öğretmenler günümüz kutlu olsun

Konusu 'Tebrik, Teşekkür Ediyorum /:)' forumundadır ve çokoprens tarafından 23 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  1. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    KÖY ÖĞRETMENİ

    Ben bir köy öğretmeniyim,
    Anlımda ışık,
    Gözlerimde nur...
    Alıp götürmeyin beni şehirleri
    Götürmeyin ne olur.

    Bir köy öğretmeniyim,
    Katıksız duygular içinde yaşarım.
    Çıplak ayaklar basar yüreğime,
    Onları tutar, okşarım.

    Bir köy öğretmeniyim,
    Çaresizlik ekmeğim, keder gözyaşım,
    Umut ve sevgiyim çarpan kalplerde,
    Dağlardan daha çok yücedir başım.

    Ben bir köy öğretmeniyim,
    Evlerde motif, dillerde destan
    Gölgesi düşer ay-yıldızın üstümüze,
    Ve gönüllerde büyür vatan...

    Göktürk Mehmet UYTUN


    evet şiirde de dediği gibi ben bir köy öğretmeniyim, vatanımda bayrağımızın dalgalandığı her köşede görev yapmaktan gurur duyarım.

    arkadaşlar 24 Kasım Öğretmenler Günümüz kutlu olsun, verimli bir eğitim öğretim yılı olması dileğiyle...
     
  2. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  3. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    ÖĞRETMENİM

    "Öğrenci gözüyle öğretmen" adlı yarışmada birincilik ödülü alan yazı:

    Ben bir öğretmen çocuğuyum. İlk öğretmenim de annemdir. Öbür çocuklar gibi okula başlarken yabancılık çektiğimi söyleyemem. Yaşamım okulda başlamıştı. Ancak okula başlamamla yeni bir sorun önüme çıktı. Annemi öbür çocuklarla paylaşmak zorunda kalmıştım. Evde benim üzerime kanat geren, bana bir çiçek gibi özen gösteren annem, okulda ve özellikle sınıfımızda bambaşka biri oluyor, tüm çocuklar onunmuş gibi onlara da aynı sevgiyi gösteriyordu.

    Dahası, onların sorunlarını eve de getiriyor ve hepsiyle ayrı ayrı ilgileniyordu. Bu benim kıskançlığımı arttırıyordu. Özellikle "Ümmü" ile çok ilgileniyordu. Bu siyah saçlı, siyah gözlü, tombul yanaklı köy çocuğu pek konuşkan değildi. Teneffüslerde oyunlara da katılmazdı. İçine kapanık, sessiz bir tipti. Annem teneffüslerde "Ümmü" ile oynardı. Ümmü'nün sorununa çözüm bulabilmek için ailesi ile sıkı bir ilişki kurmuştu. Bu çalışma kısa sürede meyvesini verdi.

    Ümmü oyunlara bizim çağırmamızı beklemeden katılıyor, çalışmaları ile de kendini gösteriyordu. Annemin sevinci sonsuzdu. Bir ödül almışçasına "Ümmü'yü kazandım" diye seviniyordu. Fakat sevinci uzun sürmedi. Talihsiz bir olay Ümmü'nün yaşantısını alt üst etti.
    Soğuk bir kış günü evde yalnız kalan Ümmü, sobayı yakmak istemiş fakat yakamamış. Bakmış ki olmuyor, kızgın odunların üzerine gaz dökmüş ve kibriti yakmış. İşte ne oldu ise o zaman olmuş, sobadan fırlayan alevler Ümmü'yü sarmış. Dumanları gören komşular eve koşmuşlar. Ümmü'yü yarı baygın halde kurtarmışlar, yangını da bastırmışlar.

    Ev kurtuldu. Fakat Ümmü geçirdiği korku nedeniyle konuşamaz oldu. Gösterildiği doktorlar Ümmü'yü ancak bir şokun konuşturabileceğini söylemişler. Annem Ümmü'yü sıkıntılı günlerinde yalnız bırakmadı. Sınıfa getiriyor, onunla yine ilgileniyordu.

