Mükemmel cildin peşinde...

Konusu 'Bir Bilene Sorun !' forumundadır ve hikmet71 tarafından 27 Mart 2009 başlatılmıştır.

    27 Mart 2009
    Konu Sahibi : hikmet71
  1. hikmet71

    hikmet71 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Mart 2009
    Mesajlar:
    70
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Göz altlarınızdaki mor halkalar, aniden yüzünüzde beliren sivilceler, ince kırışıklıklar, genişlemiş gözenekler... Porselen pürüzsüzlüğünde bir ciltle aranıza giren bütün engelleri aşmanın yolları var...
    Yetişkinlik Aknesi

    Canavar sivilceler bir anda, hem de mümkün olabilecek en berbat ve uygunsuz zamanlarda ortaya çıkıyor. Bu, yetişkin kadınlar için tam bir sürpriz (özellikle de büyüme çağında hiç akne problemiyle karşılaşmamış olanlar için)

    Araştırmalar, yaşları 25 ile 49 arasında değişen kadınların yüzde yetmişinin akne sorunuyla karşılaştığını gösteriyor. Bu durumda yapılabilecek en iyi şey - ne kadar baştan çıkarıcı olursa olsun - ona hiç dokunmamak veya kurutucu ürünler kullanmamak. Çünkü 20'li yaşları geçtikten sonra, kadınlar sivilcelerle savaşmak için çok daha yumuşak ürünlere ihtiyaç duyuyor. Sorunlu bölgeye sivilce kremi sürmek yerine, yüzünüzü günde iki defa yüzde beş şahsilik asit içeren bir temizleyiciyle yıkamaya başlayın.Böylece gözeneklerin açılmasını ve kızarıklığın azalmasını sağlarsınız.

    Yıkadıktan sonra, cildinizin kuruması için yaklaşık beş dakika bekleyin. Ardından, sivilceye neden olan bakteriyi öldürmek için, sabah ve akşam birer defa yüzde iki şahsilik asit veya yüzde 7-10 benzol peroksid içeren tedavi edici bir krem sürün (antibakteriyel bir losyon, sülfür içeren bir losyon ya da maske de kullanabilirsiniz). Bu ürünleri asla günde iki defadan fazla uygulamayın. Yoksa sivilcenin üstünün kabuk tutmasına, iyileşme sürecinin yavaşlamasına ve haftalar boyunca geçmeyen bir kızarıklığa neden olursunuz. En önemli konuya gelirsek; dermatologlar, sivilcenizi kesinlikle sıkmamanız ve hatta ellememeniz gerektiğini söylüyorlar. Dermatolog Dr. Ayşegül Saltat, "Yetişkin sivilcesi, cilt yüzeyinden çok aşağılarda oluşur ve hemen hemen hiçbir zaman uç vermez. Bu yüzden, sıkmak daha fazla şişmesine neden olur," diyor. Stanford Üniversitesi'nden Prof. Dr. Katie Rodan ise bu bölgeye birkaç gün boyunca retinol sürmemek gerektiğini belirtiyor - yani eğer normal cilt bakım rutininizde retinol içeren kremler varsa, birkaç gün mola vermelisiniz. "Bu kremlerin direkt olarak akneye temas etmesi kızarıklığı artırır."

    Kızarıklık

    Ciltteki kızarıklıkların ve düzensiz cilt renginin birçok nedeni olabilir. Esas önemli olan, sorunun neden kaynaklandığını bulmaktır. Eğer retinol ve glikolik asit içeren anti-aging kremleri kullanıyor ve sorunun bu aktif maddelerden kaynaklandığından şüpheleniyorsanız, bir süre normal bir nemlendirici kullanın. Yüzünüzdeki parça parça kızarıklıklar bu süre içinde geçerse, cildinizi tahriş eden şeyi buldunuz demektir. Mutlaka anti-aging etkili bir ürün kullanmanız gerekiyorsa, C vitamini ve üzüm çekirdeği özü içeren ürünleri tercih edin. Bunlar hem etkili, hem de retinol ve glikolik asite oranla daha yumuşak maddelerdir. Eğer kızarıklıklar ağda veya kimyasal peeling yüzünden oluşuyorsa, reçetesiz satılan ve düşük konsantrasyonlarda kortizon içeren kremlerle durumu hafifletebilirsiniz (ama sadece cildinizin çatlamış bölümlerine uygulamalısınız). Dermatologunuzdan, bilhassa kimyasal peeling sonrası uygulanmak üzere tasarlanmış antioksidanlar ve buğday özü içeren kremler önermesini isteyebilirsiniz. Kızarıklıklar, kılcal damarların cilt yüzeyine yakın olmasından da kaynaklanabilir. Ve baharatlı yiyecekler, soğuk hava, güneş, alkol gibi etkenler, damarların genişlemesine neden olarak bu durumu tetikleyebilir. Kesin çözüm istiyorsanız, birkaç seanslık lazer tedavisi ile bu damarlardan tamamen kurtulabilirsiniz.
    YAĞLI CİLT

