Montignac Diyeti...

Konusu 'Diyet Listeleri' forumundadır ve Lara tarafından 21 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    21 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Lara
  1. Lara

    Lara Üye Üye

    Katılım:
    24 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    663
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    18
    Bu diyet bir kere ölçülere dayalı klasik reçeteleri olan bir diyet değil.Aslında kitabı almanızı ve sabırla okumanızı tavsiye ederim.YEDİKÇE ZAYIFLA VE İNCE KAL(Alfa Yayıncılık)
    Öncelikle temelde kötü şeker ve iyi şeker diye bir ayrım var.Kötü şeker bulunduran yiyecekler anlık doyum yapıyor arkadan acıkmaya sebep oluyor.İyi şeker ise vücuda gerekli olan şeker bu bedeni kandırmıyor ve arkadan acıkma hissi yaşatıp iştah açmıyor.
    1)Sabahları reçel ve katı yağ dışında peynir zeytin v.s sucuklu yumurta bile serbest sıvı yağ ile(yağı abartmadan tabiiii.
    2)Et türlerini öğlenn ymeyi öneriyor.
    3) Her öğüne bir süt ürünü kullanmak gerekiyor.
    4)Haftada üç akşam en az mercimek kuru fasülye bezelye nohut ve benzerleri(baklagiller) yemeniz öneriliyor.Bunlar iyi şeker içeriyor.İstersen 3 tabak dolu dolu yiyebiliyorsun.
    5) Sakıncalılar ve faydalılar var.Bunların bir kısmı:
    SAKINCALILAR: prinç,mısır,bulgur,karpuz,üzüm,muz,şekerli içecekler.COLA asla yok.Hazır meyve suyu yok.....patetes,pişmiş havuç
    Mesela havuç pişince içindeki iyi şeker kötüye dönüşüyor çiğ faydalı pişmiş zararlı.
    6)Ekmek yerine tam ekmek denen bir ekmek yemen gerekiyor marketlerde ekmek reyonlarında bulabilirsiniz.Tam çavdar ekmeği.
    BU YILDIRMASIN ALIŞILIYOR.
    DİYET ASLA AZ YEME ESASINA DAYANMIYOR.YADA PROTEİN KARBONİDRAT AYRIMI FALAN YOK SADECE KÖTÜ ŞEKERLER YOK.......
    Ben nasıl yaptım:sabahları reçel ve yağ dışında herşeyi yedim az yağda sucuklu yumurta dahil
    öğlen:köfte balık yanında salata ve yoğurt tam ekmekle tabii ve 6,7 köfte yerdim
    AKŞAMLARI GENELDE BAKLAGİLLER AMA 2,3 TABAK YEDİM SALATA VE YOĞURT
    Sabah ilk kalktığımda şeftali gibi sakıncasız bir meyve yedim ama burda dikkat meyveden en az 15 dakika sonra kahvaltı.yemekten 2 saat sonra meyve gibi incelikler var...ARADA MEYVE VAR AMA BU KOŞULLARA UYARAK
    ÇOK CANIN İSTERSE BİTTER ÇİKOLATA.
    HAMUR İŞİ İSTERSEN;Ben şunu yapardım arasıra:spagetti üstüne kıymalı sos sarımsaklı yoğurt mantı yanında haltyemiş:)
    Ama burdada şuna dikkat ediceksin makarna değil spagetti olacak yapılışları farklı imiş çubukta değil spagetti yoğun buharda sıkıştırıldığı için kaynarken kötü şekere dönüşmüyormuş ve en fazla 10 dakika kaynıyacak yoksa spagettideki karbonhidrat kötü şekere dönüşüyor.
    valla yarım paketi bu şekilde yerdim ama haftada bir falan.
    İşin özü bu arkadaşlar ama kitabı okuyun tavsiye ederim.
    Sanırım anladınız acıkma yok asla ama tatlı yok işte şekerli olduğu için ama ben pazarları sütlübir tatlı yedim de.
    Ve bu diyette hergün tarıldım ilk 5 günden sonra yarım yarım gidiyor ve motivasyonun artıyor.Bide şu var ki bu verdiğim kiloyu yıllarca korudum almadım bu yıl adet düzensizliği için kullandığım ilaçlar kilo yaptı şimdi bu rejimi bende tekrarlıyacağım.VE BU REJİM İNSANI İNANIN DİNÇLEŞTİRİYOR DAHA DİNAMİK VE HAREKETLİ OLUYORSUNUZ.Tavsiye ederim:)
     
  2. 4 Şubat 2008
    Konu Sahibi : Lara
  3. Lara

    Lara Üye Üye

    Katılım:
    24 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    663
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    18
    Seli merhaba canım,bu topiği açalı oldukça uzun zaman oldu pek ilgi görmemişti.Kitabıda almışsın okuduğunda anlayacaksın didmys'unda dediği gibi kitabı okumak nelerin neden zararlı olduğunu anlamak ve inanmak motivasyon açısından gerçekten çok faydalı insan yaptığı şeyin nedenleri konusunda ikna oluyor ve öyle menü yapıcağım sıkıntısı yaşamıyorsun sadece yasakları tamamen çıkarıyorsun ve kalan herşey sınırsız serbest.Ben laf ola demiyorum hakikaten yiyordum tabak tabak nohut fasulye taze fasulye falan ama mesela şeker yasak ya zeytin yağlı fasulyeyede koyarız koymadım yasak olanları çıkardım iki haftadan sonra baktım çok iyi kilo veriyorum pazar günleri sütlü tatlı ödülü koydum kendime.Yada canım çok istedi diyet dondurma yedim.Diyarum ya spagettiyi mantı haline getirip yedim ama maksimum ondakika kaynat diyor kitap nedenlerinide açıklıyor hep uydum.ben iki ayda 13 kilo verdim.Yalnız akşamları yarım saat yürüyüşte yaptım.Kilomuda 4 yıl korudum.66 dan 53'e indim.Ama iki yıldır düzensizliğim var kullandığım ilaçlardan dolayı yine 66 oldum.Yarın bede başlıyorum kumralada'nın rejimi çok yakın ama kısıtlamaları daha fazla yemek üretme sıkıntısı var anladığım bunda öyle değil sıvı yağ abartmadan var tereyağ margarin yok tuz abartmadan var.Şeker hiç yok.Kola ,kahve yok.Kahve insilün dengesini bozuyor ve acıkma hissi yaşatıyor.Bu beslenme tarzı insülin ve dolayısı ile kan şekeri dengesine bağlı.
    Örnek menü ;
    Kahvaltı reçel yağ hariç herşey....Doyabildiğine
    Öğlen 5 altı köfte salata zeytinyağlı bir sebze ve her öğünde mutlaka bir süt ürünü bu öğüne yoğurt yakışır tabii
    Akşam fasulye,nohut mercimek barbunya doyabildiğine yağı abartılmamış bildiğimiz yemek ama yanına yoğurt yine