    Aradan iki ay geçti. Annem kalp çarpıntısı geçirerek derste rahatsızlandı. Rengi sararıyor, nefes almakta güçlük çekiyordu. Babam bir taksi getirdi, annemi bir battaniye içinde sarsmadan arabaya yerleştiriyorlardı ki; kekeleyen bir ses işitildi. "Öğretmenim ne olur iyi ol, seni çok seviyorum." Hepimizden önce annem tanıdı sesin sahibini. Ümmü'ydü bu.

    Annem kapalı gözlerinin ardından sızan yaşlarla, "Ah ne güzel Tanrım. Ümmü de konuştu." dedi.

    Ben de Başöğretmen Atatürk'ümün eğitim ordusunda öğretmen olacağım. Ben de bilgisizliğin karanlığına ışık tutacağım. Yurdumun çocuklarına bilgiden taç öreceğim. Öğrencilerimin gönüllerinde yaşayacağım.

    Özlem ÖZTUĞ
     
  4. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  5. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Öğretmenim Anadolunun Bir Köyünde

    Öğretmenim
    Anadolunun bir köyünde
    Mevsim kış kar yağıyor
    Buza kesmiş doğa
    Rüzgar uğulduyor
    Bir kutup havasıdır
    Yol iz görünmüyor

    Bir kerpiç odaya kapandım
    Birkaç öğündür de açım
    Öğretmenim ya
    Gururum engel oluyor
    Açlığımı anlatmaya

    Ertesi sabah
    Pırıl pırıl bir güneşle uyanıyorum
    Güneş gülümsüyor
    Kapımda bir kız çocuğu
    Gülümsüyor
    Elindeki tepside
    Tereyağı peynir ve ekmek gülümsüyor
    Köy gülümsüyor

    Öğretmenim
    Anadolunun bir köyünde
    Konuşuyorum yaşlı-genç çoluk-çocuk
    Gülmece oynuyoruz sokak tiyatrosunda
    Adını 'tatlı diyaloglar' koydum
    Baş rolde oynuyorum
    İnanın sevgiyle şavklanıyor kara gözleri
    Açıyorlar gönüllerini evlerini
    Buyur ediyorlar
    Uğurlarken yoldaş veriyorlar
    En güzel dileklerini

    Öğretmenim
    Anadolunun bir köyünde
    Her sevinci her acıyı paylaşanların içinde
    Sıcaklığını duyumsuyorum yüreklerin
    Öğretmeye çalışıyorum
    Doğruyu-eğriyi bilimi aydınlığı
    Özgürlüğü ve bağımsızlığı

    Öğretmenim
    Anadolunun bir köyündeyim
    Burada öğreniyorum binlerce yıllık gerçeği
    En güzel bilgiyi
    En insancıl sevgiyi
    Bırakın Hitit'i Kibele'yi
    Mevlana Yunus ve Hacı Bektaş?lar
    Burada yaşıyorlar

    Ben onlardan öğrendim bu bilgiyi
    Ne kadar karartılsa da
    Yarasalar kartallar akbabalar sarsa da
    Burada insan ve toprağın özü bir
    Özümüz sevgi
    Sevgi Anadolu
    Birbirine karışmış onbin koku
    Bir varlıkta can bulan on bin doku

    Öğretmenim
    Bir bozkır köyünde Anadolunun
    Bu köyü seviyorum
    Ülkemi seviyorum
    Artık biliyorum
    Hiçbir sömürgeci
    Hiçbir işbirlikçi
    Hiçbir sapkınlık
    Hiçbir ayrımcı ideoloji
    Tutsak alamaz Türkiyemi
    Altan ARISOY
     
  6. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  7. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    Öğretmen Olmak İstiyorum

    Ben öğretmen olmak istiyorum.
    Ben, şairimin mısralarında dil,
    Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
    Aşığımın sazında tel,
    Öpülesi bir el olmak istiyorum:
    Ben, öğretmen olmak istiyorum...

    Ben, çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
    Korkunun mayalandığı yerde yürek,
    Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum;
    Ben, öğretmen olmak istiyorum...

    Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
    Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
    Çorak toprağa yağan yağmur,
    Azgın sulara bend,
    Mehmed?imin elinde çağlar açan kılıç,
    Doktorumun elinde derman saçan neşter
    Mimarımın,mühendisimin elinde pergel, cetvel,
    Ben ana ben baba,
    Ben Fatih, ben İbni Sina,
    Ben Mimar Sinan olmak istiyorum:
    Ben, öğretmen olmak istiyorum...

