Murathan Mungan Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve eny tarafından 30 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  1. eny

    eny Guest

    Bis

    Maske ölmek isteğidir sevgilim
    takma yüzlerle yaşamak kendi tarihimizi
    büyük kopmalar gerekiyor büyük hayatlar için
    Kötülük her çağda din değiştiriyor
    unutmanın borçları ödeniyor
    ruhun imkanları adına
    Kundakçı laser yakıyor jeneriği
    Şairler gibi sözcüklere tapıyoruz bu dilsiz dünyada
    anlam ve kelimelerin içinde bulunduğu koma
    prova ediyor başka yüzyılların aynalarında
    her kip kullanım hattında buruşuyor
    aşk yoksa ölüm de yok
    boşlukta kenetlenen ilk buluşma
    çekimine girdiğimiz
    tarihin parçalayamadığı çekirdek
    Hiçbir oyun sonuna kadar masum kalmaz
    bunce reel yaşanırken cinnetin enkazı
    Metropoller hem İhtilal hem Devlet
    el değmeden ayıklanmış ruhun bütün kanalları yayına hazır
    oysa dehşet yatıyor derinliklerimizde
    dans bittiğinde birimiz ölecek
    Gümüş Kurşun hangisine sıkılmalı?
    geniş tut bu dansın adımlarını
    içimdeki demir kelebek
    başkalarının gözlerini kamaştıran
    savaş boyalarıdır imgenin dolaşımında
    bulmaca kayıtlarına Siyah Kare
    hikayeler kendi yasalarının içinden geçtikçe
    kramp içindesiniz
    yaygın vahşet günlük ölüm over dose..
     
  2. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  3. eny

    eny Guest

    Bu Ne Biçim Hayat

    Bu ne biçim Postacı
    Üç defa çalıyor kapıyı
    Bu ne biçim kel
    Hem merhemi var
    Hem sürmüyor başına
    Bu ne biçim biçimler
    İstediğiniz kadar çoğaltılabilir
    Memleket çok müsait buna
    Örneğin yeni bir komşu taşındı karşıya
    Bir baktım Fahriye Abla!
    Kırk yıllık bir rötar yapmış
    Erzincan Treni
    Ben gelmişim şu yaşıma
    O ise şiirdeki yaşından gün almamış daha
    Benimki ne biçim hayat
    Uymuyor ne gördüklerime
    ne duyduklarıma
    ne okuduklarıma
    Ben ne biçim benim
    Ne kendime benziyorum
    Ne başkalarına
     
  4. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  5. eny

    eny Guest

    Cam Yaz

    Adını arayan rumuz
    Eylüllerden yaz yap bana
    Bir dönümlük bir dünyada
    Şiirim mıntıka temizliği
    Cam şişelere koyduğum
    Eylüllerden yaz yap bana
    Bir dönümlük bir çocukluk
    gökkuşağı uçurtma
    mayın mantar ütopya
    yalancı mücevherler gibi
    birbirine benzemeyen şiirler yazdım
    okyanusa karşı ağladım sonra
    Bak ay karışıyor akşama
    Acemi mevsimlerdi
    Aşk adı altında yıllarca tek kale top oynadım
    Cam üfledi şiirlerimi
    Batık gökkuşağı, patlamış mayın
    yırtık uçurtma
    Eylül gelmeden bavulumda ütopya
    Kendime trenlerden ayrılık aldım
    bak ay karışıyor alnıma
    Adını arayan rumuz
    bu mantar sende kalsın
    Yırt at bu şiiri okuduktan sonra
     
  6. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  7. eny

    eny Guest

    İzin

    Bilmediğiniz kelimelerin altını çizin, derdi Öğretmenim.
    Bunca yıl, bunca yol, bunca hayat ve kitaptan
    sonra bütün kelimelerin altını çiziyorum
    -Öğretmenim, artık izin istiyorum.
     
  8. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  9. eny

    eny Guest

    Kupon

    ucuz bir efsane alın
    gündelik yaşamınızdan
    bir İmge biçin kendinize
    pazarın ürettiği görünmez kumaşlardan
    ya da değişik tarihli parçalardan
    yüzünüzü ısmarlayın
    yukarıdan aşağıya üç
    soldan sağa beş
    üç beş kişi
    sığdırın kendinize
    yedeğinizde bulunsun
    malum, bu durumlar belli olmaz
    her çekiliş için farklı
    kuponlar
    bu durak olmazsa önümüzdeki durak
    ilerleyelim beyler
    öldürdükçe içimizi önde boş yer var
     