    Kadınların en önemli cilt problemlerinden biri de T bölgelerinin, yüzlerinin diğer bölgelerine göre daha fazla yağ üretmesidir. Eğer fazla yağı çok güçlü eksfoliantlarla yok etmeyi düşünüyorsanız, bunun pek akıllıca olmadığını belirtelim. Cildiniz buna iki şekilde tepki verir ki, her ikisi de istenilen durumlar değildir; Ya isyan ederek yağ üretimini artıracaktır ya da Ağustos ayında susuz kalmış toprak gibi kuruyup çölleşecektir. Bu yüzden, T bölgesi savaşının çok daha akıllıca planlanması gerekiyor. İşe cildinizi günde iki defa yumuşak ve sabun içermeyen bir temizleyici ürünle yıkayarak başlayın. Ve ne kadar baştan çıkarıcı olursa olsun, kesinlikle alkol içeren bir tonik kullanmayın. Birçok insan, yüzlerinde yarattığı ferahlatıcı hisse aldanarak, bu toniklerin yağlanmayı azalttığını düşünür. Ama alkol içeren ürünlerin kurutucu etkisi vardır.
    Haftada birkaç defa, yüzde beşten daha düşük oranlarda benzol peroksid veya sülfür içeren kurutucu bir losyon veya maske uygulayın. Kozmetik ürünlerinizi dikkatlice inceleyin ve aralarında yağ içerenler varsa, onlardan hemen kurtulun. Yağlı bir ciltle savaşmanın en iyi yolu, allıktan fondötene kadar tüm makyaj ürünlerinde yağ içermeyen formülleri tercih etmektir. Aslında bu ayıklamayı yapmak son derece basit; kullandığınız kozmetik ürünün üstünde 'oil free' yazmıyorsa, içinde yağ var demektir.
    GENİŞ GÖZENEKLER

    Aynaya baktığınızda, cildinizdeki deliklerde minyatür golf oynanabileceğini hayal ediyorsanız, yalnız değilsiniz. Bir araştırmaya göre, kadınların yüzdel8'i genişlemiş gözeneklerden muzdarip ve yüzde 10'u bunu önemli bir cilt problemi olarak görüyor. Gözeneklerinizin boyutları DNA'nızda yazılı olduğuna göre, yapmanız gereken ilk iş onları küçülteceklerini iddia eden spa sahiplerini dinlememek olmalı, iyi haber şu ki, gözeneklerinizi basit önlemlerle kontrol altında tutabilirsiniz. Keratin ve gözenekleri tıkayan yağ, ciltte birikerek siyah noktalara neden olabilir. Bu yüzden, yapabileceğiniz en etkili şey gözeneklerinizi ve dolayısıyla cildinizi mümkün olduğunca temiz tutmaktır - aslında akneli cildi kontrol altında tutmak için uygulamanız gereken bakım rutiniyle hemen hemen aynı. Şahsilik asit, retinol, alfa hidroksi asitler gibi cildi ölü hücrelerden arındıran maddeler, gözeneklerin görünümünü hafifletir.
    Kamuflaj için genişlemiş gözenekleri önce yukarıda saydığımız aktif maddelerden birini içeren bir nemlendiriciyle doldurun, sonra da fondöten sürün. Böylece, gün içinde fondöteniniz çıktığında, içleri pigmentlerle dolu minik havuzlarla baş başa kalmazsınız.
    PUL PUL KURULUK