    Ben öğretmen olmak istiyorum...
    Vatan evladına Türklüğü öğretmek için,
    Ben öğretmen olmak istiyorum
    İstiklal marşını gururla söyletmek için,
    Ben, öğretmen olmak istiyorum
    Milletimi ?muasır medeniyet seviyesine? yükseltmek için...

    Ben,zehirli mantarların,
    Deve dikenlerinin ,
    Ayrık otlarının boy attığı verimsiz bir toprak değil,
    Ben;
    Kırlarında elvan elvan çiçeklerin açtığı,
    Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
    Pınarından susayanın içtiği,
    Yollarından yiğitlerin geçtiği,
    Çiftçisinin başak başak kardeşliği biçtiği
    Bir vatan olmak istiyorum:
    Ben öğretmen olmak istiyorum...

    Ben öğretmen olmasam diyorum...
    O zaman kim öğretir güzel Türkçe?mi
    Henüz anne diyen dillere,
    Kim öğretir insanlığı,duyguyu genç nesillere,
    Kim öğretir büyüğünü saymayı,
    Küçüğünü şefkat ile sevmeyi?

    Ben öğretmen olmasam diyorum...
    O zaman şu körpe fidan
    Nasıl öğrenecek sert rüzgarlara göğüs germeyi,
    Nasıl öğrenecek , çiçek açıp meyve vermeyi?
    Şu gelinlik kızım ,
    Şu bıyıkları yeni terleyen delikanlım
    Kimden öğrenecek insan gibi sevilmeyi, sevmeyi;
    Vatan için,millet için ,bayrak için
    Göz kırpmadan ölmeyi?

    Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
    Çünkü vatanımı severim,
    Çünkü bilirim vatan için ölmesini...
    Alnımda şeref tacıdır
    Tarihim,Cumhuriyetim,Türklüğüm...

    Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
    Çünkü heyecan veriyor bana
    Şu çeşme, şu kervansaray, şu cami, şu türbe;
    Şu davul, şu zurna,
    Şu halay, şu horon, şu bar, şu zeybek...
    Bana heyecan veriyor
    Anamın yazmasındaki oya, söylediği ninni , ağıt.
    Tat alıyorum ekmeğimden, aşımdan
    Gurur veriyor bana milli kültürüm...

    Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
    Çünkü biliyorum affetmesini,
    Biliyorum asil duygularla insanları sevmesini...

    Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
    Çünkü inkar etmiyorum tarihimi
    Hor görmüyorum geçmişimi,
    Atalarım önümde en büyük rehber diyorum.
    Çünkü ben özenmiyorum
    İnsana , insanlığa saygı duymayan hiçbir fikre,
    Çünkü ben bel bağlamadım
    Örfüme, adetime, dinime ters düşen çirkinliklere...

    Sen öğretmen olmalısın kardeşim;
    Sen namussun, vicdansın, adaletsin...
    Sen müsbet ilimsin kardeşim
    Sen irfansın, inançsın geleceğimi aydınlatan...
    Sen, buram buram tüten vatan sevgisi,
    Sen, burcu burcu kokan Türklük duygususun.
    Sen öğretmen olmalısın kardeşim,
    Sen öğretmen olmalısın...

    Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim;
    Biz görmeyenlere göz,
    Duymayanlara kulak,
    Yürüyemeyenlere ayak olmalıyız...

    Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim kızıyla, erkeğiyle
    Layık olabilmek için
    ?Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır? diyen
    Ulu önder Atatürk?e...

    Biz şairlerimizin mısralarında dil,
    Genç kızlarımızın gergeflerinde nakış nakış gül,
    Aşıklarımızın sazlarında tel,
    Öpülesi bir el olmalıyız :
    Biz öğretmen olmalıyız.

    M. Nejat SEFERCİOĞLU
     
  8. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  9. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    ATATÜRK'ÜN ÖĞRETMENLERE HİTABI
    (KÜTAHYA LİSESİ - 24 MART 1923)

    "Muallime hanımlar ve muallime efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.

    Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
    Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
    Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.

    Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.

    Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.

    Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.
    Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.
    Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.
     