    Püf noktaları var ;meyve mesele ya yemekten bir saat kadar önce ya yemekten en az iki saat sonra gibi....Yada her öğüne süt ürünü katmakta şartlarda kahvaltıda peynir yada süt diğer öğünlerde yoğurt diyet olmak zorunda değil ben normallerini kullandım.
    Bu rejimin tek zor yanı ekmek tam tane ekmek yada entegral ekmek diye bir ekmek var büyük marketlerde var ve bir paketi 5 gün gidiyor ben ikişer üçer paket alırdım.Ama bunada alışıyorsun ve müthiş tok tutuyor.
    Ama sonuç müthiş oluyor.Nasıl kendinden memnun oluyorsun insanlar şok oluyor nasıl verdin diye şaşkınlıklar ve hiç açlık yaşamadan ve daha öncede dedim ama vücudun nefes alıyor dinçleşiyorsun hakikaten bomba gibi oluyorsun.Ben yarın başlıyorum.....Yardımım olursa sevinirm kolay gelsin canım...
    :dance:
     
  4. 29 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : Lara
  5. nesaks

    nesaks Yeni Üye Üye

    Katılım:
    19 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Ben sistemi kitabından okudum ve tekrar bir gözden geçirerek iyice özümsemek istiyorum. Çünkü genel olarak sadece kilo vermek değil, sağlıklı bir beslenme sistemine de alışmak için iyi bir kaynak bence. Ben de yazılanlara bir şeyler katmak istedim, mesela ;

    - Sistem genel olarak iki aşamadan oluşuyor. İlk aşamada hedeflediğiniz ya da sağlığınız açısından olmanız gereken kiloya ulaşana kadar daha katı kuralları olan bir liste mevcut. İkinca aşamada temel kurallar değişmemek üzere biraz daha esnek ve arada bir yapılan kaçamaklara müsade eden bir prensibi var.
    - Anladığım kadarıyla yukarıda verilen bazı listeler ikinci aşamaya dahil olanlar, özellikle bakliyatlar. Ben size ilk aşamada yasak!!! olanları şöyle listelemek isterim.

    Antrelerde
    *Havuç, Pancar, Mısır, Pirinç, Mercimek, Bulgur, Kuru Fasulye, Patates
    *Balık ürünlerinden küçük istakoz ve istiridye
    *Her türlü hamu işi, tost, kızartma, fondü(ekmek et gibi parçaların eritilmiş peynire batırılarak yenme biçimi)

    Ana yemekte
    *Pane balık, yağlı etler, kümes hayvanı etinin derisi, karaciğer

    Garnitür
    *Bulgur ,Mercimek, Kuru Fasulye, Bezelye, Kestane, Patates, Havuç, Pirinç, Makarna

    Soslar
    Patates nişastası, Domates ketçabı, Beşamel sosu, Unlu soslar, Şeker, KAramel, Palmiye yağı, Parafin yağı

    Önerilenleri daha sonra yazacağım gözünüz korkmasın.
    Bilgiler tamamıyle Montignac'ın kendi kitabından alınmıştır.
     
  6. 30 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : Lara
  7. yelizumut

    yelizumut Yeni Üye Üye

    Katılım:
    2 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    15
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    merhabalar.. bu diyeti daha önce uygulamış biri olarak deneyimlerimi paylaşmak istedim.. aslında kitabı okumadan tam olarak konuya hakim olmak mümkün değil, kitap ilk etapta anlaşılması zor gibi görünse de yavaş yavaş aydınlanıyor insanın kafasında.. ilk uyguladığımda 2,5 ayda 13 kilo verdim, sonra yaşam koşullarım yüzünden devam edemedim ve yaklaşık bir yıl öğrenci hayatı gibi yani fast food tarzı beslenmeme rağmen verdiğim kilolardan sadece 2 kilo aldım.. daha sonra evlenip doğum yaptıktan sonra ve 25 kilo alıp doğumdan sonra sadece 5 kilosunun gitmesinden sonra tekrar uyguladım, yine aynı sonuç.. 2,5 ayda 13 kilo verdim..
    bazı püf noktaları var bilinmesi gereken.. mesela bitkisel ürünlerle hayvansal ürünleri aynı anda yemiyosun.. sabah tam ekmekle beraber yumurta peynir yiyemiyosun mesela.. şekersiz ve katkısız reçeller var onla yiyebilirsin.. sınır yok bu diyette.. ister bi dilim ye ister 5 dilim.. bir de kesinlikle yemediğin şeyler var.. patate, havuç, mısır, unlu şeyler, nişastalı seyler, şekerli şeyler.. ama yüzde 70 kakaolu çikolata serbest.. bu diyetin yürümesi için protein şart.. prıotein alım milktarı azaldığı zaman kilo verme yavaşlıyor.. meyvelerden kavun karpuz üzüm ve muz yok.. en güzeli sınır olmaması.. doyana kadar ye.. iki tabak dolu dolu bile yiyebilirsin.. ekmek olarak sadece tam ekmek yiyebiliyorsun.. tam buğday, tam çavdar, vs.. marketlerde bunların paket halinde unu satılıyo, ben ondan alıp kendi ekmeğimi yapıyorum.. şu an bu diyeti yapamıyorum ama iki hafta sonra başlayacağım ben de.. çünkü şu an öğlenleri eti form tarzı şeylerle geçiştiriyorum bu da bu diyete ters.. okul kapanınca sebze falan yiyebileceğim için evde, yapmaya başlayacağım bu diyeti.. bir de şu var önemli olan.. bu diyeti kişi sadece 3 kere uygulayabilirimiş.. 3. den sonra metabolizma d
    iyete yanıt vermiyomuş.. ben 2 şansımı kullandım.. 3. kaldı sadece.. kitapta böyle yazıyor bilmiyorum.. herkese kolay gelsin..
     
  8. 27 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : Lara
  9. almagester06

    almagester06 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    2 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.582
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    arkadaşlar ahkam kesmiyorum ama ne olur yapmayın ya. anlıyorum insan kilolu olunca bir günde on kilo bile vermek istiyor ama bu çok sağlıksız . 2 günde 5 kilo ne demek. size bi yazı aktarmak istiyorum. ne olur sağlığınız çok önemli.giden kas geri gelmez bazı proteinleri kaybediyoruz ki çok önemli.

    Her salata zayiflatmaz!
    Amerikan Hastanesi Diyet Bölümü Sefi Dilara Koçak: "Günde 7 ögünle,
    ekmegi, markarnayi, pilavi kesmeden üç haftada 5 kilo vermek mümkün"
    Ekmegi makarnayi kesmeden zayiflayin

    Ekmegi, makarnayi, pilavi kesmeden, ögün sayisini 6 - 7'ye çikararak
    saglikli kilo vermek mümkün... Bu iddiayi ortaya atip kanitlayan Vehbi Koç
    Vakfi Amerikan Hastanesi Diyet Bölümü Sefi Uzman Diyetisyen Dilara
    Koçak'la saglikli bir diyetin nasil olmasi gerektigini ve dikkat edilmesi
    gerekenleri konustuk...

    Yaz diyeti nasil olmali?
    Limon yaglari yakar mi? Ekmek yemesem kaç kilo veririm? Bir bardak suyun
    içine bal koyup içersem yaglarim erir mi? Bu tip sorular çok geliyor...
    Ancak hiçbirinin dogruluk payi yok. Önemli olan yagi azaltmak, her seyden
    yemek, dengeli yemek.

    Bir haftada kaç kilo vermek dogru?
    1 haftada 5 kilo verebilirsiniz. Ama 5 yilda aldiginiz kilolari 5 günde,
    15 günde vermek mantikli degil. Bu nedenle verilen diyet progr*****n
    dogru oldugundan emin olmaniz, kendinize bazi sorular sormaniz gerekiyor.

