Menopoz ve Hormon Replasman Tedavisi

Konusu 'Menopoz' forumundadır ve Elif tarafından 29 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    29 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.609
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Menopoz döneminde doğurganlık çağı bitmekte ve overler fonksiyon bakımından saf dışı olmakta, kadın için doğurganlığın ortadan kalktığı yeni bir çağ başlamaktadır. Genelde olayın ortaya çıkmasının nedeninin overin yaşlanması olduğu kabul edilmektedir. Sonuçta kadın östrojen metabolizmasında azalma görüldüğünden, bu sürede görülen belirtilere “östrojen yetersizliği sendromu” da denilmektedir.

    Genellikle bu devre 40 ile 60 yaş arasında arasındadır. Menopoza girme yaşı toplumdan topluma değişiklik göstermektedir. Gelişmiş toplumlarda çeşitli çevresel etkilerin bu yaşı etkilediği kabul edilmektedir. Ülkemizde bu yaş 46.5-47 civarındadır.

    Kadınların yaşamının 1/4- 1/3’lük kısmı menopozda geçmektedir. Ortalama yaşam süresi tüm dünyada uzamış olduğundan bu dönemde koruyucu hekimliğede çok iş düşmektedir. Kadınlarda 40 yaştan sonra her 5 yılda bir tam fizik muayne, yıllık meme ve jinekolojik muayne , pap-smear testi, gerekirse cinsel yolla bulaşan hastalıkların taraması yapılmalıdır. 40'lı yaşlarda bir TSH ölçümü yapılmalı ve 60 yaştan sonra 2 yılda bir tekrarlanmalıdır. 50’li yaşlardan sonra gaitada gizli kan bakılmalıdır. Yine 40’lı yaşlarda mamaografik tetkike başlanması önerilmektedir.

    TANI:

    Menopoz tanısı ağırlıklı olarak klinik açıdan konulmaktadır. Menopoza yakın dönemde adet kanamalarının karakteri değişik şekillerde olabilir:

    Hastanın adeti tamamen kesilebilir

    Adet kanamasının hem süresi hemde miktarı kademeli olarak azalır. En sık rastlanan tiptir.

    Bazı kadınlarda kanama miktarı artar ve düzensiz olabilir

    Hastanın düzenli kanamaları olabilir.

    40 yaşından sonraki kadınlarda östrojen azlığı sonucu ortaya çıkan belitiler görülmeye başlar. Hastanın şikayetleri tedavi edilmeye hekimi zorluyorsa premenopoz tanısı konulmuş olur. Bu dönemde bakılacak hormon tetkiklerinin hiç bir güvenilirliği yoktur. Kan düzeyi ölçümleri değişiklik gösterebilir.

    SEMPTOM VE BULGULAR:

    Kadınları yaklaşık %70 – 80’inde östrojen yetmezliği semptom ve bulguları ortaya çıkmaktadır. Östrojen yetmezliğine bağlı ortaya çıkan semptom ve bulguları ortaya çıkış dönemlerine göre 2 gruba ayırabiliriz.

    1.Erken bulgular..

    *Vazomotor: Ateş basması, terleme, çarpıntı, bulantı, baş ağrısı, baş dönmesi

    *Psişik : Huzursuzluk, anksiyete, depresyon, uykusuzluk, iştah azalması, mental kapasite, hafıza ve konsantrasyon kaybı, değişken ruh hali, cinsel isteksizlik

    *Hedef Dokularda Östrojen Eksikliği: Vajinal kuruluk, cinsel temasta ağrı, atrofik vajinit, üretral sendrom, ciltte kuruluk, incelme, saç kuruluğu ve dökülmesi, tırnaklarda kırılma v.s

    Geç Bulgular

    *Osteoporoz (kemik erimesi): Osteoporozda diğer risk faktörleri ise şunlardır. İleri yaş, menopoz, kötü beslenme, kısa boy, doğum yapmamış olmak, düşük oral kalsiyum alımı, yüksek protein alımı, gün ışığından yeterli düzeyde yararlanamama, sigara , alkol kullanımı, hareketsizlik, endokrin bozukluklar, kortizon kullanımı, kronik böbrek yetmezliği, bağırsaklardan emilim problemi.

    *Kadiovasküler Hastalıklar: Menopoz öncesi kadınlarda kalp hastalığı riski erkeklere oranla 5 kat daha azdır, fakat bu oran menopoz sonrası birebir olmakta ve kadınların kalp hastalığı riski belirgin olarak artmaktadır.

    TEDAVİ:

    Menopozun bu kadar kötü bir dönem olmasına rağmen günümüzde tedavi edilebiliyor olması çok önemlidir. Menopozdaki temel problem östrojen kaybı olduğuna göre öncelikle onun yerine konması gerekmektedir. Hastanın öncelikle risk profili değerlendirilir ve hasta konu hakkında bilgilendirilir ve Hormon Replasman Tedavisi önerilir. Tedavi hastanın şikayetlerine uygun olarak düzenlenmelidir. 40-50’li yaşlarda, genç, premenopoz ve düzensiz adetleri olan hastalarda doğum kontrol yönteminide düşünmek gerekir ve bu dönemde en uygun tedavi düşük doz doğum kontrol ilaçlarıdır.

    Hormon Replasman Tedavisinin öncelikle kime verilip kime verilmeyeceğine karar vermek gerekir. Birinci derece akrabasında premenopozal meme kanseri öyküsü olan, kalp hastalığı ve osteoporoz riski az olan hastada HRT’nin faydası minimaldir. Açıklanmamış düzensiz vajinal kanaması olaanlar ve gebelikte kesinlikle verilmez. Meme, rahim kanseri, venöz tromboz, karaciğer hastalığı kontraendikasyonlardır.

    HRT için hipertansiyon, sigara, şişmanlık, miğren baş ağrıları, endometriozis ve miyomlar, fibrokistik meme hastalığı kontraendikasyon değildir. Bu hastalarda tedavi verilebilir.

    HRT başlanan hastalar ilk 3 ayda tedaviye devamı değerlendirmek için kontrole çağrılır, herşey normalse sonraki viziti 6 ay sonra, daha sonra yıllık kontroller önerilir.

    SONUÇ:

    Günümüzde menopoz ve tedavisi oldukça güncel ve tartışmaların sürdüğü bir konudur. Hormon Replasman Tedavisi yaşam süresini ve kalitesini artırmaktadır. Fakat günümüzda ve ülkemizde HRT alan kadınlar %1 civarındadır, bu oran gelişmiş ülkelerde %20 civarındadır. HRT kullanımında en önemli sorun kanser riski konusunda halkta ve pek çok hekimde yerleşmiş olan yanlış kanılardır. Ülkemizde de eğitim düzeyi ilerde yükseldiğinde bu yanlış kanının değişeceğini ummaktayız.