Oktay Rıfat şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve *Lila*^^ tarafından 14 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  1. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ANIŞ

    Her dakikasını ayrı hatırlarım
    Erenköy'de geçen zamanımın.
    Rüyama girer bir arada,
    İstanbul, bahar ve Türkânım..



    Bir odamız vardı etrafı sarmaşık,
    Bostanlara bakan penceremiz,
    O, güller kadar taze,
    Ben, ona deli gibi âşık..



    Bir yastıkta dinlenir başlarımız,
    Saçlarım saçlarına karışırdı,
    O güzel bir kızdı, ince, alımlı
    Ne giyse yakışırdı..



    Yeter ki gönüller şen olsun,
    Şarkılar söylerdik yolda.
    Hep karşıma otururdu, ellerini tutardım,
    Akşam üstü eve dönerken paraşolda..



    Ağaçlar çiçekteydi,
    Türkânım sağ, beraberimde.
    Kalbim sevda içindeydi,
    İstanbul bahar içinde...

    Oktay Rıfat
     
  2. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  3. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ESKİ ZAMAN AŞIĞI


    Ben eski zaman aşığıyım
    Sevda çeker düşünürüm ağlarım
    Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız
    Bazen çocuk gibiyim bacak kadarım
    Herkes aşık olur sevdalanır
    Bir yolu var gönül çekmeninde
    Benimki sevda değil ateşten gömlek
    Bir kar düşmüş ışıl ışıl yanar içimde
    Ama ben eski zaman aşığıyım
    Sevmek kadar katlanmak ta gelir elimden
    Gece hayalimde gündüz fikrimde
    Ela gözlu o yar çıkmaz gönülden ...




    Oktay Rıfat
     
  4. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  5. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    GÜNDÜZLE GECEYE ÖZLEM

    Gitmez bu böyle, bu böyle yürümez! Bir gün
    Durulur bu çalkantı, doğarsın güneşe.
    Bakarsın gökyüzü eski bir resim gibi
    Pencerede yeniden ve kitap masada,
    Tasaların, kaygıların yunmuş, arınmış,
    Peşkirin, çarşafın, gömleğin yanı sıra
    Uçuşuyor çırpına çırpına rüzgârda.
    Nerdesin alın teriyle gülen aydınlık,
    Nerdesin güzel kokularla dolu gece?

    Oktay Rıfat
     
  6. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  7. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    TOMURCUK

    Sen en güzel çiçekleri açacaksın tomurcuk,
    Uçuşan yaz böceklerinin gümüşten hâlesinde.
    Küçük bebekleriyle oynayan sarışın çocuk,
    Seni isteyecek ıhlamurların gölgesinde.



    Sen en güzel çiçekleri açacaksın ve kuşlar
    Tuhaf renklerinin methi vardığı zaman Hinde,
    Gelecekler uzak kıtalar aşıp bahar bahar
    Vahşi kokulu ağaçların ıtrı tüylerinde.



    Sen en güzel çiçekleri açacaksın tomurcuk...

    Oktay Rıfat
     
  8. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  9. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    AYNA

    Öyle durgun, sıcak saatler vardır ya,
    Hani kararmış tahtalar, nikel, bakır
    Işır karanlık odalarda, kanarya

    Susar, kedi uyur, yazdır.

    Hani yaprak kıpırdamaz, çakıl yanar,
    Bir böcek sesi gelir bahçeden, fincan
    Düşlere götürür sizi, kesik kanar,

    Emersiniz, yazdır akan.

    Öyle durgun, öyle sıcak saatlerde,
    Sessiz bir bahçe görünür aynadan,
    Nerde bu gök, dersiniz, bu ağaç nerde,

    Ne Uzay kalmış ne Zaman!

    Camdan duvarlara sıçrar da Yeşil
    Parlar kararmış tahtalar, nikel, bakır,
    Kanarya susar, kedi uyur, bir gül

    Dalı pencerede, yazdır.

    Oktay Rıfat
     
  10. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  11. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    BAĞIMSIZ

    Bütün karanlığı versem size giden geceyi durduramazsınız
    Işır odamızın havası kaçar çeşmelerinizden durduramazsınız
    Ben denize bakarım sandalca uzaktan
    Siz yüzersiniz bir kuş uçar bir gemi geçer durduramazsınız

    Oktay Rıfat
     
  12. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  13. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    BİR ŞEHRİ BIRAKMAK

    I

    Senin için aldığım menekşeleri
    Çalgıcılara dağıttım
    Son gece
    Son defa başlıyan sabah
    Yatağımı yine sen düzelt

    Küçük balıkçı çocuğu
    Sen denizden
    Yaramaz ve çapkın balıkları tutabilirsin

    Çok uzaklara gittiğimi
    Sana söylemek isterdim
    Güzel satıcı kızı


    II

    Ağaca söyle
    Gölgesini getirsin bana yolluk
    Sokağı ve denizi isterim pencereden
    Senden çörekler isterim
    Ay biçiminde


    III

    Ellerin yetişir vedalaşmaya
    Niçin ağlıyorsun

    Oktay Rıfat
     
  14. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  15. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN

    1
    Köpürerek koşuyordu atlarımız
    Durgun denize doğru.


    2
    Bu uçuş, güvercindeki,
    Özgürlük sevinci mi ne!


    3
    Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
    Düşünmek yasak,
    İşgücünü savunmak yasak!


