Mutluluk Nerede???

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve EU1 tarafından 31 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    MUTLULUK NERDE??

    Genç kız gittiği hastanede çevresini anlamsız bakışlarla izlerken aklında cevaplamayı istediği yüzlerce soru vardı. Zaman ilerledikçe hem heyecanlanıyor, hem korkuyor hem de nasıl anlatmalıyım diye içi içini yiyordu.

    Gittiği hastane çevrenin en iyi hastanelerinden biriydi .Doktorları da iyiydi. Ama bu onun içinde en ufak bir kıpırdama hissettirmiyordu. Çünkü biliyordu olacakları. İçeriye girecekti, doktor şikayetini soracaktı, o da hemen hayattan zevk almıyorum diyecekti. Doktor şöyle bir bakacak sonra da neden, ne zamandır gibi anlamsız birkaç soru soracaktı ve sonra direk karnesine depresyon başlığı adı altında birkaç ilaç yazacaktı. Bilindik tabloydu yani.

    Zaman ilerlerken çevresindeki insanları süzmeye başladı. Hepsi de çok farklıydılar. Bazıları kendisi gibi oldukça normal görünüyorlardı. Şöyle bir düşünce geçti aklından “demek ki aslında çevrede gördüğü birçok insan da kendisi gibiydi belki de . Yani dışardan hiçbir sorun yokmuş gibi görünen ama içlerinde fırtınalar kopan...” Bazıları ise bir başkasına muhtaç şekildeydiler. Dünyayla bağları kopmuş durumdaydı adeta.. Acaba onların yerinde olsaydım ne yapardım diye düşündü genç kız. Bu şekilde yaşadıkları halde hala hayata tutunmanın yolunu arıyorlar. “Neden acaba?” diye sordu kendi kendine. Cevabı bulmaya çalışırken sekreterin kendisini anons ettiğini işitti.

    Korku, telaş, aklı karmakarışık doktorun odasında buldu kendini. Ona kalsa odanın kapısından geri dönerdi ama ablası getirmişti onu ve saatlerce beklemişti onunla birlikte. İstemeye istemeye girmek zorunda kalmıştı odaya…

    İçeri girer girmez diğer doktorların aksine gülen bir yüzle karşılamıştı doktor onları. Herhalde ablam var diye böyle davranıyor diye geçirmişti içinden genç kız. Nasıl olsa ablası az sonra çıkacaktı dışarı ve görecekti şuan gülücükler saçan doktorun gerçek yüzünü. Sorunu anlatmıştı ablası. Ablası anlatırken doktor arada genç kıza sorular sormuştu. Sonra ablasını dışarı çıkardı doktor. Yalnız kaldılar. Doktorun davranışlarında beklediği değişmeyi görmeyince sanki içinde bir ışık parlayıvermişti. Konuşmak istiyor, ama söyleyemiyordu yüreğindekileri. En sonunda dayanamayıp ben konuşamıyorum içimdekileri yazsam olur mu diye sormuştu doktora. Doktor da hemen kabul etmiş ve bir hafta sonraya randevu vermişti kendisine. Haftaya bugün demişti doktor aklındaki her şeyi anlatmanı istiyorum yoksa sana yardımcı olamam ve ben de tüm diğer doktorlar gibi sana ilaç verir seni eve gönderirim ve sen de yine aynı şekilde ilerlemeyi bırak gerilemeyle gelirsin karşıma. Senin konuşmaya ihtiyacın var demişti. Bu sözleri duymak genç kıza daha bir güven vermişti…

    Bir hafta boyunca içindekileri yazmaya çalıştı genç kız. Kimi zaman yazdıklarını başkası okursa düşüncesine kapıldı o yüzden her şeyi yazamadı. Ama genel hatlarıyla doktorun okuduklarından sonuçlar çıkaracağına emindi.

    Bir hafta geçmiş ve yine doktorun odasında bulmuştu kendini. Doktor yazdıklarını büyük bir dikkatle okuyor o okurken genç kız da doktoru izliyordu. Onun mimiklerini seyrediyordu. Anlayıp anlamadığını anlamak için. Doktor yazıyı okuduktan sonra yazılanlar hakkında birkaç soru sordu. Sonra derin bir nefes aldı ona mutluluğun nerede olduğunu anlatmaya karar verdi.

