Neşet Ertaş

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve mavrulam tarafından 12 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    12 Şubat 2008
    Konu Sahibi : mavrulam
  1. mavrulam

    mavrulam Popüler Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesajlar:
    6.771
    Beğenildi:
    807
    Ödül Puanları:
    153
    ZAHİDEM
    Zahide’m kurbanım n’olacak halim
    Gene bir laf duydum kırıldı belim
    Gelenden gidenden haber sorarım
    Zahidem bu hafta oluyor gelin

    Ezeli de deli gönül ezeli
    Çiçekdağı da döktü m’ola gazeli
    Dolaştım alemi gurbet gezeli
    Bulamadım Zahide’mden güzeli

    Gurbet ellerinde esirim esir
    Zahide’m kurbanım hep bende kusur
    Eğer anan seni bana vermezse
    Nemize yetmiyor el kadar hasır


    evet neşet ertaş bu ülkenin yetiştirdiği en ünlü halk ozanlarımızdandır.büyük ustadır.bu toprağın sesidir.bozkırın tezenesidir.

    Onun sazımn ve sesinin insanı büyüleyen sırrı nereden gelmektedir? Neredeyse yarım asra varan bir süreden beri gerçek anlamda gönül telimizi titreten, ruhumuzu ürperten bu esrarlı sesin, sazın ve yorumun arka planında neler ve kimler vardır? Sazı gümbür gümbür ses veren, adeta davula eslik edercesine sazının göğsünde pençesiyle sesler çıkaran, hep samimi ve kendi halinde yüreğinin acılarını ve kendi iç gurbetlerini seslendiren; hiç bir medyatik tutumu olmayan, kalabalıklardan ve şöhretten adeta köşe bucak kaçarak pek ortalıklarda görünmeyen; mezhep, parti ve etnik kimlik çağnsımlanna pirim vermeyen, sazından, sözünden ve sesinden gayri hiç bir şeyden medet ummayan bu "Garip" insanı tanımak kadar tanımlamak da gerçekten zor.
    Ayaklarının altındaki toprağın renginden, kokusundan haberdar olan, bastıkları yeri az çok tanıyan, yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş, belki de tam bir "yaşayan efsane"; meçhul, uzak, esatiri ve sırlarla dolu...

    Neşet Ertaş'ın bir iki cümlede özetlenebilecek resmi biyografisi bize belki sadece ipuçları verebilir. Onun "1938 yılında Kırtıllar Köyü'nde Döne'den doğma Muharrem Ertaş'ın oğlu" olduğunu; Kırşehir, Yozgat ve Keskin'in çeşitli köylerinde geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından, 15 yaşında çıktığı gurbet hayatinin hala devam etmekte olduğunu bilmenin fazla bir anlamı olmayabilir. Neşet Ertaş'ı tanımak, asıl onun ruh ve gönül macerasım bilmeyi gerektirir ki burada hemen karşımıza, Neşet Ertaş'la en rafine üslubuna kavuşan Orta Anadolu Abdal Müziği geleneğinin gelmiş geçmiş en büyük ustalanndan olan babası Muharrem Ertas karşımıza çıkar.

    İşte Neşet Ertaş, babası Muharrem Usta ile adeta Anadolu'daki en olgun seviyesine erişen bu Türkmen/Abdal müzik birikiminin yeni bir yorumcusudur. Yoğun yöresel özellikleri ve baskın mahallilik unsurları ile donanmış bu müziği yöresinin dışına çıkarmış, ülke genelinde ve hatta yurt dışında bilinmesini ve tanınmasım sağlamıştır.
    1960'lardan itibaren binlerce yıllık sazımız bağlama ile birlikte anılan; sadece geniş halk kesimlerinde değil, ciddi mu***i çevreleninin ve gerçek türkü dostlarının da gündeminden hiç düşmeyen Neşet Ertaş'ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor- Çünkü o aslında bir anlamda tam bir yöre sanatçısı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak, hem babası Muharrem Ertaş'tan, hem de bu geleneğin diğer usta isimleri olan Hacı Taşan ve Çekiç Ali'den de ayrılır. Bir başka söyleyişle onun sanatı için, başta Muharrem Usta olmak üzere. Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Abdal/Türkmen Müziği geleneğinin çeşitli yörelerde farklı tavır ve üsluplarda karşımıza çıkan diğer ustaları da dahil olmak üzere hepsinin üst seviyede bir sentezi ve esrarlı bir bileşkesi denilebilir.

