Nuri Can Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve BarbunyaPilaki tarafından 14 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    14 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  1. BarbunyaPilaki

    BarbunyaPilaki Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    827
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Seven Yüreğime Sor Beni






    Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
    hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
    ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
    her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
    sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
    savruluyorsam sokak sokak
    ürperiyorsam yaprak yaprak
    esip geçen rüzgarlara sor beni

    hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
    kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
    kahroluyorsa kalbim seni her andığımda
    ve tanımıyorsa hiç bir kural yüreğim
    kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
    ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
    ateş - alev sevdalara sor beni

    seninle gözgöze geldiğimde
    ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
    düğümleniyorsa boğazım
    çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
    konuşamıyorsam tek bir kelime
    depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
    ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
    deli - divane gönlüme sor beni

    kirpiklerimden süzülen damlalar
    islatiyorsa yüreğimi her gece
    hep bulutlarda saklıyorsam seni
    düşüyorsan içime tane tane her yağmur yağıdığında
    kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
    susuyorsa denizler seni düşündüğümde
    gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
    gelip sokuluyorsan uykularıma
    gelip sokuluyorsan rüyalarıma
    sensiz geçen gecelere sor beni

    damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
    şiir olup doluyorsan kulaklarıma
    masmavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
    çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
    ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
    yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
    sana anlatamıyorsam
    bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
    su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
    ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
    şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni


    Nuri CAN
     
  2. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  3. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76

    .
    [​IMG]


    Hoşçakal Gönlümün Nazlısı


    Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
    aldırmadan önümdeki uçurumlara ...
    asi... onurlu... ve ümitsiz...
    hoşça kal ayak izim, gönül gizim
    hoşçakal...

    Varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
    o gerçekleşmeyen hayallerim.
    ardımda yaralı bir yürek
    kederli bir ömür
    ve yoksul anılar bırakarak
    çekip gidiyorum işte
    hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı,
    hoşçakal...

    Gidiyorum başım önümde, gözümde nem
    duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
    hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde duramam artık...

    Hiç bir anı kabul etmiyor beni
    bedenim buz gibi soğuk
    yüreğim paramparça keder
    kış kadar soğuk ellerim
    ardımda yoksul bir sevda
    ve bana ait ne varsa bırakıp ardımdan gözü yaşlı
    çekip gidiyorum işte
    hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü
    hoşçakal...

    Bütün yaprakları dökülmüş
    dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
    ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım
    çınar ağacını yaslı
    meçhule giden acılar yüklü bir gemide
    uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
    şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu
    limanlara gidiyorum sevdiğim
    hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü
    hoşçakal

    Bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
    yüreğimden bir arzu daha sönmeden
    ıssız bir köşede bırakıp kırgın gülüşlerimi
    düşlerimi hüzünlü bir fotoğrafa bırakıp
    çekip gidiyorum işte ey aşk, ey sevdiğim...

    Bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
    ağlamamalı bu yürek bir daha
    yüreğimdeki acıyı bir başka acıyla sarıp
    alıp dağların ve yıldızların gölgesini yanıma
    yüzümde kış, bakışlarımda kar
    yorgun akan bir ırmak misali
    kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı
    çekip gidiyorum sevdiğim
    hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı
    hoşça kal...

    Bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım
    geri dönmez bir mevsimdeyim artık duramam ey aşk
    bu şehre sığamam bu hüzünle
    yoksa acılar üşütür beni
    kar kavurur anılarımı
    donar bakışlarım
    üşürüm... üşürüm ey aşk

    Sorma nereye, hangi dağın ardına?
    ne kadar uzağa varır yolum?
    kim yoldaş olur bana ?
    dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?
    çiçek açtığında mor dağlar
    sorma!...

    Hoşçakal gönlümün sultanı, canımın özü yar
    her sabah gülüşünden öptüğüm,
    saçlarını okşadığım her gece
    hoşçakal...

    Akşam oldu
    vakit doldu
    uzak yıldızlara gözlerimi
    ayışığına sessiz gölgelerimi bırakıp
    yazıp gözyaşlarımı sabah çiğlerine,
    sazımdaki hüznü, içimdeki sızıyı
    boynu bükük karanfilimi
    ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara
    basıp bağrıma yalnızlığımı
    çekip gidiyorum buralardan
    hoşçakal nazlı çocukluğum, sevdalı gençliğim
    bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar
    hoşçakal...

