Mutluluk mu? (1)

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve rabiayuksel tarafından 21 Mart 2007 başlatılmıştır.

    21 Mart 2007
    Konu Sahibi : rabiayuksel
  1. rabiayuksel

    rabiayuksel Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Kasım 2006
    Mesajlar:
    90
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Mutluluk mu? (1)

    Sevgili Dostum,

    Bu ilk mektubumdan sonra daha birçok konularda tartışacağız ve doğru olanları bulmaya çalışacağız, paylaşacağız. Bakarsın yarım kalmış güzellikleri de.

    Meselâ mutluluk üzerine. Haklısın. Hepimizin kafasına takılan, sorular sordurtan, çelişkileriyle bizi oyalayan.

    Mutluluk nedir?

    Dünyamızda bu sözcük inanıyorum ki çeşitli tümcelerin içine yerleştirilerek her gün milyarlarca kez söyleniyordur.

    Geniş anlamda mutluluk ve karşıtı mutsuzluk. Sözlüklerde, bilgiliklerde Yemek tarifi gibi açıklanmaya çalışılıyor. Her insanın da kendine göre tanımlaması olacağına inanıyorum.

    Sanki birer reçete sözlüklerde okuduklarımız.

    Bütün özlemlere, bütün isteklere eksiksiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvanç durumu. Bir isteği, özlemi yerine geldiğinde duyumsanan sevinç. Deniyor.

    Her türlü özlemleri, istekleri eksiksiz ve sürekli olarak yerine gelmiş mutluluğa ermiş kimseye de mutlu deniliyor.

    Bütün isteklere sürekli erişebilmek! Mutluluk oluyor. Böyle biri birileri var mı acaba?

    Bir de mutlu azınlık var, ben onlara mutlu azgınlar diyorum yazımın içinde eğileceğim buna. Bir toplum içinde gönenç içinde yaşayan az sayıda kişilerden oluşan topluluk, varsıl kesim. Eksikleri olanlar var mı onlar arasında?

    Galiba şu sözlüklerde, bilgiliklerdeki yazılanlar onlar için geçerli!

    Kaş para mutlulukları?

    Kimileri ise bunun ne olduğunu ne olmadığını bile bilmiyor:

    “Geldik gidiyoruz”, “bu dünyaya değil kardeşim öteki tarafa”, “boş vermişim”, “garson şişeyi tazeleyiver, hadi koçum”, “bana ne yahu” gibi kelâmlarla yaşam geçiştirip duruluyor.

    Mutlu bir yaşam?

    Nasıl oluyor?

    Yaşamın mutlusu.

    Peki mutsuz bir yaşam?

    O nedir?

    Yukarıdaki tariflere göre yanıtlar gayet kolay.

    Mutluluğu aramak?

    Aradığının ölçütü ne?

    Bir çuval altın mı? Bir avuç gazoz kapağı mı?

    Neyi aradığını bilmeden yutkunmak.

    Piyango bileti al ozaman. Amorti mi? Çoğu kez de nefes dolusu küfür.

    Kader kısmet falan filân.

    Mutluluk kader kısmet midir? Mutsuzluk kadersizlik kısmetsizlik mi?

    Sözlüklerdeki reçetelere göre bende bu çağrışım oluyor.

    Eksiksiz ve sürekli.

    Adam akşam evine giderken bir ekmek, yarım torba da erzak götürüyor ve derin bir nefes alıyor. Rahatlıyor mu, mutlu mu? Yarın ne olur? Allah kerim!..

    Eksiksiz ve sürekli değilse buna ne denir?

    Mektup alıyor sevindim ve mutlu oldum diyor. Hangisi? Mutlu mu oldun, sevindin mi?

    Eksiksiz ve sürekli değilse buna ne denir?

    İcradan bir mektup gelirse ne olur? Üzüntü ve mutsuzluk mu? “Kulağıma küpe olsun” mu? Allah bana, ben sana mı?

    Bir bakıyorsun “buldum” diye feryat edenler de çıkıyor!

    Hamamdan donsuz gömleksiz fırlayan Archimedes gibi değil tabii ki.

    Doğru ya Arşimed sevindi mi mutlu mu oldu? O arıyordu buldu. Hani arayan Mevlâsını da belâsını da bulurmuş derler.

    Mutluluk Mevlâ mı Belâ mı?

    O feryat edenlere sormam gerekli, ne buldun?

    Aradığımı diyor.

    Gömü mü?

    Adam define arama aleti sanki.

    Bir başkası da tutup demez mi;

    “Hayatımın kadınını buldum.”

    Bir diğeri de;

    Hayatımın erkeğini buldum.

    Aşkımı buldum.

    Mutluluğa eriştik.

    Bir süre sonra suratı asılanlar “aradığım değilmiş meğer” derlerse, ne olur?

    Mutsuzluğa dönüş mü?

    Yarım kalan aşkımız!

    Yarım kalan mutluluk mu?

    Elle tutulur gözle görülür bir şey mi mutluluk?

    Yoksa insanın kendini aldatması mı?

    Sevgi gerçektir, ütopya değil diyorsun.

    Gerçek sevgi nasıl oluyor?

    Seviyorum demekle her şey bitmiyor.

    Ancak seni seviyorum diyebiliyor musun?

    İşte bunu sözcüklere sesli olarak dökmek önemsiz mi?

    Seni seviyorum derken bile ne kadar önemlidir o harflerin buluşmasındaki ton.

    Eğer yüreğinden geliyorsa.

    Sevginin siparişi olamaz kalıcı mı, gidici mi, yolcu mu?

    Diyorsun, o zaman sevgi de bir soru işaretli olmuyor mu?

    Sevgi kanaviçeye benzer; renklerini sabırla işlersin, gece uykunu böler, kalkar sabırla tek tek belki yanlış işlediğini söker düzeltirsin, tekrar emek verirsin.

    Sevgi doğmaktır.

    “Sevgi yaşanır, bir deney değildir.”

    Derken, mutluluğa geçişi de vurgulamak mı istiyorsun?

    Sevgi senin anlattığın gibi olursa yaşam çekilir ve yaşamak da sevilir.

    Sevgi her şeyin üstündedir.

    Sevgiyi sen kendine göre anlattın ama mutluluğu değil.

    Mutluluk nedir?

    Bana kalırsa; ütopyadır gerçekleşmesi olanaksız çarpıcı, ilginç tasarı ya da düşünce oluyor.

    Eğer iki insan arasında sohbetler bitmiyorsa, konular çekilir haldeyse sevgi devam ediyordur, her ikisi de ayrıca mutludur.

    Sorunlara ortak olarak katılır o iki insan, sorunlar onları yıkmaz. Bir ekmek az yerler ama iki dilimlik mutlu olurlar. Samanlık seyranlıktır da demezler. Anlaşabilecekleri ortak yanları her zaman vardır, gerisi vız gelir onlara.

    Evet sevgi kalıcı sevgi. Yüreğin devamlı kanat çırpması. Gelip geçen değil. O gözler nereye bakarsa onun fotoğrafını çeker. Dudaklardan eksilmeyen gerçek gülücükler. Bitmeyen gülücükler mutluluk olabilir.

    Bir de mutlu azgınlar var, mutluluğa doymayan azgınlar! Onların doymadığı mutluluk bizim tartışmamız değil. Servetleri kadar mutlu olanlar fakat; varsıllığın sınırını çizmeleri ile mutluluğu eşleştiren mutlu azgınlar.

    Nurettin Kurtuluş
    www.24haber.com