    Aç kalmak çare mi?
    Kilo kaybetmek için evet. Ancak zayiflamak için hayir. Terazi ibresinin
    inmesi için 24 saat aç kalmaniz yeterli. Ne var ki bu sahte bir zafer.
    Çünkü bu yöntemle vücut su kaybina ugruyor ve kaslar küçülüyor ama yaglar
    erimiyor. Biz 5 kilo zayiflamalisiniz demiyoruz 5 kilo yag fazlaniz var
    diyoruz. Çünkü kilo vermekle yag yakmak ayni sey degil.

    'Önemli olan yag yakmak'
    Yaglari yakmak için ne yapmaliyiz?

    Öncelikle vücudun yüzde kaçinin yag oldugunu bir uzman diyetisyenin
    ölçmesi lazim. Bunun için çesitli yöntemler var. En sik kullanilan
    yöntemde vücuda hafif bir elektrik akimi veriliyor, akim bütün vücudu
    dolasirken yagin oldugu bölgelerde akima karsi bir direnç olusuyor.
    Tartiya benzer bir cihazin üstüne çikiliyor. Akim bir ayaktan giriyor
    vücudunuzu dolasip diger ayaktan çikiyor. Kisinin boyunu, yasini,
    cinsiyetini, spor yapip yapmadigi bilgilerini giriyorsunuz. Böylelikle
    vücudun yüzde kaçinin yag oldugunu söylüyor size.

    Nasil yag kaybederiz?
    Vücuda disardan karbonhidrat vermek zorundayiz. Çünkü beynin tek
    kullandigi madde glikoz. Eger vermezseniz vücut karacigerdeki glikojen
    depolarini, kandaki sekeri kullanir. Hiçbir sey bulamazsa kastaki
    karbonhidrati kullanir. Iste kasin içindeki karbonhidrati kullanmak demek
    sizin kas yiyor olmaniz demek. Kaslar yagi yakan fabrikalar. Ne kadar
    kasiniz varsa o kadar çok yagi yakarsiniz. Ama kas kaybederseniz
    fabrikada yagi yakan isçileri de kaybedersiniz. Önemli kilonun yagdan
    gitmesi. Bu nedenle disardan belli miktarda karbonhidrat vermeliyiz.
    Insanlar ekmegi, pilavi, makarnayi, patatesi kesiyor. 1 haftada 3 kilo
    verince mucize oldu saniyor. Mucize filan yok. Kaslarini yiyor. Kas
    gittikçe su da gidiyor. O yüzden diyette ekmek çok önemli.

    'Grissini'ye dikkat
    Neden ekmekten vazgeçilmemeli?
    Ekmegin içinde çok degerli olan B vit***** var. Üstelik yag yok içinde.
    Kepek ekmegi yiyorsaniz lif içeriyor ki bu da çok faydali. Ekmek yemeyip
    krik krak, grissini yiyenler var. Bunlarin içinde yag var, daha zararli.

    Kaç saatte bir yemek yemeli?
    Mutlaka 6 - 7 ögün yemeli. 3 saatte bir yediginizde bir sonraki ögünde
    daha az acikmis olur ve daha az yersiniz. Kan sekeriniz düsmez, tatli
    ihtiyaciniz daha az olur. Yapilan çalismalarda ayni kaloriyi almalarina
    ragmen 6 ögün yiyenlerin 3 ögün yiyenlere göre kilo verdigi ortaya çikti.
    Aksam üzeri, kan sekerinin en çok düstügü saatlerdir, ara ögün kesinlikle
    atlanmamali. Yoksa aksam yemeginde doymasina imkan yok.

    Kan sekerinin düsmesine karsi ne yapmali?
    Kan sekerinde ani inis çikislar olanlar 2.5 saatten fazla aç kalmamali.
    Kan sekeri düstügünde tatli yememeli. Ara ögünlerde tek basina
    karbonhidrat, meyve yememeli. Tatli ihtiyacini tekrar tetiklemis
    olursunuz. Birden çok yüksek miktarda seker yüklenir ve insülin çok
    salgilanir. Bu da kan sekerinin tekrar ani düsüsüne, dolayisiyla tekrar
    tatli ihtiyaci hissetmeye neden olur. Kisacasi ne kadar çok tatli
    yerseniz o kadar çok tatli ihtiyaci olur. Tatli yerine ekmek, peynir vb.
    yemeli.

    6-7 ögünün avantajlari nelerdir?
    Kan sekerini dengede tutar, çok sik acikmayi engeller, atistirma, abur
    cubur aliskanligi olanlar için idealdir, metabolizmayi hizlandirir.

    Kilo verdiren salatalarin sirri
    "Ben hiçbir sey yemiyorum, sabah, ögle-aksam salata yiyorum" diyenlerin
    çogu zayiflayayim derken kilo aliyor. "Artik salatalar baslibasina birer
    yemek. Salatanin içindekiler ve sosu önemli" diyen Dilara Koçak su
    noktalara isaret ediyor:
    * Salatalarda mayonezli sos yerine zeytinyagi- limon kullanin.
    * Eger disarda yiyorsaniz zeytinyagini kendiniz koyun. (1-2 tatli kasigi
    kadar)
    * Tansiyon sorununuz yoksa tuz-sirke koyabilirsiniz
    * Salata peynirli, tavuklu, somonlu ya da ton balikli olabilir. Ton
    balikliysa ekstra yag koymayin.
    * Salatanin içinde misir, patates varsa yaninda ekmek yemeyin. Misir ve
    patetes ekmek yerine geçer. Peynirliyse 1-2 dilim ekmek yenebilir. *
    Domates, salatalik ve yesillikten olusan yesil salata serbest.


    alıntıdır
     
    Son düzenleme: 27 Temmuz 2008
  10. 18 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Lara
  11. Lara

    Lara Üye Üye

    Katılım:
    24 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    663
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    18
    Aeben tatlım bu konuda bilmişlik yapmak istemiyorum ama bazı arkadaşlar ya kitabı okumamış yada internette geçen bazı yanlışlar var montıgnac diyeti diye isimliyolar ama yanlış.Mesela bi çok kişi şu karbonhidrat ve proteini ayıran diyet sanıyor bunu.Hiç ama hiç alakası yok ve son derece snek adamı ne yiycem diye germeden tıka basada doyurarak uygulanan bir diyet bu.Ekmek serbest her öğünde ama kesinlikle tam ekmek.Marka vericem ama bu ekmek genelde büyük marketlerde satılıyor ve benim bulduğum tek marka karmez.Bu ekmeği bilirsin belki tost ekmeği gibi kare biraz daha geniş ve çok yoğun sert tahıllıı ekmek.Ben şu anda bunun yerine tam çavdar
    kullanıyorum.MeyveMeyve her vakit yenir.Ama sabah kalkınca güne meyve ile başla deniyor ve yemekten önce 20 dk arası olsun sonrasındada 2 saat bu net onun dışında gün içinde ye istediğin zaman.Yanındada bi şey ye denmiyor.Etette akşam da yiyebilirsin ama mümkünse öğlen ye hazmı zor olduğundan akşam öğütmek için zaman kısıtlı o bakımdan.
    Başka püf noktalarınada değineyim:
    1) Ette yesen yanına bi sebze yada salata katıyosun
    2) Her öğün bir süt ürünü kullanıyosun
    3)En ama en önemlisi glisemik endeksi yüksek olan yiyecekleri hiç yemiyosun ve bunlar sanıldığı kadar çokta değil aslında onlarsızda olunuyor
    Ne bunlar en çok kullanılanlar pirinç,mısır,beyaz un,patates,muz,pişmiş havuç
    Bazı yiyecekler pişince içeriğindeki şeker yükseliyor havuçta böyle bişey.Yazın yasaklılar daha fazla üzüm incir karpuz kavun falan...Diyetin ilkesi şu :İnsülin seviyesini yükseltmemek.İnsülüin yükselince çabuk acıkılıyor acıkan vücutta panikle depo etmeye başlıyor.6 öğün prensibininde temeli bu fark şu 6 öğünde öğün olsun diye yediğimiz bazı şeyler aslında insülini azdırabiliyor onlarda çıkınca valla ister inan ister inanma başlayınca 10 gün sonra 2 günde 500 gr tıkır tıkır gidiyo ve en güzel yanıda vücut dinçleşiyor .......Böyle bişey tatlım.Ama al kitabını oku lütfen inan tam manası ile bilerek yaptığında hem çok motive oluyosun hemde kalıcı bilgiler alıyosun.
    Yapacak olursan yardımcı olmaya çalışırım canım
     