  10. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  11. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    ÖĞRETMENİN DEĞERİ, YERİ VE GÖREVİ

    Büyük ve asil milletimizin insan gücü üstündeki savaşma ve fedâkârlıkları ile kazanılan zaferler, pek parlak olmakla beraber bizi henüz gerçek mutluluk ve kurtuluşa eriştirememiştir. Bu zaferlerin değerli sonuçlarını tamamen toplamak, birçok kan ve can karşılığında elde ettiğimiz millî bağımsızlık ve egemenliğimizi her türlü saldırıdan korumak için aynı emek, aynı kararlı davranış ve fedakâr hisle daha çok, pek çok çalışmaya ihtiyaç vardır. Memleketi ilim, kültür, iktisat ve bayındırlık sahasında da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lâzımdır. Bu kutsal amaçları elde etmek için savaşan aydın kuvvetlerin arasında öğretmenler, en mühim ve nazik yeri almaktadırlar. 1923 (Atatürk'ün T.T.B.1V, s. 487)

    Bir köy okulunu ziyaretinde, ders vermekte olan genç bir öğretmenin sınıfına girdiği zaman, öğretmenin, yerini kendisine bırakması üzerine söyledikleri:
    - Hayır yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz! Eğer izin verirseniz, biz de sizden istifade etmek isteriz. Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile, öğretmenden sonra gelir. (Atatürk'ten B.H., s. 40)

    Öğretmenlere hitaben söylemiştir:
    Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Hakikî zaleri siz kazanacak ve sürdüreceksiniz ve mutlaka muvaffak olacaksınız! Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım, sizi takip edeceğiz. Ve sizin tesadüf edeceğiz engelleri kıracağız.
    1922 (Atatürk'ün M.A.D., s. 10)

    Mekteplerde öğretim vazifesinin güvenilir ellere teslimini, memleket evlâdının, o vazifeyi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak üstün ve saygıdeğer öğretmenler tarafından yetiştirilmesini temin için öğretmenlik, , diğer serbest ve yüksek meslekler gibi, aşama aşama ilerlemeye ve herhalde refah teminine müsait bir meslek haline konulmalıdır. Dünyanın her tarafında öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.
    1923 (Atatürk'ün S.D.I, s. 289)

    Öğretmenler, her vesileden istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır. 1927 (Atatürk'ün S.D.V. s.46)

    Yeni nesil, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır!
    1924 (Büyük Tarih Trabzon'da, s. 11)

    Yeni Türkiye'nin birkaç seneye sığdırdığı askerî, siyasî. İdarî inkılâplar çok büyük, çok mühimdir. Bu inkılâplar, sayın Öğretmenler, sizin toplumsal ve fikrî inkılâptaki muvaffakiyetlerinizle desteklenecektir. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister!
    1924 (M.E.I.S.D.I. S. 20)

    Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil,
    sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz
    ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek
    karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 1924 (M.E.İ.S.D.I. S. 19)

    Öğretmenlerle yaptığı bir toplantı sırasında söylemiştir:
    Bu dakika karşınızda duyduğum en samimî hissi, izninizle söyleyeyim: isterdim ki çocuk olayım ve sizin bilgi saçan öğretim alanınızda bulunayım, sizden feyiz alayım, siz beni yetiştiresiniz! O zaman milletim için, daha yararlı olurdum; fakat maalesef, yerine getirilmesi imkânsız bir arzu karşısında bulunuyoruz. Bu arzunun yerine başka bir istekte bulunacağım: Bugünün evlâtlarını yetiştiriniz! Onları memlekete, millete yararlı uzuvlar yapınız! Bunu sizden istiyorum ve rica ediyorum. 1922 {Atatürk'ün S.D.H, s. 42)

    İsterim ki, daima idealimi gençlere aşılayasınız ve daima korumak hususunda çalışasınız. (Şemsettin Günaltay, 1951 Olağan-üstü Türk Dil Kurultayı, s. 32)
     
  12. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  13. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    TÜRKİYE'DE ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN TARİHÇESİ

    Ülkemiz yaklaşık bin yıldır Türkiye'dir. Türkiye'de öğretmenlik mesleğinin kökleri bin yıl öncesine giden uzun bir geçmişe dayanır. Bu nedenle Türkiye'de öğretmenlik mesleğine genel olarak bakarken konuyu Selçuklu Türkiyesi, Osmanlı Türkiyesi ve Cumhuriyet Türkiyesi olmak üzere üç ana dönemde ele almak gerekir:

    1. Selçuklu Türkiyesinde öğretmenlik genel olarak "din adamlığı", "hocalık", "imamlık" ve "müezzinlik" ile iç içe bir meslekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleği dinsel ağırlıklı çok işlevli bir meslek niteliği taşır. Örgün eğitim kurumlarından sıbyan mekteplerinde öğretmenlik "muallimlik" olarak medreselerde öğretmenlik ise "müderrislik" olarak adlandırıldı. Sıbyan okullarında ve genel medreselerde öğretmenlik mesleğine ilişkin görevlerin temeli ve ağırlık merkezi dini öğretmekti. Bu dönemde öğretmenlik mesleğini edinim genel eğitimden ve din adamlığından ayrı bir uzmanlık alanı olarak düşünülmezdi. Bu nedenle öğretmenlik için ayrı bir program veya ayrı bir meslek ve ihtisas medresesi yoktu.

    2. Osmanlı Türkiyesinde öğretmenlik mesleğine ilişkin durum 15.Yüzyıl ortalarına kadar Selçuklu dönemindekinin hemen hemen aynıydı. Osmanlı döneminde ilk kez Fatih Sultan Mehmet öğretmenlik mesleğini dinsel ağırlıklı olmaktan kurtarma, dünyasal boyutlu oluşturma ve dolayısıyla laikleştirme doğrultusunda çok önemli bir adım atmıştır. Bu adım Türkiye'de öğretmenlik mesleğine ilişkin ilk gerçek bir atılımdır. Ancak eldeki bilgilere göre ne yazıktır ki bu atılımcı girişim Fatih'ten sonra sürdürülmemiş, süreklilik kazanmamış ve böylece Fatih'le başlayan ve Fatih'le biten bir atılım olmaktan öteye geçmemiştir. 18.Yüzyılın ikinci yarısında başlayan yenileşme hareketi 19.Yüzyılın ilk yarısında batılılaşma hareketine dönüşürken, 15.Yüzyıldaki ilk yönetimince yeni bir anlayışla gerçekleştirilen yeni bir atılımla öğretmenlik mesleği kendi meslek okuluna, yani öğretmen okuluna kavuşmuştur (1848). Anlamlı bir rastlantı olarak adını Fatih'ten alan bir semtte kurulup açılan bu okulla birlikte öğretmenlik kendine özgü bir meslek olma sürecine girmiş, yeni ve yenillikçi bir nitelik kazanmaya başlamıştır. Bir süre sonra öğretmen okulu çıkışlıların hukuki statüleri düşünülüp belli kurallara bağlanmaya ve öğretmenliğin meslekleşmesine ilişkin hukuksal düzenlemeler başlamıştır (1869, 1892). Bu süreç 20.Yüzyılın ikinci on yılında biraz daha gelişerek sürerken öğretmenlik mesleğine ilişkin anlamlı bir birikim oluşmuştur. Bu birikimle birlikte somut bilimin yol gösterici ışığında yenilikçi öğretmenlik mesleği açıkça ortaya çıkmıştır.

    3. Cumhuriyet Türkiyesinde öğretmenlik mesleği yurdun kurtarıcısı ve Cumhuriyet'in kurucusu Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yönlendiriminde çağdaş. Ulusal ve laik bir temele dayandırılmış: bu temelden kaynaklanan anlayış ve yaklaşımla yeniden yapılandırılmış. Sağlam ve tutarlı bir çerçeve içine alınmış gerçek yörüngesinde oturtulmuştur. Bu doğrultuda gerçekleştirilen yasal düzenleme ve uygulamalarla Cumhuriyet döneminde öğretmenlik mesleği çok saygın etkin ve etkili bir meslek niteliği kazanmıştır. 1924'te öğretmenlik mesleği yasayla tanımlanmış. Böylece yasal bir meslek niteliğine kavuşmuştur. Bunda Atatürk'ün eğitime, öğretmene ve öğretmenlik mesleğine bakışı çok etkin ve belirleyici rol oynamıştır.
    Atatürk'ün öğretmenlik mesleğine bakışı şu sözlerinde kesin bir nitelendirim açık bir anlamlandırım ve derin bir anlatım bulur:

    - Dünyanın her yerinde öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer üyeleridir. (1923)

    - Ulusumuzu yetiştirmek gibi kutsal birr görevi üstüne almış olan yüce Türk öğretmen topluluğu ...(1921)

    -Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri olan Türkiye öğretmenleri...(1921)

    - Hükümetin en verimli ve en önemli görrevi milli eğitim işleridir..(1922)

    - Cumhurbaşkanı olmasaydım Milli Eğitimm Bakanı olmak isterdim...

