OldBoy / Güney Kore - Bir Başyapıt!

Konusu 'Sinema & Tiyatro' forumundadır ve seaBahAR tarafından 1 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Çok uzun zaman var ki; bu kadar etkileyici bir film izlemedim. Film bittiğinde, sahip olduğum bütün insani duygular; öfke, şaşkınlık, korku, gerilim, gevşeme aynı anda ve aynı düzeyde, hiçbiri diğerinin önüne geçmeden beni bir karmaşaya götürdü. Aradan yarım saat geçtiğinde hala nefes alışım düzelememişti. Dayanamadım, ertesi gün bir kez daha izledim.

    Tek kelimeyle bir başyapıt!

    Yönetmen Chan-wook Park, OoldBoy filmiyle, 2004 Cannes Film Festivali’nde jüri büyük ödülünü, 2004 Güney Kore Büyük Çan Ödüllerinde en iyi yönetmen ödünü kazanmış.

    Filmde aksayan tek bir nokta yok. Yönetmeni, oyuncusu, senaryosu, kurgusu ve hatta müziği ile dört dörtlük.

    Üzeri küflenmiş yıldızımı nihayet takacak bir film bulduğum için seviniyorum. Filmi izlemeden önce düşündüğüm “Hmm Güney Kore filmi mi? Yirmi dakika zaman tanıyayım, sonra bırakırım olmazsa” fikri buhar oldu gitti.
    Filmdeki bütün oyunculuklar iyi olmasına rağmen, başroldeki Min-sik Choi (Dae-Su Oh) unutulmaz, ayakta alkışlanır bir performans sunuyor. Seyrederken, nasıl bir efektle çekildiğini anlayamadığım sahnenin, daha sonra hiçbir efekt kullanılmadan çekildiğini öğrendiğimde şoke oluyorum.

    Küçük kızının doğum günü için evine gitmek üzere olan Dae-Su Oh, telefon kulübesinin önünde kaçırılır. Hiçbir insanla temas etmeden 15 yıl geçireceği bir hücreye hapsedilir. Düşünme yetisini kaybetmemesi için; şizofreni hastaları için kullanılan ilaçların karıştırıldığı suları içer, odaya verilen uyku gazıyla uykuya dalır. Hayatla, gündelik olaylarla iletişim kurabilmesini sağlayan yegane aracın televizyon olduğu bu hücrede neden burada olduğunu, bunu kimin yapmış olabileceğini düşünerek ve elbette intikam duygusunun artarak güçlendiği 15 yılın sonunda oradan kaçmayı başarır.

    Hücreden kaçmayı başarmıştır ama artık daha büyük bir odaya hapsedimiştir. Özgür değildir. Hareketlerini yönlendiren bir güç, peşindedir.

    Film; felsefi sözlerle renklendirilmiş :
    “İster kaya olsun isterse de kum tanesi, ikisi de suda aynı şekilde batar.”
    “Bir hayvandan daha kötü olsam bile yaşamaya hakkım yok mu?”
    “Gülün ve dünya da sizinle gülsün, ağlayın ama yalnız başınıza ağlayın”

    Söyleyebileceğim son söz şu: Sinemayı “sanat” olarak değerlendiren herkes bu filmi izlemeli…
     
  2. 1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238

    [​IMG]


    Yapım : Güney Kore-2003
    Tür : Gerilim/Aksiyon
    Yönetmen : Chan-wook Park
    Oyuncular: Min-shik Choi, Ji-tae Yoo, Kang Hye-Jeoong, Ji Dae-Hang
    Müzik : Young-Wuk Cho


    * Filmden Bazı Görüntüler*

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 1 Haziran 2008
  4. 1 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Ne yapsam da, birçok kişinin izlemesini sağlasam çabalarımı mazur görün lütfen.. Bu nedenle bir ekleme daha yapmak istiyorum.

    Fim hakkında bir sinekritik :

    "Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Quentin Tarantino’nun jüri başkanı olacağı ilk duyulduğunda, yarışmalı bölümde yer alan 2046 (Wong Kar-Wai), Ghost In The Shell 2: Innocence (Mamoru Oshii) gibi stilize Uzakdoğu filmlerinden birinin veya birkaçının ödül dağılımında öne çıkacağına herkes emindi. Fakat festivalin esas bombaları beklentileri tam olarak karşılayamazken, aradan bir başka film sivrildi. Ve bizde gösterildiği ismi ile İhtiyar Delikanlı (Old Boy), Tarantino’nun büyük çabaları sonucu Cannes’da Jüri Büyük Ödülü’nün sahibi oldu.


    İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen filmekimi kapsamında Türkiye galası yapılan, Güney Koreli sinemacı Chan-wook Park’ın yönettiği İhtiyar Delikanlı, çok içtiği bir gecenin sonunda ortadan kaybolan Oh Dae-Su’nun, kendisinin dahi bilmediği bir sebepten 15 yıl boyunca bir odada kilitli tutulduktan sonra, serbest bırakıldığı gün bunun sorumlularını bulup intikamını almak için giriştiği 5 günlük macerayı işliyor; tabii ki oldukça stilize bir şiddet filmi şeklinde.

