Ne zaman SU içilmelidir?

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve asusi tarafından 22 Mart 2007 başlatılmıştır.

    22 Mart 2007
    Konu Sahibi : asusi
  1. asusi

    asusi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2007
    Mesajlar:
    82
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    >>> Ne zaman

    su içmeliyiz?

    Suyun ne zaman içileceği konusunda
    bilgi veren Diyetisyen Seçil Kenar, şöyle konuştu: “Suyun yemekle içilmemesi, 1 bardaktan fazla suyun bir defada içilmesinin yanlış olduğu, günde 6-7 litre içilirse zayıflanacağı gibi birçok yanlış inanışı hepimiz duymuşuzdur. Suyun ne zaman içildiği önemli değildir, yemekten önce, esnasında, sonrasında, aralarda istediğiniz zaman içebilirsiniz. Yeter ki, su için. Aşırı su içmek zayıflatmaz, özellikle günde 4-5 litrenin üzerinde tüketilen suyun yapılan araştırmalara göre böbreklerde atrofiye sebep olduğu tespit edilmiştir. Günde en fazla 4 litre su içimi yeterlidir. Eğer yoğun fiziksel aktivite yapıyorsanız bu miktar artabilir. Gün içerisinde idrar miktarı ve renginin kontrolü de önemlidir. ıdrar rengi koyulaşıyorsa içtiğiniz su miktarını artırınız
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Mayıs 2009
  2. 22 Mart 2007
    Konu Sahibi : asusi
  3. asusi

    asusi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2007
    Mesajlar:
    82
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Uzmanlara göre yapılan en büyük hata, “Gün içerisinde çay, kahve kola tüketiyorum, bunlar da sıvı ihtiyacımı karşılıyor” düşüncesidir. Oysa bu tür içecekler tam tersi vücuttan suyun atılmasına sebep olur yani sıvı tüketimi yerine geçmez. Vücudun günlük su ihtiyacı ortalama 2-2.5 litredir. Diyetisyen Seçil Kenar, canlılığın devamlılığı için büyük önem taşıyan “su” hakkında bilgi verdi.

    Vücut ısısını korur

    Suyun birçok işlevi olduğunu ifade eden Diyetisyen Kenar, “Su, hücrelerin yapısına katılır, kan ile hücrelere besin ve oksijen taşınmasında, vücutta açığa çıkan zararlı maddelerin vücut dışına atılmasında görevlidir. Böylece vücudu temizler, canlılık verir ve besler. Böbreklerden toksik maddelerin temizlenmesi ve idrarla zararlı maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Kan basıncının kontrol edilmesinde görevlidir. Hücre içi ve dışı elektrolit dengesinin kurulmasında yardımcıdır. Göz, ağız ve burun kanallarının nemlendirilmesinde, vücut ısısını ayarlamada yardımcıdır, egzersiz ve sıcak havalarda terleme yolu ile vücut ısısının sabit kalmasını sağlar. Vücut sıvılarının oluşumuna katılır. Ayrıca suyun içerisinde bulunan minerallerin de vücut sağlığı açısında büyük önemi vardır” dedi.

    Diyete de yardımcı

    Suyun özellikle cildin elastikiyetini koruduğunu ifade eden Diyetisyen Seçil Kenar, “Selülit tedavisinde kullanılır. Özellikle enfeksiyon hastalıklarında vücuttan zararlı bileşenlerin uzaklaştırılmasında etken olduğundan, enfeksiyon sırasında bol su tüketimi daha kısa sürede iyileşmeyi sağlar. Zayıflama diyetlerinde de suyun önemi sürekli vurgulanır. Yemek esnasında alınan su mide hacmini artıracağından doygunluk sağlar, vücudun temizlenmesine yardımcı olur” şeklinde konuştu. Günlük hayatımızda özellikle egzersiz yaptığımızda, sıcak günlerde ve sauna gibi yerlerde sıcağa maruz kaldığımızda, vücutta aşırı su kaybı meydana gelir. Diyetisyen Seçil Kenar, “Burada en büyük tehlike vücudun, ihtiyacı olan su miktarının altına inmesidir. Bu duruma dehidratasyon denir. Ağız kuruluğu, baş dönmesi, bayılma hissi, göz kararması, idrara çıkamama gibi belirtileri olan dehidratasyon ani ölümlere bile sebep olabilmektedir. Bu yüzden spor sırasında, aşı öncesinde ve sonrasında, aşırı terleme esnasında her 15 dakikada bir yarım bardak su içilmesi gerekmektedir” dedi.

    İşte risk dereceleri

    Diyetisyen Seçil Kenar, vücudun su kaybetmesi sonucunda bazı risklerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Buna göre vücudumuzda yüzde 1 oranında susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması; yüzde 2 ısı artması, artan susuzluk hissi; yüzde 3 vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi; yüzde 4 fiziksel performansın yüzde 20-30 düşmesi; yüzde 5 baş ağrısı, yorgunluk; yüzde 6 halsizlik, titreme; yüzde 7 fiziksel etkinlik sürerse bayılma; yüzde 10 bilinç kaybı; yüzde 11 ölüm ihtimali olduğunu kaydetti.