Nereden Çıktı Evlilik ?

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve acizane! tarafından 17 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    17 Aralık 2007
    Konu Sahibi : acizane!
  1. acizane!

    acizane! Guest

    Bir sevgilim olmalı” düşüncesiyle başlar her şey,
    hele bir de “ciddi bir ilişki istiyorum artık”
    paranoyasıyla girdiniz miydiii yandınız anacım.
    Çünkü daha ilişkinin ön pazarlığından belli hafif
    kafayı kıracağınız. Eee hadi sağda solda,dağda
    bayırda buldunuz diyelim hoşunuza giden bir hatun
    kişi, ya da o atının beyazlığıyla dillere destan
    olmuş prensi. Sonra en güzel zamanlar gelir, ele
    ele dolaşıp birbirinize gaz verdiğiniz, onun hoşuna
    giden her şeyi kayıtsız şartsız sevme oyunları,
    “tamam canım” lar, “seni seviyorum hayatım” lar
    derkeenn zaman geçer gider.Ne senin annen vardır
    başrolde , ne onun annesi, ya da aile, bu oyundan
    diskalifiye olmuştur baştan.. Dolayısıyla iki kişilik
    dev bir gösteri başarıyla devam ediyordur. Ve taraflardan birinden çatlak sesler gelmeye
    başlar. ( ya çok sıkılmıştır, ya da artık kaşar
    oldum bulmuşken kaçırmayayım der ) . “ Artık ailem
    sıkıştırıyor beni Ferit, istemeye gelenler oluyor
    ben de daha ne kadar dayanacağım” ya daa
    “ Ailenle tanıştırmanın vakti geldi artık
    Nalann , seni kimseye yar etmem bunu bil, ya
    toprağınsın ya benim lannnnn” şeklinde replikler
    atar çiftler birbirine.
    Sonunda iyi bir halt etmişçesine, ailelerle
    tanıştırma seansları başlar. “Bak benim babam biraz
    sinirli bir tiptir Ferit, alttan al tamam mıı ?
    Sonra her lafa karışma , bi de lütfen yemekte
    ağzını şapırdatma, hıı bi dee şöyle pahalısından
    bir çiçekle felan gel yoksa çok ayıp olur.”
    Ya da “ Nalan, sevgilim annem şimdi gelin
    namzet’ini görünce biraz gerilir, bilirsin
    kadınlar birbirini kıskanır, öyle bana
    konuştuğun gibi dilin pabuç kadar olmasın,
    sonra mutfakta yardım et biraz di mi canım,
    şöyle hanım hanımcık giyin, k..nı başını
    açıp gelme “
    Bu aşamalar kafa göz yarılmadan atlatılırsa
    ne mutlu büyükçe bir engeli aştınız demektir.
    Ama durun hele bu daha engelli atlamaların
    başı’dır ve sizi daha nice sinir krizleri ve
    migrenler beklemektedir.
    Sonra aileler bir yemekte, ya da bir yemek sonrası
    kahve içiminde tanıştırılmak zorundadır, öyle yaa
    her iki aile de gelin , damat adayını görmüşlerdir
    ama ya anası babası, bakalım onlar kimlerdendir,
    nasıl birileridir. İt midir kopuk mudur di mii.
    Bunun teşhisi de hayli gerici ve verici bi şekilde
    önünüze dikilir efemmm..
    Her şey o iki fingirdek yavruların elindedir,
    “herkes kendi ailesine sahip çıksın” tarzında
    bir kalkan görevi görmelidirler ki , buluşma
    “Çanakkale cephesi” kıvamında geçmesin di mi.?
    Düşman askerleri ( yani karşı aile) eve geldikleri
    anda , şöyle bolca süzülüp, bulunacak kusurlar
    gözden geçirilir, ve işte o andan sonra ne söylerseniz
    ne yaparsanız aleyhinize işleyecektir. Her iki aile de
    yavrularını överler de överler, genelde erkek anası
