma ise, tarafların boşanma ya da boşanmanın mali sonuçlarında anlaşmaya varamamaları halinde ya da 1 yılını doldurmayan evliliklerde söz konusu olmaktadır. Taraflar iddialarını ispat etmekle yükümlüdür. Boşanma davalarında en önemli delil tanık/şahit delilidir. Tanıkların yakın akraba olması, yaşının küçük olması tanıklıklarının kabul edilmeyeceği anlamına gelmez. Önemli olan tanık beyanlarını değerlendirecek olan hakimin kanaatidir.


    4. Boşanma davaları ne kadar sürede biter?

    Bu sorunun tek ve kesin bir yanıtı olmamakla, süreç mahkemelerin iş yoğunluğuna ve dosyadaki delil durumuna göre değişmekle birlikte, genel olarak anlaşmalı boşanma tek celsede; çekişmeli boşanma ise en iyi ihtimalle 5-6 celsede tamamlanabilmektedir.


    5. Boşanma davasında vekilimin/avukatımın olması zorunlu mudur, olmasının sonuca etkisi var mıdır?

    Hiçbir davada vekil tayin etme zorunluluğu yoktur, kişiler avukatları olmaksızın dava ve işlerini takip edebilirler. Ancak elbette davayı avukat ile takip etmenin -özellikle yargılama usulü açısından- önemi büyüktür.
     
  6. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  7. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

    AİLE HUKUKU – YOKSULLUK NAFAKASI- İNDİRİM TALEBİ

    Özet: Davacı koca boşanma davası sırasında kararlaştırılan 500 YTL yoksulluk nafakasının (ödeme güçlüğü sebebiyle), 200 YTL’ye indirilmesini, kadın ise 650 YTL çıkarılmasını talep etmiş, mahkemece nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine karşı davanın reddine karar verilmiştir.

    Taraflar protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağan üstü değişikliklerin olması gerekir.

    Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmamasının üzerinden çok kısa bir sürenin geçmiş olması da düşünüldüğünde davanın indirim isteminin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.

    Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı ( karşı davacı) tarafından temyiz edilmiştir.

    YARGITAY KARARI

    Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

    Davacı vekili dilekçesinde, 500 YTL olan yoksulluk nafakasının 200 YTL’ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    Davalı ise, karşılık davası ile aylık nafaka tutarının 650 YTL’ye çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

    Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile, aylık nafakanın 200 YTL’ye indirilmesine, karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir.

    Taraflar dava tarihinden yaklaşık 8 ay önce 1.5.2003 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlar; bu dava sırasında imzalanan protokolde davalı taraf, davacıya 500 YTL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmiştir. Şimdi ise, bu dava ile ödeme güçlüğü içinde bulunduğunu ileri sürerek nafakanın indirilmesini talep etmektedir.

    Davaya konu edilen nafaka, taraflar arasındaki boşanma davası sırasında mahkemece kabul edilen protokol ile belirlendiğine göre taraflar bu protokol esaslarına uymakla yükümlüdürler. Bu protokolün değiştirilmesi için, ekonomik şartlarda, tarafların kendilerinden beklenemeyecek derecede olağanüstü değişikliklerinin olması gerekmektedir.

    Somut olayda, tarafların durumlarında yukarıda açıklanan değişiklikler bulunmayıp, protokolün yapılmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmiş olması da düşünüldüğünde, davacının, nafakanın indirilmesi talebinde bulunması, iyiniyet kuralları ile bağdaşmamaktadır.

    O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

    Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözü önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’un 428. Maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.7.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
     
  8. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  9. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    Dedikodu çıkarmak