    Nuri CAN
    www.nurican.com
     
    Son düzenleme: 25 Nisan 2009
  4. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  5. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    [
    .

    [​IMG]


    Ey Denizler Kraliçesi Myra


    Ey gönül mihrabımda sultan
    ey sabah yıldızının kızı
    ey eşsiz dolunay ışığı
    ey vefa göğünde hilal
    denizler kraliçesi Myra
    ben ki gam rüzgarlarında bir geda
    ay bakışının dilencisi bir avareyim
    sen benim en güzel hayalçiçeğimsin
    ben senin aşkınla deli-divaneyim

    ey yeryüzü kraliçesi
    ey gökyüzü kraliçesi
    ey denizler kraliçesi Myra
    gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde
    mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol
    dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel
    uyandır beni elem uykusundan
    güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma
    sıcaklığın sarsın dünyamı
    muhtacım sana

    gelmiyorsan, gelemiyorsan
    açık bırak gönül kapını
    yükleyip yüreğimi bir martının kanadına
    dalga dalga aşıp denizleri
    rüzgarın kanadında ben geleyim

    damardaki kanın, dudakdaki tadın
    ölümsüzlüğün adıdır adın
    ey sonsuzluğun hikayesi Myra

    seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu
    ne menekşenin moru, ne de ateşin koru
    olmazdı yeşilin tonu
    seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay
    denizler dalgalı
    seni sevdiğim için saçların yağmur rengi
    gülüşün gül, dudakların kızıl

    milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde
    sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım
    umutlarım Sende saklı...

    beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,
    dağlara yaslanan hayalini seveyim
    denizlerde dalgalanan kalbini
    masumluğuna yıldız
    gülüşüne gül düşüreyim
    ve ben
    ve ben
    ve ben
    yüzyıllarca yalnız seni seveyim...
    yalnız seni seveyim,
    seni seveyim,
    seveyim,
    seve,
    sev,
    se,
    s...



    Nuri CAN

    .​
     
    Son düzenleme: 25 Nisan 2009
  6. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  7. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76

    ,

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum



    Gidiyorum
    bütün acılarımı vurup sırtıma
    umutları bırakıp başucuna
    ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
    şiirlerimi sarıp bohçama
    yüreğimin yangınına gidiyorum
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

    Gidiyorum
    gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
    yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
    içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
    sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
    gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

    Gidiyorum
    başımda gam, gözlerimde nem
    toplayıp önüme düşen gölgeleri
    savurup acılı rüzgarlara gözyaşlarımı
    gidiyorum
    bütün hatıraları bırakıp geride
    ve usulca çekip kapıyı ardımdan
    alıp başımı gidiyorum buralardan
    şafak sökmeden kimseler görmeden
    yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
    sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

    Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
    kana kana içtiğim pınar
    say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
    nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
    bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
    bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
    çekip gidiyorum buralardan

    Çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
    hem yol, hem yolcu olmaya
    acılarımla başbaşa kalmaya
    bütün yıldızları takıp kanatlarıma
    rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

    Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
    ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
    gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
    dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
    içimdeki yaraları kanatmaya
    bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

    Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
    artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
    ne okuyacak bir şiirim
    gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
    bakmadan ardımdaki uçurumlara
    alıp götürüyorum yüreğimdekileride
    hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

    Nuri CAN​
     
    Son düzenleme: 26 Nisan 2009
  8. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  9. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    .

    [​IMG]


    Yokluğun Buz Gibi soğuk


    Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... "Üşüme" diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... "Özledim" deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna, ağlasaydım doya doya ... Geçerdi üşümesi yüreğimin, geçerdi üşümesi bilirim. Kirpiklerimde yağmurlar dumanlanmazdı...

    Seninle suları yeşil bir ırmağın kıyısında buluşmak, saçlarının kokusundan öpmek, içime çekmek ve serin soluğundan içmek, sana sarılmak, kucaklamak, uçmak isterdim…

    Ama nafile, aramızdaki bütün yollar kapalı... Bütün dallar kesik... Yokluğun buz gibi soğuk... Üşüyorum... Yüreğim donmuş sanki, gözlerim de...
    Ateşler içinde bedenim... Öyle bir üşüme ki, hiç bir şey ısıtmıyor artık. Bütün uzuvlarım uyuşmuş. Ezip geçiyor ruhumu acılar...

    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi. Kirpikleri kırılan bir zamanın teninde ağrılı şiirler topluyorum gecelere...