    Cildinizin gerginliğinden ve pul pul dökülmesinden şikayetçiyse-niz, sizi hemen rahatlatalım. Eğer doğru temizleyici ve eksfoliantı kullanır, ardından da cildinizi nemlendiriciyle beslerseniz, sorunlarınız yaklaşık bir hafta sonra düzelir.
    Yüzünüzü krem formunda bir temizleyiciyle temizledikten sonra ılık suyla yıkayın (sıcak su cildinizdeki nemi alır ve sizi daha da kuru bir ciltle baş başa bırakır). Ardından, cildiniz henüz nemliyken, gliserin içeren yoğun bir nemlendirici sürün. Gliserin, suyun buharlaşmasını önleyerek cildin nemini korumasına yardımcı olur. Eğer bu yeterli gelmezse, nemlendiricinin altına hyalüronik asit içeren bir serum sürün. Bu serumlar, çok hafif dokulu oldukları için cildin nem tutuma kapasitesini artırırlar. Cildinizin kuru olması, onu ölü derilerden arındırmayacağınız anlamına gelmez. Cilt üzerinde biriken ölü hücreler - kuru ciltlerde bu probleme daha sık rastlanır - gözenekleri tıkayarak kremlerdeki nemin absorbe edilmesini engeller ve kuruluğu daha da artırır. Ama mutlaka hassas ciltler için tasarlanmış bir eksfoliant kullanın. Bu arada, alkol ve çamur gibi kurutucu maddeler içeren ürünlerden de kesinlikle uzak durmalısınız.
    HASSAS CİLT

    Evet, herkes kendini hassas bir insan olarak tanımlamak ister, ama cilt söz konusu olduğunda bu durum pek de iç açıcı değildir. Amerika'nın en ünlü dermatologu Patricia Wexler, kadınların yüzde (iö'inin hassas cilde sahip olduklarını düşündüğünü, ama bir kısmının bu konuda yanıldığını söylüyor. "Bu kadınların dörtte birinin cildi, aynı anda çok sayıda ürün kullandıkları için reaksiyon veriyor. Yani şikayetlerinin hassas bir cilde sahip olmalarıyla alakası yok." Gerçekten hassas ciltler, kremlerin içinde bulunan parfümlere, koruyuculara ve retinol, AHA, C vitamini ve bitkisel özler gibi anti-aging maddelere karşı ya çok düşük ya da sıfır toleransa sahipler. Wexler, yeni bir kozmetik ürün satın alırken, kremi önce boynunuzun genişçe bir bölümünde denemenizi öneriyor. "Eğer cildiniz 3-4 gün içinde reaksiyon vermezse, kremi kullanmanızda bir sakınca yok demektir. Ama genel birkaç kural söylemek gerekirse; hassas bir cilde sahipseniz, 12'den fazla madde içeren ürünlerden ve parfümden uzak durun. Kremin içindeki malzeme sayısı arttıkça, cildinizin tepki verme olasılığı da artar."

    Cilt bakım rutininizi temizleme losyonu, nemlendirici ve PABA içermeyen (zinc oxide ve titanyum dioxide içeren koruyucular, hassas ciltler için daha uygundur) bir güneşten koruyucuyla sınırlamanız en doğrusu. Akne ve anti-aging tedavileri iritasyona neden olabileceğinden, bu uygulamaları haftada sadece bir geceyle sınırlamakta fayda var. Eğer ürün yine de reaksiyona neden oluyorsa, bir parça nemlendiriciyle karıştırarak uygulayın (böylece aktif maddenin konsantrasyonunu düşürmüş olursunuz). Cildiniz gerçekten çok hassas-sa, yıkadıktan sonra hemen nemlendirici uygulamak yerine beş dakika bekleyin. Wexler, "Cilt nemliyken, iritasyona neden olabilecek maddelere karşı daha hassas olur," diyor.
    GÜNEŞTEN ZARAR GÖRMÜŞ CİLT

    Yanaklardaki birkaç küçük çil sevimli görünebilir. Ama yüzünüzün orasına burasına, hatta her yerine yayılmış yaşlılık lekeleri, yaşadığınız özensiz hayatın ve güneşin altında geçirdiğiniz sorumsuz saatlerin bir göstergesi gibidir. Bu kahverengi lekeler, yaş, hormonlar ve güneş ısınlarının tetiklemesi sonucu, cildin fazla miktarda me-lanin üretmesi nedeniyle oluşur. Neyse ki zamanı pahalı lazer tedavilerine başvurmadan geri döndürmek mümkün (en azından kısmen).

