Münir Nurettin Selçuk

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve kalemkitap2 tarafından 29 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    29 Ocak 2008
    Konu Sahibi : kalemkitap2
  1. kalemkitap2

    kalemkitap2 Kapsama Alanı Dışında ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    146

    1900 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Münir Nurettin Selçuk, 1917 yılında ailesinin ısrarı ile öğrenim için gittiği Macaristan’dan musıkî aşkıyla geri döndü. Dar'ül Feyz'i Musiki Cemiyetine devam etti ve Zekaizade Ahmet Irsoy'dan ve Besteniğar Ziya Bey'den musiki dersleri aldı. Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle adım attı. İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı.


    1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-ı Hümâyûn’da sonradan da Riyaset-i Cumhur Musıkî Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslûpla, 1928’de "Sahibinin Sesi" firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti ve aynı yıl Paris’e giderek Ses Tekniği konusunda öğrenim gördü. Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk Musikisi ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19. yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslubu "Bel Canto"dan etkilendi.


    Musıkî tarihimize tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçı, ilk solo konserini Paris dönüşü, 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük ilgi ve hayranlık uyandırdı. Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de başarıyla ilk kez uygulayan sanatçı o olmuştur. Daha pek genç yaşında çevresinde müthiş bir hayranlık uyandırdı, giyimine gösterdiği özenle, ciddiyetiyle ve tavizsiz sanat anlayışıyla bir efsane oldu. Batı’dan gelen etkileri (opera, tango, vs.) kendi Türk musıkisi okuyuş üslubuna korkmadan dahil eden Münir Nurettin Selçuk, kuşaklar boyu örnek alındı.


    Asıl beste çalışmalarına 1940-1941’li yıllardan sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti’nde görevi yaptı. Birçok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Münir Nurettin Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında günümüzün en önemli Türk musıkisi ses sanatçısı olan Alâeddin Yavaşça’yı sayabiliriz. Dünya müzik çevrelerinde de büyük ilgi görmüş olan sanatçı, 27 Nisan 1981'de hayata gözlerini yumdu.



     
  2. 9 Haziran 2008
    Konu Sahibi : kalemkitap2
  3. URANUS

    URANUS Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Eylül 2007
    Mesajlar:
    200
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Canım, şöyle bi 'sevdiğim dünyalar kadar, gel dese bir ün gel dese,
    nesi var ömrün nesi var, vesvese hepsi vesvese' demesi yok mu! Şimdiki o çok ünlü bazı ''sanatçılar'' kendilerini yırtmadan nasıl şarkı söylenir diye üstadı örnek alsalar. Babam zaman zaman anlatır, Paris'te bir ses yarışmasına katılmış, Türk olduğu için 2. olmuş, haksızlık yapılmış -babam konuyla ilgili duygusal davranıyor olabilir, bilemiyorum- Yarışmadan sonra sandallarla Seine Nehrinde gezintiye çıkılmış, Üstat başlamış; ''Aheste Çek Kürekleri, Mehtab Uyanmasın'' bütün kayıklar Üstadın olduğu kayığın çevresine toplanmış. Ne büyük zevk olurdu değil mi?