    4
    Ürünü ayırmışlar ağacından,
    Tutturabildiğine,
    Satıyorlar pazarda;
    Emeğin dalları kırılmış, yerde.


    5
    Işık kör edicidir, diyorlar,
    Özgürlük patlayıcı.
    Lambamızı bozan da,
    Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

    Uzandık mı patlasın istiyorlar,
    Yaktık mı tutuşalım.
    Mayın tarlaları var,
    Karanlıkta duruyor ekmekle su.


    6
    Elleri var özgürlüğün,
    Gözleri, ayakları;
    Silmek için kanlı teri,
    Bakmak için yarınlara,
    Eşitliğe doğru giden.


    7
    Ben kafes, sen sarmaşık;
    Dolan dolanabildiğin kadar!


    8
    Özgürlük sevgisi bu,
    İnsan kapılmaya görsün bir kez;
    Bir urba ki eskimez,
    Bir düş ki gerçekten daha doğru.


    9
    Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
    İşçiler, evren kovanının arıları;
    Bir kara somunun çevresinde döndükçe
    Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
    O somunla doğrulur uykusundan akıl,
    Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
    O güneşle bağımsızlığa erer kişi.


    10
    Bu umut özgür olmanın kapısı;
    Mutlu günlere insanca aralık.
    Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
    Vurur üstümüze usulca ürkek.

    Gel yurdumun insanı görün artık,
    Özgürlüğün kapısında dal gibi;
    Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

    Oktay Rıfat
     
  16. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  17. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    İSTANBUL TÜRKÜSÜ


    Kasımpaşa kıyıları tersane
    Bir kız sevdim alimallah bir tane
    Herdem sevdalıya kız mız bahane
    Top çiçeğim deste gülüm
    Canım İstanbullum
    Aman aman bahane


    Gittim baktım şıkır şıkır Balıkpazarı
    Üç tek attım sarhoş oldum ayak üzeri
    Üç doluya üç tanecik badem şekeri
    Top çiçeğim deste gülüm
    Canım İstanbullum
    Aman aman badem şekeri

    Oktay Rıfat
     
  18. 5 Haziran 2008
    Konu Sahibi : *Lila*^^
  19. *Lila*^^

    *Lila*^^ Yeni Üye Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    1.240
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    ŞEHİTLİK

    I

    Ben bir bahriye neferiyim
    Gözlerimi balıklar yedi
    Görmek ve ağlamak bitti benim için
    Uzun boylu adamdım sağlığımda
    İnanmazsanız elbiselerime bakın

    Biri diyor ki ben de askerim
    Ne farkım var öteki ölülerden
    Eskiden evlerde otururduk
    Dışında kaldık bütün kapıların
    Şimdi duvardan geçiyoruz

    Biri de diyor ki
    Uzunluğuna kollarımın hâtırası
    Hâlâ başım ağrıyor

    Yalan hepsi bunların inanmayın
    Biz yokuz diyor bir başkası


    II

    Akraba ölülerin kılığında geliyorlar
    Kolayca girmek için odama
    Bir bakıyorum amcam kardeşim
    Bir bakıyorum Polonyalı bir gedikli çavuşu
    Hemen de konuşuyor

    Bir kızım vardı beş yaşında
    Ölmüş şimdi beraberiz
    İçi sıkılıyor burada
    Ellerini Varşova'da unutmuş
    Çember çeviremiyor

    Ve bir ses
    Ne patates çapalamak
    Ne taş kırmak
    Ne de yük taşımak pazara
    Burada rahatım iyidir

    Biri de karısını merak etmiş
    Evden haber soruyor bana

    Üstümden kaputumu aldılar
    Öldüğüm zaman
    Üşüyorum
    Önümüz de kış

    Sonra bir ağızdan konuşuyorlar


    III

    Bir bardaktan su içiyoruz
    Birlikte yemek yiyoruz akşamları
    Kimisi sevgilimize âşık
    Kimisi evlât olmak istiyor anamıza
    Sebepsiz gidip geliyorlar vapurlarda
    Tramvayda aramıza giriyorlar
    Yeniden uzun uzun yaşamak istiyorlar
    Bizden ayrılmadıklarına bakılırsa

    Oktay Rıfat