    Bilirim, sevmek ve özlemek bir ateşe dokunmaktır; yakmaktır yüreğini yangınlarda. Ama ben üşüyorum. Yokluğun buz gibi soğuk. Yakacak bir şeyimde yok…
    Ağlıyorum, buza dönüşüyor gözyaşlarım… Ağlıyorum, akıp gidiyor gözyaşlarım çağlayanlara… Bakakalıyorum ardından çaresiz…

    Ah! bir el olsan dokunsan alnıma, okşasan saçlarımı bir anne şefkatiyle.. Geçerdi ağrısı başımın, geçerdi biliyorum... Bir gül olsaydın bahçemde, koklasaydım nefes nefes, çekseydim içime derin derin... Bir göz olup baksaydın gözlerime, çekip alsaydın içindeki hüznü... Ah! bir bilsen nasıl sevinirdi yüreğim, nasıl sevinirdi dudağımdaki gelincik, kapımdaki akasya...

    Susuyorum artık derin derin... Ve sessizce soluyorum bir hazan yaprağı gibi... Oysa ne kadar çok hasretim konuşmaya, anlatmaya
    anlaşılmaya... Oysa ne çok istiyorum, tüm bedenimden söküp almanı yalnızlığımı, hicranımı bir tılsımla...

    Yüreğim kanrevan, dikenler acımasız, ayaklarım kırık koşamıyorum artık doruklara, menzil uzak...

    Gel, yalnızlığıma arkadaş olsun sevgin, umut olsun... Gel ağlayan gözlerimi sil, ki, hesapsızca,sınırsızca, sevsin yüreğim. Bir adımız Aşk olsun...


    Gel, yüreğim ol, bedenim ol, her ölümümde yeniden hayat ver. Elim, ayağım, canım ol... Gecem - gündüzüm ol... Ağlayan gözlerim ol ve her damlada yeniden doğur umudu... Yeniden yarat ki, seni ne kadar özlediğimi anlatayım dünyaya, ne kadar çok sevdiğimi ...

    Önce sen gel sevgilim solmadan resimler, şiirler sislenmeden... ıslenmeden geceler ... Sonra ölüm gelsin... Sonra ölüm gelsin...

    Yoksun işte, kalbimin kuyusu en hazin sesle inliyor şimdi....


    Nuri CAN
    www.nurican.com
     
    Son düzenleme: 21 Nisan 2009
  10. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  11. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76


    .

    [​IMG]


    Gitme

    Gitme
    figan düşer denizlere sular çekilir
    yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
    bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
    boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür

    gitme
    bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
    şaşırır yönünü rüzgarlar
    bütün pınarların suyu çekilir
    solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

    gitme
    öksüz kalır içimdeki imge dağları
    saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
    bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
    çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm

    gitme
    acılara mahkum olur yüreğim
    ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
    boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
    alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

    gitme
    içimdeki bütün vagonlar devrilir
    bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

    gitme kal sevdiğim terketme beni
    umutsuz çaresiz bekletme beni
    bütün ormanlar ateşe verilir
    kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

    gitme kal
    menevşeler açsın dağlarda
    sevince dönüşsün gökyüzü
    iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
    yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

    gitme
    bütün ormanlar ateşe verilir
    kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

    Nuri CAN
    ıngilizcesi için
    http://www.turkishclass.com/poem_109
    Nuri CAN​
     
    Son düzenleme: 25 Nisan 2009
  12. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  13. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76


    [​IMG]


    Ay Gülüm....

    Diyecektim ki gülüm;
    Mevsim hazan mevsimi, mevsim gözyaşı mevsimi... Mevsim ayrılık mevsimi. Tarifsiz bir hüznün sarmalındayız. Anlatılması zor, ifadesi güç. Fikirler tel tel, şehra şehra düşünceler, duygular buruk buruk....
    Bir yanı bahardır kıyılarımızın bir yanı cehennem.
    Durmadan gözyaşı dökülüyor yüreğimizin üstüne. Acıdan, ayrılıktan haritalar ekleniyor alnımızın çizgilerine...

    Sararan yapraklar tutunamıyor artık dallarda gülüm! Rüzgar estikçe savrulup gidiyor her biri bir yana. Katar katar turnalar göçüp gidiyor üstümüzden...

