Nergis

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve yxuxxexes tarafından 22 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    22 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : yxuxxexes
  1. yxuxxexes

    yxuxxexes Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2007
    Mesajlar:
    51
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    “Neyi arıyorsan sen O'sun" der Mevlana...

    Zulmün peşindeysen zalimsin, aşkı arıyorsan aşık...

    Elinden tuttuğumuz her sevgili, bizi sü*rükleyip, kendi iç dünyamızın derinliklerinde bir keşif gezisine çıkarır.

    Her ilişki, benliğimizde bir kazıdır aslın*da, her sevda ruhumuzun bir başka yüzü...

    Her aşkta kendimizi ararız; o yüzden bulduklarımız, benzerlerimizdir.

    Resimlerini yanyana koyun sevdiklerini*zin ve dikkatle bakın yüzlerine, onların suretlerinden kendi yüzünüz bakacaktır size...

    Aşk denilen kaleydoskobun buzlucamına gözünüzü dayadığınızda, binbir camın rengarenk ışıklar saçarak döndüğünü ve her seferinde bambaşka şekiller ördüğü*nü görürsünüz. Her camda, farklı bir ren*giniz vardır; her şekilde sizden bir parça...

    Aşklarınız hülasanızdır.

    Sevdiğiniz her adam, beğendiğiniz her kadın, farklı ruh hallerinizi ele verir; arada bir çevirdiniz mi kaleydoskobu, cam par*çalar yer değiştirip yeni şekiller alır; hepsi siz...

    Sevgilinizin gözlerindeki dolunay, sizde*ki ışığın yansımasıdır aslında; dilindeki si*zin ilhamınız, tenindeki sizin ısınız...

    Yoksa hâlâ bir sevdiceğiniz, o henüz kendinizi bulamadığınızdandır...



    * * *



    Aşk, narsizmdir.

    Kendimiziz her aşkta arayıp durduğu*muz, peşinde olduğumuz...

    Bir omza sığınmanın şefkatinde de, bir göğsü dişlemenin şehvetinde de kendimize açılan kapılar var.

    Sevda, çevrildikçe içimizin farklı ışıkları*nı yakan eğlenceli bir kaleydoskop gibi başımızı döndürüyor.

    Ve biz, hep baharı takip ederek dünyayı gezen bir gezgin gibi içimizdeki eski baharları arıyoruz.



    * * *



    Narcissus'u bilirsiniz:

    Öyle heybetli ve güzelmiş ki, bakmaya doyamazmış kendine... Gün boyu ayna karşısına geçip kara gözlerini, incecik burnunu, dar kalçalarını, kıvırcık saçlarını seyredermiş hayran hayran... Bir gün ır*mak kenarında gezinirken, sudaki yansımasına ilişmiş gözü... uzanıp, iyice bak*mak istemiş. Tam gördüğünde kendini, dengesini kaybedip düşüvermiş ırmağa, kapılıp gitmiş suya...

    Yeryüzünün en güzel insanının öldüğü*nü duyan Tanrı, unutulmaması için O'nu her bahar açan güzel kokulu bir çiçeğe dönüştürmüş.

    Narcissus, nergis olmuş.



    * * *



    Kıssadan hisse, benden size tavsiye, ta*ze bir nergis verin bugün sevgilinize...

    Sonra da, nerede baharsa mevsim, ro*tasını oraya çevirip içindeki eski baharla*ra koşan bir gezgin gibi "Bahar getirdim sana" deyin, baharın elinizde olduğunu unutmadan...

    Gözlerinizdeki ırmağa baktığınızda kendinizi göreceksiniz; dikkat edin de hayran olup düşmeyin!

    Düşüp bahar kokulu bir çiçeğe dönüşmeyin...