Nazar veya Göz Değmesi Tılsımları:nazar:

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve derman tarafından 26 Kasım 2007 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  1. derman

    derman Gökkuşağı istiyorsan ;yağmura katlanmalisin. Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.141
    Beğenildi:
    1.558
    Ödül Puanları:
    163
    Nazar veya Göz Değmesi Tılsımları:nazar:

    Dilimizde, "göz, bakma, bakış, fikir, düşünme, mülahaza, niyet, dikkat, iltifat, teveccüh..." anlamlarında kullanılan Arapça asıllı bu kelime, gözden geçtiğine inanılan bir hastalığın da adıdır.
    Nazar kelimesi Türkçede kem göz manasına de gelmekte ve daha ziyade "gelme", "uğrama", "değme" ve "etme" fiilleriyle birlikte; "nazara gelme", "nazara uğrama", "nazar değme" ve "nazar etme" şeklinde kullanılmaktadır. "Nazarcılık" deyimi; nazarın zarar verebileceğini kabul eden düşüncenin adıdır.
    Nazar, bugün için henüz pozitif ilimlerin ilgi alanına girmemiştir. Girip girmeyeceği ya da ne zaman gireceği belli değildir. Zira pozitif diye tanınan bilimlerin kendilerine mahsus birtakım yöntemleri ve bazı kuralları vardır. Olayları bu yöntemlerle inceler ve bir sonuca varmaya çalışırlar. Nazar ise bu aşamada, fizik ya da kimya laboratuarında incelenip deneye tabi tutulacak durumda değildir. Aksine bugün, bu ilimlerle uğraşanların ekseriyeti bilhassa doktorlar nazarın fizik etkisini kabul etmemektedirler.
    Buna rağmen, gerek folklor olarak gerekse dînî bir inanç olarak, dünyanın hemen her yerinde milyonlarca insan nazarı tanımakta ve ona inanmaktadır. Nazarla ilgili olayları anlatan haberler de tevâtür derecesine ulaşmaktadır. Nazarın mahiyetinin bilinmemesi, onu inkâr etmeyi gerektirmez. Nazar gibi tabiî hayatta veya zihin boyutunda bugünkü ilmî metotlarımızla açıklanması mümkün olmayan olaylara "metapsişik" veya "parapsikoloji" denmektedir.
    Halk arasında bazı kimselerin, mahiyeti ilmî olarak açıklanamayan olağanüstü nazar (göz değmesi) güçleri olduğuna inanılır. Bu güce sahip bir kimsenin, bir insana, bir hayvana ve özellikle bir çocuğa bakmakla durup dururken hastalık, sakatlık, ölüm gibi bir olayın meydana gelmesine yol açacağı sanılır. Her hangi bir olay böyle bir sebebe bağlandığı zaman "nazar değdi", nazara geldi", "nazara uğradı" denilir. "Kem göz" tâbiri de, nazarı değen kimseler için kullanılır.
    Halk arasında açık, çiğ mâvi (gök) gözlerde nazar gücü olduğuna inanılır. Bu inanca dayanılarak mâvi gözlülerin kötü niyetli, kıskanç, başkalarına zarar vermekten hoşlanan kimseler olduğu söylenir. Ancak, bu anlayışın doğruluğunu kanıtlayıcı hiçbir kesin delil yoktur. Bazı yörelerde kıskançlık duygusunun nazara yol açtığı inancı da yaygındır. İşte isâbeti ayn yani bu kötü bakışın, kötü gözün değmemesi için çocukların elbiselerine dikilen mâvi camdan küçücük tespih tanesi şeklinde, bazen göz şeklinde olan, ortaları delikli cam yuvarlara nazar veya göz boncuğu denilir. Bunların beş parmak şeklinde olanları da vardır. Bazı yörelerde şimdi bile çocuklara, atlara ve nazar değmesinden korkulan diğer hayvan ve eşyaya da nazar boncuğu takanlara rastlanır. Böyle mâvi boncuk, muska, çörek otu, mâşallah gibi birkaç nazarlığın bir arada olup birtakım teşkil edenlerine de "nazar takımı" denir. Bunun yanında çeşitli nazarlıkların kullanıldığı da bilinmektedir. Ancak, bunların tıp yönünden bir faydası olmadığı gibi, bâtıl inançlar devam ettirildiği için de bu tür davranışlar dinimizce haram kılınmıştır. Sevgili Peygamberimiz de nazarlık kullanmayı hoş karşılamamış, bu gibi şeyleri üzerlerine asan kimselerin bey'atlerini kabul etmemiştir. Diğer taraftan Resulullah (s.a.v.): "Göz değmesi gerçektir." buyurmak suretiyle bir mânevî faktöre işaret etmişlerdir. Şu halde İslâm'da göz değmesi (nazar) vardır. Ancak, nazar boncuğu takmak vs. bâtıl inançlardan sayılmıştır.
    Folklorumuzda Nazar ve Nazardan Korunma
