Müzayede

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve Elif tarafından 30 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    30 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.608
    Beğenildi:
    5.137
    Ödül Puanları:
    438
    Adam zengindi. Hem de birçoklarinin hayal edemeyecegi kadar.
    Ülkenin en güzel sehirlerinin en güzide semtlerindeki dairelerinin
    sayisini bile bilmiyordu. Ayrica, bir antika meraklisiydi.
    Elindeki zengin koleksiyonun degeri de tahminleri zorluyordu.
    Çiftlikleri ve arabalari da vardi tabii.
    Islettigi magazalarda binlerce insan çalisiyordu.
    Herkes,
    'Keske onun yerinde ben olsam! ' diye düsünüyordu.


    Gelin görün ki o, bulundugu yerden hiç memnun degildi.
    Her seye sahip oldugu dogruydu. Ancak, içinde, bir yerde derin bir bosluk
    vardi.
    Kendisine 'Baba! ' diye sarilacak bir çocugu yoktu.
    Yillardir
    esiyle birlikte bu yalnizligi, bu eksikligi içten içe
    hissetmislerdi.
    Ama umutla dua etmeye, sabirla beklemeye devam ediyorlardi.


    Esi, ressamdi.Kadin hayal ettigi bebekleri, çocuklari büyük bir


    ustalikla yagli boya tablolara çiziyordu. Ancak resimleri sadece
    sergiliyordu. Resmini yaptigi bebekleri, çocuklari kendi
    çocuklari gibi
    seviyordu. Haliyle, çocuklarini para karsiligi bir baskasina
    satmak
    aklinin ucundan geçmezdi.


    Sonunda ihtiyarlik günleri gelip çatti. Artik çocuk sahibi olma
    hayalleri bitmisti. Fakat beklenmedik bir sey geldi baslarina.
    Agir bir
    trafik kazasi geçirdiler. Adam hafif yarali olarak kurtuldu.Ancak
    karisi ciddi bir beyin hasari ile yogun bakimda aylarca yatti.


    Adam karisinin sagligi için servetinin önemli bir kismini
    harcadi.
    Derken, doktorlar karisinin kismen iyilestigini
    söylediler.Kadin eve
    döndü. Ama artik eskisi gibi degildi. Adeta bir çocuk gibi
    yasiyordu.


    Karisinin gündelik islerini yapabilmesi için bir bakici hanim
    çalisiyordu yanlarinda. Kocasini savasta kaybetmis genç
    hanimi, adam ve
    esi çocuklari gibi sevdiler. Eve biraz olsun çocuk civiltisi
    getiren
    iki küçük çocugunu da torunlari bildiler. Bu arada evin hanimi
    eskiden
    oldugu gibi resimler yapmaya çalisti. Beklenecegi gibi tablolari
    eskisi
    kadar basarili degildi. Yine de kadinin eski günlerdeki gibi
    mutlu
    olmasina yardimci oluyordu.


    Yillar hizla akti. Kadin bir gün beyin sorunlari nedeniyle
    öldü.
    Adam, bakici hanim ve iki yetimini degerli hediyelerle evlerine
    gönderdi. Çok geçmeden adam da kalp krizi geçirerek hayata veda
    etti.
    Böylece hayalleri süsleyen o koca servet sahipsiz kaldi.


    Ilk olarak paha biçilmez antikalar büyük bir müzayedede satisa
    sunuldu. Ilk parça adamin esinin beyin özürlüyken yaptigi bir
    tabloydu.
    Bir özürlünün umutlarini döktügü, ruhunu ortaya koydugu bu
    mütevazi
    tabloya kimse dönüp bakmadi bile. Herkes az sonra önlerine gelecek paha
    biçilmez antikalari bekliyordu. Saticinin 'Artiran var mi? '
    diye bagirisina salondan tek yanit gelmiyordu.


    Salondaki sessizligi, müzayedeye ilk defa gelen bakici kadinin
    sesi bozdu. Annesi gibi sevdigi bir kadinin, çocuklari gibi
    sevdigi
    tablosuna müzayede salonunda pek alisik olunmayan bir teklifle
    müsteri
    oldu. 'Bes dolar! 'diye bagirdi acemice. Daha fazlasi yoktu
    cebinde.
    Umutla bir baskasinin kendi teklifini arttirmasini bekledi.


    Sessizlik yine bozulmadi. Müzayede yöneticisinin 'Satiyorum,
    satiyorum, saaaaat...tim.' demesiyle tablo sadece 5 dolara kadinin oldu.
    Müzayede yöneticisi satilan tabloyu bir kenara koymak yerine çerçevenin
    arka yüzünü herkesin görebilecegi biçimde yukari
    kaldirdi.
    Tablonun arkasinda katlanmis küçük bir kagit parçasi vardi.


    Yine herkesin gözleri önünde kagidi aldi ve açti.
    Özenli bir el yazisiyla yazilmis notlara göz gezdirdikten sonra
    kalabaliga döndü.
    'Bayanlar ve baylar; müzayede bitmistir! ' Sonra kagit üzerindeki
    notu
    seslice okudu.


    'Kim esimin bu mütevazi emegine deger vererek bu tabloyu satin
    almissa, esime verdigim degerden çok daha azini hak eden
    servetim de
    onundur.'


    Ailemizde birbirimiz için yaptigimiz her isin ardinda böyle bir


    not olmali mi dersiniz? ' Karimin benim için yaptigi her sey,
    benim
    deger verdiklerimden çok daha degerlidir ' gibi.
    ' Kocamin benim için yaptiklari, onun sahip olduklarindan çok
    daha paha
    biçilmezdir ' gibi. Ve çocuklarimizin bizim için sevgiyle
    yaptiklari,
    kendi ruhlarini tasirip da ortaya koyduklari güzel seylerin
    ardinda
    yazili bu notu okuyabiliyor muyuz?


    Dünya belki de bir açik artirma salonudur.
    Gördügümüz herseye
    birileri paha biçer. Sirf baskalarinin biçtigi degerler
    üzerine yeni
    degerler eklemek için, ömrümüzü bizim için en degerli olanlari


    unutarak, hatta bazen kirarak tüketiyor olabiliriz.


    Sevimli bir çocugun babasi ve annesi olmanin degeri borsalarda
    ölçülemiyor. Fedakar ve sadik bir esin bizim için yaptiklarini
    hiçbir
    insan kaynaklari uzmani hesaplayamiyor.


    Oysa, hepsi antika.. Kimsenin görmedigi, kimsenin fark etmedigi
    kadar özel ve güzel degerler.


    'Müzayede' bitmeden birbirimize deger verelim
     
  2. 30 Eylül 2006
    Konu Sahibi : Elif
  3. Lereenim

    Lereenim Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.216
    Beğenildi:
    161
    Ödül Puanları:
    353
    Elifciğim paylaştığın bu güzel yazı için teşekkürler.Ve"Müzayede "bitmeden gerçekten birbirimize değer verelim.