ok gec diye bir zaman yoktur (!)

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve bekolim tarafından 21 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    21 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  1. bekolim

    bekolim Gecmis tozdur üfle gitsin... Pro Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    5.061
    Beğenildi:
    42
    Ödül Puanları:
    148
    Okudum ve cok begendim sizlerle paylasmak istedim, buyrunuz... :eek:


    Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra "Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri, bakalım bulabilecek misiniz? dedi...

    Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki yumuşak bir el omzuma dokundu.. Döndüm.. Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi bana gülümseyerek bakıyordu... "Ben Rose" dedi... "Benim adım Rose yakışıklı... 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?." Güldüm.. "Tabii" dedim.. "Hadi sarıl bana.." Öyle sımsıkı sarıldı ki... "Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin?" diye şaka yaptım... Minik bir kahkaha ile yanıtladı: "Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım.." Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk.

    Ertesi gün ve ertesi üç ay sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık.. Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum. Sömestr boyunca Rose kampusun ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. ıyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu.. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu..

    Sömestr sonunda, Futbol Balosu'na davet ettik Rose'u, konuşma yapması için... Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok... Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi... "Ne kadar beceriksizim, değil mi? Özür dilerim... Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz.. Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil... Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?" Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:

    "Yaşlandığımız için, eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz.. Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır: Her gün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak... Bir rüyanız olmalı mutlaka... Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok... Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz... Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiç bir şey yapmadan, hiç bir şey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek yada bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak bir şeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir. Asla pişman olmayın... Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü.. Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır... Pişman olmaktan korktukları için hiçbir şey yapmayanlardır..."

    Ders yılı sonunda Rose yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi... Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine iki binden fazla üniversite öğrencisi katıldı. "Yapabileceğimiz her şeyi yapmak için asla geç olmayacağını" hepimize, hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu... Rose'un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı: "Çok geç diye bir zaman yoktur!.."

    Alintidir*
     
  2. 21 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  3. _Mustang_

    _Mustang_ BiLMeM Pro Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    4.536
    Beğenildi:
    54
    Ödül Puanları:
    153
    Bende böyle düşünüyorum hayatta hiç bir konuda hiç birzaman geç kalınmış değildir. ınsan nefes aldığı süreece yapmak istedikleri için yada hatalarından dönmek için kısacası hiç bir şey için geç kalmamıştır
     
  4. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  5. i.talia

    i.talia Aktif Üye Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    24
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    bence bazen geri dönüşü olmuyor.bazen herşey için geç kalınılabiliniyor.yani ben öyle düşünüyorum.yada kendime çok güvenmiyorum diyelim.mesela çocuklarım 3 ve 6 yaşında.ama eşimden sırf onlar için ayrılamıyorum.kavga falan yok.ama mutsuzum.6 sene önceye dönebilirmiyim düşünmeden?
     
  6. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  7. PurpleRain

    PurpleRain what if i'm the bad guy? Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    8.294
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    teoride evet bazı şeyler için asla geç değildir, her insan kendi yolunu yeni baştan çizebilir diye düşünüyorum; ama pratikte her defasında yanıldığımı görüyorum mafoldumben
     
  8. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  9. cocostar

    cocostar azimli,sabırlı,kararlı Üye

    Katılım:
    10 Mart 2008
    Mesajlar:
    3.057
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    106
    çok hoşuma gitti paylaşım için teşekkürler
    geç kaldım diye düşünüp durmaktansa, bir an önce hedefe ulaşmayı planlamak ve harekete geçmek.. işte hepsi bu...
     
  10. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  11. mawro

    mawro biraz ayrılık biraz hüzün Üye

    Katılım:
    20 Nisan 2009
    Mesajlar:
    691
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    begendım baya hos bı yazı...
    bu arada su katsayı kalktı ya bende öss ye gırecem ne umut verıcı elıme geometrı kıtabımı alınca bi heyecanlandım....
     
  12. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  13. cimbomlu

    cimbomlu Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Ekim 2007
    Mesajlar:
    4.666
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    çok etkilendim ben bu hikayeden
    bunu hayatıma uygulamaya çalışıcam
    en umutsuz anımda umut oldu bana
    sağol arkadaşım
     
  14. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  15. Ally

    Ally Vadideki Zambak Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    2.072
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    148
    Gerçekten çok güzel ve umut verici bir hayat dersi... Hikayede bahsi geçen kadın 87 yaşında olmasına rağmen üniversiteyi bitirmiş,hayallerinden vzgeçmemiş ben neden vazgeçiyorum diye kendi kendime sormadan edemedim... Galiba ben o kadından daha yaşlıyım :mymeka:
     
  16. 29 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  17. Aylin

    Aylin Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86

    nefes almaya devam ettiğimiz sürece hayatta hiç bir şey için geç kalınmış sayılmaz..
    hayatlarımız aile eş çocuk iş vs ile bloke altına alınmış gibi yaşıyoruz.. hangimiz bir cok şeyi sırf kendimiz istedik diye yaşayabiliyoruz ki..bilmiyorum.. ama bildiğim şey hayatı ertelememek ve dolu dolu yaşamaya çalısmak..
    hiç bir şey için geç kalınmış sayılmaz....
     
  18. 30 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : bekolim
  19. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Bu öyküyü daha önce de okumuştum.Bir kez daha okumak da güzeldi....ınsanlar yaşlanınca anlıorlar maalesef hayatın kıymetini.Ben 48 yaşıma geldim ama birkaç yıldır,hiç bir saatimi boş geçirmemek için kendimle mücadele ediyorum.Sanırım hayatın kıymetini tam anlamı ile yeni anladım.Geçen her gün bir gün eksiltiyor yaşamımızdan...O yüzden dolu dolu yaşamaya çalışıyorum.Yarınlar bizler için çok uzak değil artık,bilakis çok yakın.
    Zaman dediğimiz şey de çok göreceli.Bir çocuğa göre üç gün sonrası asır gibi.Ama bana göre göz açıp kapayana kadar geçiyor.