    Nazardan korunmak için akla gelen ilk tedbir, nazar değmesi muhtemel kişi veya nesneleri nazarının değeceğine inanılan kişilerden kaçırmaktır. Bunun içindir ki, yeni doğan bebekler kırk günlük olmadan sokağa veya tanımadık kişilerin karşısına çıkarılmazlar, hatta sıhhatli ve güzel çocuklar da elden geldiğince nazarının dokunma ihtimali olan kişilerin karşısına çıkarılmazlar. Sevgi ve hayranlık yüklü bakışlar, aşırı okşama ve öpmeler olumsuz neticeler verebileceği inancına göre, hoş sözler yerine halk arasında maskara, çirkin gibi kötüleyici tarzda ters etkileşim yaratacak kelimeler kullanılır. İnsan veya nesnelerin güzelliklerinden söz edilecekse; söze "maşallah"la başlanır.
    Halk arasında çoğunlukla ani baş ağrısı biçiminde bir belirti ile kendini gösteren rahatsızlıklar nazarla ilintilendirilir. Nazar sebepli rahatsızlığın diğer belirtileri de şunlardır: Uyku kaçar, göz yaşarır, insan sık sık esner, baş dönmesi, baş ağrısı, ateşlenme; küçük çocuklarda devamlı ağlama gibi haller görülür. Akabinde vücut zayıflar, hasta durgunlaşır. Zamanla vücutta çarpılmalar meydana gelir, bu durum öldürücü de olabilir.
    Nazarın etkisi sadece hastanın kendisiyle sınırlı değildir. Halk arasında, nazar değenin malına ve eşyasına da bir zarar geleceğine inanılır. Bu sebeple nazarın isabetinden ve etkisinden korunmak üzere bazı tedbirlere başvurulmaktadır. Bunlar korunma ve kurtulma tedbirleri olmak üzere iki kısma ayrılır.
    Korunma tedbirleri olarak çocuklara, at, dana, inek, vb. hayvanlara, ev, dükkan, otomobil gibi eşyaya nazar boncuğu, at nalı, üzerlik otundan yapılan kolyeler takılmakta bazı yörelerimizde de özellikle çocuklara kurt, ayı, kartal, leylek gibi hayvanların diş, tırnak ve kemiklerinden yapılan nazarlıklar takılmaktadır. Böylece nazarın isabetinden korunulacağına inanılmaktadır. Ayrıca nazar muskalarının da kullanıldığı görülmektedir. Nazar isabetinden kurtulmak için ise, kurşun veya mum döktürülmekte, nefesi keskin (izinli denilen) hocalara okutulmaktadır. Bazı yörelerimizde de "tuz çatılmakta", "un yakılmakta", "üzerlik otu" yakılarak dumanı ile tütsülenilmektedir.
    Nazar tedavisinde kullanılan yöntemleri;
    1. Kurşun dökme, 2. Üzerlik otu yakma, 3. Tuz patlatma-Tuz Kavurma, 4. Tuz gömdürme, 5. Tuz ve üzerlik otunu birlikte yakma, 6. Üzerlik otu ile çitlembik ağacından alınan parçaları birlikte yakma, 7. Üzerlik otu ile üç yol ağzından alınan çöp ve eşikten koparılmış tahta parçasını birlikte yakma, 8. Nazarı değdiği bilinen kişinin evinden bir tahta parçası alıp yakma, 9. Nazar duası okuma, 10. Nazar duası okutma, 11. Bıçak basma-bıçak atma, 12. Çekiye (uzunca eşarp, tülbent) iğne bastırma, 13. Köz söndürme, 14. Yumurta kırma gibi pratikler olarak sayabiliriz.
    Şimdi bunların bazılarıyla ilgili uygulamaları açalım.
    Nazar Boncuğu : İnanışlara göre, nazarlık tabir edilen fetişlerin negatif titreşimsel olan etkilerini azaltacağı hatta tam olarak yok edeceği çok yaygındır. Bunların arasında kem gözler için kullanılan en yaygın şey de mavi renkli bir boncuktur. Eski çağlarda Orta Asya'da göklerin tanrısı olan Tengri Ülgen'in göklerde oturarak halkını kötülüklerden koruduğuna inanılırmış. İşte bundan dolayı insanlar göğün rengi olan maviyi kutsal saymışlar, saygı göstermişlerdir. Bir rivayete göre de Cengiz Han babasının mavi bardağından su içermiş. Mavi renk daha sonraları Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de çok kullanılmıştır. Belki de bu düşünceyle üzerleri âyet yazılı mavi çinilerle yapıları süslemişlerdir.
    Diğer Nazarlıklar : Nazardan korunmak amacıyla başka nazarlıklar da kullanılmaktadır. Bunların en yaygın olanlarından biri el biçimindeki nazarlıklardır. Bu nazarlığı kullanmaktan maksat, gözden gelen enerjinin parmaklardan çıkan enerjinin içinde yok edilmesidir. Bu sistem, sağ eli açık tutarak beş kere gözün içerisine, beş kere gözün üstüne, diyerek beş olan parmak sayısından hareketle beş köşeli şeylerin, mesela yıldız gibi nazara karşı tılsım olarak kullanılmasıdır. Nazarlık ve beraberinde de süs eşyası olarak el seklinde pek çok farklı türde tılsım vardır.
