Obezite

Konusu 'Güncel Diyet Haberleri' forumundadır ve Yelizz tarafından 23 Mart 2007 başlatılmıştır.

    23 Mart 2007
    Konu Sahibi : Yelizz
  1. Yelizz

    Yelizz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2006
    Mesajlar:
    445
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    Şişmanlık (obezite); vücut yağ miktarının sağlığı bozacak düzeyde artmasıdır. Enerji alımının enerji tüketiminden daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar. Şişmanlık sadece estetik açıdan değil bazı hastalıkların ortaya çıkışını kolaylaştırması, yaşam süresini olumsuz yönde etkilemesi gibi nedenlerle önemli bir sağlık sorunudur.

    Şişmanlık; kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, safra kesesi hastalıkları ve bazı kanser türleri ile ilişkisi olan, insan yaşamını kısaltan ve yaşam kalitesini bozan bir hastalıktır.

    Şişman kişilerin zayıflamak için gösterdikleri çabalar çoğunlukla sonuçsuz kalmakta ve verilen kiloların zaman içinde geri alındığı gözlenmektedir. Genellikle şişmanlamak kolay, zayıflamaksa güçtür. Bu nedenle şişmanlığın tedavisinden önce, önlenmesi doğrudur. Şişmanlığın önlenmesinde en önemli kural, küçük yaştan itibaren yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması ve enerji dengesine uygun bir beslenme alışkanlığının kazandırılmasıdır.

    Şişmanlığa Neden Olan Risk Faktörleri

    Fiziksel aktivite
    Beslenme alışkanlıkları
    Yaş
    Cinsiyet (Kadın)
    Irksal faktörler
    Eğitim düzeyi
    Evlilik
    Doğum sayısı
    Sigarayı bırakma
    Alkol
    Psikolojik bozukluklar
    Metabolik ve hormonal bozukluklar
    Şişmanlığın Belirlenmesi
    Bir kişinin şişman olup olmadığının belirlenmesinin en iyi yolu, Beden Kitle ındeksi (BKı) veya Body Mass Index (BMI) olarak bilinen ve kolaylıkla hesaplanan bir yöntemin kullanılmasıdır.

    Beden Kitle ındeksi Nasıl Hesaplanır ?

    Vücut ağırlığının (kg olarak), boy uzunluğunun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanır.

    Örneğin : Vücut ağırlığı 70 kg, boyu 1.60 m olan bir kişinin beden kitle indeksi ;
    70/1.602 = 70/1.60x1.60 = 70/2.56 = 27.34 kg/m2’dir.


    Beden Kitle ındeksi Nasıl Değerlendirilir?
    BMI DEĞERı DURUM
    18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf
    18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu
    25-29.9 kg/m2 arasında ise hafif şişman (fazla kilolu)
    30-34.9 kg/m2 arasında ise orta derecede şişman (I.Derece)
    35-39.9 kg/m2 arasında ise ağır derecede şişman (II.Derece)
    40 kg/m2 üzerinde ise çok ağır derecede şişman (III.Derece)


    Buna göre yukarıdaki örneğimizdeki kişi beden kitle indeksine göre hafif şişmandır.

    Kişinin beden kitle indeksinin 25- 29.9 kg/m2 arasında olması, o kişinin şişmanlık sınıfına aday olduğunu gösterir. Bu durum, özellikle bazı hususlara dikkat edilmesi gerektiğinin göstergesidir. Beden kitle indeksi bu değerler arasında olan kişi;

    Fazla yağlı yemeklerden kaçınarak (kızartmalar, kavurmalar, yağlı etler, salam, sosis, soslar, mayonez, tahin, çukulata gibi)
    Dengeli ve sağlıklı bir şekilde beslenerek
    Fiziksel aktivitesini artırarak (yürüyüş yapmak gibi) beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerine çıkmasını önlemiş olur.

    Beden kitle indeksinin 30kg/m2’nin üzerinde olması şişmanlık olarak kabul edilmiştir. Bu değere ulaşan kişilerin önemli sağlık riskine sahip oldukları bilinmektedir. Beden kitle indeksi değerinin 30kg/m2’nin üzerinde olması ile bireylerin vücut yağ miktarlarının da çok fazla olabileceği tahmin edilmektedir.