  12. 30 Kasım 2008
    Konu Sahibi : Lara
  13. aeben

    aeben Sen yada ben degil aslolan BİZ Üye 7. Takım

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    18.809
    Beğenileri:
    812
    Ödül Puanları:
    113
    BU DİYETİ UYGULUYCAKSAK KAÇAMAK YOK .....

    1..Bu diyette tüketilen gıdanın insülün salgılamasını engellemek . böylece ihtiyaç duyulan enerjiyi saglaması için..vucukttaki yag sitoklarını kullanmasını saglamak .....

    .2.ögün atlamayı unutmak .... çünki insülin dengesini bozuyo .....

    3. puroteinle lifli sebzeler alındıgında. vucut yag depo etmiyor...

    4. beyaz un ve şekeri ilk atapta tamamen yasak , çıkarıyoruz ....

    5.kavaltıda aşırıya kaçmadan tam ekmek yaga dikkat edilerek ...

    6. salata ve süt ürünü öyle ve akşam ögünlerde mutlaka yen meli .....

    7. ilk etepta kesin yasaklar ....patates .. havuç.. mısır ... şeker.ve şekerli ürünler..... muz ...beyazun ve bununla yapılan gıdalar.... pirinç .... karpuz ..kavun ..

    8. ilk etapta ekmek sedace kavaltıda kızlar ....

    9..yemeklerde sıvı yag aşırıya kaçmadan... katı yaglardan uzak durun .....salataya 1 kaşık zeytin yagı olabilir....

    10... meyva ögün aralarında yene bilir ... sabah kalkınca kavaltıdan 20 dk önce yemekten 2 saat sonra her ögün arasında ..buna mutlaka dikkkat edilmeli .... yasak meyveler yenmemeli.... vucut şekeri burdan alacagından dikkat







    Giriş:

    Sağlıklı beslenerek ve hiç aç kalmadan zayıflama konusunda, Fransız beslenme üstadı Montignac'ın bulguları bir devrim niteliğindedir. Michel Montignac, “Yedikçe Zayıfla” (Güncel yayıncılık) adı altında çıkan, yöntemini detaylarıyla anlattığı kitabında; tüm dünyada en kabul gören “düşük kaloriyle beslenerek” zayıflama metotlarına karşı çıkıyor ve deneylerle de kanıtlanmış bambaşka bir yöntemle büyük bir başarı kazanıyor.

    Montignac yöntemini çeşitli yönleriyle irdelemeye geçmeden önce, kitabın Türkçe yazılan önsözünde, Cerrahpaşa Diyabet ve Metabolizma Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Mücahit Özyazar'ın bu yöntemi destekleyici bir yazısının bulunduğunu söylemekte fayda var. Kitabın orijinal önsözünde ise, New Orleans'taki Mercy-Baptiste Hastanesi Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı Dr. Morrison C. BETHEA'nın; hastanelerinde Montignac yöntemi uygulamasıyla hastalarının hem zayıflamalarının, hem de kolesterol seviyelerinin yüzde 20-30'lara varan seviyelerde düşüşünün sağlandığını ve bu yöntemin kesinlikle çığır açıcı nitelikte olduğunu anlatan yazısı yer alıyor. Şeker hastalarının da bu yöntemden çok fayda gördükleri ve çoğunun ensülin iğnelerinden bu sayede kurtuldukları tespit edilmiş. Asıl ilginç olan ise, Dr. BETHEA'nın daha sonraları, yanına ikisi doktor, üç uzman arkadaşını daha alarak, bu metodu daha da ileriye taşıdığını ifade ettiği yeni bir kitaba imza atmış olması: “ŞEKERİ BIRAK! VE ZAYIFLA” (H.L. Steward, Dr. Bethea, Dr. Andrews-endokrinoloji uzmanı-, Dr. Balart-gastroentereloji ve hepatoloji uzmanı-, Güncel Yayıncılık).

    Zaten aşağıdaki yazı bu iki kitapta anlatılan beslenme yönteminin bir özeti olacak.

    Düşük kalorili beslenme yönteminin iflası:

    Bugün tüm uzmanların ortak olarak kabul ettikleri bir olgu var: Besinleri kalori hesaplarına göre tüketerek günlük ihtiyacımızdan daha az kalori almaya başladığımızda, biraz da egzersizle, gerçekten de kısa bir süre içinde zayıflıyoruz. Derken bir duraklama dönemi başlıyor, artık ne kadar az yesek de kilo vermemeye başlıyoruz. Çünkü vücut “kıtlık alarmına” geçmiştir ve artık az kalori alsak da, metabolizma yavaşladığından, yediklerimiz yağ olarak depolanmaya devam etmektedir! Biz inatla daha da az yesek bile vücut derhal önlemini alacaktır, sürekli bir kısmını depolamaya devam edecek ve ne yesek yaramaya başlayacaktır! Artık kilo vermek için kalorileri iyice düşürmeye ihtiyaç duyulmaktadır, ama her seferinde kilo vermeye karşı gittikçe artan bir direnç oluştuğu görülür. Zaten sürekli aç gezmenin yarattığı bezginlik, bıkkınlık, bir müddet sonra canımızdan bezdirir. Hiç bir insan çok uzun süre ihtiyacından daha az yiyerek mutlu yaşamaya devam edemez. Kaçamak yaptığı anda ise verdiklerini fazlasıyla geri aldığını görecektir. Düşük kalori sistemini uygulayan bir çok kişi bu deneyleri yaşamıştır. Vücudumuz tek bir öğün atladığımızda bile derhal savunma mekanizmasını çalıştırır, ve bir sonraki öğünde mutlaka ekstra depolama ihtiyacı duyar. Bu yüzden zayıflamak isteyen kişilerin değil günlerce aç gezmek, bir öğün bile aç kalmaya müsamahaları yoktur. Hayvan deneylerinde de aynı sistem gözlenmiş, aynı miktarda yemeği tek öğün yiyen köpekler şişmanlarken, 5-6 sefere bölünerek yiyenler normal kilolarını korumuşlardır. Düşük kalori rejimlerinin bir diğer mahsuru daha vardır: Kişiler gerekli temel yağ asitleri, mineral ve vitaminlerden yoksun kalma tehlikelerine maruz kalabilir, bitkinlik ve çeşitli hastalıklarla karşılaşabilirler. Webb 1980'de;, Leibel, Rosenbaum ve Hirsch 1995'te şişmanlığa karşı yapılan diyetlerin yararsızlığını ortaya koymuştur. Gerek Michigan Üniversitesinden Prof. Gardner, gerekse de Pennsylvania Üniversitesinden Prof. Bronwell yaptıkları deneylerde düşük kalori rejiminin çöküşünü kanıtladılar. Eylül 1993'te ise Prof. Apfelbaum Uluslararası Anvers Kongresinde, “Aşırı şişmanlık tedavisinde hepimiz yanıldık mı?” sorusuna “Evet!” deme cesaretini göstermiştir.



