Ne Yapmalıyım?

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve EU3 tarafından 6 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    6 Şubat 2008
    Konu Sahibi : EU3
  1. EU3

    EU3 Guest

    Pupa yelken açılmıştım denizine.Maviliğin,maviliğindeki derinliğin,derinliğindeki aşkı bağlamıştı hiç olmayacak bir içselliğe.Yeni bir savaştan çıkmış,o savaşın enkaz duygularını iyileştirme çabalarındaydım.Sığındım o maviye.Mavi huzurum olsun,duygularım huzur bulsun,uzattığı elinin üstünde elim olsun istedim.
    Gitmişlerdi tek tek hayatımdan sevdiklerim,o benim hayatım olsun istedim.Güvensiz yaşamıştım,güvenmek istedim.İlk kez mantığımı devre dışı bırakıp duygularımı olabildiğince özgür bıraktım,kırlarda bayırlarda koşsun,gökyüzünde bir uçurtma gibi salınsın,bir gül kadar güzel koksun diye…bıraktım düşüncesizce,özgürce…
    Her ne pahasına olursa olsun yalanları alet etmedim o şeye.Kirletmek istemedim,dünyaya baş kaldırmak istedim bana vereceği o güçle.
    Geçmişimde bıraktığım mantık savaşlarından çok daha farklı bir savastı içimde yaşadığım.İçsel bir savaşımdı.
    Onsuz hiçbir şey yapamamak,hiçbir yere gidememek ve hiçbirseyden zevk alamamak vardı artık.Oysa beni böyle bilmezdi kimse.Ama öyleydim artık.
    Akşam olsa da buluşsak diye sabırsızlanırdık.Hergün,hergün…Sonsuza kadar sürecek gibi bir heyecan vardı içimizde.Yapışık ikizler gibi sırt sırta,omuz omuza filmler izler,sohbetler eder,arkadaslarımızla görüşürdük.Birbirimize dokunmadan yapamaz,konusmadan duramazdık.
    Ama onun geçmişinden kalan güvensizliği vardı bir şeylere.Ne yapsam,ne etsem sürekli ispat halinde yaşamak zorundaydım.Aklında hep onu aldatacağım,baskalarıyla gizli görüşüyorum ya da görüşeceğim korkusu vardı.İçinde biriktirdiği kin,nefret,öfkeyi yıllarca benim için saklamış gibi her defasında yüzüme kusuyor,hiç hak etmediğim suclamalarla karşı karşıya kalıyordum.Kırılıyordum,kırılıyordum,yıkılıyordum binlerce kez baştan aşağı.Neden ben?Neden bana?Ben ne yaptımlarla uykusuz geceler gecirdim.Öyle ki günlük hayatımı kökünden etkileyen bir bunalımın içindeydim artık.
    Uğraşacağım dedim,uğraşmaya deger buldum.Hak etmesem de bu davranış,sözleri kendimi anlatacağım ona dedim.Çünkü kafasında şekillendirdiği ben “Ben” değildim ki!
    Sanki çiçeklerle kaplı bir yoldan gelmiştim ona yıllar sonra da dengede tutmaya çalıştığım ruh-bedenimle yeniden savaşma yolunu gösteriyordu bana.
    O dellenirdi,ben dellenirdim ister istemez.Sonra hadi ayrılalım öyleyselerle gecen aylarla kaplı bir geçmişe daha imza attım sonunda.Ne o benden kopabiliyordu,ne de ben ondan.Sonra bir gün ilk kez ona gitme dedim.Savunduğum mevzuda haklı olmama rağmen onsuzluğun çok zor olacağını hissederek “GİTME” dedim.Bensiz saniye nefes alamadığını,yanımdayken bile özlediğini söyleyen adam için beş dakika dilendim saatlerce,görebilmek için.Geldi ve ben onu başka bir şehre özlediği birini görmeye yolcu ettim.Söz verdi 2 gün sonra dönecek ve kaldığımız yerden devam edecektik.Bu arada telefonun şarj cihazını annesinde unutmustu ve annesi de yoktu o gün.Benim bildiğim o ne yapar eder,magazaların camlarını indirir yine bulurdu şarj cihazı benim için.Öyle olmadı.Ama benim de bulunmam gereken bir davet vardı ve orada oldugum icin beynimdeki soru işaretlerini dağıtabildim az da olsa!Gece olunca….Orada başladı her şey…
    Bir ruya ile…Acaba olabilir mi?Yani nasıl olur?O vardı ruyamda.Ve ben soruyordum
    -Dün gece ne yaptın?
    Cevap:
    -Seviştim.
    Yatağımdan sıçradım.Olabilir miydi?
    Söylediği gibi döndü ertesi akşam.Tuhaflık vardı bende ona karşı.Gözüm cep telefonuna gitti.Ters cevirmisti.Kendi telefonumdan aradım sessizde,mesaj attım sessiz yine…Neden olabilirdi durduk yere?
    Ruyam çıkmıştı,aldatmıştı.Ve kovdum,bitirdim ama ben de bittim o an.