  10. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  11. eny

    eny Guest

    Manşet

    Hayatıma manşet istiyorum.
    Birkaç manşete ihtiyacım var, günler tekdüze
    Karton filmlerden yapılma bütün serüvenlerin
    içinden geçtiğimiz karanlık tünel bizim olmayan gündelik
    Büyük bir köy artık bana tanınan, dünya!
    ölüm tek ticaretin
    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler
    sanal gerçeklikler için vurguna inmiş manşet
    Gözlerimize attıkları bandın sakladığı karanlık
    kimsenin ofsetinde kazınmıyor yalan sarmal grafik
    kendine çevriniyor
    Biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler
    Rekabetten başka yapacak bir şey bırakmıyorlar bize
    Şerefin, haysiyetin, adaletin ve ümidin
    eski moda öyküsüne bir biletim var, alıp cezalı bir biletle
    değiştiriyorlar. Sesim hiçbir metinde tanınmayacak böyle
    giderse.
    Aşık olmak istiyorum.
    Kendileri koyuyorlar kuralları. Naklen yayınlamak
    istiyorlar bütün duygularımı. Güzel pişmanlıklar yaşamak
    istiyorum, bırakmıyorlar, sterilize ediyorlar hemen yaşadığım
    her anı. Hilesiz kuşlar bile kartpostallarda tuzağa düşürülüyor,
    Tebrik ediliyor; poz verdiriliyor kanatlarına.
    Pozdan putlar yaratılıyor her yanda, afişlerde, ekranlarda,
    vitrinlerde, sokak pozlara tapmaya zorlanıyor insanlar.
    Zorlandıklarını hiç anlamıyorlar.
    Her yerde bela var. Olmayacak yerlerde üşüyorum.
    Çarşaflarımı denetliyorlar ben yokken. Pencereme konan kuşları
    takibe alıyorlar. Tek kişilik bir içbükey zaman bile
    bırakmıyorlar bana.
    Çıkmasam odam gömleğim oluyor. Çıkmasam sokaklar tundra.
    Aynaya bile şebekemi gösteriyorum.
    Bakın kimseyi dövmek istemiyorum. Aktör de olmak
    istemiyorum. Vücuduma ve ruhuma muhtacım. Rahat
    bırakmıyorlar. Yerimi bilmeliyim gitmeden önce. İzmarit olmak
    istemiyorum. Gençken ve yeniyken bir şeyler denemeliyim. Önce
    bir manşet bulmalıyım kendime, her şeye bir manşetten
    başlamalıyım.
    O zamanları anlatmak istiyorum.
    Zamanı öğrenmeye çalışırken yitirdiğimiz zamanları.
    Ölümden anlayan bir yanımız vardı gene de
    Sesimiz açılırdı. Uyurken korkardık. Sıçrardık uyku
    arasında ya da birinin elini tutardık
    Gecenin koyu kibrinde gölgelense de erden masumiyetimiz
    gelip geçerdik her şeyin yanı başından
    derinleşmekti en büyük tehlike
    Bağışlanırdık. Gençtik. Gençlik kaba cephane.
    hiçbir şeyin içimize fazla işlemesine izin vermezdik
    kahkahayla baş etmeye çalışırdık gözümüzle göremediğimiz
    her şeyle, ölesiye korkardık
    kendi içimizden tanımadığımız biri çıkacak diye günün
    birinde

    anonim bakış için rehin verdiğiniz gözler
    önünde
    geçip giden yazıp duran söyleyip eyleyen
    ben değilim
    duru suyun arı mantığın dingin optiğin
    önünde
    görülmek görünmek gözükmek isterim
    çok mu zor çok mu olanaksız bilmek isterim
    karşı durduğum şeyler vardır hayatta
    manifestoya varmadan daha kısa mesafelerde
    çözgüsü atkıya daha kolay dolanabilecek bir dolu yol
    derin çözümsüzlükte
    adı konmamış gizli bir sözleşme saklı madde
    imha ve imla
    ne çöllerde yiten geç dönemin mecnunları
    ne teneke kutularda biriktirdiğim madeni paralar
    en büyük günahımı işlemedim daha
    elementlerin minimal kullanımı
    daha yolun başındayım, yakında