    PEKİ NASIL ZAYIFLAMALI?

    Görülen o ki, gerçek ve kalıcı kilo kaybı, aç kalarak, az kalori yöntemiyle değil, doğru gıdaları doğru zamanlarda ve doğru bileşimlerle tüketerek sağlanacaktır. Alışılagelmiş yöntemlerin rafa kaldırılmasında ve çağdaş, bilimsel bir metodun öğrenilmesinde sağlığımız açısından büyük yarar vardır. (Bu arada protein diyeti ve zayıflatıcı ilaçların da vücudumuz üzerinde sayısız zararları vardır, ama bu bizim yazımızda uzun uzun anlatılmayacak, yeri geldiğinde değinilecektir.)

    Yöntem:

    Vücuda enerji veren gıdalar üçe ayrılır: Glusidler (Karbonhidratlar), Proteinler ve Lipidler(Yağlar). Vücut esas enerji ihtiyacını karbonhidratlardan sağlar. Protein ve yağların ana hizmetleri farklıdır, ama karbonhidratın yetmediği anlarda (açlık hali gibi), karaciğerde glikojen olarak depolanmış olan yağ (glikojen, sadece öğün aralarındaki açlık durumuna yetecek miktardadır), vücudun çeşitli bölümlerinde depolanmış yağ ve kaslardaki protein rezervleri devreye girer. İşte bu safhada, “öyleyse hiç karbonhidrat yemeyelim, vücut da ihtiyacını depolanmış olan yağ ve proteinlerden karşılasın, biz de zayıflayalım” şeklinde parlak bir fikir gelse de, hevesimiz kursağımızda kalıyor; zira bu yöntemde vücutta “keton” adı verilen toksik maddelerin ortaya çıkarak ölüme varacak derecede vücuda zarar vereceği gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Zaten protein diyetlerinin tehlikesi de burada ortaya çıkıyor.

    Karbonhidratlar vücutta sindirildikten sonra glikoza (şekere) dönüşürler. Bu da kan şekerimizi yükseltir. Kandaki şekeri yakıt olarak hücrelere gönderme ve kan şekerini normal seviyeye indirme görevi ensülin hormonuna verilmiştir. Pankreas tarafından üretilen ensülin bir süpürge gibidir. Karbonhidratlardan elde ettiğimiz glükozu da, proteinlerden ve yağlardan elde edilen maddeleri de hücrelere ensülin taşır; bir kısmını derhal, bir kısmını da ihtiyaç halinde kullanılmak üzere depo olarak. İşte kan şekerimiz yükseldiğinde salgılanan ensülin hormonu, yağ depolamak ve kolesterol yükseltmekte de ustadır!

    “Şekeri Bırak” kitabının yazarları; Montignac'ı ve “Şekerin Hüznü” kitabının yazarı William Dufty'yi öncüleri olarak kabul etseler de, her iki yazarın, bildikleri halde ensülinin zararlarını yeteri kadar vurgulamadıklarını söylüyorlar. Onlar ensülinin yağ depolamakla kalmayıp, önceden depolanan yağların tüketimini de engellediğini, ayrıca kolesterol seviyelerini artırdığını bilimsel verilere dayanarak açıklıyorlar (Kahn ve Weir, 1994). Yani çok ensülin, çok yağ depolama riski ve kolesterolün artma riski! Demek ki pankreasımızın aşırı çalışıp, sürekli yüksek miktarda ensülin salgılamasına neden olmaması için bazı önlemler alacağız. Bu da kan şekerimizi çok yüksek seviyelere çıkartmamakla sağlanacak. Kan şekerimizi ne artırıyordu? Öncelikle karbonhidratlar. Ama ne ilginçtir ki, karbonhidratlar kendi aralarında bir çok değişik sınıflara ayrılmıştır. Tahıllar da, sebze ve meyveler de, bal ve şeker de, baklagiller de karbonhidrattır. Bütün mesele hangi karbonhidratların, kan şekerini fazla artırdığını, hangilerinin normal derecede, hangilerinin çok az artırdığını bilmekte yatıyor.

    Rafine edilmiş şeker, beyaz un, beyaz pirinç, beyaz makarna, beyaz ekmek (maalesef modern gıda endüstrisinin azizliği yüzünden tüm lif ve mineral, vitamin…vs. gibi faydalı elementlerinden arındırılmış olduklarından), ayrıca şekerli tüm gıda ve içecekler (ketçap ve kola gibi..) yüksek kan şekeri endeksine dahil gıdalardır. Yani bu tip liften arındırılmış gıdaları tükettiğimizde, kan şekerimiz oldukça yüksek seviyelere çıkarak fazla miktarda ensülin salgılanmasına neden olur.(Montignac kitabında bunları yüksek glisemi endeksine sahip gıdalar, ya da kötü glusidler olarak tanımlıyor).




    Doğal oldukları halde kötü glusid olarak tanımlanacak bir kaç tane de sebze bulunmaktadır ki bunlar; patates(taze olmayanı), havuç, pancar ve mısır olarak sıralanır. Meyvelerden ise karpuz, ananas ve muz kan şekerini fazla yükselten kötü glusidler sınıfına girer.



    Kepekli veya daha iyisi entegral olarak adlandırdığımız ekmek, kepekli makarna, kabuklu pirinç ve baklagiller iyi glusidlerdir. Yeşil sebzeler, soya ve mantar ise çok iyi glusidler sınıfına girer, yani bunlar ensülin salgılamasına en az etki edenlerdir. (Aşağıda her iki kitaptan derlenen glisemi endeksi tablosu rakamlarla detay vermektedir.)



    :enbuyukkk:
     
    Son düzenleme: 16 Aralık 2008
  14. 1 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Lara
  15. aeben

    aeben Sen yada ben degil aslolan BİZ Üye 7. Takım

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    18.809
    Beğenileri:
    812
    Ödül Puanları:
    113
    Montignac etkileyici bir örnekle beyaz ekmeğin şişmanlamaya katkısını anlatıyor: Deneğimiz, sürekli kötü glusidlerle beslenmiş, pankreası düzgün çalışamayan biri. Ona aşağı yukarı ayni kalori değerine sahip iki çeşit gıda vereceğiz. (Bu arada bilmeliyiz ki, normal olarak 1 litre kanda bulunan kan şekeri seviyemiz 1 gr.dır.) İlk olarak deneğimize 100 gr. beyaz ekmek üzerine sürülmüş 70 gr. tereyağı, ikinci seferde ise 100 gr. entegral ekmek üzerine sürülmüş aynı miktarda tereyağı veriyoruz. Beyaz ekmek yüksek kan şekeri endeksine sahip olduğundan (70), kan şekeri derecesi 1.70 seviyesine çıkıyor. Pankreas çok da iyi çalışmadığından, salgılanan ensülin orantısız kalıyor. Glikoza dönüşen beyaz ekmeği kandan kovuyor fakat ensülin fazlası, yağın önemli bir kısmını depoluyor. Entegral ekmekle yağ verildiğinde ise, bu ekmeğin kan şekeri endeksi düşük olduğundan (35), kan şekeri yaklaşık 1.20 seviyelerine çıkıyor ve salgılanan ensülin miktarı da bir hayli az oluyor. Az miktardaki ensülin ise, yağın depolanmasına neden olmuyor. Sonuç olarak, senelerce kötü glusidlerle beslenen kişilerde pankreasın bir müddet idare etse de sonunda yorgunluk sinyali vererek dengesiz çalışmaya başladığı görülüyor. Yüksek seviyelerde salgılanan ensülinin marifetlerini de öğrenince, tüm şişmanlık vakalarını izah edebilmiş oluyoruz.