    Sonra neden sorumun cevabını bilmek istedim.Mantığımı yıllık izne yollamış oldugum icin inandırıcı geldi.Ben ilk kez aldatılmıştım (daha önce aldatıldıysam bile hiç duymadım) ve bu onur kırıcı davranış karsısında ne yazıktır ki gerekçesi inandırıcı geldi ve asla bir daha yapmam sözüne inanarak devam ettim.
    Ama o aldatılmış olmanın ruhumda yarattığı ezikliği,yarayı bir türlü geçiremedim.Ben onsuz hiçbir seyden zevk alamazken O nasıl olur da 2 gün boyunca keyfinde olurdu arkadaşları ve aldattıgı kadınla?Bu konu defalarca acıldı,ben üstüne gittim o kızdı ben kovdum ve o kovdum diye 4 kere daha aldatmış aynı kadınla.Hep bir intikam,hep benim onsuz gecen zamanlarımda başkasıyla olabileceğim hırsı vardı.Ve bunu 5 ay sonra öğrendim.
    Bu sefer mantığım yıllık izinden dönmüştü.Ben ayrılmaya direttikçe o bana daha bağlanır oldu,her şeyden herkesten elini ayağını cekip benim yanımda olmaya başladı.O, konuları kapattı,ben kapatamadım içimde.
    Aileler,çevremiz birbirleriyle kaynaştı.Daha bir güven verici,inandırıcı olmaya başladı birlikteliğimiz.Artık ne o benden ne ben ondan kuşku duymuyorduk.Ama ben hep “Bir kere yapan yine yapar”sözüne ilkini duyduğumda inanıyordum.Yaptıkları bu sözün üstüne kaşe bastı,evet doğrudur diye!
    Bana dokunan aldatılmam bir yana sonrakilerini de öğrendikten sonra ayrılmak istediğimde “geçmiş bitmiş,yapmıyorum,yapmayacağım” deyip benim bu hislerle hiçbirşey olmamış gibi devam edebileceğime inanması ve “yapmayan erkek yoktur” mantığı.
    İlişkimiz öyle yıllardır süren bir ilişki değildi ki monotonlaşsın,ilgisizlikten,boşluktan olsun tanışalı 2,5 ay olmustu henüz.Şimdi soruyorum ilişkinin başında olan bu onur kırıcı davranışı “birbirimizi tanımıyorduk,tanıma devresindeydik”diye avunup bir daha olmayacağına inanıp yoluma devam mı edeyim?Yoksa Sevgiyi,aşkı bir kenara atıp gururumu kurtarmak adına bitirmeli miyim?Bitirdiğimde bu yara kapanır mı?Ayrıca sonraki tanışacağım insan bana aynısını yaşatmayacağının garantisi olabilir mi?Düşünsenize adam yıllarca aldatmaz ama kalkıp bir gün yaparsa yine mi terk etmeliyim?