Neden kilo veremiyorsunuz?-diyet ve egzersize rağmen-

Konusu 'Diyet Yöntemleri ve Deneyimlerimiz' forumundadır ve _Mustang_ tarafından 24 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  1. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Aktarılan bilgiler alıntıdır .Emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

    Neden kilo veremiyoruz?

    Yaptığınız sayısız diyete rağmen bir türlü fazla kilolarınızdan kurtulamıyor musunuz? Bir de Naturabella Medikal Estetik Merkezi Hekimi Dr. Neslihan ıbrahimoğlu'nun önerilerine kulak verin

    ınsan vücudu zamanla gevşemeye başlar, kaslarını kaybeder, suyu tutma özelliği azalır. Yağlanma artar. Sarkmalar meydana gelir. Orantısız yağ birikimi ve kasların gevşemesiyle hiç de estetik olmayan şekil bozuklukları meydana gelir. Bu sorunu diyet ve egzersizle düzeltmeye çalışmanıza rağmen başarısız oluyorsanız; hormon yetersizliklerini ve dengesizliklerini mutlaka düşünmelisiniz, çünkü hiçbir diyetle altta yatan hormon dengesizliği düzeltilmeden sonuç alınamaz. Hormon seviyeleri yaşla birlikte değişmeye başlar. Bazen de yaşla ilgisi olmayan hormon dengesizlikleri görülebilir, Üreme sistemlerindeki hormon bozuklukları çok önemlidir. Hormonal sistemdeki denge, kilonuzun sabit kalmasını sağlar. Dengesizliğin nereden geldiğini ortaya çıkarmak en önemli basamaktır. Kendinizi aşağıdaki soruları sorarak değerlendirebilirsiniz:

    1- Sabah uyanınca yüzünüz şiş mi? Özellikle sabahlan yanaklarında ve göz kapaklarınızda şişkinlik, gözlerinizin altında torbalanma görülüyor mu? Ayak ve el bileklerinizde şişme var mı? Cevabınız evet ise; muhtemelen tiroid beziniz iyi çalışmıyor olabilir.

    2- Yüzünüz şişiyor mu? Stres hormonu olan kortizol fazlalığı olabilir.

    3- Adet döneminiz öncesinde göğüslerinizde aşın bir şişkinlik hissediyor musunuz? Göğüsleriniz normal ölçülerinden çok fazla mı büyüyor? Basenlerinizde ve kalçalarınızda yağ birikimi çok mu fazla? Armut tipinde bir kilo fazlalığınız mı var? Sürekli şekerli yiyecekleri mi tüketmek istiyorsunuz?

    Büyük olasılıkla insülin salınımında bir fazlalık olabilir. ınsülin, vücudumuzun karın, kalça, basen bölgelerinde yağ depolayarak yedek enerji oluşturur, çok fazla insülin yağ demektir. Yukarıdaki sorulardan en az birine evet diyorsanız, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.

    Ne yapmalı?

    Beslenme şeklinizle de hormonal dengenizi destekleyebildiğinizi unutmayın! ınsülin değerinizi düşürmek için bol sebze ve meyve yemelisiniz, özellikle meyveleri ayrı bir öğün ya da ara öğün olarak tüketin. Balık gibi et ürünleri ve faydalı yağlar insülin salınımını düşürür. Ekmek, makarna ve şekerli gıdalardan kaçınmalısınız, Proteinli gıdalar ve faydalı yağlar aynı zamanda hem erkek hem de kadınlarda cinsiyet hormonlarının artmasını sağlar. Bu yüzden diyetinizdeki protein miktarı önemlidir.
     
    Son düzenleme: 28 Mayıs 2009
  2. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  3. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Metabolizma yavaşlığı ne anlama geliyor?

    Sürekli diyet yapmanıza rağmen kilo veremediğinizi ya da çok az verdiğinizi düşünüyorsanız bu yazıyı dikkatle okumalısınız.

    15-20 yıl öncesine göre daha az yemenize, pastaları, kurabiyeleri, sütlü tatlıları ve gece kaçamaklarını çoktan unutmanıza rağmen karın ve kalça çevreniz gittikçe genişliyorsa bu yazıyı bir kez daha gözden geçirmenizde fayda var!

    Hastalarımın çoğu verilen kilo programını uygularken çok dikkatlidir. Önerdiklerimizden fazlasını yemezler. Önerilerimize dikkatle uymalarına karşın fazla kilolarından istedikleri hızda kurtulamaz, üzülür, bunalırlar. Sebep çoğu kez aynıdır: Metabolizma yavaşlaması!