    Şimdi anlatacaklarımı hayal et dedi doktor genç kıza. Genç kız başıyla tamam anlamında bir işaret yaptı ve doktor sözlerine devam etti. “ Kupkuru bir çölde yapayalnız kaldığını hayal et. Güneş inanılmaz derece de yakıyor bütün vücudunu. Adeta başından dumanlar çıkıyor. Dayanamayacak durumdasın ama hala dayanıyorsun. Ümitsizce su bulabileceğin bir yer ararken birden bir kuyuya rastlıyorsun. Heyecanla yanındaki kovayı kuyuya atılıyorsun ama bir de bakıyorsun ki kurmuş kuyu. Büyük bir pişmanlık yaşıyorsun. Yoluna devam ediyorsun dakikalar geçtikçe az önceki halinden daha beter oluyorsun. Sürünmeye başlıyorsun artık. Derken yine bir kuyu buluyorsun yine atıyorsun kovayı ve yine kurumuş bir kuyu. Defalarca aynı şeyi yaşıyorsun. Ve artık içindeki şevk yok oluyor. Artık bilinç altında bütün kuyuların kurumuş olduğuna inanmaya başlıyorsun. Ölmek istiyorsun. Kurtulmak adına. Önüne bir kuyu daha çıkıyor ama sen olduğun yerde öylece ölmeyi bekliyorsun. Kuyuyu görüyorsun ama gitmiyorsun yanına. Nasıl olsa tıpkı diğerleri gibi düşünüyorsun. Ama gitsen belki de bu senin kurtuluşun olacak. Fakat sen denemek bile istemiyorsun. Oracıkta öylece ölümü bekliyorsun. “ Genç kız adeta büyülenmiş gibi doktorun söylediklerini dinliyordu. Belli ki aklında yüzlerce şimşek çakıyordu. Doktor bunu anlar anlamaz hemen sözüne devam etti. “ Mutluluğu bir meyve olarak düşün. Ama öyle her meyve gibi rahatça koparabileceğin bir dalda değil. En uzun ağacın en üst dalında. Ona ulaşmak hem çok kolay hem de çok zordur. Bunu zor yada kolay yapmakta sadece senin elindedir. O dala çıkmak, çıkmayı göze almak demek bir sürü riski göze almak demektir. Çıkarken ayağın takılacak düşeceksin belki, yada vücudun çizilecek ağacın dallarından, yada ne bilim tam ulaşmışken o dala küt diye yere yapışacaksın sıfır noktasına geleceksin belki. Ama ne olursa olsun o meyveyi almaya çalışmalısın. Hayattaki en büyük hedefin bu olmalı.” Dedi. Genç kız “Ama ben o kadar güçlü değilim ki” dedi doktora. Doktor “ hayır sandığından çok daha güçlüsün emin ol dedi. Ben bu gücü sende görmesem sana ilaç verir seni evine yollardım. Ama sen de bu güç var sadece kendine inancın yok. Sen mutluluğun nerde olduğunu biliyorsun ama olmadan olacaarı düşünüyorsun. Ağacın dibine geliyorsun ve hayal ediyorsun ya düşersem, ya çizilirse bir yerim diye. Senin doktora değil kendine güvenmeye ihtiyacın var. Ben bir daha buraya gelmeni istemiyorum sen bunu kendi başına çözebilirsin . Ben sana güveniyorum ve sen de kendine güvendiğinde hiçbir sorun kalmayacak inan bana…”

    Genç kız odadan çıkarken aklında hala yüzlerce soru vardı ama bu soruları nasıl çözeceğini de biliyordu artık. Yapması gereken tek şey korkmadan o ağaca tırmanmaktı. Ve bunu yapacaktı. Çünkü hiç tatmadığı bir meyvenin tadını bilemezdi insan ve bu meyveyi tatmadan da gitmek istemiyordu bu dünyadan…

    ………………………………………………………..
    nur1835​
     
  2. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  3. BenNazKsK

    BenNazKsK Çiçek&Böcük:) Pro Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.956
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Emin ol Meleğim tadacak daha çok meyva var bu dünyada ...Heleki taptaze henüz ufacık yaşında olan bir genç kızımız için:)Yüreğine sağlık ablasının güzeli..Her yeni güne kalktığında, önce aynaya bak ve bir kez kendin ,birkezde ablan için GÜLÜMSE..
     