    - Benim asıl kişiliğim (niteliğim) öğreetmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim...(1936)

    - Eğitimdir ki ulusu özgür; şanlı ve yüüksek bir toplum olarak yaşatır..(1924)

    - Eğitim okul demektir. .(1919)

    - Okul adını hep birlikte büyük saygı iile analım! (1922)

    - Gerçek zaferi siz (öğretmenler) kazannıp sürdüreceksiniz..(1922)

    - Eğitim bakanı olarak milli irfanı yükkseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.

    - Bilim ordusunun değeri siz öğretmenleerin değeri ile ölçülecektir...(1923)

    - Öğretmenler...bilim esasından kazanmaaya başladıkları egemenliği sonuca ulaştırmalıdırlar.

    - Bununla öğretmenlik mesleği gerçek geelişme devrine dahil olacaktır...(1924)

    - Öğretmenler sizin başarınız Cumhuriyeet'in başarısı olacaktır...(1924)

    - Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniiz olacaktır...(1924)

    - Öğretmenler! Cumhuriyet sizden fikri hür.Vicdanı hür.İrfanı hür nesiller ister...(1924)

    - Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancaak öğretmenlerdir...(1925)

    Atatürk Türkiye'yi yönettiği 1919-1938 yılları arasında geçen 19 yıllık süre içinde kamu önünde yaklaşık olarak en az 40 kez olmak üzere en çok milli eğitim ve öğretmen konularını ve dolayısıyla öğretmenlik mesleğini işlemiştir. Bu bağlamda 1'i Sivas Kongre'sinde 15'i TBMM 'ni açış söylevlerinde ve 9'u öğretmen kongre ve toplantılarında 4'ü halkla konuşmalarında 2'si CHP kurultaylarında 1'i İzmir İktisat Kongresini 1'i Anakara Hukuk Mektebini 1'i Cumhuriyet'in 10.yıldönümünü açış söylevlerinde 1'i Konya orduevinde subaylarla konuşurken ve 1'i de milletvekili seçim bildirgesinde 2'si basın önünde ve 1'i öğretmen okulunda olmak üzere kamu önünde en az 39 kez bu konuları ele almış:

    Bu konularda görüş ve düşüncelerini açıklamış, ilkeler ortaya koymuş, değerlendirme ve önerilerde bulunmuş, yönergeler vermiştir. (Öztürk 1992:İnan 1983a ve 1983b: TDK 1979).Ayrıca çeşitli zamanlarda yaptığı okul ziyaretleri ile özel görüşme,söyleşi ve konuşmalarında da sık sık aynı konulara değinmiş, aynı konular üzerinde durmuştur.

    Bu arada Atatürk, çağdaş Türk eğitiminde çok büyük anlam ve önem taşıyan Millet Mektepleri Başöğretmenliğine kabul ederek (1928) öğretmenlik mesleğine çok somut ve etkin bir biçimde katılmıştır.Bu katılımıyla Öğretmenlik mesleğine çok büyük bir değer, onur ve saygınlık kazandırmış :öğretmenlik mesleğini yüceltmiştir.

    Atatürk'e göre öğretmen " yetiştirici, eğitici, öğretici, yaratıcı, geliştirici" olmasının yanı sıra aynı zamanda " öncü, kurtarıcı, kılavuzlayıcı, yenileştirici, savaşımcı-devrimci, değişimci-dönüşümcü, örnek olucu, yükseltici , yüksek hizmet verici , kutsal bir görev üstlenici" dir. Bütün bunlarla Atatürk'ün tanımladığı öğretmenlik tam anlamıyla gerçek öğretmenliktir.

    Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçek öğretmenlik mesleği ile Atatürk, Cumhuriyet, ulus ve çağdaşlaşma arasında doğal köklü ve sımsıkı bir bağ ve iç içe geçen derin bir ilişki vardır. Bu dönemde çağdaş Cumhuriyet öğretmenliği öne çıkan bir meslektir.