    Kahverengi lekelerin görünümünü, beyazlatıcı etkisi olan hydro-quinone veya kojik asit gibi aktif maddeler içeren bir serum veya kremle hafifletebilirsiniz. Fakat ürünü bütün cilde kalın bir katman halinde uygulamanız çok önemli; sadece lekelerin üzerine sürerseniz durum daha da kötüleşebilir. Lekelerin çevresinde oluşabilecek beyaz hare, en az hiper pigmentasyon kadar rahatsız edicidir.
    Alfa hidroksi asitler de üst katmanlardaki deriyi soyarak kahverengi lekelerin hafiflemesine yardımcı olur. Pigmentasyon lekelerini kontrol altında tutmak kolay olmasa da, imkansız değildir. Bunun için düzenli olarak leke açıcı bir ürün ve minimum SPF 20 faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmalısınız.
    TIKANMIŞ GÖZENEKLER

    ilk gençlik yıllarıyla özdeşleştirilen siyah noktalar, maalesef 25-34 yaş arasındaki kadınların yüzde 41'ini etkiyen bir problem. Bilmeniz gereken ilk şey, onların temizlenmesi gereken basit kirlerden ibaret olmadığıdır. Siyah noktalar, ciltteki yağ tarafından üretilen maddelerin okside olmuş halidir - aynı gümüşün havayla temas ettiğinde kararması gibi. öncelikle gözeneklerin tıkanmasını engellemelisiniz. Wexler, "Bazı nemlendiriciler, pomatlar ve fondötenler, yağ içerdikleri için siyah nokta sorununu artırabilirler," diyor. Yüzünüzü, günde iki defa köpüklü bir temizleyiciyle yıkayın. Böylece cildin fazla yağ üretmesini engellersiniz. Kurutucu etkisi olduğundan ve yağ üretimini tetiklediği için tonik kullanmayın. Gece yatmadan önce gözeneklerin tıkanmasını önleyecek bir akne ilacı sürün - en etkilileri salisilik asit içerenlerdir. Varolan gözeneklerin açılmasına yardımcı olurken, yenilerin oluşumunu engellerler. Eğer istediğiniz sonuçlan elde edemiyorsanız ve cildinizde iritasyon oluşmamışsa, tedaviyi sabah ve akşam olmak üzere günde iki defaya çıkarabilirsiniz.
    İNCE ÇİZGİLER

    Geçmişi silmek mümkün değilse de izlerini hafifletmek mümkün, öncelikle, ince çizgilerin görünümünü azaltmak ve cildi ölü hücrelerden arındırmak için yüzünüzü her gün glikolik veya salisilik asit içeren bir ürünle temizleyin. Ardından, anti-aging etkisi olan bir krem kullanın. Bu kremlerin gündüz için tasarlanmış olanları, cildi çevresel faktörlerin etkilerinden koruyan antioksidanlar ve en az 15 SPF güneşten koruyucu içermelidir (20'li yaşların sonunda görülen erken yaşlanma belirtilerinin yüzde 60'ı güneşe bağlıdır). Geceleri, retinol içeren kremleri tercih edin. Bilimsel araştırmalar, bu kremlerin cildin kolajen sentezini artırdığını gösteriyor. Eğer hassas bir cilde sahipseniz, aktif madde olarak retinol yerine kinetin ve bakır içeren ürünleri tercih edebilirsiniz. Ama ne kullanırsanız kullanın, etkilerini görmek için en az altı ay beklemelisiniz. Bu süre zarfında, özellikle yanak ve göz çevresindeki ince kırışıklıkların görünümü hafifleyecektir.
    CANSIZ VE DONUK CİLT