    Şişmanlığa Neden Olabilen Hatalı Davranışlardan Bazıları

    Hızlı yemek, büyük lokmalar almak, az çiğnemek
    Öğün atlamak, öğün aralarında sürekli bir şeyler atıştırmak,
    Sıkıntılı veya stresli durumlarda aşırı yemek,
    Ziyaret ve davetlere sık sık katılmak ve bütün ikramları kabul etmek
    Akşam yemeğinden sonra yatıncaya kadar sürekli yemek,
    Su içmemek veya az içmek,
    Özellikle çalışan kişilerde, akşam eve geldikten sonra yemek zamanına kadar atıştırmak ve sonra tekrar yemek yemek.
    Şişmanlığın tedavisinde kullanılan yöntemler :
    Diyet
    Fiziksel aktivitenin artırılması
    Davranış değişikliği
    ılaç
    Cerrahi yöntemlerdir.
    Bu yöntemlerden, özellikle ilk üçü; düşük enerjili diyet, fiziksel aktivitenin artırılması ve davranış değişikliğinin sağlanması birlikte uygulandığında, hem ağırlık kaybını sağlamada hem de kaybedilen ağırlığın korunmasında büyük başarı sağlanmaktadır.

    Diyete başlarken ve belirli aralıklarla vücut ağırlığının ve kan basıncının ölçümü yapılmalı, kan ürik asit, trigliserit, kolesterol, glikoz, T3 ve T4 gibi hormon düzeyleri saptanmalıdır.

    Bireyin günlük kalori alımı, harcadığından daha az düzeyde olmalı , zayıflama diyeti haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybına neden olacak şekilde düzenlenmelidir. Kalıcı bir zayıflama sağlayabilmek ve yağ kitlesinin daha çok kaybedilmesi için yavaş zayıflama önerilmektedir.

    Şişmanlıkta Diyet Tedavisinin Amaçları Nelerdir?

    Şişmanlık tedavisinde kullanılacak diyet örnekleri ile ilgili bir çok yayın, magazin, kadın dergileri, televizyon programları, kitaplar mevcuttur. Bu tür yayınlar günümüzde geniş bir izleyici kitlesine sahiptir. Diyet tedavisinde bilimsel ilkelere uyulması sağlıklı bir zayıflamanın sağlanmasında en güvenli yoldur. Enerji kısıtlı dengelenmiş bir diyet tedavisinin ana ilkeleri şunlardır :

    Vücut ağırlığını olması gereken düzeye indirilmesi ve bu düzeyin korunması sağlanmalıdır. Beden kitle indeksinin 18.5-24.9 kg/m2 arasında olmasını sağlayan vücut ağırlığı değerleri bireyin normal kilolu olduğunu gösterir. Normal kiloya ulaşıldıktan sonra bunun korunması önemlidir.
    Bireyin gereksinim duyduğu temel besin ögeleri yeterli ve dengeli olarak sağlanmalıdır. Tek bir besinle yapılan veya belirli birkaç besinin kullanıldığı, çok düşük enerjili diyetler sakıncalıdır. Zayıflama diyetinde enerji kısıtlanır ancak bireyin gereksinimi olan protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve sıvının sağlanması gerekir.
    Zayıflama diyeti bireyin alışkanlıklarına, yaşam biçimine, inançlarına, sosyo-ekonomik koşullarına uygun olmalıdır.
    Diyet tedavisi ile uzun sürede hastaya yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığını kazandırılmalıdır.
    Diyette yeterli posa sağlanmalıdır. Posa açlık hissini geciktirir, yemek yeme süresini uzatır, mide boşalma hızını geciktirir, barsak hareketlerini artırır ve böylece ağırlık kaybına neden olur.
    Öğün sayısını düzenlemelidir. Öğün sayısı belirli aralıklarla ve düzende, 6-8 öğün gibi olmalıdır. Böylece aşırı yemek yeme, acıkma hissi, atıştırmalar önlenir.
    Diyetten gelen enerjinin dengesi sağlanmalıdır. Günlük kalori alımı harcadığından daha az düzeyde olmalı , enerji kısıtlaması haftada 0.5-1 kg ağırlık kaybına neden olacak şekilde düzenlenmelidir.
    Şişmanlığa yol açan yiyeceklerin neler olduğu belirtilerek tüketilmesi yasaklanmalıdır.
    Zayıflama Diyetlerinde Egzersizin Önemi
    Genel olarak sağlıklı yaşam için egzersizin önemi tartışılmaz. Birçok şişman kimseye göre; egzersizin anlamı jimnastik salonları, yüzme havuzları, koşu alanları veya benzer yerlerde yapılan hareketlerdir. Oysa günlük yaşamda bazı alışkanlıklar da egzersiz yerine geçebilir. Örneğin kısa mesafelerde taşıt kullanmamak, asansöre binmemek, hızlı tempoyla yürümek, ev işlerini kendi kendine yapmaya çalışmak gibi.