    Neşet Ertaş'ın sanatı hayatı ile hayatı sanatı i1e o kadar içice ki, çalıp çığırdığı türkü ve bozlaklarında bütün bir hayat hikayesini bulmak mümkün olduğu gibi, hayatına yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acılı bozlakların nelerden nasıl doğduğunun ipuçlarını elde ederiz hemen. Onun yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatım "Garip" mahlasıyla yazdığı koşma tarzında usta işi şiirlerle anlattığı ozan yönünü yıllarca kimse farketmedi bile. Babasından tevarüs ettiği geleneksel ve anonim türkülerin, bozlakların dışında, sözleri kendisine ait türküler, bozlaklar söylediğini de farkeden olmadı yıllarca. Sözü ve müziği ile, anonim türkülerdeki erişilmez sadeliği ve estetik seviyeyi yakalayan sayısız türkünün, bozlağın altına attığı mütevazı imzasını kimselere söylemedi bile.
    Neşet Ertaş o büyük yaratıcı yeteneği ile okuduğu her eseri yeni baştan öyle bir yorumlar, ona öyle bir ruh ve hava verir ki, adeta yeni bir beste ile karşı karşıya olduğunuzu dahi sanabilirsiniz. Bu durumu, yeteneği, kültürü ve birikimi oldukça sınırlı sığ ve sıradan sanatçıların yorum adına yaptıkları "dejenerasyon" ile karıştırmamak gerekir. Çünkü Neşet Ertaş kendisine ait olmayan bir türküyü bi1e öyle bir okur ve yorumlar ki, o türkü o şekliyle yıllar öncesine ait bir Neşet Ertaş türküsü gibidir artık.
    Olağanüstü denilebilecek yeteneği, geleneğe hakimiyeti, gelenekten kopmadan yeniye bağlılığı, yeni zamanların modern zevk ve eğilimlerini gözeten diri ve uyanık tecessüsü ile Neşet Ertaş, hep gündemde kalmış bir sanatçıdır. O, ismi bağlama ile özdeşmiş ve adeta bu dünyaya türkü söylemek için gelmiş gerçek bir türkü ustası... Türküyü bağlamaya, bağlamayı türküye bu kadar yakınlaştıran ve yaklaştıran, adeta birbirlerinin içinde -kendisi ile birlikte- eritip yok eden ikinci bir sanatçı bulmak öyle sanıldığı kadar kolay olmasa gerek.
    Neşet Ertaş'ın sanatı; müziğin özünü, ruhunu kavrayan birinin, hiç bir yapmacıklığa tevessül etmeden, olduğu gibi kendini, kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze dökmesidir.
     
  2. 12 Şubat 2008
    Konu Sahibi : mavrulam
  3. edda1985

    edda1985 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    7.920
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    146
    ben bu adama gerçekten aşıgım sesine... kendisinede saygım sonsuz..
     
  4. 12 Şubat 2008
    Konu Sahibi : mavrulam
  5. cinsilatif

    cinsilatif sana emanet... Pro Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.254
    Beğenildi:
    196
    Ödül Puanları:
    163
    zahidem in hikayesini anlatayım size
    hemşehrimin çok sevdiğim bi türküsüdür

    zahide, çiçekdağ köyünde yaşamış gerçek bi karakterdir
    yine aynı köyden bi gençle aşık olurlar birbirlerine
    delikanlı zahide yi ailesinden istetir.vermezler
    o da bu duruma kahredip gurbete çıkar ve yıllarca dönmez köyüne
    aradan uzun seneler geçer ve bi gün geri döner delikanlı
    ikisi de yaşlanmıştır zahide evlenmiş çoluk çocuğa karışmıştır
    ve çok hastadır.haber salar etrafa yakınım eşim dostum gelsin helalleşelim diye
    adamda bu vesileyle çıkar gider zahide nin yanına
    hakkını helal et demek için
    der de
    ama zahide
    sana hakkımı helal etmem der adama
    adam neden diye sorar
    çünkü der; sen beni istedin ama almadın.sadece istedin
    bu aşkla ömrüm tükendi.o yüzden sana hakkımı helal etmem der ve bi süre sonrada ölür...

    işte her dinlediğimde beni ağlatan türkünün gerçek hikayesi bu
     
  6. 22 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : mavrulam
  7. evrem716

    evrem716 İşte benn! Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    2.568
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    146
    Neşet Ertaş; seni bir şiir anlatmaya yetmez, sen bir ömre sığmazsın!!
    Türk Halk Müziği'nin eşsiz sesi, sazı, soluğu, türküsü....
     
  8. 26 Ekim 2010
    Konu Sahibi : mavrulam
  9. sinemha

    sinemha Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Aralık 2007
    Mesajlar:
    2.853
    Beğenildi:
    285
    Ödül Puanları:
    153
    neşet ertaş bır numara