    Eşine iftira etmek

    Eşiyle alay etmek

    Eşini aşağılamak

    Aile sırlarını açıklamak

    Eşe hakaret etmek

    Eşi ailesi ile görüştürmemek

    Eşin ailesine hakaret etmek

    Başkasını sevdiğini söylemek

    Eşini sevmediğini söylemek

    Aşırı kıskançlık göstermek

    Bağımsız konut sağlamamak

    Evlilik birliği görevlerini yerine getirmemek

    Cimri olmak

    Üvey çocuklara kötü davranmak

    Aşırı borçlanıp eve haciz gelmesi

    Kumar oynamak

    Çalışıp eş ve çocuklarına bakmamak

    Evi sık sık terk etmek

    Eşi evden kovmak

    Eşi dövmek

    Eşin hastalığı ile ilgilenmemek

    Tedaviden kaçınmak

    Cinsel ilişki kuramamak

    Eşini satacağını söylemek

    Zorla ters ilişki kurmak

    Dövmek için eşin üzerine yürümek

    Çocukları aşırı şekilde dövmek

    Eşin akrabalarını dövmek

    Karşılıklı dövmek

    Eşin dövülmesine seyirci kalmak

    Eşe eşya fırlatmak

    Eşi ısırmak

    Eşi itmek

    Eşi bir yere kilitlemek

    Eşi tehdit etmek

    Eşi yaralamak

    Ev eşyasına zarar vermek

    Sürekli, alkol almak

    Tedavi yerine üfürükçüye götürmek

    Tarikat toplantılarına katılmak

    Eve habersiz karşı cinsten birini almak

    Başkası ile yaşamak

    Güven sarsıcı davranışta bulunmak

    Telefon mesajı ile hakaret

    İntihara kalkışmak

    Haklı sebep olmaksızın yıkanmaktan kaçınmak

    Kadının rızası dışında meydana gelen ırzına geçilmesi

    Eşlerden birinin diğerinin cebinden para alması

    Fuhuş yapmaya zorlamak

    Ağız kokusu konusunda tedaviden kaçınılması veya tedavi edilememesi boşanma sebebidir.

    Kocasının isteğine aykırı örtünmede ısrar boşanma nedenidir.

    Eşinin karşı koymasına karşı yurt dışına çıkmak

    Bakire olmamak (eşin daha önce bilgisi yoksa) güven sarsıcı davranıştır.

    Başka birine özlem duygusunu dile getirmek
     
  10. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  11. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    4 Yaşından Küçük Çocuklar için:
    20 aylık bir bebeğin velayeti annede çok büyük problemler olmadıkça annede kalır. Çünkü o bebeğin anne bakımına ihtiyacı çok daha fazladır. Dava devam ederken hakim çocuk ile baba arasında şahsi ilişki (görüşme) kurulmasına karar verir. Eşiniz de dava devam ederken çocuğunu belli tarihlerde görür. Boşanma davası açarsanız çocuğunuzun masrafları ile ilgili iştirak nafakası da isteyebilirsiniz.
     
  12. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  13. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    YARGITAY

    3.HUKUK DAİRESİ

    Esas No :2008/2365

    Karar No :2008/5152

    Tarih :24.03.2008




    .ÇOCUĞUN BAKIM VE EĞİTİM GİDERLERİNE KATILMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ

    .EŞLERİN AYRI YAŞAMA VE NAFAKA İSTEME HAKKI



    ÖZETİ :Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler. Davalı, eşini ve çocuğunu;çalıştığı yere önce götürmemiş, sonra da götürmeyeceğine ilişkin iradesini ortaya koymuş ve davacıyı çocuğu ile birlikte ortalıkta bırakmıştır. Evlilik birliğinin kendisine yüklediği görevleri yerine getirmeyen (birlikte yaşamaktan kaçınan) davalı olayda kusurlu olup, nafaka talep etme hakkı bulunmaktadır.

    Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli olan giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Çocuğa nafaka verilmesi kadının ayrı yaşamda haklı olup olmamasına bağlı olmayıp, çocuğa fiilen bakan eş diğer eşten nafaka isteyebilir.



    Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
     
  14. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  15. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    YARGITAY 2.HUKUK DAİRESİ
    ESAS NO : 2007/11171
    KARAR NO : 2007/11471
    Tarihi : 18.07.2007

    · BOŞANMA

    · İŞTİRAK NAFAKASI

    · MADDİ TAZMİNAT

    · MANEVİ TAZMİNAT

    Davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde tarafların sosyal ve ekonomik durumları tazminat esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkat e alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş; en azından diğerinin maddi desteğinin yitirmiştir. O halde tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir.

    Tarafların ortak çocukları olarak kayıtlı bulunan küçüklerin velayeti davacı anneye verildiği halde uygun miktar iştirak nafakası verilmemesi usul ve kanuna aykırıdır.

    Taraflar arasındaki davanın yapılan mahkemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup, gereği görüşülüp düşünüldü.

