Necati Cumalı Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve roxett tarafından 30 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    YAŞAMI


    1921 yılında Florina'da (Yunanistan) doğdu, 10 Ocak 2001 tarihinde İstanbul'da öldü. İlkokulu, Kurtuluş Savaşı sonrası yerleştikleri Urla'da okudu. Ortaöğrenimini İzmir Erkek Muallim Mektebi ve İzmir Atatürk Lisesi'nde tamamladı. 1941 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. 1945-1948 yılları arasında Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'nde çalıştı. 1950-1957 yılları arasında İzmir ve Urla'da avukatlık yaptı. 1957-1959 yılları arasında Paris Basın Ataşeliği'nde memurluk, 1963-1965 arasında eşinin dışişlerindeki görevi nedeniyle İsrail'de ve Paris'te bulundu. Yurda döndükten sonra İstanbul'a yerleşerek kalemiyle yaşamını sürdürdü.

    Sürekli umudu besleyen insanlık çizgisi ekseninde, Garip ve 1940 kuşağı etkilerini yalın ve aydınlık bir duyarlık potasında eriterek kendine özgü lirik şiirler yazdı. Şiirlerindeki konular bireyin güncel kaygıları, sevileri, sevinç ve özlemleri, ayrılık ve acıları, barış, doğa sevgisi ile birlikte çağın sorunlarıdır.
     
  2. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    YAPITLARI

    Kızılçullu Yolu (1943)
    Harbe Gidenin Şarkıları (1945)
    Mayıs Ayı Notları (1947)
    Güzel Aydınlık (1951)
    Denizin İlk Yükselişi (1954, ilk üç kitaptaki şiirler toplamı)
    İmbatla Gelen (1955)
    Güneş Çizgisi (1957)
    Yağmurlu Deniz (1968, son iki kitap ve yeni şiirleri)
    Başaklar Gebe (1970)
    Ceylân Ağıdı (1974)
    Aç Güneş (1980, toplu şiirler)
    Bozkırda Bir Atlı (1981)
    Yarasın Beyler (1982)
    Tufandan Önce (1983)
    Aşklar Yalnızlıklar (1985,toplu şiirler I)
    Kısmeti Kapalı Gençlik (1986, toplu şiirler II)


    ÖDÜLLERİ

    1969 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü
    1984 Yeditepe Şiir Armağanı


    ŞİİRLERİ


    Adına Yaktığım Türküler
    Aşk Geçer
    Ay Işığı
    Bir Ana
    Bir Gül Açıyorsa
    Buğdaydan Öğrendim Şiiri
    Çıplak
    Emine
    Eve Dönen
    Günaydın
    Güneş Delisi
    Güzel Aydınlık
    Her Dilde Türkülerin Meramı Bir
    Hürriyete Övgü
    İthaf
    Kar Aydınlığında
    Karabatak
    Karda Ayak İzleri Var
    Kısmeti Kapalı Gençlik
    Kızılçullu Yolu
    Menfis
    Muharebe Görmüş Bir Adam Anlatıyor
    Öldürmeyeceksin
    Ölen Ömer'in Karısının Ağıdı
    Sabahları Severim Oldum Bittim
    Serçe Kuşu
    Şiirin Attıkları
    Son
    Sonuna Geliyoruz
    Şu Kalabalıkta Gördüğün Herkesin
    Uçanalı Zülfikâr Beye Ağıt
    Urla
    Uzak Haziran
    Yağmurlu Deniz
    Yaz Geçti
    Yazın Işıktan Seli
     
  4. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ADINA YAKTIĞIM TÜRKÜLER


    Ne söyler bu türküler
    Ay karanlık gecelerde yüzen gemiler
    Sevilip sevdikten sonra
    İnsan böyle yalnız mı kalır
    Bahtına hatırlamak mı düşer

    Ne söyler bu türküler
    Bomboş ovalardan geçen trenler
    Bir kere Menemen'den
    Kolları kelepçeli bir adamla
    Bir cardarma oturdular yanıma
    Manisa'da indiler

    Küçüktün annem söyledi
    "Atımın adı Dilber'dir"
    "İskender Bey dayımdır"
    Büyüdüm neden sonra anladım
    Has bahçede kör sarmaşık
    Karışık güller arasına

    Ben şahin değilim
    Yükseklerde uçamam tek başıma
    Serçe kuşu değilim
    İnemem nar dalından
    Pınar başına

