Ne yediginiz kadar,nasil yediginiz de önemli

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve mondschein2 tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : mondschein2
  1. mondschein2

    mondschein2 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    957
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    86
    Ne yediğiniz kadar nasıl yediğiniz de önemli


    Dengeli beslenmede, alınan besin grubu kadar lokmaların yavaş ve iyice çiğnenmesi de önemli.
    Yemek yaşayan tüm canlıların ihtiyaç duyduğu olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır. Beslenme ise kişisel ihtiyaçlara göre gerekli besinlerin duruma özel alınmasıdır. Doğru beslenme alışkanlıkları yaşadığımız çevrede gelişen tüm davranışların bütünüdür; zamanla girilen sosyal çevreler, yaşam şekillerindeki ve sosyal statüdeki farklara göre değişebilir.

    Doğru beslenme alışkanlıklarının temel unsurları az az ama sık sık, çok çeşitli, zamanlamalara uygun besin alımı, lokmaların yavaş ve iyice çiğnenerek tüketilmesi, öğün aralarının çok uzamamasıdır. Yine sıvı alımı da çok önemlidir.

    Gereksiz kaloriler

    Ülkemizde ve dünyada artan çalışan nüfus, aile bireylerinin geç saatlerde evde toplanabilmesi, yoğun stres ve hızlı tempoya maruz kalması kişileri hızlı ve ayak üstü beslenmeye yöneltiyor. Yemek yemeye minimum zaman ayırıyor, kısa sürede yoğun kalorili, düşük besleyicilikte besinler alıyoruz. Sofralarda buluşamıyor, bilgisayar ve televizyon karşısında, telefonda iş yapar ya da hatır sorarken öğünlerimizi karşılıyoruz. Bu uzun vadede farkına varmadan çok yeme, hızlı besin alımı ve sindirim sorunları gibi problemlere yol açıyor.

    Sağlıklı bir yaşam için her öğünde yemek yeme eylemine odaklanmalı, yemek süresini en az 20 dakikada tutmalı, yediklerinizi küçük lokmalar halinde yavaş yavaş çiğnemelisiniz. Televizyon, bilgisayar karşısında veya telefonla konuşurken yemek yemek yani lokmalara odaklanmadan geçen her öğün fazla kalori almanıza neden olur.

    Görsellik yemek yemede çok etkilidir. Aklınızda olmayan bir besini reklamlarda gördüğünüz için yemek isteyebilir, bir filmdeki yemek sahnesinin ardından yemeye başlayabilirsiniz. Bu nedenle mümkün mertebe TV karşısında geçen süreyi azaltmalı, yemeği sofrada sakin bir ortamda yemelisiniz.

    Riskli atıştırmalar
    Televizyon gibi odağı farklı noktalara kaydıran eylemler istediğimizden fazla besin alımına neden olur, bu da porsiyonların dolaylı olarak büyümesinde etkilidir. Bu konuda başı çeken ülke hiç şüphesiz ki mega porsiyonları ile her turisti şoke eden Amerika'dır. Besin sanayi ve restoranlar daha iyi hizmet vermek adına "kocaman" besinler sunuyor ve böylece tüketiciler de ödediklerinin karşılığını alma içgüdüsüyle gerekenden yüzde 33 daha fazlasını yiyor.

    Sofra dışı yemeklere en iyi örneklerden biri de büfe atıştırmalarıdır. Çoğu çalışanın öğle aralarını değerlendirmek için uğradığı büfeler kısacık bir sürede yüzlerce kalori almanıza neden olabilir. Aç karna girdiğiniz, mis kokular yayan bir pastane ya da büfede kim bilir kaç kez ayak üstü hiç aklınıza gelmeyen şeyleri zevkle yediniz. Buna göre doğru beslenme kuralları dahilinde mutlaka yemek yemek için ideal zaman olan yarım saatinizi ayırmalı, her lokmanın tadını çıkarmaya gayret etmelisiniz.

    Sindirim doğası gereği dişler yoluyla mekanik, enzimler yoluyla da enzimatik olarak ağızda başlar. İyi çiğnemezsek sindirim sistemini yarı yolda bırakabilir, kısa vadede hazımsızlık, gaz şikayetleri uzun vadede daha ciddi sindirim sorunları yaşayabilirsiniz.

    Sofra dışında, ayak üstü yemek yemenin bir diğer negatif yanı da besin çeşitliliğinin azalmasına bağlı olarak uzun vadede beslenme yetersizliklerine yol açmasıdır. Örneğin, okula yetişmek için kahvaltıyı evde yapmayan bir çocuk ekmek arası bir şeyler atıştırdığında, günlük besin ihtiyacını karşılayamayabilir. Peynir, zeytin, yumurta, süt, domates, salatalık ve zeytin eşliğinde bir kahvaltının yerini tost, poğaça ya da gofret tutamaz. alinti (milliyet)