    Bütün bunların yanında pek çok hayvan organı, kemikler, bitkiler de nazara karşı kullanılmışlardır. Halk arasına en çok yaygın olanları ise şunlardır : At nalı, köpek tüyü, yılan kemiği, balık kulağı, boynuzlar, kertenkele kuyruğu, yumurtanın kabuğu, eski bir süpürge, eski elbise, sarımsak, üzerinde yedi delik bulunan boncuklar, hurma çekirdeği, kurt boncuğu, hayvan kafa tasları...
    Müslümanlar, bu el biçimindeki nazar kovucuları "Fatma/Fadime Ana'nın Eli" olarak isimlendirmektedir. Ön Asya Hıristiyanları ise buna "Meryem Ana'nın Eli" adını takmışlardır. Bütün bunların yanında tabiî taş (akik, firuze) ve madenlerden (altın, gümüş, demir) yapılmış koruyucu tılsımlar da mevcuttur.
    Kurşun Dökme :
    Nazara uğrama tedavisi için en yaygın uygulama kurşun veya mum dökme adetidir. Bu iş şöyle yapılmaktadır: Nazar isabet eden hasta (genellikle çocuklar), kurşun dökücüsünün önüne oturtulur. Başı bir örtü ile kapanır. Çocuğun başı üzerinde tutulan ve içinde su bulunan kaba, ocakta eritilen kurşun dökülür. Bu esnada Kur'an'dan İhlas, Muavezeteyn gibi sureler okunur. Bundan sonra kurşun eritmekte kullanılan köz de su tasının içine atılarak söndürülür. Bu suyla kurşun dökülenin eli yüzü yıkanır ve artan su evin dört etrafına serpilir.
    Kurşun dökülürken oradakiler hep beraber; "Kem göz çatlasın Nazar eden patlasın" diye beddua ederler.
    Tükürme
    Nazardan sakınmada tükürmenin de önemli bir yeri vardır. "Üç tükürük bir kem bakış savar." düşüncesi halk arasında yaygındır. Başa kötü bir şey geleceği ima edildiğinde veya kuvvetli bir ihtimal olarak değerlendirildiğinde tükürür gibi yapmak Anadolu inanışları arasındadır. Bıçak, makas gibi kesici sivri nesneler elden ele geçerken `tu' demek bunlardan biridir. Ama tükürükle nazar, belâ kovmak sadece Anadolu'ya özgü değildir. Yunanlı balıkçılar kem gözü savmak için ağlarına, Romalı pazarcılar da siftah ettikleri paraya üç kez tükürürlermiş. Bir Rumeli inancındaysa, kendi göğsüne üç kez tüküren kem gözü def edermiş. Türkmenler de yılanın ağzına tükürülürse, yılanın hemen öleceğine ve bunu başaranın bir daha göze gelmeyeceğine inanırlarmış.
    Tuz Kavurma
    Nazar tedavisinde tuz kavurmanın da önemli bir yeri vardır. Bunun için önce tavaya bir avuç tuz konulur. Genellikle kaya tuzu tercih edilmekle birlikte sofra tuzu da kullanılır. Tava, içindeki tuzla birlikte ateşe konulur. Ateşe konulan tuz patlamaya başlar. Bu arada nazar değen kişinin başına bir tülbent örtülür. Daha sonra nazar değen kişinin başının üzerine içi su dolu bir çanak tutulur. Patlatılan tuz bu suyun içine dökülür. Bu işlemlerden sonra nazar değen kişiye bu sudan bir yudum içirilir veya biraz yalatılır. El ve ayak tırnaklarına ve alnına bu sudan sürülür. Daha sonra, avlunun bir kenarına, ayak basılmayacak bir yere bu tuzlu su dökülür.
    Bir başka tuz kavurma yöntemi şöyledir:
    İri tuz, bakır bir kapta kavrulur. Ateşte kaynamakta olan suya dökülür. İçine ayrıca yedi buğday tanesi, birkaç tane metal para, soğan kabuğu ve iğne atılır. Bunlar bir süre birlikte kaynatıldıktan sonra, su soğuyunca nazar değen kişinin; üç kere başına, üç kere karın kursağına, üç kere bacaklarına dökülür. Bu işlemler dokuz on kez tekrarlanır. Bu işlemden önce nazar değen kişi, damağını kaldırır. Suyun kalanı nazar değen kişinin koltuk altına, ayaklarının altına ve kucağına dökülür. Böylece nazar değen kişinin nazarı üstünden atılmış olur.
    Tuz Öveletme
    Gerekli malzeme sadece tuzdur. Nazar değdiğine inanılan kişi tuz öveletme işini yapacak kişinin karşısına oturur. Tuz öveletecek kişi avucuna bir miktar tuz alır. Avuca alınan tuz, nazar değen kişinin başının üzerinde dairevî hareketlerle dolaştırılır. Bu işlem yapılırken üç kez İhlas, bir kez de Fatiha suresi , tuz öveletme işini yapan kişi tarafından okunur. Bu işlemler bittikten sonra üzerine okunulan tuz, üzerine basılmayacak bir yere atılır.
    Tuz Gömdürme
    Çoğu Anadolu köylerinde bu işin uzmanı bir kadındır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evine çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve iri tuz tanelerini eline alıp "Fatiha" suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir
     
  2. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  3. Zana_zana

    Zana_zana Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2007
    Mesajlar:
    763
    Beğenildi:
    139
    Ödül Puanları:
    113
    ben de nazara inanıyorum açıkladığın için teşekkürlersüprizzzzz
     
  4. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  5. Filo

    Filo Popüler Üye Üye

    Katılım:
    7 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.159
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    148
    bende inanıyorum.........................
     
  6. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  7. xoxzo_35

    xoxzo_35 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    1.094
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    ben nazara inanıyorum. hatta hiç untmam bir keresind nazar boncuğunu patlatmıştım bakarken yemin ederim :teytey:

    ondan sonra o şekilde bakmamaya özen gözterdim :icecream:
     
  8. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  9. derman

    derman Gökkuşağı istiyorsan ;yağmura katlanmalisin. Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.141
    Beğenildi:
    1.558
    Ödül Puanları:
    163
    benimde yemen yanağımda sivilce çıkar. kadınlar bakar bakar çok güzelsinder. kesin çıkar. o yüzden annemlerin yanında pek takılmam :)
     
  10. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : derman
  11. xoxzo_35

    xoxzo_35 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    1.094
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    bence de takılma :teytey: :dance:
     
  12. 5 Aralık 2007
    Konu Sahibi : derman
  13. derman

    derman Gökkuşağı istiyorsan ;yağmura katlanmalisin. Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.141
    Beğenildi:
    1.558
    Ödül Puanları:
    163
    Çoğu Anadolu köylerinde bu işin uzmanı bir kadındır. Rahatsızlığı olan kişi, tuz gömdürmek için bu kadını evine çağırır. Tuz gömecek olan kadın, hastayı karşısına alır ve iri tuz tanelerini eline alıp "Fatiha" suresini okur. Okunan tuz kor halindeki ateşe gömülür. Gömülen tuz patlamaya başlar. Tuzun patlamasıyla kişiye değen nazar dağılmış olur. Tuz gömdüren kişi erkekse takkesini, kadınsa yazmasını üzerindeki nazar dağılsın diye ateşe silkeler. Tuz patladıktan sonra ateşten biraz kül alınarak suya konur ve nazar değen kişi bu sudan üç yudum içer ve abdest alır. Geriye kalan su evin dört köşesine serpilir
     
  14. 15 Şubat 2008
    Konu Sahibi : derman
  15. tatlicadiarzu

    tatlicadiarzu O Bir Dadas Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.107
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    106
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.