    Pencerem denize karşıdır
    Oturur düşünürüm bazı günler
    Seni beni mahzun eden bu haller geçer
    Gün gelir herkes gibi ben de ölürüm
    Bu aşk yürekten yüreğe yeniler
    Bir gün ağızdan ağıza dolaşır
    Adına yaktığım türküler
     
  6. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    AŞK GEÇER


    Aşk geçer
    Akan şu bulut gibi
    Ey üzgün maviliklerde
    Boş kalan bulutun yeri
    ****************



    IŞIĞI


    I
    Ben uzaklardan beklerdim,
    Sayarak günlerimi.
    Bu gece penceremden düşen ay ışığında,
    Birden yanıbaşımda buldum
    Bir ağaç gibi çiçeklenmiş
    Anladım almış yürümüş
    Sarmış bu sevda içimi

    II
    Gece yarısı elbiselerim,
    Ayakkabılarım üstüne
    Düşen ay ışığı,
    İnsan böyle mi olur
    Sevdaya tutuldu mu?

    Bütün eski kitapları okudum,
    Yaşlanmış güzellere sordum,
    Mutluluk bu mu?

    Ama bu sarışın
    Ötekine hiç benzemiyor.
    Ah, daha yeni yeni anladım
    O küçük elleri, gülen gözleriyle
    Beni bu kadar seviyor...

    Kalmadı başka korkum
    Düşünmeden eline bıraktım kendimi
    Bütün dostlarım söylüyor
    Bu sefer mutlaka tutuldum

    III
    O yanından döndüğüm, gece yarıları
    Güler, konuşurdum, kendi kendime
    Tutmasam, kucaklayabilirdim ağaçları.
    Kimbilir, gelen geçen
    Görünce ne derdi halime.

    Sizin de, seviştiğiniz, kardeşler
    Mevsim bahara rastlarsa
    Benim canım açılmak isterdi
    Mutlaka bir başkasına
    Öperdim evde ilk karşıma çıkanı.

    Uzakta, şimdi çok uzakta...
    O nar tanesinden taze
    Kuştüyünden hafif geceler
    Kalbim ümit içinde yüzer
    Dünyam yıkanır ay ışıklarıyla...
     
  8. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR ANA


    Kadın çamaşırdan dönüyor olmalıydı
    Kolunda bohça, sert soda kabartmış ellerini
    O yaşta bütün yahudi kadınları gibi
    Sırtında eski bir siyah kadife hırka
    Bir şikâyet yorgunluk ifadesi bakışlarında

    Küçük, çilli, dik kızıl saçlı
    Satılmamış gazeteleri koltuğunda
    Üşüyen bütün küçük çocuklar gibi
    Burnunu çeke çeke, avuçlarını hohlaya hohlaya
    Sürterek eskimiş kunduralarını
    Ayak uyduruyordu anasının adımlarına

    Onlar önde, ben arkada
    Bir mart gecesi onbirden sonra
    Taksim'den Tünel'e kadar yürüdük
    Alçak sesle konuşuyorlardı aralarında
    Sanki bir değirmen ağır ağır dönüyor
    Hayat, ağır ağır akıyordu
    Bulanık, kirli nehirler gibi
    Büyük, karanlık binalar arasında
     
  10. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BİR GÜL AÇIYORSA


    -1960 Devrim şehitlerinin anısına-

    Bir gül açıyorsa şimdi Türkiye'de
    Aşkla ümitle açıyor
    Adsız unutulmuş her bahçede
    Bir gül tomurcuklanıyorsa
    Sabaha karşı gecede
    Açmak için tomurcuklanıyor
    Aşkla ümitle
    Sevinçle yaşamak için tomurcuklanıyor

    Kanın aktığı yerde
    Göz yaşının aktığı yerde
    Karanlığı içinde kahrın
    Güller açıyor işte
    Güller ışık aydınlık içinde

    Güller bütün güller bu sabah
    Bir ağızdan türkü söyler gibi açıyor her bahçede
    Geceler gündüze dönüyor işte
    Karanlık ışığa dönüyor işte
    Kahır sevince dönüyor işte
    Akan kan dökülen yaş
    Güle dönüyor işte

    Hasetsiz korkusuz kinsiz
    Binlerce güller açıyor işte
    Dargın kardeşe dönüyor işte
    Artık yaşamak bütün Türkiye'de
    Bir ağızdan söylenen bir türküye dönüyor
     
  12. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  13. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    BUĞDAYDAN ÖĞRENDİM ŞİİRİ


    Buğdaydan öğrendim şiiri
    Canım kara buğdaydan
    Tadı tat binlerce yıldır
    İyilik cömertlikle alır
    Sofralarda yerini.

