öfke

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve talin tarafından 14 Ağustos 2008 başlatılmıştır.

    14 Ağustos 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    En başta KENDİME, sonra herkese sesleniyorum: Öfke, arınmamız gereken en güçlü duygulardan biridir!

    Öfke öyle güçlü bir duygudur ki, yıllar içinde büyük emeklerle inşa ettiğimiz bir şeyi bir anda yok etmemize neden olabilir.

    Bu uğurda yok edilen nice ilişki, nice kariyer vardır hayatlarımızda, ‘pire yorgandan daha değerlidir’ yanılsamasına düştüğümüz anlardır bunlar.

    Öfke aynı zamanda çok ıstırap verici bir duygudur da… ve biz bu duyguyu yarattığımız zaman acı çekeriz.

    Evet!

    Yaratıcı gücümüzü negatife yönlendirdiğimizde, öfkeyi gerçekten de bizzat biz yaratırız!

    En büyük öfke birikimlerimizle en yakınlarımızın canını yaktığımız içindir, öfkeden arınma seminerlerine koşa koşa gidişimiz.

    Dünyadaki öfke artışını gün be gün haberlerde izlerken, gösterdiğimiz tepkileri mercek altına alacak olursak, içine düştüğümüz öfke tuzağını daha da iyi anlamış oluruz. Çünkü öfkeye öfkeyle karşılık verirken buluruz kendimizi.

    İşte bu derece derinlere yerleşmiş durumdadır öfke duygumuz.

    Öfke bizim yarattığımız bir duygudur, görmemiz gereken şey ise, duyduğumuz öfkenin yalnızca kendimizi incittiğidir.

    Öfke, başkalarının bizi incitebileceği yanılgısını taşır, oysa aksine, kendimizi incitmeye hazır olduğumuzun işaretidir.

    İçinde büyük ölçüde beklenti ve hayal kırıklığı potansiyeli barındırır.

    Bizim anne-babalarımızdan beklentilerimiz ile başlayan serüvenimiz, daha sonra eşimizden, çocuğumuzdan, işverenimizden ve nihayetinde de hayattan beklentilerimiz ile devam eder.

    Tabi bu beklentilerin bir de tam tersi vardır… tüm bu kişilerin bizden beklentileri! ..Ve netice… tabiî ki engel olunamayan karşılıklı hayal kırıklıkları, öfke, şiddet!...

    Oysa başta kendimize olmak üzere, yakın-uzak ilişkide olduğumuz herkese karşı daha esnek olabilirsek, öfke duymak yerine anlayış sergilemeye başlarsak, öfke barındırmamız mümkün olamaz zaten.
    Atılması gereken ilk adımı biz atarsak, tepkisellikten etkiselliğe geçiş yapmış oluruz.

    Ama öfkeye öfkeyle karşılık verdiğimizde, taze öfke filizlerini daha da güçlendirmiş oluruz ve sonu irili ufaklı her tür faciaya varabilir… Aynen artık kulak misafiri olmak istemediğimiz televizyon haberlerinde ve okumaktan imtina ettiğimiz gazete haberlerinde şahit olduğumuz facialar gibi….

    Küçücük bir mum ışığı, kocaman bir karanlığı aydınlatmaya yetiyorsa, 1 tek kişinin öfke konusunda yaşayacağı değişim/dönüşüm kaç kişinin hayatında öfke seviyesini düşürür acaba diye düşünmeden edemiyorum.

    Yaşanan kavgaların en az 2 öfkeli kişinin katılımına ihtiyacı olduğuna göre, sadece bir kişinin öfkeli olması o kavgayı sürdürmeye yetmeyeceğinden, ilişkide olduğumuz her bir insanda öfke seviyesini düşürmek hiçten bile değil...



    dilek taşçılar'dan alıntıdıra.s.