    Metabolizma hızının en kısa ifadesi, bedeninizin aldığı besinleri enerjiye dönüştürme ve bu enerjiyi kalori olarak yakma kapasitesidir. Metabolizmanız hızlı çalışıyorsa, aldığınız besinler kolayca enerjiye dönüştürülecek, eksiksiz olarak yakılacaktır. Eğer metabolik hızınız yavaşsa, yaşlanmanın doğal sonucu olarak yavaşladıysa ya da bir hastalık sonucu metabolik hızınız düşmüş ise bedeninizin besinleri enerjiye ve kaloriye değiştirme yeteneği de bozulacaktır. Sonuçta yakılmayan fazla kaloriler artan kilolarınızdır.

    METABOLİZMA YAŞLANDIKÇA YAVAŞLIYOR

    Yaşlandıkça metabolik hızınızın yavaşladığı doğrudur. 30’lu yaşları takiben vücudunuz her 10 yıllık dönemde yüzde 2-4 daha az enerji yakmaya başlar. Kadınlarda menopoz, erkeklerde andropoz gibi hormonal faktörlerin araya girmesi ise metabolizmanızı daha da yavaşlatacaktır. Kadınlar erkeklerden daha az kalori yakarlar. Bu nedenle metabolizması düşen kadınlarda kilo kontrolü erkeklere oranla daha güç hale gelir ve erkeklerden zaten fazla olan vücut yağ yüzdesi daha da artar.

    Diğer taraftan bedensel aktivitenin yaşlandıkça azalması, kas kitlesinde de azalmaya ve yağ depolarında artmaya neden olur. Siz yaşlandıkça aktivitenizi artıracağınız yerde azaltırsanız kas miktarınız o denli azalır. Ne kadar az kasınız olursa aktiviteniz de paralel olarak azalacaktır. Yani zamanla bu iki durum birbirini besler ve bir kısırdöngü ortaya çıkar: Zayıf kaslar, azalmış aktivite, artmış yağlar, artmış kilolar ve daha da azalan metabolik hız.

    AEROBİK EGZERSİZLERLE HIZLANIYOR

    Bu kötü zinciri nasıl kıracaksınız? Metabolizmanızı hızlandıran ilk anahtar düzenli bedensel aktivitedir. Eğer yaşamınızda önemli bir değişiklik yapmayı düşünüyorsanız, aktivitenizi artırmak ilk sırada yer almalıdır. Eğer daha az kilo almak istiyorsanız daha çok egzersiz yapmalı, daha çok kas kitlesine sahip olmalısınız. Ortalama metabolik hızınızı artırarak daha fazla kalori yakmalısınız. Egzersiz metabolizmanızın en iyi güvenli dostudur.

    Metabolizmayı hızlandıran egzersizlerin öncelikle aerobik olması gerekir. Yağlarınızı yakabilmek için mutlaka oksijene ihtiyacınız vardır. Bu nedenle hangi egzersizi yaparsanız yapın o egzersiz süresince rahat soluk alıp verebilmeli, egzersiz arkadaşlarınızla nefes nefese kalmadan sohbet edebilmelisiniz. Kalp hızınızı mevcut hızından dakikada ortalama 20 civarında artıran ritmik yürüyüşler metabolizmanızı hızlandırmanın en iyi yoludur.

    BAZI HORMONLARLA BOZULUYOR

    Eğer aerobik egzersizleri ağırlık kaldırma gibi dayanıklılık antrenmanları ile desteklerseniz daha da başarılı olursunuz. Dayanıklılık antrenmanları ile hem aerobik aktiviteye oranla daha fazla kalori yakarsınız hem de kas kütlenizi artırarak vücudunuzun enerji tüketen dokusal rezervini çoğaltır, gece uyurken bile kalori yakarsınız!

    Düşük metabolizma hızının sorumlusu bazen de hormonal yetersizliklerdir. Tiroit hormonu yetersizliği bunun en iyi bilinen örneğini oluşturur. Tiroit hormonu yetersizliği ileri düzeyde olduğunda "Hipotiroidi" olarak isimlendirilen sağlık sorununu ortaya çıkarır. Hipotiroidide düşük metabolizma hızına bağlı hızlı kilo alma, hastalığın halsizlik, yorgunluk, kabızlık, unutkanlık gibi diğer birçok belirtilerine eşlik eder.

