Nunu'dan seçmeler

Konusu 'Fıkralar' forumundadır ve nunu tarafından 8 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    8 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : nunu
  1. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    İzmir'den trene binen yaşlı teyze, kondüktöre Ege şivesiyle
    -" Menemene gelence beni haber et yavrıım, unutma" der.

    Gecenin ilerleyen saatlerinde kondüktör Menemen’i geçer geçmez yaşlı teyzenin Menemen'de ineceği aklına gelir, hemen makiniste gidip haber verir.

    Makinist de gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremeyeceğimize göre geri geri gideceğiz, soran olursa "tren makas
    değiştiriyor" deriz der.
    Bir yarım saat geri geri giderek Menemen'e gelinir ve kondüktör gidip teyzeye haber verir
    -" Hadi teyze Menemen'e geldik" diye.

    Teyzem
    -"sağol yavrıııııııııım" der
    ve çantasını açıp ilacını içer ...)))
    --------------------------------------------------------------------------
    MAYMUN
    Maymun kurmus çilingir sofrasini
    ormanin ortasina, külhanbeylik yapiyormus. O sirada zürafa ordan geçiyormus, sormus: - "Vay maymun Kardes, nasilsin?" - "Iyiyim be anam, içiyorum içiyorum aslani dövüyorum." Zürafa tirsmis ve uzaklasmis.
    Derken Zebra gecmis, o da sormus:
    - "Selam maymun abi, ne var ne yok?"
    - "N'olsun be gülüm hep ayni; içiyorum içiyorum aslani marizliyorum." Zebra da uzaklasmis ordan.
    Bu kez köstebek, geçerken sormus: "Maymun ya naber?" "Iyilik koçum içyorum içyorum Allah ne verdiyse girisiyorum aslana!" Köstebek de sivismis
    Ancak böyle böyle derken, olanlar aslanin kulagina gitmis ve aslan o tarafa dogru yola koyulmus.
    Çikmis maymunun karsisina:
    - "Eee anlat bakalim maymun efendi, ne var ne yok?"
    Maymun hemen kendine çeki düzen vererek yanitlamis:
    - "N'olsun be abi, içiyorum içiyorum abuk subuk konusuyorum."
     
  2. 8 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : nunu
  3. BarbunyaPilaki

    BarbunyaPilaki Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    827
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    :laugh: :laugh: :laugh:
    maymunun zekasına bak
     
  4. 8 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : nunu
  5. emcan01

    emcan01 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.662
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    148
    ikiside güzeldi emeğine sağlık canım
     
  6. 5 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  7. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Ülkede kriz başlayınca iki genç Türk gazeteci atmışlar kendilerini yurtdışına... Bir iki hafta barlarda zaman geçirip, hayatın tadını cıkartmışlar. Sonra iş aramak için kapıları çalmaya başlamışlar.

    Bir gün, iki gün, bir hafta, iki derken, ümitleri iyice kırılmaya başlamış. O sırada bir ilanı görünce gözleri parlamış.

    "Çiftlikte çalışacak işçi aranıyor."

    Koşarak gitmişler. Çiftlik sahibi, tepeden tırnağa süzmüş bizimkileri, sonra ellerine birer kürek tutuşturmuş, büyükçe bir ahırın kapısına götürmüş. Günde üç öğün yemek, saati 5 Euro karşılığında, ahırdaki gübreyi, 50 metre ilerideki kuyuya taşımalarını istemiş. Yatacak yer de vermiş. Umutsuzluktan umuda ulaşan bizim Genç Türkler bir haftalık işi iki günde bitirivermişler. Ahır pırıl pırıl olmuş. Çiftlik sahibi ağzı kulaklarında, bizimkilerin çalışmalarından son derece memnun, çiftlikte sürekli iş önermiş.

    Bizimkiler, bir daha sokaklara düşmemek için kabul etmişler. Adam, bu sefer onları tavuk çiftliğine götürmüş. Makinenin başına gelmişler, anlatmış olayı. "Düğmeye basın, yürüyen bant çalışmaya başlar. Önünüzde iki kutu var, irileri sağ taraftakine, küçükleri sol taraftakine koyup, kutuları bantlayıp, ait oldukları kolilere yerleştireceksiniz. İş bu kadar basit...”, demiş ve gitmiş.

    Geçmişler bizimkiler birer tarafa basmışlar düğmeye, bant hareket etmiş, önlerine bir yumurta gelmiş, almışlar ellerine, bakmışlar, bakmışlar, "iyi mi, kötü mü, büyük mü, küçük mü ? " tartışmaya başlamışlar. Bu arada bant akıyor ve tabii ki yumurtalar da, bantın ucundan çöp tenekesine düşüyor... Çiftlik sahibi tesadüfen gelmiş yanlarına. Bir bakmış ki onlarca yumurta boşa gidiyor, bizimkiler hala ellerinde bir yumurta tartışıyor. Durdurmuş bantı, "Ne yapıyorsunuz?" demiş kızgınlıkla... Gençler şaşkın bakınca,

    "Siz Türkiye'de ne iş yapıyordunuz?" diye sormuş.

    Bizimkiler "Gazeteciydik!" deyince, “Belli" demiş adam,

    "Bok atmayı çok iyi beceriyorsunuz ama, iyiyle kötüyü ayırt etmeyi bir türlü beceremiyorsunuz!"
     
  8. 5 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  9. masal

    masal Guest

    fıkra olarak güzelde biz yinede hepsini aynı kefeye koymayalım.
     
  10. 9 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  11. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Temel bir gün Avrupaya gider.

    Temel'in kötü bir aliskanligida vardir, sürekli içki içer.

    Birgun bir bara girip barmenden 3 bira ister ve hepsini icer.UÜc-bes defa boyle yapinca barmen merak eder ve sorar;

    - "Niye hep üc tane bira iciyorsunuz?
    Temel cevap verir;

    - "Ben, Dursun ve
    Hamdi bizler ücüzüz. Hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira iceriz, öteki iki birayi o yüzden iciyorum" der.

    Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve 2 bira ister, barmen verir.

    Temel biralari ictikten sonra tam
    kalkarken barmen sorar;

    - "Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?" deyince

    Temel cevap verir;
    -"Hayir ben ickiyi biraktim
     
  12. 10 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  13. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    FALCI
    Adamın biri falcıya gitmiş. Adamın avuç içini inceler incelemez,falcının yüzü karışmış? Adam telaşla sormuş:
    "Hayırdır... Halim, ahvalim çok mu kötü?" Falcıdan cevap: "Üzgünüm... Pek yakın bir vakitte, tüm insanlığın
    felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!..."
    Kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın? Derhal, kendini en yakın demiryoluna atıp rayların üzerinde hayatına son verecek ilk treni beklemeye başlar. Aynen, Anna Karenina misali... Derkeeeeen, yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri topu
    demiryoluna kaçırır. Tam o anda da, yaklaşmakta olan trenin çuf çuf
    sesleri duyulur. Çocuğu rayların üstünde gören adam, kendi makus
    talihini unutup çocuğa doğru bir hamle yapar. Oğlanı kaptığı gibi,
    son anda rayların dışına yuvarlar. Tren uzaklaşınca, talihsiz adam
    döner çocuğa sorar:
    "İsmin nedir yavrum?"
    "George W. Bush!!!..."
     
  14. 26 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  15. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    bölüm şefi işe yeni alınan elemana ortamı açıklıyor:
    -adınız?
    -mehmet.
    -birinci kural: biz burada adımız sorulduğunda soyadımızı söyleriz,
    birbirimize de soyadımızla hitap ederiz. şimdi baştan alalım: adınız?
    -aşkım.
    -peki, mehmet, ikinci olarak ...
     
  16. 27 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  17. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Evli bir çift cadılar partisine davetliydi.
    Dışarıya çıkmak için hazırlanırlarken kadının
    migreni tuttu, evde kalmak zorundaydı.Kocasına,
    partiye yalnız gitmesini, onun eğlencesini bozmak
    istemediğini söyledi.Biraz tartıştıktan sonra
    adam kostümünü giydi ve partiye gitti kadın da
    birkaç aspirin alıp yattı. Biraz uyuduktan sonra
    kendini daha iyi hissederek uyandı ve partiye
    giderek kocasına sürpriz yapmaya karar verdi.
    Tam hazırlanırken "Acaba ben yanında değilken
    kocam neler yapıyor" diye düşündü ve kocasının
    kendisini tanımaması için değişik bir kostüm
    giyerek partiye gitti.Oraya vardığında bir
    kenarda onu izlemeye başladı. Kocası arka
    arkaya değişik kızlarla ve onlarla çok
    yakınlaşarak dansediyordu, nereye kadar
    gidebileceğini görmeye karar verdi.Kocasına
    yaklaştı,Onunla çok samimi bir şekilde dansetmeye
    başladı,kulağına dışarıya çıkabileceklerini
    fısıldadı. Arabalardan birine girerek birlikte
    oldular ve gece yarısından önce maskeler
    çıkarılmadan kadın eve gitti, kocasının dönüşünü
    beklemeye başladı.Adam sabaha karşı 01.00
    sularında ve döndü ve doğru yatağa gitti.
    Kadın : "Parti nasıldı kocacığım" diye sordu,
    Adam da: "Sensiz hiç eğlenemedim tatlım" diye
    yanıtladı.
    Kadın : "İnanmıyorum" diye cevapladı, "Bahse
    girerim çok eğlenmişsindir"
    Adam: "Gerçekten hayatım. Partiye gittiğimde
    bazı arkadaşlarla sıkıldık, alt kata inip bütün
    gece poker oynadık. Fakat kostümümü ödünç
    verdiğim o Allah'ın cezası herif bir eğlenmiş,
    bir eğlenmiş, anlata anlata bitiremedi..
     
  18. 27 Ekim 2006
    Konu Sahibi : nunu
  19. nunu

    nunu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    57
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    76
    Bir mahkeme salonu düşünün...
    Bir davada tanıklık etmesi için kürsüye yaşlı bir teyzeyi çağırırlar.Kadın yerine oturur ve davalının avukatı kadına yaklaşır.
    "Bayan Jones,beni tanıyormusunuz?"Yaşlı teyze cevap verir:
    "Ah evet bay Williams,sizi çocukluğunuzdn beri tanıyorum.Siz taaa o zamanlar bile aileniz için baş belasıydınız,sürekli yalan söylüyorsunuz,karınızı komşunuzla aldatıyorsunuz ,en yakınım dediğiniz insanların arkasından konuşuyorsunuz,2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız"
    Davalının avukatı başta olmak üzere tüm salon şok olur.
    Adam ne yapacağını bilmez bir halde kadına tekrar sorar.
    "Peki bayan Jones, ya karşı tarafın avukatını tanıyormusunuz?"
    Kadın yine cevaplar:
    "Elbette tanıyorum.çocukluğunda ona dadılık yapmıştım.Tembel,ödlek ve alkolik adamın tekidir.Etrafında bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdığını söylüyor.."
    Yine herkes şokta.
    Bütün salonu bir uğultu kaplar.Hakim kürsüye tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çağırır.
    Ve ikisine de eğilmelerini söyleyerek, kulaklarına şunları fısıldar:
    "Eğer bu kadına beni tanıyıp tanımadığını sorarsanız, ikinizi de harcarım."