    Akan sulardan öğrendim
    Kimsesiz çeşmelerden kırda
    Duru pınarlardan dağların beleninde
    Denizden ya da, yazlar kışlar geçer
    Tükenmez bize anlattıkları.

    Kır çiçeklerinden öğrendim
    Ürerler dağ bayır kendiliğinden
    Renkleriyle kurumlanmadan
    Ayırmadan çobanı beyi
    Sunarlar güzelliklerini.

    Köy kahvelerinde öğrendim
    Yağmur, toprak, kadınlar, severek
    Bir ömür sözünü ettikleri
    Ne kıtlıklar kırar umutlarını
    Ne istekleri biter tükenir.

    Çarşıda pazarda öğrendim şiiri
    Küfürlerinden balıkçıların şoförlerin
    Saysam ustalarım hep böyle gider
    Adsız ağaçlar, göğün değişimleri
    İçgüdüleri kuşların böceklerin...

    Nasıl renk renk açarsa kır çiçekleri
    Kayanın dibinden patlarsa kaynak
    Sevince sarhoş olunca bizlerden biri
    İndirir yumruğunu yırtarsa gömleğini
    Şiir yazarım ben de kanımı akıtarak...
     
  14. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  15. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    ÇIPLAK


    Bereketli göğüslerin
    Dudakların aşkla ıslak
    Cennetten kovulan ırmak
    Yatağımda çırılçıplak
    Her gece gürül gürül ak
    Yıkık yönlerimi götür
    Umutsuzluğumu yıka
    Yarına beni değiştir

    Geldiğin yerlerim yeşil
    Gittiğin yerlerim kurak


    *********************

    EMİNE


    Abanoz'daki Emine
    On yedisinde düştü
    Afro'nun eline
    Şimdi yaşı yirmi bir
    Eridi gitti dört senede
    İpek saçları, vücudu bozuldu
    Ela gözlerinin ateşi söndü
    Kalmadı eski neşesi
    Alıştı zamanla küfre, tütüne
    Zamanla etrafına uydu
    Isındı evin âdetlerine
    O içimizden birinin kızı
    Birinin kardeşi
    Âşık birine
     
  16. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  17. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    EVE DÖNEN

    Dolandım dolaştım boşandı yağmur
    Saçım ıslak kunduram çamur
    Eve döndüm yağmur getirdim
    Ev yeşerdi ben yeşerdim.

    ************************

    GÜNAYDIN

    -Nurullah Ataç'a-

    Günaydın tavuklar, horozlar
    Artık memnunum yaşamaktan
    Sabah erkenden kalktığım zaman
    Siz varsınız;
    Gündüz, işim var, arkadaşlarım,
    Gece, yıldızlar var, karım var,
    Günaydın tavuklar, horozlar!

    ***********************

    GÜNEŞ DELİSİ


    Akan suyu severim ben
    Işıldayan karı severim
    Bir yeşil yaprak
    Bir telli böcek
    Yeşeren tohum
    Güneşte görsem
    Sevinç doldurur içime
    Bir günü
    Güzel bir günü
    Güneşli bir günü
    Hiçbir şeye değişmem
    Onun için savaşı sevmem
    Onun için zulümü sevmem
    Onun için yalanı sevmem
    Bilirim yaşamaz güneşte
    Bilirim yaşamaz yanyana aşkla
    Ne haksızlık
    Ne korku
    Ne açlık
     
  18. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    GÜZEL AYDINLIK


    Akdeniz göklerinden
    Köpüklerden, limon çiçeklerinden
    Gözlerimde kalan
    Güzel aydınlık
    -Nesrin'i bir defa öptüm

    Beyaz badanalı odam
    Annemin yüzüne, soframıza
    Gençlik hülyalarıma düşen
    Güzel aydınlık
    -Ümitsiz kaldıkça seni düşündüm

    Biz fakirdik ama iyi insanlardık
    Bolluk yıllarında da
    Felâket günlerinde de
    Seni yanı başımda gördüm
    Güzel aydınlık
    Tatlı aydınlık

    ***************************

    HER DİLDE TÜRKÜLERİN MERAMI BİR


    Her dilde türkülerin meramı bir
    Sıla, iki gözlü bir ev, bir gelin
    Kovboyun dilinde yavuz bir at, bir kement
    Doğuda, bizim çobanların dilinde
    Taze ekmek, taze peynir

    Mutlu olmak her vakit elimizdedir
    Bütün istediğimiz bundan ibaret
    Köylüye toprak, kovboya kement
    Her şeyin başında, her şeyden önce
    Hürriyet