    Tüm gizemi çözüldüğünde, saf bir intikam filmi olduğu iyice ortaya çıkan bu film; içerdiği yüksek dozdaki şiddetin dışında, ensest gibi riskli mecralara da el atıyor olması dolayısıyla ortalama seyirci için pek kolay yenilir yutulur bir lokma sayılmaz. Ayrıca, kurgusundaki kimi denemeler sebebiyle zaman zaman olay örgüsünü takip etmenin bile zorlaştığı söylenebilir. Fakat arada sırada ipin ucunu kaçırdığınız hissine kapılsanız bile, film kendini toparlayıp sürprizlerle dolu senaryosu sayesinde son kertede etkileyici olmayı başarıyor.

    Filmin başarısında başrol oyuncusu Min-sik Choi’nin payı da yadsınamaz. Açılış dakikalarında izlediğiniz şaklabanın ilerleyen dakikalarda geçirdiği değişim, film süresince farklı aşamalarla devam ediyor. Karakterin gerek fiziksel gerek duygusal iniş çıkışları başarılı bir şekilde yansıtılırken; bir koridor boyunca dizilmiş onlarca adamı tek tek bertaraf ederek aştığı sahnenin artık inandırıcılıktan uzak mizanseni daha ziyade yönetmenin hanesine bir eksi olarak yazılıyor.

    İhtiyar Delikanlı, psikanalitik okumalara meraklı seyirci için de ciddi bir malzeme sunuyor. Hesaplı bir şekilde ‘Freudyen’ bir simgeler ve alt metinler zincirini hikayesinin içine yediren yapım, ilerleyen zaman içinde üzerine çok daha geniş ve detaylı analizler yazılıp çizilen bir film olacağa benziyor.

    Ancak söylemek gerekir ki, filmin hem senaryosunda hem de biçiminde göze batan bu hesaplılık ve entelektüel çaba, işin seyirlik olarak keyfini zedeleyebiliyor; filmi kimi zaman takibi ve çözülmesi zor bir bulmacaya çeviriyor. Bu da İhtiyar Delikanlı’yı geniş bir izleyici kitlesinden ziyade, Quentin Tarantino’nun desteğinin de işaret ettiği gibi, sinefillere ve film teorisine aşina izleyicilere hitap eden bir film yapıyor.

    Ali Ercivan

     
  6. 22 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. fragola

    fragola Gruşenka Üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    5.518
    Beğenildi:
    48
    Ödül Puanları:
    153
    Ben de bu filmi bi öğleden sonra arkadaşlarımla dışarı çıkma saatimizi beklerken beni oyalasın diye izlemiştim. Ne izlesem ne izlesem diye bakınırken hakkında Güney Kore yapımı olması dahil hiçbişey bilmeden onu seçtim ve izlemeye başladım. O kadar etkileyici ve değişik bi film ki filmin sonlarına doğru arkadaşlarım geldiklerini söylemek için aradıklarında bölünmesin diye filmi durdurup cevap bile vermek istemedim. Hi böyle bi film beklemiyodum. Hayatımda beni bu kadar şaşırtan ve etkileyen çok az film izlemişimdir. Öyle çok şeyi sorgulatıyor ve o kadar güzel işlemiş ki konuyu, gerçekten de dediğiniz gibi bittiğinde biçok duyguyu birarada yaşıyor insan. Kesinlikle herkese tavsiye ediyorum ben de
     
  8. 23 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Öncelikle teşekkür ederim.. Oldukça zaman ayırmıştım bu başlığa.. Mesaj yazılması hoşuma gitti, ne yalan söyleyeyim..
    Size bir önerim daha olacak..
    Güney Koreli başka bir yönetmen : Kim Ki-Duk
    Film : Boş Ev (Bin-Jip)
    http://www.imdb.com/title/tt0423866/

    Bu hafta; yönetmenin diğer filmlerini toparlamaya çalışıyorum..

    Yani.. uzun lafın kısası.. Güney Kore'de bi'şeyler oluyor.. yerimseniben
     
  10. 24 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. fragola

    fragola Gruşenka Üye

    Katılım:
    4 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    5.518
    Beğenildi:
    48
    Ödül Puanları:
    153
    Öneriniz için teşekkür ederim :) Derhal bulmaya çalışacağım bu filmi de. 7.9 almış baya merak ettim a.s
     
  12. 25 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. pinkgun

    pinkgun İzmir'im Üye

    Katılım:
    6 Mart 2008
    Mesajlar:
    1.370
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    oldboy hayatımda izlediğim en çarpıcı, en şok edici sona sahip filmdir, neler olup bittiğini anladığımda hayır ya olamaz demiştim :1no2: kesinlikle ve şiddetle herkese tavsiye ediyorum ama sonundan çok rahatsız olabilirsiniz baştan söyleyeyim sengözlerimebaksanab
     
  14. 26 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. EBRULUM

    EBRULUM Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.997
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    bak çok merak ettim şimdi bu filmi.........................
     
  16. 26 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Merak etmekle kalma derim ben..
    En kötü ne olur?
    Bi'daha püsküütün önerdiği "şey"leri görmezlikten gelirim, dersin.. yerimseniben
     
  18. 26 Haziran 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  19. hobietamin

    hobietamin Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    220
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    püsküüt ve fragola, çok kısa bir süre içinde tekrar bir başlıkta size rastladım... kitap sevgisi ile ilgili yazdıklarınızdan sonra, ihtiyar delikanlıyı izlememiz için verdiğiniz öğütlerinizi seve seve dinleyeceğimden şüpheniz olmasın...a.s.