    Ciddi şişmanlık olgularında nefes problemleri, eklemlerle ilgili sorunlar ve denge güçlükleri söz konusudur. Buna bağlı olarak seçilecek aktivite düzeyi bireyin kapasitesine uygun olmalı ve yavaş yavaş artırılmalıdır. Kilo kaybı başladıktan sonra egzersiz programları süresi ve güçlüğü kademeli olarak artırılmalıdır.

    Zayıflama Diyetini Uygularken Uyulması Gereken Öneriler

    Alışverişte

    Alışverişi tok karnına yapmak, yenmemesi veya az yenmesi gereken besinleri satın almamak.
    Alışverişe liste hazırlayıp çıkmak.
    Yanına yapılan listeye yetecek kadar para almak.
    Yenmeye hazır besinleri almamak.
    Satın alırken aynı gruptaki besinlerin enerjisi düşük olanını seçmek (örn: yağlı peynir yerine yağsız peynir almak gibi).
    Yenmemesi gereken besinlerin olduğu reyonlara uğramamak .
    Evde ve ışte
    Boş zamanlarda yiyecek atıştırmak yerine egzersiz yapmak. Ev veya iş yerinde egzersiz için belirli bir alan ayırmak.
    Sabah kalkınca, her öğün öncesi, sırası ve sonrasında 1 bardak ılık su içmek.
    Önerilen yiyecekleri planlanan zamanlarda yemek (5-6 öğün şeklinde). Öğün atlamamak.
    Başkalarının ikramlarını kabul etmemek ve bunu kabalık olarak nitelendirmemek. Çevredeki insanlara yemek için ısrar etmeleri yerine, yememek için teşvik etmelerinin daha iyi olacağını anlatmak .
    Düzenli dışkılama alışkanlığı edinmek (her gün sabah kalkınca).
    Her hafta, sabah aç karnına, aynı kıyafetlerle ve aynı terazide tartılmak ve ağırlığı kaydetmek.
    Yemek Hazırlarken ve Yemek Yerken
    Göz önünde yiyecek bulundurmamak.
    Mutfağa fazla zaman ayırmamak.
    Şişmanlamaya neden olan besinleri evde bulundurmamak, uygun besinleri buzdolabının ön tarafında bulundurmak.
    Yemek için en küçük, yağsız salata için büyük tabak kullanmak. Servis yapılan kepçenin küçük boy olmasına dikkat etmek.
    Yemeğin servis kabını masaya koymamak.
    Yemek biter bitmez masadan kalkmak.
    Tabakta yemek bırakmaktan çekinmemek, hatta tabakta bir miktar yemek bırakmayı alışkanlık haline getirmek ve kalanı ara öğünde yemek.
    Mümkün olduğunca iyi çiğnemek ve yavaş yiyerek lokmaların tadına varmak.
    Lokmalar arasında çatalı kaşığı elinden bırakmak.
    Yemek yerken başka aktiviteler (TV seyretmek, okumak gibi) yapmamak.
    Akşam yemeğinden sonra (saat 20.00-21.00’den sonra) bir şey yememek (şekersiz çay, ıhlamur vb. içilebilir).
    Doyulmazsa tekrar alma şansı olduğunu düşünerek tabağa mümkün olduğu kadar az yemek koymak, bir miktar yedikten sonra bir süre bekleyip tokluk hissinin geldiğini görmek.
    Yemek pişirirken düşük enerjili yemekler pişirmeye gayret etmek (etli yemeklere yağ koymamak, yemeklerdeki yağ miktarını azaltmak, kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirmek vb.).
    Yemek yemeye yönlendiren riskli durumları tespit etmek ve bu durumlardan uzak kalmaya çalışmak. Zengin soslar ve süslemelerden kaçınmak.
    Özel Günlerde
    Kalorisiz ve düşük kalorili içecekleri tercih etmek.
    Her koşulda diyet listesine uygun besinleri seçmeye özen göstermek.
    Çok aç olunduğunda gitmeden önce düşük enerjili besin (salata, meyve, ayran, çorba gibi) yemek.
    Kendini besin tekliflerini reddetmeye hazırlamak, aksilikler karşısında cesareti kırmamak. Eğer fazla yenirse sonraki öğünü sadece salata ve biraz peynirle geçiştirmek.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 28 Mayıs 2009
  2. 22 Mart 2008
    Konu Sahibi : Yelizz
  3. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Obezlik sigaradan daha tehlikeli


    Obezliğin sigaradan daha tehlikeli olduğu, hayattan 13 yılı çaldığı bildirildi.

    İngiltere'de 250 kadar bilim adamı tarafından yayınlanan raporda, sigaranın insan ömrünü ortalama 10 yıl kısalttığı hatırlatılarak, vücut kitle endeksi 30'un üzerinde olanların hayatlarının 9 yıl, 45'in üzerinde olanların ise 13 yıl kısalabildiğinin hesaplandığı belirtildi.

    İngiltere'de obezliğin çok ciddi boyutlarda olduğu, bu yüzden de geriye dönüşün en az 30 yıl alacağı kaydedilen raporda, böyle giderse 2050'ye kadar ülkedeki erkeklerin yüzde 60'ının, kadınların yüzde 50'sinin, çocuklarınsa yüzde 25'inin klinik obez (hayatları tehlikede olacak derecede) olacakları bildirildi. Şu anda ise ülkedeki yetişkinlerin yaklaşık dörtte biri aşırı şişman.

    Obezliğin sağlık üzerindeki etkisinin devasa olduğu belirtilen raporda, İngiltere'de 2. tip şeker hastalığında yüzde 70, felçte yüzde 30, kalp hastalıklarında ise yüzde 20 artış beklendiği bildirildi.

    Daily Mail'in internet sitesindeki habere göre, raporda, aşırı şişmanların sayısı arttıkça bu kilonun "normal" olarak görülmeye başlandığına da dikkat çekildi.

    Raporu kaleme alanlardan, hükümetin baş bilim danışmanı Prof. David King, içinde yaşanılan tüketim toplumunun insanları yemeye ittiğini belirterek, "Öyle bir çevre ki, normal davransak bile obez oluruz" dedi ve bu eğilimin tersine dönmesi için esaslı bir kültürel değişime ihtiyaç bulunduğunu söyledi.



    (alntıdır)
     
  4. 22 Mart 2008
    Konu Sahibi : Yelizz
  5. dids

    dids f & d Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2007
    Mesajlar:
    6.543
    Beğenildi:
    14
    Ödül Puanları:
    148
    Obezite nedir?

    Şişmanlık ya da tıptaki adıyla obezite, basitçe vücut yağ oranının artması olarak tanımlanır. Vücudumuzda su, yağ, protein, karbonhidrat, çeşitli vitamin ve mineraller bulunur...

    Şişmanlık ya da tıptaki adıyla obezite, basitçe vücut yağ oranının artması olarak tanımlanır. Vücudumuzda su, yağ, protein, karbonhidrat, çeşitli vitamin ve mineraller bulunur...
    Bunların belirli bir oransal denge içinde bulunmaları gerekir. Eğer, vücudumuzdaki yağ miktarı çok artar ve özellikle bel bölgemizde toplanırsa, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kalp hastalığı ve inme riski de artar.


    Nedenleri nelerdir?

    Şişmanlığın en önemli nedeni, günlük yaşamınız sırasında ya da egzersiz yaparken harcadığınızdan daha fazla kalori almaktır.

    Şişmanlığın en önemli nedeni, günlük yaşamınız sırasında ya da egzersiz yaparken harcadığınızdan daha fazla kalori almaktır. Yaktığınızdan fazla kalori almak ya da çok fazla doymuş (katı) yağ, trans yağ ve kolesterol tüketimi sonucunda sıklıkla kan kolesterolü de artar.


    Obezite hangi hastalıkların riskini artırır?

    Şişmanlık da, kalp krizine yol açan koroner kalp hastalığı için bir risk faktörüdür. Çünkü şişmanlık:

    - Kan yağlarını (kolesterol ve trigliserid) artırır.
    - HDL (iyi) kolesterolü azaltır. HDL kolesterol, kalp hastalığı ve inme riskini azalttığından, şişmanlarda kanda HDL kolesterol düzeyinin düşmesi risk oluşturur.
    - Kan basıncını artırır.
    - Diyabete neden olabilir. Diyabet varlığında diğer risk faktörleri daha da etkili olur, bu kişilerde özellikle kalp krizi riski yüksektir.
    - Şişmanlık diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak kalp hastalığı riskini artırır. Kalp ve damar sisteminin dışında, safra taşı oluşumunun ve eklemlerde kireçlenmelerin başlıca nedenlerindendir.


    Ne zaman obeziteden söz edilir?

    Bel çevresinin kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzerinde olması kalp damar hastalığı riskinin yüksekliğine işaret eder.

    Vücuttaki yağ oranı nasıl ölçülür: VKİ hesabı
    Vücuttaki yağ oranı, bel çevresi ve vücut kitle indeksi (VKİ) kavramları ile ifade edilir.
    Bel çevresinin kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzerinde olması kalp damar hastalığı riskinin yüksekliğine işaret eder.

    Vücut kitle indeksi (VKİ) ise vücut ağırlığı (kilogram), boyun (metre) karesine bölünerek hesaplanır...
    VKİ = Vücut ağırlığı (kg) / Boy2 (m2)
    18.5in altı: Zayıf
    18.5 ile 24.9 arası: Normal kilolu
    25 ile 29.9 arası: Fazla kilolu (ideal vücut ağırlığının en az %10 fazlası)
    30 ile 39 arası: Şişman (Obez) (ideal vücut ağırlığının en az 15 kg fazlası)
    40 ve üzeri: İleri derecede şişman
    VKİ 25den düşük olan kişiler sağlıklı kabul edilirken, 25�in üzerinde, başka bir risk faktörü olmayan bireylerde bile kalp hastalığı ve inme gibi ciddi riskler söz konusudur.

    Türk Kardiyoloji Derneği
     
  6. 15 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Yelizz
  7. pin@rim

    pin@rim sizleri seviyorum Üye

    Katılım:
    27 Nisan 2008
    Mesajlar:
    1.720
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    a.s.Tıp tarihine geçebilecek büyük buluşu dünya konuşuyor..harvard üniversitesi genetik hastalıkları bölüm başkanı hotamışlıgil in 10 yıllık çalışmalar sonucu bulduğu lipokin hormonu karaciğerdekas dokusu üzerinde çalışıyor ve kandan şekerin uzaklaşmasınısağlayıp şeker düzeyinin yükselmesini önlüyor.
    Ama çok şaşırtıcıdır ki;vücut bu hormonu yükseltmede zorluk çekiyor.
    Kilosu ve diabeti yüksek olanlarda hormon düzeyi çok düşük oluyor.kilo ve diabet azaldıkça hormon düzeyi artıyor....
    Prof.dr.Gökhan Hotamışlıgil bu hormonun

    ya dışardan hap,ilaç vs. olarak verilerek yada vucudun ürettiği bu hormonun düzeyini arttırma yoluyla

    kilo ve diabetin önlenebileceğini söylüyor...
    Hotamışlıgil,bu buluşun heyecan verici olduğuna değinirken bir buluşun yapılmasının hemen tedaviye dönüşmesi demek olmadığını,bunun için sabırlı bir süreç gerektirdiğini de konuşmalarına ekliyor...
    En yakın zamanda insanlar üzerinde denenmeye başlanacak olan buluş başka denekler üzerinde olumlu sonuçlar verip kan düzeyinde yükselmeye neden olmuştur.
    Evet arkadaşlar...bence heyecan verici ;özellikle benim gibi kilo sorunu olanlar için...Dr. birde şunu söylüyor:bu tedavinin hayat bulması belki birkaç yıl alabilir,ama buarada hastaların dikkatli beslenerek,ilaç çıkana kadar,kilo vermeleri ve kilolarını korumaları gerektiğini,ve heyecanlarını yitirmeden buluşun gerçekleşeceği günü beklemelerini öneriyor....BEN DOKTORUMUZA GÜVENELİM DERİM.....a.s.