    Çok hafif düzeydeki tiroit bezi yetmezliğinde ise metabolik hızdaki düşme ve bunun sonucunda oluşan kilo verme güçlüğü bazen ilk ve tek belirtidir. Bu nedenle kilo verme programları başlatılırken, özellikle zor kilo verip kolay kilo alanların tiroit hormonu yetersizliği yönünden dikkatlice incelenmesi gerekir.
    Metabolizmayı hızlandırma rehberi

    Kilonuzu kontrol etmede güçlük çekiyor musunuz? Eğer yeterince kalori kısıtlaması yaptığınızdan ve gereği kadar aktif bir yaşam sürdürdüğünüzden eminseniz metabolizmanızı biraz ateşlemeyi deneyin. İşte size kolay uygulanabilir bazı öneriler:

    1. Tiroidinizi kontrol ettirin: Tiroit bezinin normal çalışmaması kilo almanızı kolaylaştırır. Guatr sorunu olanların önemli bir kısmında tiroit bezi yeterli tiroit hormonu üretemez. Normalden daha az tiroit hormonu vücudun normalden daha az enerji yakmasına neden olur. Tiroit bezinizin iyi çalışıp çalışmadığından emin olmak için tiroit bezi hormonlarının ölçülmesi yeterli olacaktır.

    2.Yürürken daha hızlı değil daha uzun mesafelere gidin: Vücudunuzun oksijen eşliğinde yaptığı hareketler ne kadar uzun sürerse bedeninizin o kadar çok yakıt (yağ depolarınız) harcayacağından emin olabilirsiniz.

    3.Gezinmek yerine, ciddi bir yürüyüş yapın: Adımlarınızı biraz sıklaştırırsanız metabolizmanızı daha da hızlandırır, daha çok yağ yakabilirsiniz. Uzun mesafeleri katetmek her zaman iyidir, bu mesafeleri daha hızlı adımlarla katetmek ise daha da iyidir.

    4. Yemek sonrası kısa yürüyüşler yapmayı unutmayın: Yemeği takiben yaptığınız hafif yürüyüşlerde metabolizmanın daha hızlı bir süreçle işlediği, daha çok kalori (enerji) ve daha çok yakıt tükettiği biliniyor. Yemek sonrası yürüyüşlerin metabolizmayı hızlandırıcı etkisinden yararlanın.

    5.Öğün atlamayın: Yavaş ve uzun süre çiğneyerek yemeyi deneyin.

    6.Hayatınızı baharatlandırın: Kırmızı acı biber, turp ve hardal gibi baharatların metabolizmayı hızlandırabileceği düşünülür. Baharatlar vücudunuzu daha hızlı bir çarka sokabilir, metabolizma hızınızı yükseltebilir.

    7. Doktorunuz tarafından önerilmeyen ilaçları kullanmayın: Zayıflamak adına yosun hapları, detoks likidleri, tiroit ekstreleri, amfetamin, sibutramin, efedrin gibi maddeleri kullanmamaya özen gösterin.


    Farkında olmak

    Bazı gazetelerde kalorilik diyet reçeteleri veriliyor. Siz köşenizde bunları değiştirmeye çalışıyorsunuz. Niye hala diyeti sabit hale getiren diyetler veriliyor?

    Biz olması gerekeni, bilimsel gerçekleri hayatınızla birleştirmeye çalışıp, kalıcı alışkanlıklar yaratmaya çalışırken, diyetisyen olmayan "diyetisyen"lerin yazdığı listeler hala insanları kandırabiliyor. Herkesin yaşam tarzı, sevdiği yiyecekler, kalori ihtiyacı, yaşı, hormonal yapısı birbirinden farklıdır. Tüm bunlara rağmen o listeyi alıp uygulamaya çalışıyorlar. Sağlığınızı tehlikeye atmayın. Eğer bir sağlık probleminiz var ise mutlaka bir uzman doktora başvurun. Doktorunuz tahlil sonuçlarına göre "size özel bir beslenme programı"nın hazırlanması için sizi diyetisyene yönlendirecektir. Gittiğiniz yerde doktorunuzu uzmanlığına, okuduğunuz yazıların uzmanlar tarafından hazırlanıp hazırlanmadığına dikkat etmek sizin elinizde. Komşunuzun size uzattığı ilacı artık içmediğiniz gibi, size göre hazırlanmamış diyet reçetelerinden de uzak durmanın vakti geldi de geçiyor! Metabolizmanızla daha fazla uğraşmadan, onu yormadan kendinizle ilgilenin.
     
  4. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  5. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Uzun süre uğraşmanıza rağmen bir türlü kilo veremiyorsanız kilo verme konusunda bir takım hatalar yapıyor olabilirsiniz.