    Yüksek ensülin salgısının bir başka çok önemli zararı daha var: Hipoglisemi'ye yol açması. Diyelim kötü glusidlerden oluşan bir kahvaltıyla başladık güne: Beyaz ekmek, bal, reçel… Kan şekerimiz yüksek bir nokta olan 1.80 gr/lt.'ye bile ulaşabilir. Pankreasımız çok iyi durumda değilse, ensülin salgısı fazla ve orantısız olur. Bu durumda kan şekerimiz anormal bir düşüşe geçebilir ve sindirimden 3-5 saat sonra kan şekerimiz 0.45 gr/lt.ye kadar düşebilir. Kan şekeri ani olarak düştüğünde kişi solgunlaşır, terleme, titreme, çarpıntı gibi sıkıntıların yanı sıra büyük bir açlık hissine kapılır. Hiperglisemiye (yüksek kan şekeri) tepki olarak kişilerde hipoglisemi (düşük kan şekeri) gelişir. Bu ekstrem örnekte olduğu gibi olmasa da, sürekli kötü glusidlerle beslenen kişiler düzenli olarak hipoglisemiden rahatsızlık duyarlar. Yani yemek saatinin yaklaşmasıyla gitgide sinirli, sabırsız ve hatta saldırgan olmak; üşüme, veya yorgunluk, esneme ve uyuşukluk hali, dikkat dağılması, hep anormal kan şekeri düşüşlerinden kaynaklanan durumlardır. Doktora giden hastaların çoğu kronik yorgunluktan bahsederler. Bu, kötü beslenme alışkanlığının bir sonucudur. (Fazla şeker, fazla beyaz ekmek, fazla patates, fazla makarna ve pilav; çok az lif.) Kişi hipoglisemiye düştükçe tekrar kötü bir gluside saldırmakta, ve kan şekerinin bu aşırı iniş-çıkışları bir kısır döngü şeklinde insanın metabolizmasını aşırı yormaktadır.
    Günümüzde aşırı kola ve şekerli yiyecekler tüketen gençler de hantal ve tembel olmanın nedenini beslenmelerinde aramalılar. Yemek sonralarında çöken ağırlığın tek nedeni bu sağlıksız beslenme alışkanlıklarıdır.


    Bu arada; her iki kitapta da, meyvelerin vitaminlerinden tam yararlanabilmek için, aç karnına yenilmeleri gerektiği yazmaktadır (Yemeklerden yarım saat önce veya iki saat sonra).

    Çünkü sindirim süreleri çok kısadır. Aksi takdirde meyveler, diğer yemeklerle saatlerce aynı midede kalarak mayalanır, diğer maddelerin sindirimini etkilediği gibi vitaminlerini de kaybederler. (Yalnız çilek, böğürtlen ve frambuaz gibi kırmızı meyveler, midede mayalanmadıklarından, yemekten sonra tüketilmelerinde mahsur yoktur.)

    Sonuç:
    Daha sağlıklı yaşamak ve ideal kilomuzu korumak için temel beslenme mantığını kavradık. Montignac yöntemi ve Şekeri Bırak yöntemi arasındaki ufak farklılıkları kısaca belirtip dikkatimizi aşağıdaki Glisemi Endeksi Tablosuna yönelterek, hangi gıdaları seçmemiz gerektiğini daha iyi göreceğiz.

    Tabloda “kötü”, “iyi” ve “çok iyi glusid”ler (karbonhidratlar) yer almaktadır. Montignac ilk aşamada, “iyi glusid”lerden (“çok iyi glusid”lerden olmaları şart değil) oluşan bir kahvaltıyla güne başlamayı öneriyor. Bu kahvaltıda yemekten en az 15 dakika önce yenecek meyve, istenildiği kadar entegral ekmek, ve (entegral ekmek ne de olsa “çok iyi glusid” sınıfına girmediğinden) ensülinin yağ depolama riskine karşı önlem olarak, hiç yağın olmadığı bir kahvaltı öneriyor. Yani yağsız olmak kaydıyla peynir, yoğurt, süt tüketilebileceğini söylüyor.
    Öğlen ve akşam yemeklerinde aşırı yağlı olmamak kaydıyla protein tabağı (kırmızı et, tavuk veya balık, omlet…vs.), yanında çok düşük glisemik endekse dahil olan (“çok iyi glusid” tabir edilen) yeşil salata ve her tür yeşil sebze, mantar öneriyor.
    Veya da başka bir seçenek olarak karbonhidrat ağırlıklı bir yemek yenilebiliyor. Elbette karbonhidratlar “iyi glusid”lerden seçilecek (kepekli makarna, kabuklu pirinç, kurubaklagiller… vs.),yanında istenildiği kadar yeşil sebze ve salatalar, istenirse yağsız olmak kaydıyla peynir ve yoğurtla yenilebilecek. Montignac, protein ağırlıklı yemek ile karbonhidrat ağırlıklı yemeği dengede tutmanın iyi olacağını belirtiyor: Diyelim ki 10 öğünün 7'si protein ağırlıklıysa, 3'ü de karbonhidrat ağırlıklı olarak düşünülmeli… Rafine edilmiş(beyazlaştırmış) her tür karbonhidrat, ayrıca patates, havuç, pancar ve mısır, meyvelerden muz ve karpuz gibi “kötü glusid”ler ilk aşamada yasaklı. Zira 2-3 ay sürecek bu aşama, kilo verme aşaması.
    İkinci aşamada artık kilo verildiğinden, bazı kaçamaklara müsamaha gösteriliyor; örneğin patatesi çok seven bir kişi nadiren patates yiyerek kaçamak yapabiliyor ama mümkünse vücuda yağ depolatmamak için, etle beraber değil de salatayla yapılması öneriliyor bu tip kaçamakların… Tatlı meselesine gelince, ilk aşamada tatlı yok. Meyve, badem, ceviz, fındık, kuru meyve, yağsız yoğurt, şekersiz marmelatla idare edilecek. İkinci aşamada, früktoz ile yapılmış, veya yüksek oranda (%70) kakao içeren bitter çikolata içeren tatlılara yer veriliyor.
    Montignac, yemeklerde, özellikle 1. aşamada entegral dahi olsa ekmeğin pek yer almamasından yana. Sadece kahvaltıda, bolca tüketilebileceğini söylüyor. Zira ekmeğin ağırlık yapan, sindirimi güçleştiren bir madde olduğunu düşünüyor.
    Şekeri bırak yönteminde ekmek entegral olmak kaydıyla günün istenen saatinde tüketilebiliyor, ama günde 3 dilimin pek geçilmemesi öneriliyor. Şekeri bırak yönteminde, beraber yemekten kaçınılması gerekenlere değinilmiyor. Yani Montignac yönteminde olduğu gibi, yapısı gereği genelde yağlarla bir arada bulunan proteini alırken, yanında “iyi glusid” olmasına rağmen kepekli ekmek veya makarna gibi gıdaların alınmamasını öneren diyetler yok. Onlar “iyi glusid”lerin hepsi dengeli karıştırılarak yenebilir, ama miktarda asla aşırıya kaçılmamalı demektedir. Örneğin, yeşil sebzelerle garnitür edilmiş bir porsiyon kırmızı veya beyaz et tabağı, yanında bir dilim ekmek ve bir salata öğünümüzü oluşturacak; öğün aralarında ise meyve ve yemişlerle atıştırma yapılacak. Meyve dışında ise, tatlandırıcıların kullanıldığı, ya da yüksek (en az %60-70) kakao içeren çikolatayla yapılan şekersiz tatlıların tüketildiği bir beslenme tarzını uygun görüyorlar.
    Aslında geri kalan tüm beslenme önerileri tamamen aynı denilebilir. Alkol konusunda; çok az olmak kaydıyla (günde 1 veya 2 kadeh), mümkünse kırmızı şarap gibi faydalı olanının tercih edilmesi ve yemekle beraber tüketilmesi konusunda fikir birliği içindeler. Bira ise en kötü glusid olan maltoz içerdiğinden önerilmiyor.[/quote]

