Mutluluk Yemeği

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve yaren_76 tarafından 3 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    3 Haziran 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Evlendiniz
    Evlilik sofrasında mutluluk yemeğini yemek istiyorsunuz.Çünkü her evlenen
    genç bunu ister.
    Peki bunun için ne yapıyorsunuz? Parmağınızı bile oynatmadan eşinizin sizi
    mutlu etmesini mi bekliyorsunuz?

    Öyleyse boşuna beklersiniz.Siz beklerken mutluluk yanınıza uğramadan çekip,
    gider.
    Çünkü yemeği yemek için ocağa koymak gerek. Sofraya oturmak için sofrayı
    hazırlamak

    Şayet yemeği ocağa koymak ve sofrayı hazırlamak zorunuza gider de masada
    beklerseniz yemekler kendiliğinden gelip önünüze dizilmez.

    Peki ne yapmanız gerek?
    Önce evlilik sofrasını açın. Mutluluk yemeğini itinayla pişirin. Pişen
    yemeği huzur tabaklarına koyun. Tabakların üzerine biraz tebessüm tozu
    dökün. Bardaklarınıza neşe meşrubatı doldurun. Vazonuzda birkaç tane saadet
    gülü bulundurmayı da ihmal etmeyin.

    Oda sıcaklığına gelince: Ne negatif enerjinizle donsun. Ne de sinir
    katsayınızla sıcaklığı otuzlara vursun.
    Lisan-ı haliniz bahar meltemi estirsin. Dudaklarınızdan dökülen kelimeler,
    temmuzda toprağı ferahlatan yağmur damlasına dönsün.

    Belki de söylenenler sanıldığı kadar kolay değil. Belki de Söz uçup
    gidiyor.Yazılanları uygulamaksa hayli zor oluyor.

    Çünkü kimi sofralar zor kuruluyor. Kimi mutluluk aşları zor pişiyor. Ocağı
    yakmak için bir hayli uğraşmanız, bayağı bir nefes tüketmeniz
    gerekebiliyor.
    Kimileri yemeklerinin üzerine dökülen tebessüm tozundan hoşlanmaz.
    Yemeğinin huzur tabağına konmasını istemez. Neşe meşrubatından nefret
    edenler bile var.

    Ya eşleriyle birlikte yemek yemeyenler, yemekten zevk almayanlar?
    Hangi tür mutluluk yemeği yaparsanız yapın sizinkini beğenmeyip,
    başkalarıyla aynı yemeği yemeğe bayılanlara ne denemeli?
    Bu durum karşısında nasıl davranılmalı?
    Haydi bana eyvallah, ben de kendime başka bir sofra arkadaşı bulurum mu
    demeli? Böyle demek çözüm mü? Bir celsede bu kelimeyi söyleyenler,
    aradıkları arkadaşı bulabiliyorlar mı?

    Birazcık durun ve düşünün!..

    Yeni arkadaşınızın eski arkadaşınızla aynı karakterde olmadığını nereden
    bilebilirsiniz?
    Ben onu tanıyamamışım. Bunu tanırım derseniz yine yanılabilirsiniz.
    İsterseniz evlilik sofrasındaki mutluluk yemeğinin tarifini değiştirelim ve
    bir deneyelim.
    Yine evlilik sofrasını açın.Mutluluk aşının yanına biraz da sabır çorbası
    yapın .Zor da olsa üç beş tane kabuklu imtihan cevizi ekleyin.Çorbanızın
    üzerine siz sevmeseniz de eşinizin sevdiği acı baharatlardan oluşan bir
    karışımı kızgın yağda kavurarak dökmeyi unutmayın.Belki biraz ağzınız
    yanabilir. Mideniz kavrulabilir.
    Fakat sabır çorbasının bütün hastalıklara iyi geldiğini unutmayın.
    Karanlık gecelerin gündüze hamile oluğunu biliyorsunuz. Ben sabahı
    bekleyemem derseniz.Hiç bir sabahı göremezsiniz. Hiçbir güneşin muhteşem
    doğuşuna teşne olamazsınız.

    Sabaha kadar goncanın başında açılışını beklediği halde, sabrını tüketip
    sabaha yakın uykuya dalarak tomurcuğun açılışını göremeyen bülbül gibi
    olmayın.
    Her şeyin sancılı bir dönemi vardır. Anne o sancıları çekmese yavrusunu bu
    denli bağrına basamaz. İnsan dünyada sıkıntılara sabretmezse cennet de ona
    zevk vermez.
    Bir kalemde her şeyi silmek kolay.Deli bir adam bir kibritle bir evi yakıp
    kül edebilir.

    Unutmayın: Bu dünya hizmet yeridir. Ücret ve mükafat yeri değildir.

    İmtihan sıkıntısını çekmeyen öğrenci başarı belgesini eline alamaz.​


    Alıntı