    Diyecektim ki gülüm;
    mevsim hazan mevsimi, mevsim hüzün mevsimi, har düşmüş bağlara, bahçelere. Yapraklar üşüyor, yapraklar düşüyor dalından. Turna göçü gibi yapraklarında göçü başladı gülüm!...

    Diyecektim ki gülüm;
    mevsim hazan mevsimi, mevsim kıran mevsimi. Her taraf ölümlerle acılarla dolu. Kan gölüne döndü dünya. Dört bir tarafta barut kokuları geliyor. Her tarafta savaş, kan gözyaşı var. Her tarafta bir kaos sürüyor... Bu yüzden karalar giydik gülüm!. Utandık insanlığımızdan!.
    Bacakları kopan çocukların feryatları doluyor yüreklerimize. Çığlıkları, çocukları ölen anaların. Hiç bu kadar sahipsiz, hiç bu kadar umutsuz, bu kadar çaresiz kalmamıştı yüreğimiz.

    Gerçeklerle hayallerin karıştığı, rüyalar şehri ıstanbul’da bombalar patlıyor durmadan. Özlemler, hayaller ıstırap veriyor artık... Her ah! çekişte içimiz titriyor... Derin bir ah gibi sızlıyor yüreğimiz... Yüreğimiz parça.parça..
    Güvercinlerin öldürüldüğü, defnelerin sessizce ağladığı günlerdeyiz gülüm!...

    Diyecektim ki gülüm;
    Çiçektir çocuklar: Bakım ister, özen, özveri, güven ve sabır ister, açmak için çiçeklerini bahara... Hepsinden önemlisi şefkat, sabır ve sevgi ister... Sulanmak ister sevgi pınarlarıyla ... Tomurcuk tomurcuk açmak için dünyaya çiçeklerini ... Sevgisizlikle solmamak için yaprak yaprak ...

    Diyecektim ki gülüm;
    Bahçedir çocuklar:. Tohumdur ekilir, sürer filiz filiz.. Umudu besler bağrında. Emek ister, bakım ister... Büyür, olgunlaşır , sevgi meyvesi verir; sevinçle koklar ve tadarsın. Karşılık beklenmez, verdiğini alırsın...

    Diyecektim ki gülüm;
    Yüreklerimizi yıllardır sıcak ve hillesiz bir sevgiye kilitleyip, umutla ,özlemle geleceğe dair apak düşler kurduk. Güneşli, aydınlık, güzel günlerin özlemini çektik. Belki biraz yorgun, belki durgun, ama yine de umutlu, yine de mutlu, sevgiyi işleyip mavilere, bütün yollara, dallara, dağlara gül yazdık.
    Sevgiyi, umudu, güveni, dostluğu, barışı, özgürlüğü, mutluluğu ve bunların getireceği güzellikleri bekledik ölümüne...

    Diyecektim ki gülüm;
    Geleceksin diye bütün yollara gül döktük. Güvercinler uçurduk mavilere.
    Sevgiyi,dostluğu, barışı, baharı, sevinci getireceksin diye dağlara, ovalara, denizlere . Bunca çirkinliklerin içinde güzelliği, saflığı, temizliği getireceksin diye kirlenmiş hayatımıza, yıldızlara haber saldık ...

    Diyecektim ki gülüm;
    Yaşamak güzel... Yaşamak bir çiçek gibi, dört mevsim güzel kokular saçıyor üzerimize... Sevgiyle bakıyor herkes biribirine, sevgiyle sarılıyor... Kinler, düşmanlıklar, kötülükler Kaf Dağı’nın ötesine sürülmüş...

    Diyecektim ki gülüm; Gel!
    Yorulduk yollarına gül döküp beklemekten. Ey ömrümüzün taze gülü, ey gözleri öksüzümüz, her hazan bir gül getirip yüreğimize bırak ki, sevdamızın ateşiyle yakalım saçlarını yeryüzünün...

    Diyecektim ki gülüm;
    Herşeye rağmen yüreğinde bin umut taşıyor çocuklar gelecek baharlara...
    Dünyanın dört bir tarafında barış ve umut şarkıları söylüyor... Özgürlük ve mutluluk şarkıları söylüyor çocuklar, diyecektim...

    Ama diyemedim, diyemedik gülüm!...
    Kapımızda nöbet tutuyor ölüm...





    [​IMG]





    Nuri CAN
    www.nurican.com

    .

     
    Son düzenleme: 26 Nisan 2009
  14. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  15. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    .

    [​IMG]


    Sustum!


    "Herkes konuştuğunu yazar,bense sustuklarımı"


    Herkesin konuştuğu bir dünyada
    ben sustum!
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
    yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
    kimse duymuyor...

    Sustum!
    Bin ah sürüp dudaklarıma
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    sustu benimle deniz,
    sustu deli dalgalar, sustu martılar...
    umutlarımı sarıp rüzgarlara
    uzaklara savuruyorum her gece
    yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    Tam acılarımı haykıracaktım ki,
    sustum
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
    içimdeki volkanları boğarak sustum!
    açmadım kimselere yüreğimi
    hançeri sadece kendime sapladım
    sapladım ve sustum!
    hüznü yüzümde,
    acıları gözlerimde topladım sustum!..

    Sustum!
    sustu dudağımdaki şarkı,
    gözlerimdeki şiir
    yaraları yalayan rüzgar
    sokaklarında kahrolduğum şehir
    gözlerim konuşuyor yalnız!

    Saçı ağarmış hayaller
    nemli kirpiklerle
    bulutlandığında gözlerim
    gökte şimşek olup çakıyorum
    kimse görmüyor...

    Sustum!
    tuz basıp yaralarıma!
    ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
    içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
    yaslanıp yalnızlığın duvarına
    gül döküp kalabalıklara her gece
    kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
    kimse bilmiyor...

    Sustum!
    tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
    sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
    acılar konuşuyor şimdi yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
    tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
    atıyorum uçurumlardan
    kimse görmüyor

    Ne zaman
    dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
    saçlarını koklasam rüzgarların
    içimde incecik bir sevgi ürperiyor
    sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
    gelmiyor beklediğim bahar
    yaralar merhem tutmuyor
    gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
    kimse silmiyor
    yağmur dinmiyor
    sevdiğim bilmiyor

    Sustum!
    sustu benimle sarı sabır,
    sustu hasret, sustu zaman
    yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
    kimse duymuyor

    Sustum!
    İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
    sustum
    sustu dudağımdaki şiir
    gözlerimdeki nehir
    gönlümdeki yara
    bulutlar haykırdı isyanımı
    şimşekler haykırdı
    sadece ben duydum
    sadece ben

    Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
    ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
    yaralar merhem tutmuyor
    geceler avutmuyor
    ben sustum
    acılarım konuşuyor yalnız
    yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

    Ben Sustum!
    susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
    pencereme vuran yağmur damlaları
    susmuyor dışarda inleyen rüzgar
    yıldızlar küs
    ay üzgün
    yağmur dinmiyor
    içimde binlerce şiir kanıyor her gece
    kimse bilmiyor
    kimse duymuyor

    Sustum!
    sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
    sustu hayat, sustu zaman
    acılar konuşuyor yalnız
    acılarım konuşuyor
    kimse duymuyor...
    duymuyor...
    duymu...
    duy...


    Nuri CAN


     
    Son düzenleme: 26 Nisan 2009
  16. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  17. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    .



    [​IMG]



    Bir Ayışığına Vurgundum Bir Sana


    Yüzün aya benzerdi, ay yüzüne, kıskanırdı geceler yüzünü… Gözlerin parıltısını yıldızlardan alırdı sanki, yıldızlar parıltısını gözlerinden… ıçim titrerdi her baktıkça yüzüne, sonsuz bir sevdayı anlatırdı menekşe gözlerin. Ben o sevdanın tutkunu olurdum…. Ay kokardı her yanın dolunaylı gecelerde, sevda kokardı boydan boya… Ben bir aya, bir sana vurgundum, kimse bilmezdi… Gecelere fısıldanan aşk sözcükleri kokardı sesin ruhumda... Bir senin için atardı kalbim… Kimse görmezdi…

    Her gece ay ışığı olur doğardın gönlüme, yaprakların kımıldanışında, suların akışında, ceylanların bakışında seni bulurdum. sesini duyardım...
    Sevdan her gün biraz daha büyürdü içimde, sığmazdı yere göğe, sığmazdı dağlara, ovalara, denizlere…

    Geceleri sensiz kaldığımda, yalnızlık bir bıçak gibi saplanırdı yüreğime. Yinede gönlüme birkaç umut ve sevgi kırıntısını toplayıp acemice şiire dönüştürürdüm. Her dizesi seni anlatırdı, her dizede sen kokardın… Her dizede hayalin olurdu, gülüşün, duruşun, sesin olurdu, sen olurdun… Saklardım yazdıklarımı kimse görmesin, kimseler bilmesin diye, kimsenin bulamayacağı yerlere saklardım…

    Bir gün ayrıldı yollarımız, savrulduk ayrı ayrı iklimlere. Sensiz geçen ömrümün her anı işkenceye döndü. Umutsuz, ışıksız kaldım… Oysa yalnız seninle beraber olmayı istemiştim ben, tek sevdiğim, gönlümü aydınlatan tek ışığım olmanı ve yalnız seninle bir ömür geçirmeyi istemiştim… Ama olmadı, aramızdaki bütün yollar kapandı... Bütün köprüler yıkıldı...