    Alıntı:
    KÖTÜ GLUSİDLER
    Maltoz
    Glikoz
    Fırında patates
    Hamburger ekmeği
    Patates püresi
    Havuç
    Patates kızartması
    Bakla
    Balkabağı
    Bal
    Şeker
    Mısır gevreği
    Beyaz un
    Beyaz pirinç
    Mısır
    Kraker
    Beyaz baget ekmek
    Bisküvi
    Pancar
    Çikolata
    Haşlanmış patates
    Karpuz
    Ananas
    Muz
    Kavun
    Beyaz undan makarna
    Reçel
    Kuruyemiş
    Taze patates
    Patlamış mısır


    Alıntı:
    İYİ GLUSİDLER
    Kepek ekmeği*
    Bulgur
    Bezelye
    Şekersiz tam tahıl
    Kivi
    Üzüm
    Armut
    Taze fasulye
    Barbunya
    Çavdar ekmeği
    Şekersiz meyvesuyu
    Şeftali,erik
    Elma,portakal
    Entegral ekmek**
    Nohut
    Süt ürünleri
    Meyveli yoğurt
    Kuru fasulye
    Entegral makarna
    Mercimek
    Kuru kayısı
    Şekersiz marmelat
    Greyfurt
    Kiraz,vişne
    Siyah çikolata
    (min.%70 kakaolu)
    Fruktoz(meyve şekeri) 50


    Alıntı:
    ÇOK İYİ GLUSİDLER
    Yoğurt
    Soya fasulyesi
    Domates
    Fındık
    Yerfıstığı
    Mantar
    Yeşil sebzeler***
    altıTaze kayısı


    Alıntı:
    *: Entegral ekmek, buğday tohumunun bütünü ile pişirilen ekmektir, unun kepek ve diğer bileşenlerinden ayrıştırılmamış hali kullanılır.
    **: Kepekli ekmek ise, beyaz unun içerisine sonradan kepek eklenerek elde edilir. Katılan kepeğin en azından %20 oranında olması uygun olabilir. Kan şekerini düşürecek lifler geri kazandırılsa da, bu ekmek bazı vitamin ve minerallerden yoksun bırakılmıştır.

    ***: Lahana, brokoli, kabak, enginar, kereviz, ıspanak, patlıcan, karnabahar, salatalık, marul, kıvırcık, roka, turp, dereotu, maydanoz…vs.


    SON SÖZ:
    İncelediğimiz bu yöntem, kilo verdikten sonra terk edilecek, geçici bir zayıflama “diyet”i değildir; sürekli uygulayacağımız, normal kiloda kalmamızı sağlayacak olan sağlıklı bir beslenme şeklidir ve bir yaşam stili olarak benimsenmelidir.

    Özetin Özeti:
    Eğer Montignac ve Şekeri Bırak yöntemlerini sadece birer cümleyle özetlememiz gerekseydi:

    MONTİGNAC: Şeker ve şekerli gıdalar, bal, beyaz un, ekmek, makarna, pirinç yasak, yerine kepeklileri tüketilecek; mısır, patates ve havuç yasak; proteinlerle beraber, kepekli olsa da tahıllar yasak; kepekli tahıl ürünleri ve baklagillerle de yağ içeren gıdalar yasak; yeşil sebzeler her tür gıdayla limitsiz tüketilecek.

    ŞEKERİ BIRAK:Montignac'ta önerilen gıdalar tüketilecek; birlikte tüketilme kısıtlaması yok; yalnız miktarlarda aşırıya kaçılmayacak, öğün araları atıştırmalarıyla sık ve az beslenme prensibi uygulanacak.






    kızlar bu 2 mesaj kitabın özeti gibi .. kitabi edinemeyenler için en azından bir fikir verir umarım ......
     
    Son düzenleme: 1 Aralık 2008
  16. 16 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Lara
  17. aeben

    aeben Sen yada ben degil aslolan BİZ Üye 7. Takım

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    18.809
    Beğenileri:
    812
    Ödül Puanları:
    113
    ÖZGEDEN ALINTI..............



    Tuğçe BARAN yazısı...
    TUĞÇE BARAN IN MONTİGNAC DİYETİYLE İLGİLİ YAZISI
    Montigniac'ın "Yedikçe Zayıfla" kitabını Esasında yaptığım çok basit: Beyaz un, beyaz şeker ve de nişastayı hayatımdan TAMAMIYLA çıkardım. Bakın bu "tamamıyla" çok önemli. "Bir yudumdan bir şey çıkmaz" diye bir şey yok. Olay miktara bakmıyor! Olay kimyasal bir şey. Yemekten sonra yediğin bir kaşık sufle senin bütün kimyanı bozuyor, kan şekerin olması gerekenden fazla yükseliyor, pankreas daha fazla ensülin salgılıyor ve vücudun hem doymayı unutuyor hem de bu arada yağ biriktirmeye başlıyor.

    .. Dolayısıyla tamamıyla demek "tamamıyla" demek... Anlaştık mı?


    Ben nasıl beslendim? Sabah kahvaltısında en kepekli ekmekten (ben "Doygun" marka yiyorum. Halk Ekmek'in kepeklisi de iyi bir kepekli ekmek deniyor.) İSTEDİĞİM KADAR kızartıyorum. Üzerine zeytin ezmesi sürüyor, bir avuç doğranmış maydanoz ve bol miktarda domates koyuyorum ve yiyorum. Ekmeğin yanından hiçbir şekilde süt ve süt ürünü ile et ve et ürünü ve de yumurta ve yumurta ürünü (mayonez, krep, kek) YEMİYORUM.

    Bu çok mühim! Ekmek karbonhidrat, diğerleri protein. Bunlar birbirine karışmayacak. Zeytin sevmeyenler başka bir şey bulsunlar.

    Arada ÜÇ saat geçtikten sonra (arada bir sürü meyve yiyorum) herhangi bir şeyli salata yiyorum. Peynirli olabilir, tavuklu, etli, balıklı olabilir. Fakaaat salatanın içinde MISIR, HAVUÇ (Pişmiş) PATATES asla olmayacak. Zeytinyağı, limon serbest.