    Kilo verme konusunda herkesin sıklıkla yaptığı hatalar, bütün uğraşlarınızın sonuçsuz kalmasına neden olarak diyetinizi bırakmaya iter. Sonuç alamadığınız diyetinizi bırakmadan önce aşağıdaki listeye bir göz atmanızda fayda var.

    Kilo vermenize engel olan 10 neden:

    1. ‘Ya hep ya hiç’ zihniyetine sahip olmak:KK70:iyet yaptığınız günlerde nefsinize hakim olamayıp bir paket cipsi midenize indirdiniz. Şimdi sadece bu nedenle bütün her şeyden vazgeçip, günlerdir diyet uğruna katlandığınız şeyleri bir anda silip atacak mısınız? Bu teslimiyetçi davranış sizi hiç bir yere götürmez. Başarının anahtarı kusursuzluk değil, inatçılık ve devam ettirebilmektir.

    2. Okunmamış ve anlaşılamamış etiketler:‘%95 daha az yağlı’ yazması o ürünün sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu, %95 şeker anlamına da gelebilir. Bu nedenle ürünlerin içerisindekileri daha dikkatli okumaya ve bu tuzağa düşmemeye çalışın.

    3. Haftada 1 kilodan fazla kaybetmeyi beklemek:Haftada bir kilodan fazla kaybetmek vücuttaki sıvıların ve değerli kas dokularının kaybı anlamına gelir.

    4. Aç kalmak ya da büyük ölçüde kalori kısıtlaması: Bu sadece beyninize, ‘açlıktan ölüyorum’ sinyali gönderecektir. Beyne bu mesajın gitmesiyle metabolizmanız, sizin aç kalarak dışarı atmaya çalıştığınız vücudunuzdaki yağı muhafaza etmek için yavaşlayacaktır.

    5. Gerçekçi olmayan hedefler belirlemek:‘Gelecek ay 20 kilo vereceğim’ gibi zor hedefler belirlemek yerine, daha küçük, daha ulaşılabilir hedefler belirleyin. Böylelikle istediğiniz sonucu almanız daha muhtemel olur. Bu da motivasyonunuzu arttırır.

    6. Zararlı ya da yasak yiyecekleri düşünmek:Her yiyeceğin fazlası zarardır. Öyleyse yiyecekleri ölçüsünde, aşırıya kaçmadan yemeliyiz. Ayrıca eğer aklınızdan yemenizin yasak olduğu bir şeyi geçirirseniz bu düşüncenizin hemen ardından onu aşırı derecede arzulamaya başlarsınız.

    7. Kilo vermeyi yapmak zorunda olduğunuz bir şeymiş gibi düşünmek: Bunun yerine kilo vermeyi, yapmayı istediğiniz bir şey olarak düşünün. Bir manken gibi görünmek zorunda olduğunuzu hissetmek gerçekçi olmadığı kadar üzerinize de gereksiz ve aşırı bir baskı hissetmenize neden olur. Bir şey yapmayı istemek demek o şeye daha çok bağlı kalacağınız anlamına gelir. Bu nedenle kilo vermeyi bir angarya gibi değil yapmayı istediğiniz bir aktiviteymiş gibi düşünün.

    8. Diyete başlamadan önceki yemek ziyafetleri: Bu ziyafetler, uzun süreli diyet hedeflerinize ulaşmanızı zorlaştırır. Çünkü diyet öncesi çektiğiniz ziyafetlerle daha fazla kilo alır ve diyete başladığınızda vermeniz gereken daha fazla kiloyla karşılaşırsınız.

    9. Yeterince su içmemek: Vücudunuz acıkmakla susamak arasındaki farkı anlaması zordur. Bu nedenle canınız abur cubur istediğinde, bu isteği bastırıp bastırmadığını görmek için su içmeyi deneyin.

    10. Egzersiz yapmamak: Haftada 3 kez, en az 30 dakika egzersiz yapmak kilo vermede en büyük yardımcılarınızdandır.
     
  6. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  7. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Kilo kaybetmek için özel beslenme ve egzersiz programlarına başlayanlar bazen daha yolun başında pes eder! Peki ama neden?

    Kilo verememenin pek çok nedeni var ama en önemlisi arzulanan kilo kaybının bir türlü sağlanamamasıdır. Eğer bir kilo kaybı programında yağlarınızdan istediğiniz hızda kurtulamıyorsanız bu yazıyı dikkatle okuyun. Mutsuz bir zayıflama yolcusu olmak istemiyorsanız anlatılanların sizinle ilgili olup olmadığına daha çok dikkat gösterin. Aklınıza takılan soruların çoğunun yanıtını da önceki başarısızlıklarınızın nedenlerini de bu yazıda bulabileceğinizi umuyorum.

    Hormonlar: Gizli kilo sabotajcıları
    Kilo yönetimi programına başlayan hastalarımıza neredeyse ezberletmeye çalıştığımız bir cümle var: Kilo kaybını değil yaşam tarzınızı değiştirmeyi hedefleyin. Eğer kilo kaybına odaklanırsanız ve hele bir de yağlardan kurtulmanın aynı hızda devam edeceğini sanırsanız bir süre sonra hayal kırıklığına uğrarsınız. Vücudunuz özenle biriktirdiği yağlarını kaybetmekten pek hoşlanmaz. Kilo almaya karşı herhangi bir direnç göstermeyen bedenimizin kilo kaybına gösterdiği tepki traji-komik bir davranıştır. Bu davranıştan “tutumlu genler”in sorumlu olduğunu daha önce yazmıştık. Buzul çağındaki uzun açlık dönemlerinde insan genlerinde oluşan değişikliklerin ürettiği bu tutumlu genler -herhangi bir açlık, kıtlık ihtimaline karşı- vücudun yağ kaybını engellemektedir. Vücudunuz bunu başaracak pek çok sistem ve kimyasalla donatılmıştır.

    İlk yanıtı tiroit bezi veriyor
    İlk yanıt tiroit hormonları aracılığıyla verilir. Siz kilo vermeye başlayınca bedeninizde üretilen T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşmesi bozulmakta, bir tiroit hormonu yetersizliği ortaya çıkmaktadır. Tiroit hormonu yetersizliğinin daha yavaş çalışan, daha az enerji harcayan bir metabolik süreç oluşturduğunu yani metabolizmanızı tembelleştirdiğini daha önce de hatırlatmıştık. Kilo kaybı sürecinde bir süre sonra ortaya çıkan yavaşlamanın başka nedenleri de var. Bunların da çoğu hormonal savunma mekanizmalarıdır. Vücudunuz leptin, oreksin, ghrelin, insülin, kortizol gibi hormonları salgılama süreçlerinde yaptığı değişikliklerde yağ kaybını önlemeye çalışır. Kısacası eğer bir kilo kaybı süreci planlıyorsanız vücudunuzda şu veya bu şekilde yaşayacağınız metabolik ve hormonal bazı kavgalara hazır olmalısınız.

    Siz de mutsuz bir “kronik diyetçi” olmayın
    “Kilo kaybedemiyorum” diye üzülen hastaların yaptıkları en önemli yanlış, beslenme hatalarıdır. Kilo kaybı için uzun süre aç kalan, düzensiz yemek yiyen, besin dengelerini bozan diyetlerle metabolizmasını alt üst eden, bütün gün aç kalıp akşam saatlerinde sürekli buzdolabını ziyaret eden -hatta bu ziyaretlerini gece tatlı uykusunu bölerek sürdüren-, kilo vermeye çalışmasına rağmen hálá karbonhidratı fazla, şekerden zengin, besin yükü fazla besinler tüketerek, kafeinli içecekler ve diyet ürünlerle hipoglisemi nöbetlerini tetikleyen pek çok müzmin diyetçi(!) tanıdım. Her şeyi bildiklerini ve her yolu denediklerini ama kilo kaybını bir türlü beceremediklerini anlatırken bile ümitsiz ve yorgundular. Üzülerek belirtelim ki kronik diyetçilerin üretiminde onlar kadar yanlış diyet programlarının, ticari diyet merkezlerinin, kuşkulu diyet ürünlerinin, tehlikeli, zararlı ve etkisiz diyet haplarının ve bu işi sadece kazanç amacıyla yapan sözde uzmanların da rolü var.

    Sadece “yememek” işi çözmüyor
    Vücudunuzun kilo kaybına direnmesinin ikinci önemli nedeni çok önemli bir şeyin, daha aktif bir yaşam tarzı geliştirme yani daha fazla bedensel egzersizin unutulmasıdır. Hareket sürenizin yoğunluk ve sıklığını artırmadan, vücudunuzu eskisinden daha çok kalori harcayan bir araç haline getirmeden yağ kaybını başarmanız, başarsanız bile bu başarıyı istediğiniz hıza ulaştırmanız, sürdürmeniz ya da korumanız pek mümkün olmaz. Bedensel aktivite yaktığı kalorilerin yanında istirahat metabolizma hızınızı da artırarak kilo kaybınızı destekleyecektir.

    Hastalıklar da kilo aldırabilir
    Kilo kaybına neden olan sabotajcılar arasında bedensel sorunlar, hormonal-metabolik hastalıklar da vardır. Senelerdir kilo kaybına muvaffak olamayan “polikistik over sendrom”lu pek çok genç kız veya orta yaşlı hasta tanıdım. Gözden kaçmış tiroit bezi tembelliği (hipotiroidi) sorunu çözülmediği için kilo veremeyen çok sayıda hastam oldu. Glikoz tolerans bozukluğu düzeyine ulaşmış “hiper-insülinemi” yani aşırı insülin üretimi ve buna hücresel cevapsızlık problemi olan ve bu nedenle hipoglisemi-hiperglisemi dalgalanmaları yaşamaktan yorulan yorgun, bitkin, uykulu, unutkan, sinirli hastaları da bu gruba ekleyebilirsiniz.

    Orta yaş sınırını geçince kilolar artıyor
    Orta yaşlı erkeklerin veya menopoz dönemini yaşayan kadınların ortak problemlerinden biri de kilo kaybında yaşanan zorlanmalardır. Bahara girerken kış aylarında biriktirdiği 23 kiloluk kayıpları, eskiden 23 haftalık diyetler ve hafif aktivite artışlarıyla çözümlerken şimdi zorlanan 45-50 yaş kuşağı hastaların hikáyesini kilo sorununun çözümüyle uğraşan hekimlerin hepsi iyi bilir. Burada erkeklerde testosteron hormonunun kadınlarda östrojen ve diğer hormonların azalması kilo direncinin başlıca nedenleridir. Unutmayın! Vücudunuz kolay kilo almak, kolayca yağlanmak ama bunları kolay kolay bırakmamak üzere programlanmış son derece akıllı bir makinedir. Eğer kilo sorununuzu çözmek istiyorsanız o makineden gelen seslere kulak verin.

    İlaçlar kilo aldırır mı?
    Kilo vermekte zorlanıyorsanız kullandığınız ilaçları da şöyle bir gözden geçirmenizde fayda var. Bazı ilaçlar ne yazık ki kilo almayı kolaylaştırıyor. Bunların ilk sırasında kortizol içeren ilaçlar geliyor. Ne iyi ki hekimler de hastalar da kortizol ihtiva eden ilaçların bu riskini artık çok iyi biliyor. Şimdi en yaygın tehlike depresyon ilaçlarının sorumsuz ve dikkatsiz kullanımı ile ilişkili gibi görünüyor. Bu ilaçlara bir psikiyatri uzmanı, bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekiminin önermesi olmadan başlamamak gerekiyor. Depresyon giderici ilaçlar, bırakın hekim önerisini bazı hastalar tarafından komşuların önerisi ile bile kullanılır hale geldi. Anti-depresan ilaçların çoğunun kilo aldırdığı doğru ama tedavisi gereken bir depresyon problemi varsa bu ilaçların kullanılması da tıbbi bir zorunluluktur. Dikkat edilmesi gereken nokta bu ilaçlara başlarken bir uzman desteği almak, onları rastgele kullanmamaktır. Eğer “majör depresyon” tedavisi gören biriyseniz kilo alma bahanesiyle ilaçlarınızı asla kesmemeniz gerektiğini de bilmelisiniz. Kilo almayı kolaylaştıran ilaçlar listesine anti- histaminikleri, bazı beta reseptör engelleyici ilaçları da ekleyebilirsiniz.
     
  8. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  9. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Kilo Verememenin Sebepleri : EYVAH ! KİLO VEREMİYORUM …

    Tiroit yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo artışına neden olan bir hastalık durumu Bu nedenle tiroit bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zor. Hele birde başarısızlıklar karşısında ümidini çabuk kaybeden biriyseniz zayıflama programını sonlandırmanız an meselesi.
    Tiroit hormon ilaçları ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa da hastaların % 17’si kilo veremiyor Özellikle menopozdaki kadınlarda bu durum daha zor. Hem menopoz hem de tiroit yetmezliği kilo vermeyi ne kadar çabalasak ta engelliyor.
    Tiroit bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma mekanizması olarak bilinir. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroit hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de oluşuyor. Bu gibi durumlarda Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı olabiliyor. Omega-3 yağ asitleri tiroit hormonlarının hücrelerdeki etkisini artırmaktadır. omega-3 için ise en iyi kaynak balık ve ceviz.
    Kalori alımı azaldıkça yani az yemek yedikçe vücudumuzdaki yağ hücrelerinden salgılanan Leptin isimli hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu ise beyindeki iştah merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar. Bu durum kişinin hızlı kilo kaybı istemesi sonucu gelişiyor şöyle ki kişi önerilen kalorinin daha azını alıyor hızlı kilo verme amacı ile, bu durum karşısında mevcut kilonun % 10 unundan daha aşağıya inmek neredeyse imkansız hale geliyor sizsiz olun uzman kontrolünde bir zayıflama programı yürütün ve önerilen besinleri hiç eksiltmeden tüketmeye çalışın aksi halde tedaviniz uzun ve yorucu oluyor.

    Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi de Ghrelin hormonu. Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi artırmakta. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Siz de öğünden sonraki 1 saat içinde müthiş mide kazınması ile birlikte açlık hissediyorsanız Ghrelin hormonunuz yüksek olabilir.

    Bazı vitamin ve minerallerin eksiklikleri de kilo vermeyi engelliyor.

    Selenyum,krom,çinko,kalsiyum ve magnezyum bunlardan bir kaçı. Uğraşlar sonucu kilo verememiş kişiler de eksiklikleri düşünülebilir. Zayıflamayı az yemek olarak düşünen kişiler yukarıda saydığım vitamin ve minerallerden yoksun kalacaklardır inanın. Dengesiz beslenmek veya tek gıdaya dayanan zayıflama diyetleri de yukarıda sayılan vitamin ve mineralleri barındıramayabilir.

    Kanda insülin hormonu yüksek ise kilo vermede sıkıntılar oluşur. İnsülin yüksekliğini azaltmanın önemli bir yolu şeker yükü yüksek olan karbonhidratları yememektir. Beyaz ekmek, şeker, makarna, patates, kek, tatlı, çikolata gibi şeker yükü fazla gıdalar insülin hormonunu kanda iyice artırarak kilo vermemizi önlüyor. Bu gıdalar yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek (köylü ekmeği gibi), kepekli makarna, nohut, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze ve meyvelerle beslenmek en akıllıcası.

    Tiroit yetmezliği olan hastalarda metabolizma yavaşladığından, alınan karbonhidratların (unlu, şekerli gıdaların) sindirilmesi veya parçalanması ve kandaki şekerin hücrelere girmesi zorlaşıyor. Bu nedenle vücut daha fazla insülin salgılayarak kan şekerini düşürmeye çalışıyor. İnsülin arttıkça da iştahta artma ve kilo alma oluşuyor. İnsülin hormonundaki yükselmeler gün içinde kan şekerinde düşme yaptığı için de yorgunluk, baş dönmesi, bitkinlik, öfkelenme, birden sinirlenme, bağırma ve açlık hissi oluşturuyor. Sizde bu belirtiler varsa kan şekerinizde düşmeler oluyor demektir. Bunu anlamak için 3-4 saatlik şeker yükleme testi yaptırmanız önerilir.

    Stresli kişilerde stres hormonu dediğimiz kortizol artmaya başlar ve artan kortizol hormonu da kan şekerini yükseltir. Bu durumda bize zayıflama programı yürüten kişilerin ruhen rahat bir dönemi tercih etmelerinin gerekliliğini gösteriyor.

    İyi beslenmenize ve egzersiz yapmamıza rağmen zayıflayamıyorsanız doktorunuz size bazı ilaçlar verecektir. Bu ilaçlar zayıflamanıza yardımcı olur.

    Yukarıdaki önlemlere rağmen kilo veremeyen kişilerde altta yatan diğer nedenleri araştırmak gerekir. Bunlar depresyon, stres, uyku bozuklukları, bazı mineral ve vitamin eksikleri ve gıda alerjileri olabilir. Özellikle selenyum, çinko ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok önemli ve genellikle dengeli bir diyet bu vitamin eksikliklerinden uzaktır.



    Bunların hepsi derleğim bilgiler ve alıntıdır emeği geçen herkese teşekkür ederim
     
  10. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  11. aeben

    aeben Her daim üye :)) Pro Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    34.472
    Beğenildi:
    28.882
    Ödül Puanları:
    463
    Tiroit bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma mekanizması olarak bilinir. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroit hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de oluşuyor. Bu gibi durumlarda Omega-3 alımını artırmak kilo vermede faydalı olabiliyor. Omega-3 yağ asitleri tiroit hormonlarının hücrelerdeki etkisini artırmaktadır. omega-3 için ise en iyi kaynak balık ve ceviz.
    Kalori alımı azaldıkça yani az yemek yedikçe vücudumuzdaki yağ hücrelerinden salgılanan Leptin isimli hormon kanda azalır. Azalan leptin hormonu ise beyindeki iştah merkezini uyararak iştahı artırır ve gıda alınmasını sağlar. Bu durum kişinin hızlı kilo kaybı istemesi sonucu gelişiyor şöyle ki kişi önerilen kalorinin daha azını alıyor hızlı kilo verme amacı ile, bu durum karşısında mevcut kilonun % 10 unundan daha aşağıya inmek neredeyse imkansız hale geliyor sizsiz olun uzman kontrolünde bir zayıflama programı yürütün ve önerilen besinleri hiç eksiltmeden tüketmeye çalışın aksi halde tedaviniz uzun ve yorucu oluyor
    .



    Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi de Ghrelin hormonu. Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi artırmakta. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Siz de öğünden sonraki 1 saat içinde müthiş mide kazınması ile birlikte açlık hissediyorsanız Ghrelin hormonunuz yüksek olabilir.



    bunların bazıları var bende ....yanlız 1 sene kadaR EVVEL BEN BU TESTLERİ YAPTIRMIŞTIM HERŞEY NORMALDİ......




    1- Sabah uyanınca yüzünüz şiş mi? Özellikle sabahlan yanaklarında ve göz kapaklarınızda şişkinlik, gözlerinizin altında torbalanma görülüyor mu? Ayak ve el bileklerinizde şişme var mı? Cevabınız evet ise; muhtemelen tiroid beziniz iyi çalışmıyor olabilir.

    2- Yüzünüz şişiyor mu? Stres hormonu olan kortizol fazlalığı olabilir.

    3- Adet döneminiz öncesinde göğüslerinizde aşın bir şişkinlik hissediyor musunuz? Göğüsleriniz normal ölçülerinden çok fazla mı büyüyor? Basenlerinizde ve kalçalarınızda yağ birikimi çok mu fazla? Armut tipinde bir kilo fazlalığınız mı var? Sürekli şekerli yiyecekleri mi tüketmek istiyorsunuz?

    Büyük olasılıkla insülin salınımında bir fazlalık olabilir. İnsülin, vücudumuzun karın, kalça, basen bölgelerinde yağ depolayarak yedek enerji oluşturur, çok fazla insülin yağ demektir. Yukarıdaki sorulardan en az birine evet diyorsanız, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.


    TEKRAR Bİ DAHA GÖRÜNSEM İYİ OLUR GALİBA .....


    MEHALİM ELİNE SAGLIK CAANIMMMM ...


    BEN KENDİMDEKİ DURGUNLUGU YOGUN DİYET YAPIP VE VUCUDUN % 10 KİLO KAYBETTİKTEN SONRAKİ DURGUNLUGUNA VE KORUMAYA GEÇMESİNE BAGLIYORUM .......

    GİNEDE TEKRAR BAZI TESTLER YAPTIRACAGIM ...


    ..TEKRAR TEŞEKKÜRLER.....
     
  12. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  13. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    aeben canım bencede yaptırmalısın çünkü başlangıçta testlerin normal çıkması hala herşeyin normal olduğu anlamnı gelmiyor çünkü vucut kilo kayberderken dengemizde değişebiliyor
     
  14. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  15. aeben

    aeben Her daim üye :)) Pro Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    34.472
    Beğenildi:
    28.882
    Ödül Puanları:
    463
    fisfisfishaklı olabilirsin .....belirtilerin bazıları var bende .....mesela akşam biraz fazla yesem sabah şiş oluyorum ..... canım sürekli tatlı istiyo ......
    hım ben en kısa zamanda gideyim testleri yaptırayım ....a.s

    saggol mehalimmmmmmmmmmmmŞeniz
     
  16. 24 Şubat 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  17. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    rica ederim canım benim yeterki sıkıntılarımız çözülsün
     
  18. 3 Mart 2009
    Konu Sahibi : _Mustang_
  19. lxoxliz

    lxoxliz 7 bela Pro Üye

    Katılım:
    15 Haziran 2008
    Mesajlar:
    227
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Aslında bende de benzer sıkıntılar var özellikle el yüz şişmesi ve göğüs hassasiyeti en kısa zamanda bir doktora gitmeliyim o halde çünkü gerçekten çok zor kilo veriyorum