    Prof. Dr. Ali UÇAN
    Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fak. Öğretim Üyesi
     
  14. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  15. çokoprens

    çokoprens iki prens annesi Üye

    Katılım:
    24 Nisan 2007
    Mesajlar:
    2.776
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
    Bütün çiçekleri getirin buraya.
    Öğrencilerimi getirin buraya, getirin buraya,
    Kaya diplerinde açmış çiçeklere benzer
    Bütün köy çocuklarını getirin buraya.
    Son bir ders vereceğim onlara.
    Son şarkımı söyleyeceğim,
    Getirin, getirin... Ve sonra öleceğim.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
    Kır ve dağ çiçeklerini istiyorum,
    Kaderleri bana benzeyen,
    Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları,
    Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
    Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri,
    Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin, görün beni,
    Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
    Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini,
    Bacımın suladığı fesleğenleri,
    Köy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
    Avluların pembe entarili hatmisini,
    Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
    Aman Isparta güllerini de unutmayın,
    Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
    Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
    Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
    Ben bir bahçe suluyorum gönlümde,
    Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden
    Ne güller fışkırır çilelerimden,
    Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
    Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
    Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
    Baharda Polatlı kırlarında açan,
    Güz geldi mi Kop dağına göçen,
    Yürükler yaylasında, Toroslarda eğleşen,
    Muş ovasından, ağrı eteğinden,
    Gücenmesin, bütün yurt bahçelerinden
    Çiçek getirin, örtün beni,
    Eğin türkülerinin içine gömün beni.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
    En güzellerini saymadım çiçeklerin,
    Çocukları, öğrencilerimi istiyorum,
    Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini,
    Köy okullarında açan gizli ve sessiz,
    O bakımsız ama kokusu eşşiz çiçek,
    Kimse bilmeyecek seni, seni kimse bilmeyecek
    Seni, beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek
    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.

    Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
    Ölmemek istiyorum, yaşamak istiyorum,
    Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
    Tarümar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
    Beni bilse bilse çiçekler bilir dostlarım,
    Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
    Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

    Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum.
    Okulun duvarı çöktü, altında kaldım,
    Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
    Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta,
    Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım,
    Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
    Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya.
    Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.

    Ceyhun Atıf KANSU
     
  16. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  17. Barcman

    Barcman PR UZMANI Pro Üye

    Katılım:
    1 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    10.580
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    198
    sitemizdeki bütün öğretmenlerin öğretmenler gününü kutlarım sevgilerimle
     
  18. 23 Kasım 2007
    Konu Sahibi : çokoprens
  19. ngs2007

    ngs2007 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    730
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    İşte budur Öğretmen

    Sevgisi uzar daim
    Ruhunda vardır azim
    Diyorlarsa bize kim
    İşte budur Öğretmen
    Müjdeleri getirir
    Bize emekler verir
    Çağrılınca o varır
    İşte budur Öğretmen
    Cehalete şut atar
    Onu önüne katar
    Cahilliğe o çatar
    İşte budur Öğretmen
    Atatürk ‘tür rehberi
    Kalplerde tutar yeri
    Adım atmazlar geri
    İşte budur Öğretmen
    Kardeşlik saygı barış
    Gezerler karış karış
    Daim yaparlar yarış
    İşte budur Öğretmen
    Açtırırlar defteri
    Hepsi konuşur seri
    Adım atmazlar geri
    İşte budur Öğretmen
    İyilik dolu içi
    Hep doyururlar açı
    Gördüm ağarmış saçı
    İşte budur Öğretmen
    Tökezlemesin sakın
    Ona iyice bakın
    Olalım daha yakın
    İşte budur Öğretmen
    Çizerler yolumuzu
    Kaldırır kolumuzu
    Sorarlar hâlimizi
    İşte budur Öğretmen
    Hep düşündüğü yurttur
    Aynı zamanda merttir
    Çektikleri hep derttir
    İşte budur Öğretmen
    Ruhumuzda bilgiler
    Verilmeli ilgiler
    Defter kalem silgiler
    İşte budur Öğretmen
    Her şeylere değersin
    Düşüncede bir ersin
    Dünden bugüne varsın
    İşte budur Öğretmen
    Bizi ettin terbiye
    Hiç sormuyorsun niye
    Lâyıksınız her şeye
    İşte budur Öğretmen


    Hasan Sancak