    Ekmek yok!Yok salata yemek istemiyorsanız gidip karnıyank, etli etsiz türlü, taze fasulye, pirinçsiz ıspanak, pirinçsiz semizotu, tavuklu, etli, balıklı yemekler, mantarlı yemekler -istediğiniz kadar!!!- yiyebilirsiniz. Yeter ki içinde mısır, havuç, bezelye ve patates olmasın.

    Etli, peynirli şeylerin yanında ekmek, pilav ve makarna yine yok! Pirinçsiz, bezelyesiz, patates ve havuçsuz zeytinyağlı yiyebilirsiniz ama şekersiz pişmesi gerek... Lokantalarda hep şekerli pişiyor

    .Makarna istiyorsanız işiniz biraz zor. Kepekli makarna olacak. Domates veya sebze soslu kepekli makarna.. Bugüne kadar bir porsiyonu bitirebilmiş değilim çünkü gerçekten çok lezzetsiz. Makarnanın yanında protein yok. (Et, tavuk, balık, süt, yumurta)Ben bu rejime başladıktan sonra her akşam balık yedim. Tuzu kestiğim için (bunu yapmak size kalmış) tuz ihtiyacımı balıkla gideriyorum herhalde, deli gibi balık istiyor canım. Izgara olacak. Büyük, küçük fark etmiyor. Yanında ekmek elbette ki yok... Her öğünde -kahvaltı dahil!!!- salata yenecek. Bu önemli çünkü vücudun lif alması gerekiyor..


    .Ve bütün bunları istediğim kadar yedim haberiniz olsun.çiğ havuç da serbest. Ancak pişmiş havuç yasak. Arada ne fark var diyeceksiniz değil mi şimdi.. Nişastalar pişince değişime uğruyor. Çiğ havuçtaki nişasta kan şekerini yükseltmezken pişmiş havuçtaki nişasta kan şekerini yükseltiyor.



    Bu arada dün kepekli makarna serbest dedim ya... Onu da az pişirmeniz gerekiyor. Makarnayı ne kadar çok pişirirsen o kadar kan şekerini yükseltir hale geliyor. Bu arada kuru fasulye, nohut, mercimek de serbest. (Bakla değil! Dolayısıyla fava yasak. Mezecilere duyurulur!) Siz ne olur ne olmaz yanında kepekli de olsa ekmek, makarna ve pilav yemeyin... (Mercimek çorbası tabii ki unla terbiye edilmeyecek!)Köfte ne yazık ki yasak çünkü bildiğiniz üzre köfte harcında ekmek var.

    . Rejimin en güzel tarafı şu. Böyle bol miktarda lifli şeyler yediğiniz için.. Çok affedersiniz... Bol bol "çıkıyorsunuz".. Bilhassa kronik kabızlık çeken kadınlar için çok ideal bir rejim. Yağı, yani zeytinyağını da kesmediğin için diğer kalori rejimlerindeki gibi tıkanıp kalmıyorsun.Diğer en şahane tarafı, ideal kilona düştükten sonra günde iki kadeh kırmızı şaraba müsaade etmesi. Söyler misiniz bana şaraba ve karnıyarıka müsaade eden başka bir rejim var mı?


    Daha da şahane tarafı, antep fıstığı, yer fıstığı, ceviz ve bademe izin vermesi. Hatta kuru kayısı ve kuru incir bile yiyebiliyorsunuz. (Abartmayın tabii!) Kuru üzüm yok ama.. Üzümün kendisi de yok.Üzüm demişken.. (Alfa'cılar kesecek beni!) Karpuz da yasak! Yani bütün yaz karpuz, peynir yiyerek zayıflayacağınızı sanıyorsanız avucunuzu yalarsınız.. Karpuz ve üzüm kan şekerini yükseltiyor...(". Kan şekerini düşük tutacaksın.. Kan şekerini düşük tutmak için kan şeker göstergesi düşük yiyecekler yiyeceksin..

    Beyaz un, şeker ve nişasta tümüyle yasak... Temel ilkelere tümüyle aykırı saçma soruların yanında bir de incelikli sorular da olmuyor değil. Bir tanesi mesela humusu sordu. Nohut serbest evet ama humus da serbest mi? Ne var içinde? Nohut ve tahin. Tahin neyden yapılır? Susamdan.. Hadi bakalım. Kitapta susamla ilgili bir şey yazmıyor...Bu rejimi daha önceden yapmış ve yirmi (20) kilo vermiş bir arkadaşım -o da benim gurum, ben de onu her öğün bunaltıyorum...- kahvaltıda tahinve dut pekmezi yemiş haftada bir iki kere... Ve zayıflamaya devam etmiş. Fakat tabii bu tahin konusunda pek de bilimsel bir kanıt sayılmaz değil mi?Bu durumda tek kural geçerli oluyor.


    Emin olmadığın şeyleri yemeyeceksin! Ben tahinin kan şekeri değerini öğrenmeden humus yemeyeceğim mesela. Ama nohutu tabak tabak götürüyorum... Şekersiz, havuçsuz ve patatessiz barbunya ve kuru fasulyeyi de.. (Yatılı çocuk alışkanlığı... Hey gidi günler hey!) Tuğçe Baran
     
    Son düzenleme: 16 Aralık 2008
  18. 19 Aralık 2008
    Konu Sahibi : Lara
  19. aeben

    aeben Sen yada ben degil aslolan BİZ Üye 7. Takım

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    18.809
    Beğenileri:
    812
    Ödül Puanları:
    113
    Vücuttaki tüm hücrelerin en önemli enerji kaynağı, karbonhidratların en küçük parçası olan glukozdur. Glukoz kan şekerini oluşturulur. Kan şekeri yemek yendikten sonra artış gösterir ve yemekten 2 saat sonra normal seviyesine düşmesi beklenir. Yemek sonrası kan şekerinde görülen artışın hızı ve miktarı diyetin örüntüsüne göre değişiklik gösterir. Kan şekerinin yükselmesinde en etkin besin ögesi karbonhidratlar (glukoz)dır. Karbonhidratı bir besinin yendikten sonra kan şekerini yükseltebilirliği glisemik indeks - glisemik yük kavramları ile tanımlanmaktadır. Düşük glisemik ineksli bir öğün, yüksek glisemik indeksil öğüne göre daha yüksek kan şekeri yanıtı oluşturur. Kan şekerinin hızlı yükselmesi ve yüksek seyretmesi insülin salgılanmasını arttırdığı için glisemik indeksi yüksek beslenme tarzının obezite, diyabet ve bunlarla ilintili kronik hastalıkların görülme sıklığına etkisi tartışılmazdır. Sağlıklı beslenmede düşük glisemik indeksli besinlerin seçimi önem taşımaktadır.

    alıntıdır ...
     
Benzer Konular: Montignac Diyeti
Forum Başlık Tarih
Diyet Listeleri Lahana Diyetine Arkadaş arıyorum:) Çarşamba 20:17
Diyet Listeleri Elma Diyeti ile 5 Günde 5 Kilo Salı 12:23
Diyet Listeleri Liv Tyler Diyeti 21 Ekim 2014
Diyet Listeleri Alkali Diyeti ile Ayda 7 Kilo Verin 21 Ekim 2014
Diyet Listeleri Yumurta Diyeti 16 Ekim 2014

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.