    Işıltı çok sübjektif bir kavram. Sonuçta cildinizin ne kadar ışıldadığını ölçecek bir 'ışıldak-metre' yok. Ama bu herkesin onun peşinde koşmasını engellemiyor. Dermatologlar, cildin kutsal kitabı için son derece önemli olan ve her gün mutlaka uygulamanız gereken iki kural olduğunu söylüyor. Bunlardan ilki, minimum SPF 15 koruma faktörlü bir güneşten koruyucu kullanmak. Bir parça güneşlenmek cildin sağlıklı görünmesini sağlasa da, güneş ışınları uzun vadede cildin cansızlaşmasının başlıca nedeni, ikinci kural, cildi ölü hücrelerden arındırmak. Retinol, glikolik asit gibi kimyasallar ve granül parçacıklar içeren mekanik eksfoliantlar kullanabilirsiniz. Cildi ölü tabakasından arındırmak bir miktar iritasyona neden olsa da, sonuçta daha canlı ve sağlıklı bir görüntü elde edersiniz.
    MOR HALKALAR

    Keşke göz altındaki mor halkalar da tıpkı akan rimeller gibi te-mizlenebilseydi. Maalesef DNA rimele kıyasla hayli inatçı! Ve evet, çatlamış kılcal damarlarınızdan ve hiper pigmentasyondan kaynaklanan bu morluklardan anne ve babanızı sorumlu tutabilirsiniz. Kremlerin göz altı morlukları üzerinde pek bir etkileri yok. Ama eğer savaş açma hakkınızı kullanmak istiyorsanız, aramanız gereken iki aktif madde var; retinol (deriyi kalınlaştırıcı etkisi sayesinde koyuluğun daha az görünmesini sağlar) ve K vitamini (açılmış kılcal damarlara bağlı renk değişikliklerini hafifletir). Bu arada kapatıcıları da es geçmeyin. Yoğun, krem dokulu bir ürün seçin ve ince tabakalar halinde sürün. Küçük, düz bir fırça ile kapatıcıyı sadece koyu bölgelerin üzerine bastınn. Sonra temiz, nemli bir süngerle kapatıcının üzerine hafifçe toz pudra sürün - büyütücü bir ayna kullanarak çizgilerin ve kınşıklıkların içine pudra sürmediğinizden emin olun. Eh, genetik bilimi bu derde çare buluncaya kadar artık bunlarla idare edeceksiniz.
    GÖZ ALTI TORBALARI

    Uykusuzluk, iş yerindeki bütün veriminizi düşürmekle kalmaz, aynı zamanda kanınızdaki kortizol oranının yükselmesine ve cildinizin su tutmasına neden olur. özellikle geç yattığınız gecelerde, yatağa girmeden önce koca bir bardak su için. Bu, vücudunuzdaki tuz oranını ve dolayısıyla şişkinliği azaltacaktır. Başınızın yüksekte olmasını sağlayacak kalın bir yastık kullanın ki, sıvılann göz altında birikmesini engelleyin. Tüm bunlara rağmen, sabah kalktığınızda yine göz altlarınızda şişlik hissederseniz, poşet çayları sıcak suya koyup, buzlukta soğutun. Siyah çay, şişkinliğin azalmasını sağlayan bir madde içerir. Son olarak, kafein - su toplaması ile savaşır - içeren bir göz kremi kullanın.
    HEM YAĞLI HEM KURU

    Birçok dermatolog, karma cildi pazarlama teknolojisinin bir zaferi olarak görüyor. Yağlı bir alna ve pul pul olmuş yanak bölgesine sahip olan kadınlar içinse bu gerçek bir sorun. Çözüm: T bölgesindeki bölgeye yağlı cilt için, kuru bölgelere ise kuru cilt için önerdiğimiz bakımları uygulayın. Yanaklan ve göz çevresini köpüklü bir temizleyiciyle yıkayıp, nemlendiriciyle besleyin (veya bütün yüz için yağ içermeyen bir formül kullanın ve gereken bölgelere daha yoğun sürün). Aynca, yağlı cildin durumunu düzeltecek maddelerin (benzol perok-sid, salisilik asit) kuru bölgelere değmemesine özen gösterin.
    NE ZAMAN DERMATOLOGA BAŞVURMALI?

    1. Omzunuzdaki ben eskisinden daha büyük görünüyor. Araştırmalar, Amerika'da her yıl yaklaşık 10.000 kişinin cilt kanserinden öldüğünü gösteriyor. Bu, erken safhada fark edildiğinde yüzde yirmi iyileşme olasılığı olan bir kanser türü için oldukça korkutucu bir rakam. Kanserli oluşumlar sırtta, saç ve ayak parmaklarının arası gibi görünmesi zor yerlerde bulunabileceğinden, her sene check-up yaptırmak son derece önemli. Bütün cilt kanserleri cildin üst bölümünde başlar. Bu noktada hem gözle görülebilirler, hem de henüz zararsızdırlar. Bu yüzden, yayılmadan önce tedavi edilmeleri gerekir.

    2. Yüzünüzdeki sivilcenin hemen yok olmasını istiyorsunuz. Yaklaşan önemli bir gün, bir toplantı veya bir davet söz konusuysa - ve sabır seçeneklerden biri değilse - dermatolog ofisinde yaptıracağınız düşük dozlu bir kortizon iğnesi, şişliği ve kızarıklığı hemen yok edecektir. Wexler, "Normalde iyileşmesi 3-4 hafta sürecek bir sivilce, iğne yapıldıktan birkaç saat sonra neredeyse tamamen yok olabiliyor. En kötü ihtimalle, iyileşme süreci yüzde elli oranında hızlanıyor," diyor. "Genelde ertesi gün sivilceden eser kalmıyor. Ama daha da önemlisi, sivilcenin koyu renk leke veya iz bırakma riski de büyük ölçüde azalıyor.

    3. Cildiniz kızarıyor ve öyle kalıyor. Kırmızı şarap - hatta baharatlı yiyecekler, egzersiz ve sıcak suyla yapılan duşlar - durumu daha da kötü yapıyor. Belirtileri kronik yüz kızarması, hassas cilt ve akne ile karıştırabileceğinden, Rosea denen bu durumun teşhis edilmesi çok kolay değil. Tam bir tedavisi olmasa da, antibiyotik, reçeteli kremler ve lazer ile belirtiler belirgin ölçüde azaltılabiliyor.

    4. Cildiniz kurudan yağlıya doğru 180 derecelik bir dönüş yaptı. Kuru ciltlerde akne görülmesi, yağlı cildin kuruyarak pul pul olması veya normal bir cildin birdenbire hassaslaşması mümkün. Birçok kadın, 20'li yaşlardan 30'lara geçerken cildinde belirgin değişiklikler fark ediyor. Wexler, "30'lu yaşlarında, hamilelik veya doğum kontrol hapları yüzünden birdenbire sivilce sorunuyla karşılaşan hastalarım oluyor," diyor. Bir dermatolog, sorununuzun kaynağını bularak size gerekli tedaviyi önerecektir.

    5. Bacaklarınızdaki kılcal damarlar örümcek ağına döndü. Otob-ronzanlar, ince kılcal damarları kapatabilir. Dermatologunuza yapacağınız kısa ziyaretler ise onlardan tamamen kurtulmanızı sağlar. Damarların bulunduğu bölgeye yapılacak bir enjeksiyon, hem ince kılcal damarları, hem de varisleri yok eder. Ama 3-4 seans tedavi görmeli ve bir süre varis çorabı kullanmak zorundasınız. Bazı kılcal damarları lazerle tedavi etmek de mümkün. Fakat bacak-lardaki damarlar derinde olduğu için, lazer daha çok cilde yakın damarlarda işe yarıyor.
     
  2. 1 Haziran 2009
    Konu Sahibi : hikmet71
  3. zeysb

    zeysb Umutlu :) Üye

    Katılım:
    30 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.806
    Beğenildi:
    307
    Ödül Puanları:
    113
    a.s.emeğine sağlık
     
  4. 29 Haziran 2009
    Konu Sahibi : hikmet71
  5. JFR

    JFR Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Nisan 2009
    Mesajlar:
    175
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Ellerine saglik! Paylasim icin tesekkurler a.s.!
     
  6. 28 Haziran 2014
    Konu Sahibi : hikmet71
  7. angel_girl

    angel_girl Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Ocak 2014
    Mesajlar:
    465
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    38
    güzel paylaşım olmuş..keşke birde tedavi edilse artık bu problemimiz:KK43:( ben yıllardır cildimle uğraşıyorum doktor kontrolünde sonuş hep hüsran her yolu denedim:KK43:(artık yoruldum