  4. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  5. MXIXHRXIXMAH

    MXIXHRXIXMAH Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    13
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    harika bir yazı hayattan bıkmış insanlara ilaç gibi gelir
    eminim tekrar tekrar okumalı ve o meyve ağacına bıkmadan tırmanmalı sağol
     
  6. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  7. Kuzey

    Kuzey Popüler Üye Üye

    Katılım:
    30 Ocak 2007
    Mesajlar:
    2.039
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Nurum cok güzeldi, cok anlamliydi, tesekkür ediyorum paylasimin icin.
    Eline, yüregine saglik canim.
    Hayatin boyunca güzellikler mutluluklar seninle olsun:1hug:
     
  8. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  9. EU2

    EU2 Guest

    Nurum cok güzel bir yazi canim,emegine saglik...
    Aramaz uzaklarda insan bilse,
    Mutluluk hicbir yerede degildir,
    Bizde degilse.
     
  10. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  11. EU1

    EU1 Guest


    ne güzel bir yazı canım Şeniz

    mutluluğun meyvesini almak içn olgunlaşmak gerekiyomuş demek ki
    olgunlaştıkça yere daha sağlam basılıyormuş demek ki

    ama olgunlaşana kadar kalbimize nasıl söz geçireceğiz diye düşünürüz hep bak bugün de bitiyor yine battı güneş yarın yine doğacak ve biz nasdıl geçecek diye düşünüp dururken bi bakmışız ömrümüz geçmiş gitmiş ellerimizin arasından ve acımızın yasıyla geçirmişiz zamanımızı ne kadar yazık değil mi aslında

    ben bile bile lades diyorum işte bile bile yasıı tutuyorum içimde sönen aşk alevinin ama bu kadar acı çeksemde biliyorum ki geçecek bu zorlu günler şuan kapattığım kalbimin kapısı yine açılacak başka yolculuklar için

    rabbim herkes için en hayırlı olanını versin inş
    ne kadar umutsuz olsak da mutlaka biryerlerde gizlenmiş umutlar vardır ne olursa olsun onları bulmaya çalışmaya varmısın canım ?

    elbette bazen çiçek açıp bazen solacağız
    elbette daldan dala konup sonra uçacağım
    elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım

    en büyük acılar unutuluyorsa
    neden korkulur hayattan ŞenizŞeniz

     
  12. 31 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU1
  13. Merdiyet

    Merdiyet BoNcUğUm Üye

    Katılım:
    22 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    495
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    emeğine sağlık nurum harıka bı yazı diğer arkadaşlarında okumalarını isterim üzerinde çok düşülmesi gereken bir konu hepimiz su dolu kuyuları bulucaz inşallah... Mevlam Her Zaman Yar Ve Yardımcın Olsun
     
  14. 1 Eylül 2007
    Konu Sahibi : EU1
  15. EU1

    EU1 Guest

    nurum bak ne guzel harika yazmissin,msnede konusurken soylemistim sana hatirliyormusun,hayatimizda annemiz babamiz esimiz cocugumuz olsa bile biz yine tekiz,kendi basimiza bir bireyiz.kendimizden bir tane bile yok.biz dusunuyoruz biz yonlendiriyoruz bu vucudu,yuksek yerden bakarken yanimizda biri olsada,bi cicegi bir agacin dalini tutarken yanimizda birisi olsada yine kendi gozunle bakip kendi ellinle tutuyoruz hayati.sen bu hayatin meyvelerini tek tek toplayip hayatta guclu olarak devam edebilecek guctesin inan.allah omur verdigi kadar hayata mutlu huzurlu saglikli yasaman dilegiyle.......mutlulugun daim olsun
     
  16. 1 Eylül 2007
    Konu Sahibi : EU1
  17. emcan01

    emcan01 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.662
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    148
    ben o ağaca çıkıyorum ama hep ağaç uzuyor ve bir türlü o meyvayı alamıyorum.
     
  18. 1 Eylül 2007
    Konu Sahibi : EU1
  19. CitlembiK

    CitlembiK Bir kalbe girmek nasip, kalmak marifet... Üye

    Katılım:
    23 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    3.154
    Beğenildi:
    1.172
    Ödül Puanları:
    188
    Mutluluk eğer çok kolay elde edilen bir şey olsaydı zoru başarmanın,
    elde edilenlerin tadı bu kadar güzel olmazzdı...
    herşey çaba harcadıkça tatlanır güzelleşir...
    umut herşeyin başında gelimelidir ki... yaşama sevinci olsun içimizde...