    “ o benim biricik oğlum, her gün başka gömlek giyer,
    çok dağınıktır, ayy her yemeği de yemez, hazır
    yoğurtta yemez, ellerimle yaparım yoğurdunu,
    benim yemeklerimden başka yerde yedimiydi
    üstünüze afiyet ishal oluverir wallaa ? şeklinde
    gelin hanıma ufaktan tehdit yağdırır… yani “bak
    kızım oğluma karı olabilirsin ama benim makamıma
    oturmana izin vermem, hem sen kaç karış boyunla
    benim güzelim oğluma nasıl bakacakmışsın ?
    “ demek ister aslında.
    Ya kız anası “ Ben onu neliklerle büyüttüm efemmm,
    kız evlat zor yetişiyor, o yorulmasın diye yemek
    yaptırmadım,Bulaşık yıkatmadım, tamam hepsini bilir
    ama o güzel elleri bozulmasın diye kıyamadım. Sonra
    çok alıngandır babası da ben de daha bi fiske vurmadık
    mazallahh, nazlı büyüttük biraz ama pırlantadırrrr o
    pırlanta …
    Buradan da damat adayına giden gün yüzü görmemişşş
    tehdit unsurları vardır, “ bak kızıma bi fiske vur
    hatta elini kaldırdığını duyayım linç ederim seni
    damat efendi, hele öyle bulaşıktı yemekti ne demek
    efeemm sen de yardım edeceksin, hayat müşterek di mi yaa “
    Tanışmadan çok düelloya dönen bu görüşmeler sonunda
    zorla şerle erkek evi gelir kızı istemeye
    (vallahi istemeye istemeye gelirler bunu da bilin yani )
    Girdiniz bi hortumun içine artık sizi döndürüp döndürüp
    kasırgasıyla fırlatır durur ordan oraya. Aaah nerde o
    ayaklarınızın k…nıza vurduğu , başınızda kavak yellerinin
    meltem yaptığı o günler di mii.
    Eee kaşınanı kaşırlar kardeşim. Daha ne ki bu, asıl iş
    isteme bombasından sonra söz ,nişan ve düğün olayında.
    Her biri için bi çarşıya çıkılır, her iki ailenin ileri
    ve geriden gelenleri tarafından çarşıda şöyle
    kallavisinden bi cıngar çıkarılır, sonra hiçbir
    halt alınamadan eve geri gelinir, birkaç kez tekrarlanan
    bu kısırdöngüden sonra asla gelinin ya da damadın
    istekleri olmamacasına kıyasıya bir mücadele ile aileler
    her halta karar veriiirr , sonunda iki düşman, pardon iki
    dünür aile çarşı merasimlerini bitirmiş olur. Ama
    dedikodusu torunların kulağına kadar gidecek şekilde
    uzattıkça uzatılır…
    Nişanlandıktan sonra durum daha da içler acısı bi hal alır
    doğrusu, haftada en az bir kere kaynananı k.pederini
    ziyaret edeceksindir, sonraa her daim kibar, her daim
    hamarat, her daim kendini aşan, bir sabır küpü
    şeklinde olacaksındır, kısacası artık sen , sen
    değilsindir kardeşim, yani sen gittin, bittin artık,
    unutacaksın o neşeli, o haylaz çocuğu… yalaksın
    artık, vatanı için canını feda etmeye hazır Mehmetçik
    gibisin, senin feda ettiğin vatan o vatan değil ama ,
    kanepe de yatan kaynanannn… şu anda nişanlı birisin
    di mii yaa , böyle bi mertebede “hakkıdır kaynanaya
    tapan nişanlılığındır istikbal “
    Çok mu abarttık diye düşünmüyorum bile, siz de düşünmeseniz
    iyi olur derim ben. Sonracıma düğün mü olacak nikah mı
    ona karar verdiniz mi bakalım? Düğün yapmaya karar
    verdiyseniz şayet işkence saatlerinizi ikiye üçe hatta
    dörde katlamış olduğunuzu hatırlatırım.