    1- Dosyadaki yazılara ,kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kocanın sürekli kumar oynadığı, eşini tehdit ettiği ve çocuklarına fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmakla, davacı kadının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

    2- Türk Medeni Kanunu’nun174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğin tekmelinden sarsılmasına sebep olan alaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m 4; BK m.42,4,44,49) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

    3- Türk Medeni Kanunu’nun 174/1,maddesi, mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha a kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini,186.maddesi, varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür.Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır.Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurlu ve hakkaniyet ilkesi(MK m.4; BK m.42ve 44 )dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda tazminat verilmelidir.Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

    4- - Resmi sicil ve senetler belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. (TMK m.7) Tarafların ortak çocukları olarak kayıtlı bulunan küçük Y.ve A.’ın velayeti davacı anneye verildiği halde uygun miktar iştirak nafakası verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.


    SONUÇ:Temyiz edilen hükmün 2,3 ve 4 .bentlerde gösterilen sebeplerle (BOZULMASINA ),hükmün bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin (ONANMASINA) temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18.07.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
     
  16. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  17. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

    Esas No :2007/6426

    Karar No:2008/3994

    Tarih :24.03.2008

    .BOŞANMA NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT

    .BOŞANMAYA KARAR VERİLEBİLMESİ İÇİN KUSUR ŞARTI

    Evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bi sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davaranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

    Taraflar arasındaki yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur,tazminatlar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

    1-Davacı tanığı Mehmet’in beyanında geçen olaylardan sonra evlilik birliği devam etmiştir. Toplanan delillerden tarafların ayrılmalarından önceki son olayda davacının eşini kovduğu, eşine hakaret ve tehtid ettiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın tamamen kusurlu bulunduğu anlaşılmaktadır.

    Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada madem ki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

    Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesineğ göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.(MK.md.166/2)

    Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

    1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmesesine göre davacı-davalı kocanın temyiz itirazları yersizdir.

    2-Davalı-davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

    A-Türk Medeni Kanununun 174/1.maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186.maddesi, evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranlarında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (MK.Md,4 Bk.md.42ve44) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.


    B-Türk Medeni kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep lan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır yada eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarfların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (MK.4 BK.42,43,44,49) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.


    SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 3/A-B bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan bölümlerin yukarıda 2. Bentte gösterilen nedenle ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Yakup’a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin harcının yatıran Gülseren’e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde kara düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle kara verildi.24.03.2008
     
  18. 24 Ekim 2010
    Konu Sahibi : lawyerclases
  19. lawyerclases

    lawyerclases Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2010
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    31
    YARGITAY

    2.HUKUK DAİRESİ

    Esas No :2007/719 İlgili Kanun/Madde

    Karar No :2007/12658 4721 s.TMK/164

    Tarihi :25.09.2007

    * EŞİN EVE DÖNMESİ İHTARI
    * MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ
    * BOŞANMA DAVASI

    ÖZETİ : Kadın, mahkemeye başvurarak eşinin eve dönmesi için ihtar isteğinde bulunduğuna göre bu tarihten önceki olayları affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilmelidir. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan hadiselerden dolayı artık koca kusurlu sayılamaz ve bu hadiselere dayanılarak diğer taraf lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemez.

    Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü;

    1. Davalı-davacı (kadın) 20.09.2004 tarihinde eşine ihtar göndermiş, müşterek haneye davet etmiş, böylece bu tarihten önceki olayları affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez. İhtardan sonrada kocadan kaynaklanan yeni bir hadise ispatlanamamıştır. Bu halde davalı-davacının (kadın) boşanma davasının reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü ile boşanmaya karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu husus davacı-davalı (koca) tarafından temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış yanılgıya işaret edinilmekle yetinilmiştir.
    2. Temyiz sebeblerine hasren yapılan incelemeye gelince

    1. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeblere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacının (kadın) tüm, davacı-davalının (koca) ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
    2. Kadın, 20.09.2004 tarihinde mahkemeye başvurarak eşinin eve dönmesi için ihtar isteğinde bulunduğuna göre bu tarihten önceki olayları affettiği veya en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilmelidir. Affedilen ve hoşgörüyle karşılanan hadiselerden dolayı artık koca kusurlu sayılamaz ve bu hadiselere dayanılarak diğer taraf lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. Davalı-davacının (kadın) tazminat isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    SONUÇ : Hükmün yukarıda 2/b bendinde gösterilen sebeble BOZULMASINA, hükmün büozma dışında kalan temyize konu bölümlerinin 2/a bendinde gösterilen sebeble ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın Yeşim’e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna, temyiz peşin larcını yatıran Mahmut Taylan’a geri verilmesine, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.