    şimdiki zaman yalnızca çarşı
    pop ve popcorn zulmün bütün ayları
    iki bin yıllık kadim şehirlerde işkenceciler emniyet
    müdürü, katiller vali, Bağdat naklen bombalanıyor tarih ekrana
    çıkıyor, şifreli çantalarda taşınıyor parçalanmış haritalar, zulme
    çalışıyor devletin ve sermayenin bütün kanalları, polisler
    gazeteci, sarı kartlı muhbirler, satılık şeref koltukları,
    eski bir alınlık: Geçmişi anlamayan onu bir daha yaşamak
    zorundadır
    hem ortadoğudayız hem viyana kapılarında
    kuşe bir gravürde dağılıyor kimlikler değerler özsu; katil
    hep başkası çıkıyor kara piyasada kapalı iktisat
    her yıl geriye çalışıyor infilaka kadar körlük
    infilaka kadar kötülük
    herkes birbirine düşman olursa sistem mümkün oluyor ve
    buna, hayat işte, deniyor
    şairler biliyor sonuna geliyoruz büyük duvara
    herkes bir manşet bulmalı parçalandığı fragmanlara
    bugünlerden bir gün çıkacaksak eğer, çıkılacaksa,
    gömdüğümüz şeyler olmalı bugünlere, bir gün başka gözler
    bugünleri yeniden okuduğunda bizi görsünler diye, birkaç
    manşetlik kaba cephane
    ne yalnızca siper ne barikatta verdiğimiz ölüler
    şiir gizimizi herkesin gözleri önünde kaçırır geleceğe
    kolay kirlenmeyecek mecralar deltalara vurur akıntısı
    çıkarız çıkmalıyız acemi şiirler büyür başkalarının okuduğu
    olduğu yerde
    bizi de oldurur derin teorisiyle
    tekin olmayan şiirlerin kotuma altına aldığı yarınlar
    saklar kendi çocuklarını da
    eski ve kara bir şarkı yineler kendini başkalarının
    kaderlerinde:
    "kendini ele verdiğin yerde
    başkasına ihanet etmiş olursun
    yapma n'olursun!
    bizi almazken bizim kurduğumuz şehirler
    biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler
    varsın olsun sen gene de
    yapma n'olursun!"

    yarım bırakılmış bir fragman gibi,
    parçalanmışlığın sunduğu acemilikler gibi
    mükemmel olmaktan özellikle kaçınmış şiirler gibi
    söylenebilecek binlerce sözden yalnızca birkaçı gibi
    kirletilmiş kayıtsızlığın her vahşeti mümkün kıldığı bir
    dünyada
    hayatımızın başına çekin kendi manşetinizi
     
  12. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  13. eny

    eny Guest

    Metal

    pencerede kedi yalnızlığı
    metal bir ay fener
    böyle gecelerde yağmurun sesi
    kağıt hışırtısına benzer
    ışık yıllarının karanlık hızında
    yedi askı daha asılı yıldızlara
    takıyorum kulaklıklarımı
    dalmaya ve uçmaya hazır
    iki kişi olarak
    bölündüğüm yerde
    hard'n'heavy slowları
    yer değiştiriyor içimde bütün kişilikler
    tek başıma oynadığım çin ruleti
    bir jeton, bir zıpkın
    aynı anda işliyor
    kaatil ile maktul arasındaki en kısa yol
    kalkış takımları infilak ediyor
    dans bittiğinde birimiz ölecek
    büyük plato bildiriyor koşulları:
    tek kişilik düello bir metal tango!
     
  14. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  15. eny

    eny Guest

    Peynir Tenekesi

    nasır bağlamış elleri
    yüreğinin kapısını yıllarca
    kapalı tuta tuta
    yağmur öncesi bir buluta gizlenmiş
    unutmuş olsa gerek
    zorludur, öç alır pişmanlığın elleri
    getirir kor insanı bilmediği bir hududa
     
  16. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  17. eny

    eny Guest

    Sis Çanları

    ağır yol, uzak yapılar
    yaklaşmak için yaklaşık tanımlar
    onlarla çıktık yola
    yollarda kaldık
    sis bastı her yanı
    tutukluk çeken silahlar gibi
    sözcükler, fısıltılar, mırıldanışlar
    eksilerek vardık bir yapıya
    O mu, değil mi?
    Kim bilebilir şimdi
    kılavuzlar şehit
    şehitler hain
    gözlerimiz karanlık bir pusuda
    çoğumuz büyümüş, kimimiz ölmüş
    kendimiz bile tanıdık değiliz artık
    gözümüzden silinen düşün sabahında
    önümüzde açılan yeni bir uzay
    Şimdiki Zamana ait bomboş ve ölü anlar
    ne başka yer ne başka zaman
    bizler için hala biryerlerde çalınan
    sis çanları var
    belki bir gün buluşur diye
    aynı ormanda kaybolan çocuklar
     
  18. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  19. eny

    eny Guest

    Aşkın Karanlık Metali

    Karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
    dokunmasın kimse bana
    kimse ulaşamasın artık tenimin incinen yerlerine...
    uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
    zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
    biliyorum artık kimse yok kimsesizliğime...

    biliyorum aşka kimse yok
    aşkın karanlık metali soğuyor yüreğimin derinliklerinde...
    aşklarım, arkadaşlarım, dostlarım
    dağılıp gitti herkes
    içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde...