Neden mamografi değil

Konusu 'Jinekoloji / Kadın Hastalıkları' forumundadır ve rosenoire tarafından 1 Eylül 2010 başlatılmıştır.

    1 Eylül 2010
    Konu Sahibi : rosenoire
  1. rosenoire

    rosenoire Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Ekim 2007
    Mesajlar:
    2.049
    Beğenildi:
    37
    Ödül Puanları:
    148
    ALINTIDIR Avrupa ülkelerinde 50 yaşın altındaki kadınlara neden mamografi önerilmiyor? Gazetelerin sağlık sayfaları ve televizyonlardaki sağlık programları incelendiğinde, kansere yol açan etkenlerin hayatımızdan çıkarılmasını öngören birincil önleme çalışmalarına hiç yer verilmediği ve kanser karşısında yapabileceklerimizin ‘erken teşhis’ ve ‘sağlıklı yaşamla’ sınırlandırıldığı görülecektir. Daha çok kadınları ilgilendiren meme kanseri konusunda ise yapılabilecek en önemli şey olarak düzenli mamografi çektirilmesi gösterilmekte, bizzat mamografinin arz ettiği tehlikeler ve mamografi filmlerinin ne kadar doğru sonuç verdiği (etkinliği) hakkındaki görüşler konusunda ise okurlar/izleyenler bilgisiz bırakılmaktadır. Oysa mamografinin tehlikeleri ve etkinliği ile ilgili Batıda önemli bir bilimsel literatür oluşmuş durumdadır ve bu konuda faaliyet gösteren azımsanmayacak sayıda kadın grubu vardır. Üstelik mamografi konusunda Batı dünyasında önemli uygulama farklılıkları bulunmaktadır.

    Mamografi, kadınlarda meme kanserini erken teşhis etmek için kullanılan radyasyona dayalı bir teşhis yöntemidir. ABD’de ve Türkiye’de, 40 yaş-üstü kadınlardan yılda bir defa mamografi çektirmeleri istenmekte, ayrıca yüksek meme kanseri riski taşıyan kadınların ise daha erken yaşta mamografi çektirmeleri tavsiye edilmektedir. Avrupa’da ise mamografi saldırgan bir şekilde savunulmamakta ve ‘menopoz-öncesinde etkin bir teşhis yöntemi olmadığından’ yalnızca menopoza girmiş (50 yaş üstü) kadınlardan iki ya da üç yılda bir mamografi çektirmeleri istenmektedir.

    Aslında mamografinin oluşturduğu radyasyon tehlikesi ve mamogramların (mamografi filmleri) ne kadar doğru sonuçlar verdiği uzun süreden beri tıp çevrelerinde bir tartışma konusudur. Mamografinin çok yüksek doz radyasyon içerdiğini söyleyenler, mamografinin kanseri erken teşhis etmek şöyle dursun içerdiği yüksek doz radyasyon nedeniyle kansere neden olduğunu iddia etmekte ve durumun vehametini anlatabilmek için Atom Bombası örneğini vermekteler: ‘menopoz-öncesi rutin mamografiden kaynaklanan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki’de atom bombasının atıldığı yerde bulunan kadınların maruz kaldığı doza ulaşmaktadır.’

    Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) standartlarına göre mamografide tek bir film için izin verilen maksimum radyasyon dozu 300 milirad’dır (bir göğüs röntgen filminin içerdiği radyasyon miktarı sadece 1 milirad’dır.), bir kerede en fazla kaç film çekileceği konusunda ise herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır! Yani her bir meme için dört film çekildiğinde bir mamografi seansında hastanın her bir memesinin maruz kaldığı radyasyon miktarı FDA standartlarına göre 1.2 radı bulabilmektedir. Ayrıca, filmin iyi çıkmadığı durumlarda üste üste defalarca film çekildiğini de unutmamak gerekir.

    Radyasyonun birikimli bir etkiye sahip olduğu dikkate alındığında, 40 yaşından başlamak üzere her yıl mamografi çektiren bir kadının 50 yaşına geldiğinde her bir memesi için toplam yaklaşık 12 rad kadar bir radyasyona maruz kalabileceğini buluruz. Bu miktarın uç bir değer olduğu söylenebilir, bugünkü uygulamada her bir filmde ortalama radın (ABD’de) 160 milirada düştüğü iddia edilebilir. (Radyasyon gibi önemli bir konuda ortalamalara göre mi hareket etmek lazım yoksa uç değerler göre mi?) Bu miktar, cihazın türüne ve durumuna göre değişebilmektedir. İzin verilen dozun yarısı kadar oranında bir maruziyetin bile 10 yıl boyunca neden olduğu kümülatif etki çok büyük değerlere ulaşmaktadır. Kısaca mamografi çektirerek ciddi düzeyde bir radyasyon riski almaktasınız.

    Radyasyonun farklı yaş-gruplarına etkilerinin farklı olduğunu da ayrıca belirtmek gerekir: çocukların radyasyona duyarlılığı çok yüksektir ( hamile kadınlar hangi seviyede olursa olsun radyasyona maruz kalmamalıdır , binaların girişindeki X-ray cihazları?); menopoz-öncesi bir kadının radyasyon hassasiyeti ise menopoz-sonrası bir kadının hassasiyetinden daha yüksektir. Ayrıca genetik yapı da radyasyona karşı gösterilen hassasiyetde belirleyici olabilmektedir; ‘sessiz A-T (ataxia-telangiectasia) geni taşıyıcısı olan ve dolayısıyla radyasyonun kanserojenik etkilerine oldukça duyarlı olan %1-2 civarındaki kadınların mamografiden dolayı meme kanseri riskleri ise dört kat daha yüksektir.’

    Tehlikelerinin yanı sıra mamografinin ne kadar etkin bir teşhis yöntemi olduğu da ciddi eleştirilerle karşı karşıyadır. Menopoz-öncesi kadınlarda vücut daha yüksek düzeyde östrojen ürettiğinden meme yoğun bir yapıya sahiptir. Bu daha yoğun yapı erken aşamadaki küçük tümörleri maskelemekte ve mamografiyle tespitinin önüne geçmektedir. Ve sonuçta mamogramlar meme kanserini teşhis edemeyebilmekte ve yanlış bir şekilde negatif sonuç verebilmektedir. Bu tür vakaların sayısı ihmal edilemeyecek boyuttadır. Kendisine endişe edilecek bir şey yok denen çok sayıda kadın sonradan konan meme kanseri teşhisiyle sarsılmaktadır. ‘Günümüz pratiğinde mamogramlar tüm tümörlerin dört birinden fazlasını atlamaktadır.’

    Ve bir de tam tersi durumlar bunmaktadır, hatta bunların oranı daha da yüksektir: Aşırı teşhisler. Mamogramda bir kitleye rastlanmakta, gereksiz biyopsiler yapılmakta ve bu kitleyi almak için lampektomi veya mastektomi uygulanmakta ve hatta ‘hasta’ bu bulgular nedeniyle kemoterapiye alınmaktadır. ‘Aşırı teşhis ve akabinde uygulanan aşırı-tedavi mamografinin önemli risklerindendir. Görüntülemenin artışına paralel olarak DCIS teşhislerinde büyük bir artış yaşanmıştır. DCIS teşhis edilen hastalar lampektomi veya mastektomi artı kemoterapi uygulanmaktır. Halbuki DCIS’ların %80’ı bırakıldıklarında hastanın sağlığı için bir tehlike oluşturmazlar.’ ‘Mamogram sonrası yapılan biyopsilerin dörtte üçü kadarı selim lezyonlar çıkmaktadır.’

    Mamografi görüntülemesinin kalitesi de önemlidir. Mamografinin kalitesi, cihazın yaşına ve gerekli bakımların yapılıp yapılmadığına, teknisyenin ve filmi yorumlayan radyoloğun bilgi ve tecrübesine bağlıdır. Mamografi çekilen merkezlerin denetlenmesi ve makinaların kalibrasyonun ölçülmesi gerekmektedir. ABD’de FDA’nın bu merkezleri yılda bir kez denetlemekte ve makinaların kalibrasyonunu ve performans standartlarını ölçmektedir. ABD Sayıştayı’nın hazırladığı 1997 tarihli bir raporda ‘ilk yapılan incelemelerde bu merkezlerin dört birinden fazlasının ciddi ihlallerde bulunduğu’ belirtilmektedir.

    Mamografi çektirmeye karar vermeden önce ciddi düzeyde bir radyasyon riski alacağınızı ve gereksiz müdahelelerle karşılaşacabileceğinizi aklınıza getirmenizde fayda var. Kanser oranları artıyor, bunun tıbbi nedenleri de var!

    Orhan Akalın

    Kanser Önleme Koalisyonu(Cancer Prevention Coalition)

    akalin_orhan@yahoo.it

    Kaynakça:

    Samuel S. Epstein, Kanseri Başlamadan Durdurun, Domino Yayıncılık, 2005.

    Susan Love, Dr. Susan Love’s Breast Book, Perseus Publishing, 2000.

    Epstein&Steinman, The Breast Cancer Prevention Program, Macmillan, 1997.

    Breast Cancer Action web sitesi (Breast Cancer Action - Home)