    Hııı ondan önce de bi eşya alma ve yerleştirme
    çabaları vardı atladım özür dilerim, nasıl atlarım
    böyle muazzam acılı zamanları yaaa… Bu arada bu
    hikayeyi buraya kadar getirdik ama iyi tarafından
    bakıp ta getirdiğimizi de unutma kardeşim. Yani her
    babayiğit bu kadar debdebeden sonra hala birbirini
    nasıl sevebilir ve nasıl hala evlenmek isteyebilir,
    ya da hala nasıl yan yanasınız anlamıyor ve yazmaya
    devam ediyorum.
    Önce ailelerin bir iç savaşı eşliğinde zorlu mücadeleden
    sonra verdikleri bir kararla ? uygun ve her ikisine de
    ortalama bir semtte tutulan bir evle başlar kabusun ikinci
    perdesiii.
    Eşya alınma tantanası, vay efendim yatak odasını kız
    tarafı alırdı da dandik takım aldılar, aman kızın o
    çeyizindeki nuh nebiden kalma tarihi eserlere de
    bakın”lar, yok efendim yemek masası orda iyi olmaz
    salonun soluna alalım, ben erkek annesiyim benim
    dediğim olmalı”lar.
    Derken kafayı yemiş, çığrından çıkmış ve aklını
    özgür bırakmış insanlar topluluğunun iki genç yavrunun
    hayatını nasıl da çiğ çiğ yemelerini konu alır bu merasim.
    Ama merasimler bitmezzz, takı merasimi ( ki bu en
    kanlısından bi merasim olup, yüzyıllarca hatta toprağın
    altına girdikten sonra bile konusu geçen eksik takılan
    bilezikleri v.s. konu alır )
    Nikahta gelin kız da, damat ta artık yalama olmuşlardır,
    mümkünse sadece kafa sallar, ve salakça bi tebessümle
    etrafa donuk resimler verirler. Eski hallerinden eser
    yoktur, böylesine kalıcı hasar bırakan bi muameleden
    sonra, sağlıklı bir evlilik ve sağlıklı çocuklar için
    içler acısı bir “evet” der ve evliliğin ıstırabına atarlar
    kendilerini. Tabi o evet’in bitişinden sonra kız ve erkek
    anaları ayaklı kuyumcu görünümündeki gelini soymaya doğru
    yola koyulmuşlardır bile. Damat süzme bir şekilde sağa
    sola yalpalayarak ne olup bittiğini bile anlayamadan
    gelin arabasının içinde bulur kendini, gelin yeterince
    dımdızlak soyulmuştur, ve artık ikisi de kimsenin
    umurunda değildir. ( kısa bi süre için ) İşin kötüsü,
    aylardır, ailelerin tantanası ve üstün kararlarıyla
    hareket etmeye daha doğrusu hareket edememeye alışmış
    çift işte şimdi dumura uğramış ve şaşkın şaşkın
    afallamışlardır.” Ne halt edecektik biz yaa “ şeklinde
    bir saflıkla ve ağlaklıklar bakınırlar etrafa.
    Ne diyim ben bu gariban yavrulara yaaa , güzel güzel
    flört ederken nerden çıktı şimdi evlilik ??


    Not : Olaylar sadeleştirilmiş ve özetlenmiştir.
    Ayrıntısını da sizin engin hayal gücünüze ve seçtiğiniz
    damat adayının ailevi çılgınlığına bırakıyorum… Mutluluklar
    mıııı desem ???


    Alıntıdır....

    :eek:klava::eek:klava::eek:klava:
     
  2. 18 Aralık 2007
    Konu Sahibi : acizane!
  3. emel_1984

    emel_1984 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    11 Aralık 2007
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    çok güzel bi yazı eline sağlık ama evlenmeyle ilgili azıcık bi heves varsa içimde aldı götürdü hepsini:KK70::KK70::KK70::KK70::KK70: