ocuk eitiminde disiplin

Konusu 'Nasıl Anne Babalarız ?' forumundadır ve Adivar tarafından 3 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    3 Ekim 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  1. Adivar

    Adivar Popüler Üye Üye

    Katılım:
    27 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.280
    Beğenildi:
    43
    Ödül Puanları:
    148
    *

    Disiplin çok basit olarak “eğitim” demektir. Daha doğru anlamıyla ise “öğretici, düzenli davranış ve yetkinlik kazandırıcı yetiştirme” demektir. Yapıcı özelliklere ve özdenetime sahip çocuklar yetiştirebilmek için çocukların zihinsel, toplumsal ve duygusal gelişimlerindeki eğitim sürecine verilen addır. Bu eğitim sürecinde anne babalar görev uygulayıcı değil, sadece birer yol gösterici olabilir. Bu noktada, anne babaların davranışları çocuğa örnek olacaktır. Tanımı gereği disiplin kavramı, çocuk eğitimindeki sağlıklı tutum ve kuralları içinde barındırdığından, çocuğa da öğrenmesi, beceri kazanması ve yeteneklerini geliştirmesi için öncelikli olarak anne baba kılavuzluk eder ve iyi davranış örnekleriyle toplumsal kuralları benimsetmeye çalışır. Bu kılavuzlukta aile, çocuğun olumlu yanlarını desteklemeli, olumsuzlukları gidermeye çalışmalıdır.



    Çocuklarımızı Neden Cezalandırıyoruz?

    1- Olumsuz bir davranışı durdurmak için

    En temel ve ilk neden olumsuz bir davranışı durdurmaktır. Bir çocuğun bir kuralı bozduğunu ya da başka birisine zarar verdiğini gördüğümüzde, ilk tepkimiz bu davranışı durdurmaktır. Ebeveynler olarak, davranış problemlerini oluşturdukları anda çözmeye çalışırız. Bu tür cezalar daha çok “refleks” davranışlarıdır.

    2- Çocuklarımıza doğruyla yanlışı öğretmek için

    çocuklarımız olgunlaştıkça, doğru ve yanlış kavramlarını daha iyi anlamalarını umarız. Doğru kararı alabilmelerinde onları yönlendirecek olan iç disiplini oluşturmaya çalışırız. Çocuklarımızı cezalandırdığımızda, amacımız onlara bir ders vermektir. Bir gün dış dünyada yalnız kalacaklarını biliriz. Orada onların yanlarında olmadığımız zamanlarda doğru kararlar alabilmeleri için gerekli olan bilgi ve becerileri edinmelerini isteriz.

    3- Çocukların kimin yetkili olduğunu anlamaları için

    çocuklarımız kaba ve saygısız davranışlarda bulundukları zaman, kimin yetkili olduğunu göstermek için onları cezalandırırız. Duruma hakim olup, onlara “ben ebeveynim. Yetkili benim. Sen benim söylediğimi yapacaksın” mesajını vermeye çalışırız. Bazan bu, ilişkide kontrolü ele almak için yapılan bilinçli bir davranıştır. Bazan de, egomuz zedelendiği için gösterdiğimiz bir tepkidir. İki yaşındakinin size “hayır” demesi, üç yaşındakinin “yapmayacağım” diye bağırması, beş yaşındakinin “bana bunu yaptıramasın” diye söylenmesi veya on yaşındakinin “sen beni yönetemezsin” diye çığlıklar atmasına katlanmak çok zordur. Hakkımız olan saygıyı işte böyle zamanlarda isteriz.

    4- Hhayal kırıklığına uğradığımızda ne yapacağımızı bilemediğimiz için

    kafamızda genellikle neşeli, gülümseyen, tertemiz divanın üzerinde uslu uslu oturan çocukların görüntüsü vardır. Ama gerçekte, kirli, hareketli ve aslında pek de sevmedikleri bir oyuncak için sürekli kavga eden çocuklar vardır. Hayalimizdeki ile gerçek arasındaki bu farklılıktan doğan hayal kırıklığı içinde, görüntünün istediğimiz şekle dönüşmesi için cezalar veririz . çocuklarımızı çok seviyoruz ve onların gerçekten iyi davranışlarda bulunmasını istiyoruz. Fakat bazen bizi o kadar zorluyorlar ve o kadar hayal kırıklığına uğratıyorlar ki, ne yapacağımızı bilemiyor ve onları cezalandırıyoruz.



    “Ceza” nedir ve neden işe yaramaz?

    Cazalandırmak sözlükte şöyle tanımlanmıştır: “ Bir suç veya yanlış davranış nedeniyle acı veya ıstırap çektirilmesi”. Cezalandırma, yanlış yapıcıya yanlışına karşılık acı çektirmeyi ima eder, düzeltmeden çok acı çektirmeyi içerir.

    Ceza, ebeveyn – çocuk ilişkisinde bir gerilim yaratır. Yanlışı doğrudan ayırt etmeyi öğretmez, ebeveynin yetkili olduğunu göstermez ve hiçbir şeyi düzeltmez. Şimdi bazı yaygın ceza yöntemlerini inceleyelim.

    Bağırma, Söylenme,Tehdit Etme Ve Ders Verme

    Çocuğu kontrol için kullanılan en yaygın yöntem sestir. çocuklar boş tehditlerin, bağırmaların ve söylenmelerin, çok ciddi bir şekilde sonuçlanmadıklarını bilirler. Eğer bir ebeveyn, kendi sesini bir kontrol yöntemi olarak çok sık kullanıyorsa, çocukların ebeveynlerine karşı sağırlaşır.



    Popoya vurma

    1- Dayak çocuğun iç disiplin kazanmasına yardımcı olmaz. Çocuk yiyeceği şaplakla ilgilenir, ona neden olan davranışı göz ardı eder. Poposuna vurulduktan sonra, çocuk odasında oturup “canım yandı ama gerçekten bir şey öğrendim. Birdaki sefere böyle yapmayacağım” diye düşüneceğine, “haksızlık bu! Beni anlamıyor! Ondan nefret ediyorum !” diye düşünecektir.

    2- Dayak suçun cezası, bir borcun ödenmesi olarak görülür. Çocuk, şaplağı yedikten sonra, artık aklandığını düşünür. vurma, çocuğun bilinç geliştirmesine engel olur. Yanlış davranışı izleyen suçluluk duygusu, çocuğun değişmesi için gerekli temel dürtüdür. Şaplak çocuğun suçluluk duygusunu yok eder, çünkü suçunun bedelini ödemiştir.

    3- Dayak ebeveynin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Sinirlendiğimiz zaman, vücudumuzdaki adrenalin düzeyi yükselir ve ilkel bir vurma ihtiyacı duyarız. Vurmak, negatif enerjiyi boşaltır ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Ama hafif bir şaplak bile zamanla ciddi bir istismara dönüşebilir. Ebeveynler, olayın heyecanı ile, o anda vurmayı engelleyemediklerini ve çocuklarında çürükleri görene kadar da ne kadar şiddetli vurduklarını anlayamadıklarını anlatmıştır.

    Çok sinirlendiğinizde, değişik şeyler yapabilirsiniz. Bir, odayı terk edip sakinleşebilirsiniz. İki elinizi hızlı ve sert bir şekilde on kere çırpabilirsiniz. Bir yandan da, “ şu anda size çok kızgınım, şu kavgayı kesin! ” diyebilirsiniz. (Şimdi deneyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.) bu yöntemin en iyi yanı, çocuklarınızın dikkatini çekerken bir yandan da sinirinizi boşaltmış olmanızdır ve bir tokattan çok daha etkilidir.

    4- Dayak, zamanla, tek disiplin yöntemi haline dönüşür. Eğer kendinize, çocuğunuza vurma iznini bir kere verirseniz, her problemi bu yöntemle çözmeye başlarsanız. Daha etkili yöntemlerin kullanılmasını engeller.

    5- Dayak sağlıklı bir ebeveyn- çocuk ilişkisinin önünü keser. Çocuklar ebeveynlerini koruyucu, öğretici ve yol gösterici olarak görürler. Ebeveyn, çocuğa vurarak bu imajı yıkarsa, ilişki de bozulur.

    6- Dayak etkili bir disiplin yöntemi değildir. Çocuğa vurmak, çocuğun yaşadığı şok, korku ve acı nedeniyle, geçici olarak davranışı durdurur. Ancak pek çok çocuk aynı davranışı bazen aynı gün içinde tekrarlayabilir.

    7- Dayak insani bir davranış değildir. Pek çok inançlı ailenin dayağa inandığını biliyorum. Bu inançlarına dayanak olarak, kutsal kitaplardan, “dayak cennetten çıkmadır” gibi bazı ifadeleri örnek gösterirler. Ben din konusunda uzman değilim. Ancak şu anda tanrı sizin evinize gelip de çocuğunuzun yanlış davranışlarını görse nasıl davranırdı diye düşündüğümde, kesinlikle onu dövmeyeceğine inanıyorum. Ama kesinlikle çocuğunuzu terbiye etmeye ve yönlendirmeye veya ona öğretmeye çalışırdı.

    8- Dayak bir şey öğretir. “Ne yapacağını bilemediğin zaman dayak at” veya “Eğer sen daha büyüksen dövebilirsin” veya “Eğer çok kızgınsan, dayak atarak bunu yenebilirsin” gibi dersler verir. Bu konuda bilinen bir gerçek de, sık sık dövülen çocukların şiddete ve başka çocukları dövmeye daha yatkın olduklarıdır. Bu çok normaldir çünkü çocuklar yaşayarak öğrenir. Dövülen çocuklar, daha alıngan, kızgın ve güvensiz çocuklardır.



    Rüşvet ve Ödül

    Eğer cici olursan, sana kurabiye vereceğim. Eğer odanı temizlersen, bir video kaset kiralayacağım. Karnendeki her pekiyi için bir dolar vereceğim. Rüşvet ve ödüllerle ilgili en önemli sorun, çocuğunuzu gerçek hayata hazırlayamamalarıdır. Çocuğunuzun yanlış beklentiler içine girmesine neden olmakta ve bu durum erişkinliğe kadar devam etmektedir. Çocuklarınız bir işi ödülü için yapmaya alıştıkları zaman, bir işi başarmış olma duygusunun sağladığı ödülü hiç bir zaman tadamamaktadırlar. Rüşvet ödüllerle ilgili en büyük problem de işte budur. Çocuğunuzu, hemen bir ödül almadan da çalışmaya ve başarmaya iten duygudan –içsel motivasyondan- mahrum bırakmasıdır. Rüşvet ve ödüller çocuğun yaptığı işten çok ödüle yoğunlaşmasına neden olmakta ve bu da onun bir iş başarmış olmanın verdiği mutluluğu hissetmesine engel olmaktadır.
     
  2. 23 Ekim 2009
    Konu Sahibi : Adivar
  3. dilshad

    dilshad Guest

    Çocuğa verilecek cezanın ise ona seçtirilmesi gerektiğini anlatan Doç. Dr. Keskin, şunları kaydetti: “Uygun ceza, onun için ödül olabilecek şeylerden çocuğu yoksun bırakmaktır. Çocuk yoksun bırakanla da rövanş almaya çalışabilir. Bu olasılığı ortadan kaldırmak için de cezayı çocuğa seçtireceksiniz. ılk kötü davranışta hemen cezalandırmayacaksınız. ‘Bunu yaparsan bunu yapacağım’ diyeceksiniz. Yine yaptı, yine uyaracaksınız. Eğer bir daha yaparsa, örneğin; ‘bunu yaparsan sana televizyonu yasaklayacağım demiştim. Sen yine yaptın. Demek ki sen televizyonun yasaklanmasını istiyorsun’ diyeceksiniz. Yani sırf sinirlendiğiniz için hareket etmiyorsunuz. Çocuğa ‘evet galiba bunu ben seçtim’ dedirtiyorsunuz.”