    Seninle bir ayışığında buluşmayı, sana sarılmayı, elini tutmayı, başın göğsümde nefes almanı, saçlarının kokusunu öpmeyi ne çok isterdim… Ne çok isterdim düşlerde de olsa seninle gökyüzüne kanatlanmayı… Menekşe gözlerinin rengiyle yüreğimi sevince ve mutluluğa boyamayı…

    Aradan onca yıl geçti içimde hala yokluğun kanıyor, gözbebeklerimde gözlerin ağlıyor.... Biliyorum her ikimizde dudakları kanayan bir zamanın tünelinde, ağrılı şiirler topluyoruz gecelere... Sessiz özlemlerimizi gömerek içimize, yaşamın kahır duraklarında bir imkansıza yaslanıp, kavuşmayı bekliyoruz…
    Oysa biliyoruzki, zaman suskun ve ağrılı bir sözcük yüreğimizde… Ellerimiz hiçbir zaman kenetlenmeyecek, hasretin avuçlarında hep imkansızlığı kanayacak yüreklerimiz....


    Bilsen seni ne çok özledim. Ayın ve yüzünün saflığını, yıldızları, buluştuğumuz geceleri, o pınar başını... Bilsen ne çok özledim el ele yürüdüğümüz yolları, gürüldeyen suları, ilkbaharları, yemyeşil kırları, dağ başlarını... Sesini duymayı, saçlarına dokunmayı, gözlerine bakmayı, bilsen ne çok özledim seninle birlikte olmayı...

    Ne çok isterdim uzanıp yıldızların altında dizlerinde uyuyup, bedenimi sarmalayan tüm acıları dağıtmayı. Gözlerimi gözlerine dikip susmayı, yalnız yüreğimle konuşmayı, ellerimi ellerine uzatmayı ne çok isterdim. Ne çok isterdim zamanı durdurup seninle bir yayla yolunda buluşmayı, sevdamızı kanat yapıp kimsenin bizi bulamayacağı bir yere uçmayı….

    Ah! ay bakışı yaralım bir gün ırmaklar karışınca denizlere, yapraklar düşünce, üşüyünce gönüller, sevdalar küçülünce, özlemler büyüyünce, hayalin çekilince gözlerimden, rüzgar susturunca şarkımızı. ısterse parçalasın yüreğimi acılar, kopsun kıyamet, senin gamzeli gülücüğünde öleyim yeter!…

    Nuri CAN



    .​
     
    Son düzenleme: 25 Nisan 2009
  18. 15 Eylül 2006
    Konu Sahibi : BarbunyaPilaki
  19. saynur

    saynur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Eylül 2006
    Mesajlar:
    67
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ,

    [​IMG]

    Sevgi Yağmurum Ol

    Günüm güneşim ol, ısınacağım
    Ümit duvarım ol, yaslanacağım
    Sevgi yağmurum ol, ıslanacağım
    Gül kokun bir ömür tenimde kalsın

    Sen uykuysan ben gördügün düş olam
    Sen yuvaysan ben bir yavru kuş olam
    Ağlar isen yanağında yaş olam
    Gözlerin bir ömür gözümde kalsın

    Gel sevgilim ol benim, düş kaçağım
    Göğsüne başımı yaslayacağım
    Kalbimin içinde saklayacağım
    Özlemin bir ömür gönlümde kalsın

    Bir dünya sun bana tutunacağım
    Gönlümü sevginle avutacağım
    Bütün ihanetleri unutacağım
    Ellerin bir ömür elimde kalsın

    Sevgi mırıldayan nehirler gibi
    Derin uykularda şehirler gibi
    ısminki dualar şiirler gibi
    Ölünceye kadar dilimde kalsın



    Nuri CAN​
     
    Son düzenleme: 26 Nisan 2009